2 Nisan 2017 Pazar
Can Kazaz: Ben Sizden Kaçtım
Can Kazaz'ın yeni albümü "Ben Sizden Kaçtım" tüm dijital müzik platformlarında sizi bekliyor. Hiç durmayın edinin, dünyanın en naif en güzel albümü desem hiç yanılmış olmam.
Can Kazaz müzikleri ile tanışıklığım yeni sayılır. O günden beri aramızda özel bir bağ var. Tek başına yapılan yolculuklarda, uzak diyarlara kaçma isteklerinde, geçmişe özlemde, temiz aşkların kalbin perdesini kaldırdığı gece yarılarında hep o eşlik ediyor bana.
Kendisine yazdığım bir mesajıma da çok naif bir yanıt vermişti. Nasıl güzel, yetenekli bir adamsın.
Can Kazaz'ın youtube kanalına da üye olmayı unutmayın derim ve sizi yeni albümü ile baş başa bırakır giderim. Kapatın kapınızı, sarının inceden bir bahar battaniyesine, bir de kokusuz bir mum yakın odanızın uzak bir köşesinde. Sonrası sessizlik, sonrası sonsuz müzik, dinginlik ve hikayeler.
"yaşamaksızın dünya halini
nedir bu yıldızlara merakın?"
31 Mart 2017 Cuma
Engin Geçtan: Rastgele Ben
Birkaç yazı önce Engin Geçtan'dan ve Zamane adlı kitabından bahsetmiştim. Yine bir Metis Yayınevi ziyareti sonrası aldığım ve okuyup bitirdiğim Rastgele Ben adlı Engin Geçtan kitabından bahsetmek istiyorum.
Rastgele Ben için Engin Geçtan'ın hayatının bir panaroması diyebilirim. Naçizane tavsiyem kendisinin diğer kitaplarını okuduktan sonra bu kitabı alıp okumanız. Okurken oldukça keyif aldım. Kitap bir anlatı niteliğinde. İçerisinde dört bölüm var: Bir Zamanlar Amerika'da, Dipsiz Kuyuda Yolculuk, La Turchia piu bella ve Matriks ya da Apocalypse Now.
Kitaptaki en uzun bölüm Dipsiz Kuyuda Yolculuk. Bu bölümde Engin Geçtan psikiyatri ile ilgili bilgi birikiminden anekdotlar paylaşıyor. Aynı zamanda içinde bulunduğumuz dünya ile ilgili çeşitli tespitlerde bulunuyor. Ben, Bir Zamanlar Amerika'da bölümünü çok sevdim. Geçtan'ın Amerika hakkındaki izlenimleri ve anıları keyifli, kayda değer. Bazı tespitlerinin yıllar geçmiş olmasına rağmen hala geçerliliğini koruyor olması da oldukça dikkat çekici.
Su gibi bir kitaptı. Geçtan'ın onca eserini okuduktan sonra onu daha yakından tanımak beni çok mutlu etti. Zaten çalışma masamın en güzel yerinde duruyor tüm kitapları. Geçtan'ın anılarını okumak size de keyif verecektir diye düşünüyorum.
3 Şubat 2016 Çarşamba
Lilting (Sevgilinin Ardından)
13 Ocak 2016 Çarşamba
London Spy
28 Ocak 2014 Salı
Ustam ve Ben
Elif Şafak'ın son romanı Ustam ve Ben'i okumayı bitirdim geçenlerde.Yazarın eserlerinin hemen hemen hepsini okuduğumdan mütevellit son kitabını da okumam gerektiğini düşündüm.
Elif Şafakla ilk kez Med Cezir adlı kitabıyla tanıştım.Ardından diğerleri geldi,Baba ve Piç'i büyük bir heyecanla okuduğumu hatırlıyorum.Yazarın Metis Yayınevinden çıkan kitaplarını ve o dönemki tarzını bir hayli kaliteli buluyorum.Lakin kendisini epey popüler hale getiren Aşk adlı romanından sonra yazarın çizgisinin değiştiği kanaatindeyim.Giderek popüler olan bir areneya kaydığını ve kendisini daha da popüler hale getirecek olan konulara yöneldiğini düşünüyorum.Bir İskender Pala tarzıyla ilerliyor sanki.
Ustam ve Ben'den umduğum tadı aldığımı söyleyemem.Sanki konular çok hızlı akmış,cümleler ve manalar daha da basit hale gelmiş.Araya Osmanlı devri ile ilgili kısa bilgiler serpiştirilmiş ama yeterli gelmemiş.Nitekim,Metis zamanındaki Elif Şafak yok artık sayfalar,satırlar arasında.Öyle hissediyorum içten içe.
13 Ağustos 2010 Cuma
Ben Nasıl Biriymişim ki?
30 Haziran 2010 Çarşamba
Aldım Verdim Ben Seni Yendim
7 Haziran 2010 Pazartesi
Ben Geldim
1 Ekim 2009 Perşembe
Geldim Ben;)
Çok zor bir durummuş.Evden ve anneden ayrı olmak.Daha çarşıya falan gitmedim gerçi.Burada Forum Aydın diye kocaman,daha önce pek görmdeğim büyüklükte alışveriş merkezleri var.Şaşırdım gerçekten.Bir de ilk gün taksiyle üniversiteye çıkarken telefonumu unuttum takside.Sabah yedide falan gittim yürüyerek taksi durağına telefonumu aldım.Kötü bir rüya gördüm bir de.Umarım her şey aksi gitmez.Hele ki benim gibi içinekapanık biri için çok zor burada barınmak.
Dünde Hande Yener konseri vardı,sesi geliyordu buralara uzaktan.Gene geç çıkmış sahneye,manyak kadın,sevmem zaten.Bizim oraya da gelmişti ve üç saat geç çıkmıştı.Huyu galiba.
Sıkıntıdan ikinci kitabı bitiriyorum.Bu gidişle kütüphanem hepten coşacak..
Neyse uzatmayayım,Aydın günlüğüne devam ederim umarım.Ara sıra girerim ve selam ederim buradan.Şimdilik bu kadar,içim ne kadar buruk olsa da alışmaya çalışıyorum.Her şeyin güzel olması dileği ile:)
10 Temmuz 2009 Cuma
Zamanla Unuturum Ben De!
Bir ışık yakmaz hayat,neylersin ömrün nasıl geçtiğini,unutulduğunu hayatın,başkalarının sizi unuttuğunu.İçimden geldiği gibi yazıştım dün,sade,resimsiz,tozsuz,süssüz.Kör dumanın mavi renkleri gibi hissediyorum kendimi şu aralar.Evanecence gibi duman gibi yok olmak gibi.Ve daha gibi ile ilişki kurduğum bir sürü zırva.Sıla çalarken fonda,ben de unutulanları yazayım dedim kendimce.Belki zamanla unuturum ben de…
Durup dururken hüzün saçmak istemiyorum,oturduğu kabın içine .ıçanlardan olmadım hiçbir zaman…Kocaman bir unutuş,dram tarzında acıklı bir serüven.Sülalem tarafından unutuldum mesela.Koskoca bir dede,bir babaanne,iki tane amca,bir hala,birkaç kuzen ve onların daha nice akrabaları..Aynı şehirdeydik kısa süre önceye kadar.Onlar ölmeden önce.Şimdiden söyleyeyim kimse rahmet okumasın onlar için.Hayatımda suratlarını bir kere gördüğüm insanlar için kimse yakınmasın.Mezarlarının yerini bile bilmiyorum.İnanır mısınız adlarını bile bilmiyorum sadece soyadları aynı.Ve bir baba tabii ki,aslında baba değil,guguklu saat.Guguklu saat bile şöyle kafasını çıkarıp yuvasından etrafa bir göz atıyor değil mi?Ama beni arayan soran yok,dramatize etmiyorum.Burası benim mekanım içimden geldiği gibi…
Umurumda değiller aslında,benim gibi bir evladı,yeğeni,torunu kaybetmek onların suçu.Siz babaanne ve dede kılıklı suratsızlar,hakkımı helal etmiyorum ve ben ölüp yanınıza gelmediğim sürece de sizi affetmiyorum.Cennet kapılarından içeri giremezsiniz inşallah.Hayatta cehennem hayatı yaşattıklarınız için,avutun kendinizi.Bir dua okuyanınız yok ardınızdan.Ama asla da bir tek kötü,pis,onur kırıcı bir kelime söylemiyorum rahat uyuyun ne diyeyim…
Ne de çok unutulan anılar varmış be,ağlayacağım birazdan galiba.Ben herkese bir tavsiye gönderiyorum.Eğer bakmayacaksanız dünyaya bir çocuk lütfen getirmeyin.Artık olgunluktan sıkıldım,çağımı yaşayamıyorum.Arkadaşlarımın o kadar basit sorunları var ki,çocukça şeyleri kafalarına takıyorlar.Halbuki benim derdimden bir haberler.Benim dağlara dert yanmam lazım.Evet,boşanma mantıklı bir süreç,evlilik ve aşk bitmişse.Ama çocuğunla eskisi gibi ilgilenmek kaydıyla.Unutmayın çocuklarınızı.Herkese göre daha olgun daha efendi daha usluyum belki ama ne fark eder,sol yanınız acı ile bakarken.Asla onlar gibi olamadım.İstemem de zaten.
Siz yakın ışıları,ayrılığınız aşka küstürmesin sizi Sıla’nın da dediği gibi.Daima şükür Allah’ım bu günlerimize.Kendimi bulduğum günlere.Bana annemi bağışladığın dakikalara günlere,saadetlere...
Kocaman bir unutulmuşluk,merak etme koca adam zamanla unuturum ben de:)
10 Ocak 2009 Cumartesi
Ben Böyleyim:)
Bazı dilekleri vardır kimi insanların hayata dair;içimden geldi,samimi biriyimdir ben.Fizik yazılısı öncesi mutlu olmanın yollarını arayıp hayatta yapmak istediklerimi yazmaya karar verdim.Belli de olmaz aslında,ne yapsam da yapmasam derken bunlar çıkıverdi klavyenin tuşlarından,soğuk parmaklarımdan(malum kömür fiyatları);
:)Üniversite sınavını kazanmak ve iyi bir öğretmen olmak(gelecek olan puana göre değişmesi muhtemeldir)
:)Üniversitede tarzımı değiştirmek,yani ne bileyim daha özgür ve kendime göre olmak.Mesela bu küçük yerde yapamadığım şeyleri mesela…
:)Medya dünyasına dair işler yapmak ya da projelerde bulunmak(Bu ülkede Jön Türkler de olduğunu ispatlamak)
:)Yurdum bölgelerinden Ege’yi ziyaret edip zeytin kokusu altında ve denize karşı bir uyku çekmek
:)Memleketimiz Gürcistan’a gidip hala maddi gelir getirecek olan mallarımız varsa üstüme zimmetlemek(Devir para devri)
:)Uzakdoğu seyahati ve Geyşa evlerini ziyaret(Yanlış anlamayın,Bir Geyşa’nın anılarından sonra merak ettiklerime bakmak yani amaç)
:)Onun kafasına tükürmek ve suratına kapının en odundan yapılmışını çarpmak
:)Bir film projesi ve bir kitap projesi gerçekleştirmek
:)Miting düzenlemek,ama sıradan bir miting değil kendini kendi olduğu için sevenlere ait bir miting
:)Çevre kuruluşlarında görev almak
:)Çok gezdim emeklilikte de oturmak ve gençliğe özlem duymak
İşte yaptım hayallerimi yazdım,ne yapayım ben böyleyim…
27 Aralık 2008 Cumartesi
Bana Şans Dile
Benim de bir hikayem olsun istiyorum…Zor bir yokuşu tırmanırken hayallerimin kolumdan tutup çektiği yere sürüklenmek istiyorum.Özgürlüğümün kısıtlanmasına razıyım,yeter ki mutlu olayım…
Bir savaş alanı gibi beynim,allak bullak.Yanlış yapılan sorular cabası sıkıntı bir türlü geçmiyor.Ben sınava çalışmak yerine sadece kitap okusam…Sunay Akın’ın da tasarladığı gibi bir sistem içinde okuyup meslek sahibi olsam.Hayat sınavlarla doluymuş meğer.Şu çakıl taşları ve rahatı kaçan ağaçların arasında bir koy bulsam kendime.Düşlüyorum kimi zaman,İstanbul’da okusam,adımımı atsam bu kalabalık şehre.Yok,taşı toprağı altın diye değil,ne bileyim farklı bir zaman diliminin içinde kaybolurum belki,Pan’ın Labirenti’ndeki gibi sürükler beni hayat,farklı seçenekler sunar belki.Bir hikaye yazıyordum en son yarım kaldı,”Beni Duy Eleni”.Mekan İstanbul…
Düşlediğim şeyler,Yeditepe İstanbul’dan hatıra anılarımda.Kaybolmuş mahallelerde sesten uzak o sokakların kokusunu alabilmek derdi.Yedi Numara’nın çekildiği yerlerde soluk alıp,Adviye Hulusi’nin kokusunu solumak…Belki de fazla hayalciyim bu konuda…
Bir yandan da Ege’ye gitmek var hayalimde.Öyle yurtdışı falan istemiyorum ben,kariyer meraklısı,para düşkünü bir gelecek beni benden asla alamaz.Ege’nin saklı koylarından bir tanesine bakıp,gündüzün ferahlığını izlemek,minik hayatlar yaşamak…Belki de fazla dizi izliyorumdur,görmediğim yerler hakkında bu kadar uçurum konuşmak deliliğimin bir belgesidir belki.Evet,aynen b yazı okutulsun ileride delirirsem torunlarıma…
5 Aralık 2008 Cuma
Anlamazdın
Bir telaştır son iki gündür gidiyor…Herkes evine dönme çabası içinde otogarda oradan oraya koşuşturuyor.Rockçı kız,asi gençler,tikiler,geçen gün sevgilisinin içine düşen yılışığımsı,garip kız,ve yaşlı teyzeler bile.Bir kısa filmde izlemiştim,Harem’in iç yüzünü,hüzünlerini,gidişlerini ve geri dönmeyişlerini.İnsan büyüdükçe daha bir özlem duyuyor geçmişe.Her ne kadar geçmişi ona sahip çıkmasa da o geçmişine sahip çıkıyor.Bu arada üçüncü tekil şahıs niteliğindeki karakterler ben oluyorum,Türkçe Hocamızın da çok sık bahsettiği gibi(Cümlenin öğeleri konusunda) pek bir mühim öğe “o”.İşte bugün de öyle telaşlı bir gündü,fırından simit alıp ev salçasıyla birlikte keyif yaptık yine.Sonra gümüşçüye gidip Sevgi’nin annesine doğum günü için yüzük aldık.Benim seçtiğim bir yüzüktü…Karanlık bir yolun durgunluğunun arasında kendimi evde buldum,ne güzel şarkıymış Ayla Dikmen’in “Anlamazdın”…Filmlerden duymasak hiç de anlayacağımız ve araştıracağımız yok aslında bu şarkıları.Gerçi suç ben de ve benim kaderimi paylaşanlarda değil.Her gün belediye otobüsünde ismi lazım değil bir şahsiyetin
Sokak kadını
Vicdansız sürtük
Seninle ne günler bilmem neler gördük timsali şarkısını 40 dk boyunca dinlemek zorunda olunca böyle oluyor ne yazık ki!
Şöyle diyor son olarak Ayla Dikmen;
Dilerim ki,mutlu ol sevgilim
Ben olmasam bile hayat gülsün sana
Günahın boynumda
Ağlayan bir çift göz bıraktın arkanda…
7 Ekim 2008 Salı
Büyüyorum...
“Kendimin ötesinde bir yerlerde gelişimi bekliyorum”
Octovia Paz
Karmaşık bir dünyanın durağanlaştığını,suların durulmaya başladığını hissediyorum.Minik bedenimden eser kalmazken vücudumda,ayaklarım ve ellerimle birlikte yüreğimin de büyüdüğünü fark ediyorum.Her ne kadar kabullenmek istemesem de bu durumu,ben büyüyorum,altı gün sonra on yedi yaşıma gireceğim.Adımlarımı sağlam atmaya çalışırken,arkamdakilerin adımlarını kollamaya gayret ediyorum.Durgun sularda mavi bir seyahate çıkmış gibiyim.Hislerimden akarken güneş,penceremde koklamayı biliyor sabah serinliğini,martı seslerini.Hayale dalarken ben,gerçekten kopmamaya çalışıyorum.Çok iteledim kimi zaman düşlerimi,gereğinden fazla hırslandım,bir ton yalan attım,bir ton yalan duydum.Şimdi bakıyorum da etrafıma,yalnızca güneş ve ayı görüyorum.Onlar simgesel varlıklar benim için.Güneşle çok sık konuşurum,gece ay ile birlikte kaç tane şarkı bestelemişimdir…Her sabah otobüsle giderken mutlu ağacım var tarlanın birinde.Yok edilmiş otların arasında yaşama mücadelesi veren ve yaşama tutunmaya çalışan yalnız bir ağaç.Geçen sene onu da yapraklarından,dallarından etmeye kalkıştılar,ama asla pes etmedi o,direndi hep.Yolumun üzeri hala konuşuyorum bizim mutlu ağaç ile.Göz kırpmam bile onun uzun süre mutlu olmasına yetiyor.Ben de mutlu oluyorum onunla birlikte.
Umut neşretsin istiyorum yüreğime.Yalnız bir gemiye binerken içindeki insanları fark etmemek gibi,biri diğerinden büyük dilim sucuklu tost yaptığımda,büyüklüğünün farkına varmayıp ikisini birden yemek gibi…Rotam umut olsun bundan sonra.Sen şahit ol buna,”Sisler Evi”...
Güneş hiç batma penceremizden,sürekli bak içimizden içeri,hep gülsün dalgalı,zeytin sarısı yüzün:)
18 Eylül 2008 Perşembe
Müdür,Bir Gün,Ben,Kız Arkadaşım ve Pide
Çok tatlı diyemeyeceğim otorite bağımlısı bir okul müdürümüz var.İngilizce öğretmenliğinden sonra saçlarını ağartıncaya kadar çalışmış ve müdür olmuş.Yarım asrı devirmiş bir şahsiyet.Bugün öğlen arası sınıfları dolaşıp bütün erkekleri aşağıya yani okulun önüne çağırdı.Hepimiz paldır küldür soğukta ve yağmurun altında tam 45 dk sevgili müdürümüzün muhteşem pırlanta pahada ağır sözlerini dinledik ve düzeni bozduğu iddia edilen dört tane öğrenciyi pataklayıp disipline yollamasına şahit olduk.Feci bir şeydi,şu ana kadar kendisinden bir söz dahi işitmedim çünkü övünmek gibi olmasın okul kurallarına her zaman uyan bir öğrenciyim(inekten hallice)…
Tam biz sıradayız almanca hocamız da azar işitti müdürden,zaten üç kuruşa sözleşmeli öğretmenlik yaptırıyorlar insanlara bir de azar işitiyorlar:)Haa bir de okulda kampanya başlattık kampanyanın da başlarından bir tanesi benim.Müdürle yaptığımız iki saat yorucu konuşmanın ardından çalışmayan öğrencileri etrafımıza çekmeye karar verdik(Çok da açık sözlü olamıyorum müdürümüz facebooka bile üye bulurda girer bloguma okuldan atılırım sonra Allah korusun)
İşte öyle bir gün geçirdik.Yeni İngilizce öğretmeni geldi ve tam beş ortalı kaplı bir defter istiyor.Çıldıracağım…Ayrıca kız arkadaşımla kavga ettim ve onun şuan beni aramasını bekliyorum…Birazdan fırına gidip pide alacağım.Annem bugün mesaide ve ben yalnız başıma orucumu açacağım:(
İşte bir gün daha böyle biter…Pek bir edebiyat tadında ortaya karışık bir yazı çıkmadı ama ne yapalım bugün de böyleydim işte:)
Mimimi yerine getiriyorum gay_yor acaba benimde diğer arkadaşları mimlemem gerekiyor mu acaba çikletin kafası karıştı:)




