yeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2023 Pazar

Belki de Yeni Bir Başlangıç

Bir önceki yazımda, eski sevgilimin yeniden beni görmek istediğinden bahsetmiş ve bir kararsızlık sürecinde olduğuma değinmiştim. Biz görüştük, dün sabah bir araya geldik ve uzun saatler boyunca sohbet ettik. Negatif duygularla gitmedim fakat pozitif duygular içinde de değildim. Tamamen nötr kalarak, açıklama yapmasına izin vererek dinledim. Yargılamadım, hesap sormadım, kırıcı herhangi bir söz söylemedim. Buraya kadar her şey makuldü. 

Fakat aralıklarla hafif de olsa kalbimin çarptığını hissettim, bunu söylemesi zor olsa da onu yeniden görmek mutlu etti sanırım beni. Eve döndüğümüzde bir süre daha konuştuk, o da aynı mutluluk içerisinde olduğunu ifade etti. 

Onunla buluşmadan 1 saat önce kararlaştırdığımız yerdeydim. Genelde hemen her türlü buluşmada bunu yaparım. Buluşacağım kişi ya da herhangi bir randevu saati fark etmeksizin, muhakkak çok öncesinde giderim. Kendimi ve zihnimi dinlerim, bir kahve içer, kitapçıları dolaşır ve sokaklarda yürürüm. Onu beklerken bir kitapçıya girdim. Yıllar evvel ona Füruzan'ın "Parasız Yatılı" isimli öykü kitabını almıştım. Yıllar sonra Füruzan yeni bir öykü kitabı daha çıkardı, ismi "Akim Sevgilim". Bu sefer de anlamlı olacağını düşünerek onu almak istedim ama girdiğim kitapçıda yoktu. Raflar arasında dolaşırken Yalçın Tosun'un "Dokunma Dersleri" isimli öykü kitabını gördüm, severek okumuştum daha evvel. Hemen alıp bir hediye paketi yaptırdım. Ve bir kafeye oturarak kendimle muhasebe yaptım. 

Geldiğinde kitabı hediye ettim. Artık buna tesadüf mü denir yoksa adı başka bir şey midir bilemiyorum ama o da bana Yalçın Tosun'un "Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler" şeyler isimli öykü kitabını almış. Bu duruma hem sevindik hem de çok şaşırdık. Sonrasında uzunca yürüdük ve ardından bir akşam yemeği yedik. Yolu üzerinde olmamasına rağmen beni metro durağına kadar geçirmek istedi. 

Sanırım bu sefer önünü arkasını düşünmeden, sorgulamadan, sürekli sorular sormadan olağan akışına bırakacağım. Olumlu ya da olumsuz, güvenli ya da güvensiz, doğru ya da yanlış... Bundan sonra neler olur, neye yöne gideriz, nasıl savrulur ve değişir, gelişiriz bilemiyorum ama ilk kez bu sefer bunları sormadan, sorgulamadan akışında ilerleyeceğim. Hayat bu, ne göstereceğini hiç bilmiyoruz ve artık bu duruma kaniyim. Belki de yeni bir başlangıçtır bunun adı...

19 Ağustos 2023 Cumartesi

Yeni Dönem Planları

Okullar açılana kadar önümüzdeki sene için plan-program yapmaya karar verdim. Verdiğim kararların hepsine uyamayacağımı biliyorum lakin planlar yapmak ve bu planları uygulamaya çalışmak hayatımı daha düzenli hale getiriyor. En azından böyle olunca kendimi daha iyi hissediyorum. 

Uzun süredir spor yapmıyorum, spor dediğim de ev egzersizleri. Spor salonlarını hiç sevmiyorum. Oldukça zayıf ve kas kütlesi olmayan bir beden yapısına sahip olduğum için ağır antrenmanlar yapamıyorum. Ama bir dönem uzun süre yapmış ve kendimi fiziki anlamda daha zinde hissetmiştim, faydalarını da görmüştüm. Yani bu seneki ilk plan spor ve hareket. 

Son iki yıldır düzenli bir okuma rutinim yok. Artık eskisi kadar yoğun bir şekilde okuyamıyorum. İş yoğunluğu, odaklanmakta yaşadığım zorluklar vesaire derken okuma tempomu epey kaybettim bence. Hala okuyorum ama istediğim düzende ve sıklıkta değil. Bu sene bunu düzene koymakta kararlıyım. 

Beslenme rutinim yazın bir miktar bozuldu. Kilo konusunda aşırı olmamak ile birlikte obsesif bir yapım var. Özellikle karın bölgemdeki en ufak bir yağlanmaya bile tahammül edemiyorum. Ve çoğunlukla da güzel bir beslenme rutini uyguluyorum. Zaten uzun ve ince bir fiziki yapım olduğu için kilo almaya da meyilli biri değilim. Yine de sağlıklı besinlerle devam ettiğim rutine pazartesi itibari ile geri dönmeyi planlıyorum. (Bu sene seminer dönemi kahvaltıları çok güzel olsa da her zamanki aralıklı oruç rutinime uyacağım, kendime söz veriyorum). 

İngilizcede kendimi daha iyi bir noktaya taşımam gerekiyor, bunun için nereden başlasam bilemiyorum. Okullar açılana kadar bununla ilgili de bir plana ihtiyacım var. Bakalım bu sene bu enerjiyi bulabilecek miyim? Bu konuda tam kararlı olmasam da listeme ekleyeceğim. 

Kararsız kaldığım durumlardan biri ise doktora yapıp yapmamak konusunda. Akademiyi sevmiyorum, aktif mesleki hayatımda da bana gözle görülür bir etkisinin olacağını düşünmüyorum. Yoğun bir iş temposunda doktora çalışmaları yürütmenin de epey zor olacağı aşikar. Fakat böyle bir imkanım var, biraz hazırlık yaparak istediğim alanda bir doktora programına girebilirim. Fakat ne gerek var diyor bir yanım. Bunu şimdilik listeye eklemiyorum. Aklımın bir köşesinde kalmaya devam etsin. 

Oturduğum yere yakın bir spor salonunun yüzme havuzu var. Havuz için kaydolup bazı günler yüzebilirim diye düşünüyorum. Bundan da tam emin değilim ama nedense bana iyi geleceğini hissediyorum. Bunu yine de listeye eklemek istiyorum. 

Son olarak kendimi iyi hissedeceğim bir hobi ya da kurs bulma fikrim var. Daha önce çeşitli kurslara katıldım. Hatta bunlardan biri Caferağa Medresesi'nde katıldığım porselen desenleme ve boyama kursuydu. Çok eğlenmiş ve epey güzel çalışmalar yapmıştım. Belki hafta sonları birkaç saat bana iyi gelebilecek bir el becerisi kursuna gidebilirim. Aklımda minyatür var. Bunu da listeye ekliyorum yine emin olmamakla birlikte. 

Evet, listem sanıyorum ki bir seneyi dolu dolu geçirmemi sağlayacak yoğunlukta. Tabii ki hepsini yapamayacağım ama bazı hedeflerimi gerçekleştirebilsem bile kendim için önemli adımlar atmış olacağım. 

15 Ocak 2023 Pazar

Yeni Bir Yıl İçin

Bir süredir burayı epey boşladım, bazen hiç aklıma bile gelmiyor girip bakmak. Oysa hayatımın daha genç yıllarında her şeyi yazardım buraya, bıkıp usanmadan, sanırım yaş aldıkça bir şeyler değişiyor insanın içinde. İçimde herhangi bir şeye dair heyecan duymakta zorlanıyorum, büyümenin bir etkisi de bu olmalı. 

Yeni yılda hayatımda pek bir değişiklik olduğu söylenemez, yaşamaya devam ediyorum bir şekilde. Ocak ayının büyük bir kısmını hasta geçirdim, daha doğrusu kış aylarını sürekli hasta geçirdiğimi söyleyebilirim. Ne kadar dikkat etsem de bünyem çok zayıf, bir de çocukların içinde çalışınca hasta olmamak elde değil. Yeni yeni toparlıyorum, büyük ihtimal sömestr tatiline kadar iyileşmiş olurum tamamen. 

Bu yıl için kendime bir ajanda satın aldım, doldurmaya da başladım. Ne zamandır aklımdaydı, birkaç defter daha aldım. Kendi kendime küçük notlar alıyorum. Hayatımdaki en büyük değişiklik bu olabilir. Bir diğeri ise Mayıs ayında Edinburgh'a gidecek olmam. Fen Bilimleri bölümünün bir bilim gezisi olacakmış, sanırım üç gece kalacağız. Beni de sorumlu öğretmen olarak tercih ettiler, elbette buna çok sevindim. Çünkü Batı Avrupa'da herhangi bir yere seyahat etmedim daha önce. Yalnızca yurt dışı olarak Yunanistan, Makedonya ve Kosova'ya gittim. Bir okul gezisi olduğu için ne derece rahat geçer emin değilim lakin okul gezisi ile bile olsa güzel bir deneyim olacaktır. Şu şartlarda bir öğretmen olarak yurt dışına çıkmam mümkün değil çünkü. Muhakkak buraya da notlar düşerim gezi vakti gelince. Pek heyecan duymuyorum demiştim ya, sanırım uzun süredir beni bu haber kadar mutlu eden bir şey olmadı. 

Bir diğer yenilik ise saçlarımın epey uzamış olması, bir buçuk senedir kesilmiyorlar. Artık üst kısımlardan bir miktar açılmaya başladı. Büyük ihtimalle birkaç seneye kel kalacağım. Fakat kıvırcık gibi uzadıkları için açılan yerleri kendiliğinden kapatıyorlar, ben de bu nedenle kesmiyorum. Güzel de oldular sanki, farklı farklı şekiller verip topluyorum. Zor bir iş saç ile uğraşmak, beş dakikada yaptığım banyolar yarım saate çıksa da sanırım bir müddet daha bu şekilde kullanmaya devam edeceğim. Daha ne kadar uzar bilmem, bunalırsam kestiririm yine kısacık. Sonra gelsin yavaş yavaş saçsız bir baş. 

Bu hafta son haftamız, nihayet sömestr tatili geldi çattı. Yazılıları açıklayıp, not girişlerini yapıp döneme veda edeceğiz. Beşinci sınıflara zor bir sınav yaptık, çoğu döküldü. Çocukların pandemi ile geçirdiği boşluğu bir türlü dolduramıyoruz, ben bile bu kadar olacağını düşünmemiştim lakin ilkokulu uzaktan eğitim ile geçiren çocukların büyük bir kısmında ciddi bir beceri eksikliği var. Mesela beşinci sınıflar asla beşinci sınıf gibi değil, hala ilkokullar. Çok zorluyor bizi gerçekten, geçen sene yaptığımız çalışmaları bile yapamıyoruz bu grup ile. Umarım o açık bir şekilde kapanır. Bu hafta onlarla uğraşacağım sanırım. Tatil için bir planım var gibi, şehir dışına gitme ihtimalim var. Olursa burası için bir yazı yazarım. Annemin bazı kontrolleri var, bir müddet onları halledeceğiz. Sonra ona sözüm var, Topkapı Sarayı ile Yerebatan'ı ziyaret edeceğiz. Yeni halini görmedik, epey merak ediyoruz. 

Tekrar ne zaman yazarım meçhul, ama muhakkak bir gün gelip yazarım. Yazmak, konuşmaktan daha iyi geliyor bana. 

20 Ağustos 2022 Cumartesi

Yeni Bir Döneme Başlangıç

Yaz tatilinin sonuna geldik, pazartesi itibari ile çalışmaya başlıyorum. Üç haftalık bir süreç içerisinde seminer dönemini tamamlayacağız, sonra da okullar açılacak ve çocuklar yeni umutlar, yeni heyecanlar ile okula gelmeye başlayacak. 

Yaz mevsimlerini ve mesleğim gereği yararlandığım uzun süreli tatilleri açıkçası sevmiyorum. Kendimle baş başa kaldığım ve üretimimin durduğu an, varoluşsal sancılar ile baş etmek zorunda kalıyorum. Benim için bir-iki haftalık bir tatil kafi oluyor genelde.

Bu sene yeniden beşinci ve yedinci sınıfları aldım. Bölümde dört öğretmeniz, seviyeleri paylaşmamız çok kolay olmuyor. Hatta çalıştığım okulda bunun için detaylı bir fizibilite çalışması yapılıyor. Ben iki senedir beşinci ve yedinci sınıfları okutuyorum. Yine iki senedir yedinci sınıfların seviye sorumluluğunu üstleniyorum. Bu gruplarla çalışmaya alıştım, sanırım bu sene son kez bu gruplarla çalışacağım. Önümüzdeki sene değiştirmemiz daha faydalı olacak, çünkü dersine girmediğimiz seviyelerde gerçekten paslanıyoruz. 

Beşinci sınıfları seviyorum, henüz ilkokuldan ortaokula yeni geçmiş oluyorlar ve gerçekten çok tatlılar. Çok masumlar ve kurallara uymaya, öğretmenlerini dinlemeye çok müsait bir yaştalar. Sorumluluk anlamında hiç sıkıntı yaşamadığım bir grup, hangi çalışmayı yaparsak yapalım heyecanlarını asla yitirmiyorlar. Tabii ki beşinci sınıflar ile çalışmak için büyük bir sabrınızın olması gerekiyor; özellikle çocuklar küçük olduğu için velileri de çok endişeli oluyorlar. Bu noktada beşinci sınıfların veli yönetimi de bir hayli zor olabiliyor. 

Yedinci sınıflar ise ergenlik döneminin etkisi altında büyük değişimler yaşayan bir grup. Onlara, beşinci sınıflara davrandığınız gibi davranmanız mümkün değil. Tatlı-sert bir çizgide, arkadaş-öğretmen arası bir yolda ilerlemeniz gerekiyor. Sizi sevmek için pek çok neden bulabildikleri gibi, sevmemek için de pek çok neden bulabiliyorlar. Alıngan oluyorlar, daha samimi bir iletişim kurmak istiyorlar, yeri geliyor özel hayatları ile ilgili bir sırdaş olmanızı bekliyorlar. Özel hayat dediğim elbette yeni yeni başlamış olan ikili ilişkiler, sevgililer ve benzeri meseleler. Ortaokul öğretmenleri genelde yedinci sınıflar ile çalışmakta zorlanırlar, çünkü gerçekten her anlamda zor bir grup. Fakat alıştığım için nerede ve nasıl reaksiyon vereceğimi keşfetmiş durumdayım artık. 

Bu sene bazı eğitimler almayı planlıyorum, hatta kendime bir yazılı plan-program çıkartmak niyetindeyim. Seminer dönemi içerisinde alacağımız pek çok eğitim var. Önümüzdeki sene Temmuz ayına kadar hiç bitmeyecek bir yoğunluk yeniden başlamak üzere. Umarım bu eğitim-öğretim yılında beni daha fazla mutlu edecek şeyler yaşayabilirim. Güzel bir sene olsun. 

24 Mayıs 2021 Pazartesi

Yeni Evden Notlar

Uzun zaman olmuş yazmayalı, 14 Nisan'da taşındığımızdan beri sanırım pek yazmamışım. Avrupa yakasında küçük bir semte taşındık, çalıştığım okula 20 dk yürüme mesafesinde, şirin bir semt. Aslında kasaba gibi diyebilirim, hafta sonu sokaktan inekler geçiyordu. İnanması zor ama burası da İstanbul ve hiç İstanbul gibi değil. Evimiz bir apartmanın üçüncü katında, küçük bir apartman, yeni yapılmış. Birkaç komşu ile tanıştık ama eskisi gibi değil tabii ki insanlar, çoğunu tanımıyorum. İyi yanı ise bu sefer epey sessiz bir ev bulduk, hem semt hem de bina sessiz. Artık bölünen uykularım son buldu, rahat uyuyorum taşındığımızdan beri. 

Evimiz iki artı bir, ilk kez iki artı bir dairede oturuyoruz. Haliyle odanın biri boş kaldı şimdilik. Annemin odası hazır, sanırım yakında zamanda ben de kendim için boş odayı dolduracağım. Bir bisiklet almak niyetindeyim, işe bisiklet ile gidip gelmeyi düşünüyorum. Zaten bisiklet binmek için çok uygun bir semt. 

Çok küçük bir çarşısı var buranın, aradığımız çoğu şeyi bulamıyoruz. Ama biraz manav ve birkaç market bize yetiyor. Zaten yemekle pek arası olmayan biriyim. Annemle doğru karar verdik diye düşünüyoruz, İstanbul'da yaşayıp o hengameden kurtulduğumuz için mutluyum. Fakat genel hissiyatımda bir değişme yok, çok uzun süredir çoğu şeyden heyecan duymuyorum. Okulların artık kapanmasını ve biraz dinlenmeyi bekliyorum. Annemle hem memlekete hem de yazlık bir yere gitme niyetimiz var. Umarım bu yaz bu planları gerçekleştirebiliriz. 

Şimdilik daha fazla yazacak enerjiyi bulamıyorum sanırım kendimde; balkonumuzun önündeki kocaman çınar ağacına ve ağacın üzerindeki rengarenk kuşlara bakarak sonlandırayım yazımı. Yarın sabah yine kuşların ötüşleri ile uyanacağım, belki daha mutlu uyanırım. 

18 Nisan 2021 Pazar

Yeni Bir Başlangıç

Yeni evde beşinci günümüz, nihayet taşınma işlemi gerçekleşti. Eve de yerleştik sayılır. Bir artı birden iki artı bire geçince eşya eksiği oldu haliyle, onları da kısa sürede tamamlayacağım. Bu sefer annemin de kendine ait bir yatak odası oldu, en çok ona seviniyorum. 

Artık bir sitede değiliz, burası içinde yalnızca sekiz hanenin oturduğu bir apartman. Üçüncü kattayız, toplam dört katlı. Her katta iki daire var, karşı daire ile sadece bir ortak duvar var. Sesten rahatsız olduğum için hemen her şeye dikkat etmek durumunda kaldım. Aslında niyetim bir çatı katına taşınmaktı fakat bu muhitte kiralar çok yüksek. Çatı katlarında oturmak ise pahalılıktan ötürü mümkün değil. Bu yüzden yine bir ara kat oldu. Eski dairemize göre epey sessiz olduğunu söyleyebilirim. Eşya çekme sesleri burada da duyuluyor fakat konuşma, tv, yürüme sesleri duyulmuyor. Hem okuluma yakın olması açısından hem de eski eve göre daha sessiz olması açısından doğru bir karar oldu sanırım. Umarım bu huzur bozulmaz. 

Normalde huzursuz olduğum eski evimizden taşındığım için mutlu olmam gerekirdi, fakat tarif edemediğim bir burukluk, hüzün var içimde. İlk gün çok ağladım; o evde iki sene geçirdik. Arkasında ormanlık bir alan vardı ve sürekli oraya koşmaya gidiyordum. Fırını, marketi ve manavı ezbere biliyordum, sürekli önünden geçtiğim caddeler ve dükkanlar vardı. Gerçekten çok ilginç bir duygu, mutsuz olmama rağmen çok köklü bir bağ kurmuşum farkına varmadan. Alışkanlıklarını çok zor değiştiren bir insanım, hemen her şey ile kısa süre içerisinde bir bağ kuruyorum. Ayrılmak zorunda kaldığımda ise katlanılmaz bir acı hissediyorum. 

Yeni ev çok güzel, ilk kez iki artı bir dairede oturuyoruz. Daire yeni, daha önce oturan olmamış. İki tane de balkonu var, büyük olanın cam ile kapatılmasını istedik, ev sahibi de bizi kırmadı. Orayı sakin bir okuma köşesi yapmayı planlıyorum. Tüm odak noktam sesten kaçmak olduğu için bu balkon işime yarayacak gibi duruyor. Annem evi çok sevdi, muhit de çok şirin. Hangi semt olduğunu söylemeyeyim lakin çok küçük bir kasabayı andırıyor. Bugün pide almaya çıktım ve küçücük meydanından geçtim. Zaman içinde alıştıkça burayı seveceğim gibi duruyor, arnavut kaldırımları ile bana eskiyi hatırlatıyor. Kat yasağı olduğu için de çok katlı binalar yok, balkondan bakınca ormanı ve gökyüzünü rahat bir şekilde görebiliyoruz. Umarım her şey iyi olur ve artık taşınmak zorunda kalmayız. Zira 6 yılda dördüncü evimiz oldu bu. İçimdeki hüzün de geçtiğinde her şeyin daha güzel olmasını temenni ediyorum. Ve Fikret Kızılok'un en sevdiğim şarkısı ile veda ediyorum; 

kapat gözlerini ve düşün 

ipekten bir deniz 

pamuktan bir gökyüzü

tomurcuk yüreğimizde 

belki de sen ve ben, ikimiz 

birbirinin farkında gözlerimiz 

düşüncelerimiz, olmayacak hayallerimiz 

ne alınır ne satılır, para yerlerde sürünür 

geçtikçe şu günler, anladıkça hayatı

bir çok şeyin değeri küçüldükçe küçülür...

15 Ağustos 2019 Perşembe

Yıllar Sonra Yeni Bir Mim

Sevgili "Edischar" hoş gelmiş, çok iyi etmiş. Yazılarını okuyup keyif alabileceğimiz yepyeni bir sayfa. Daim olsun. Yıllar sonra ilk kez bir mim ile kendisine eşlik etmek istedim ben de. O zaman başlayalım! 

1. Üniversiteden mezun olduğumdan beri çalışmaktayım. Bu sene iş hayatında yedinci yılım olacak ve bir iş değişikliğine gittiğim için yeni işte de ilk yılım olacak. İşsiz geçirdiğim bir dönem olmadı. Lakin bu altı yıl içerisinde üç tane iş değiştirdim. Öğretmen olduğum için genelde hafta sonlarım boş oluyor, ekstra bir görev ya da organizasyon olmadığı sürece. Özel okullarda çalıştığım için de hafta sonu işlerim bitmiyor. Yeni etkinlikler hazırlamak, yeni okumalar yapmak, öğrencilerle iletişime devam etmek, planlar yapmak gibi. Ben sürekli kitap okuyorum. Hem edebi metinler hem de branşım gereği tarihi metinler okuyorum. Bu sene bu okumalara sosyoloji, psikoloji ve sosyal psikoloji gibi alanları da dahil edeceğim. Bunun dışında evde vejetaryen/vegan tarifler deniyorum. Bir ara çiçekler yetiştirmiştim, terapi gibi oluyor. Bazen kara kalem çalışmalar yapıyorum, bir süre porselen desenleme ve boyama eğitimi almıştım. Tarihi mekanları, müzeleri ya da güzel eserleri görmek de iyi bir seçenek. Bazen makinem ile siyah beyaz fotoğraflar çekmeye çıkıyorum. Telefon ile de çekilebilir. Ve yine sıklıkla yazdığım öyküler üzerine yoğunlaşıyorum. Çok büyük bir zaman gerekse de. Genel olarak boş vakitlerimizi böyle değerlendirebiliriz diye düşünüyorum. 

2. Günümü işe gitmeden önce planlıyorum. "Her şey defteri" ismini verdiğim ve bir sene boyunca kullandığım bir defterim var. Hatta öğrencilerime de tutturuyorum bu defterden. Genelde gün içinde ne yapmam gerekiyorsa onları yazıyorum. Gün içerisindeki hislerimi de bu deftere not ediyorum. Senenin sonu geldiğinde geçmişte neler hissettiğimi okumak beni çok etkiliyor. Teknoloji kullansam da bu tarz işlerde teknolojiyi hiç sevmiyorum. Defterler ve kalemler benim için daha cezbedici. 

3. Hedeflerimin bir çoğuna genç bir yaşta erişebildim diyebilirim. Bunun için kişisel olarak çok ama çok mücadele verdim. Hedefler gerçekleştirilirken risk alınması ve sabır gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ve basamak basamak ilerlemek bana göre çok önemli. Her seferinde bir sonraki aşamayı düşünüyorum, en son aşamayı değil. Çünkü bazen hedefler koysak da şartlar buna müsaade etmiyor. Bu durumda en önemlisi vazgeçmemek. Şu an için tek hedefim daha doğrusu hayalim, bir gün öykülerimin iyi bir yayınevinden bir kitap olarak çıkabilmesi. Belki bir gün gerçekleşir. 

Epey yazdım sanırım, o zaman şimdilik veda edeyim. 
Sevgili Edischar, çok teşekkür ediyorum. 
Sevgilerimle. 

9 Temmuz 2019 Salı

Yeni

Yeni eve taşındık nihayet, kendimi çok yorgun hissediyorum. Bu sebeple bir süredir yeni bir şeyler yazamadım. Ev taşımak gerçekten çok zor bir iş, eşyalarımızın bazıları nakliye sırasında hasar gördü. Aslında anladım ki kiracı için en güzeli ufak, portatif eşyalar. Neyse ki çok fazla eşyamız yok. 

Ev taşıyacaklar için nakliyeyi iyi araştırmanızı öneriyorum. Benim bulduğum nakliye firması internette bir sürü övgü almıştı. O gün yaşadıklarıma inanamadım. Eşyaları pis, kirli çöp poşetlerine sardılar. Eski püskü battaniyeler getirmişler beyaz eşyalar için. Kararlaştırdığımız saatten tam bir buçuk saat erken geldiler. Bu anlaştığım ikinci nakliye firması, maalesef ki ikisi de hayal kırıklığı idi.  

İstanbul öylesine kalabalık ve hoyrat bir şehir haline geldi ki, burada iyi insanlara rastlamak güçleşti. Herkes işini baştan savma ve para için yapıyor.

Yaklaşık 10 gün sonra askere gideceğim. Bir de onun hazırlık evresi olacak ufak tefek. Bu sıcaklarda oldukça sıcak bir batı şehrinde olacağım askerlik için. Umarım sorunsuz günler geçiririm.

Şimdilik böyle, sanırım bu yaz pek buralarda olamayacağım. Sağlıcakla kalın. 

15 Nisan 2019 Pazartesi

Yeni Dünya

Bir telaş sedirin kıyısına uzanıvermişim, kıvırcık saçlarım ter içinde gökyüzüne bakıyorum. Bir gün her şey daha berrak hale gelecek, tıpkı su gibi. Ezcümle bir daldan öbürüne konan bir kuşa dönüşecek dünya. Uçup gidecek. 

Parça parça dökülen güneş ışınları üzerinde bir tur daha. Atlıkarınca hayalleri geçmişe götürecek, çocukluk diyecek. Ağzından dökülen her bir kelime atmosfere karışacak, sesler yankısını bulup şavkıyacak. Gün ortasında, bir koşmak tutturacak, mısır tarlasının arasından dünyaya açılacak.

Ben geçmiş günlerin tanrısı, kil tabletlerin arasına saklanmış sır dolu tarihin aynası. Bir bilmecem var, sorunun peşinde hep hayal aldatmacası. Bir mısra, üzerine birkaç da nota. Dönüp durduğum için etrafta, başım ağrımakta. Hakikat kimin aynasında, çember kimin beline dolanmış? Gün kurusu, tadı pek lezzetli. Gönlümden iyice geçen her şeyi yapmalı, beklemeden, dur demeden bir çıkış yolu aramalı. Sığınak, bir dünya ötesi algının sınırları. Parmak parmak, bal çalmalı. Yazın arılar ile, kışın kekliklerin burnuna konmalı. Ben yepyeni bir dünya.  

4 Nisan 2019 Perşembe

Yeni Şeyler

Bu aralar zaman epey yoğun geçiyor benim için. Mart ayında çok istediğim bir okul ile son aşamaya gelip olumsuz bir yanıt almıştım. Pek üzülmeden atlattım süreci. Bu hafta yine güzel ve nitelikli bir okuldan görüşme teklifi aldım. Zar zor izin alıp haftaya bir görüşme ayarladım. Ne hikmetse bir önceki okul ile aynı yerde, deniz kenarında ormanlık bir okul. Bu sefer daha sakince atlatacağım bu süreci. Okulların görüşmeler yaptığı yoğun bir dönem. Umuyorum ki seneye orada olur ve yeniden güzel bir başlangıç yaparım. Şu sıralar tek düşündüğüm yeni bir iş, kariyer vesaire. Kendi okulum da önümüzdeki sene için görüşmelere başladı, beni ne kadar geç çağırırlarsa o kadar iyi diye düşünüyorum. Bizim süreçler de böyle işliyor, sene sonuna doğru en heyecanlı dönemler başlıyor. 

Haftaya görüşmem umarım güzel geçer. Bir önceki gibi bir hayal kırıklığı yaşamak istemiyorum. Bana iyi geleceğini biliyorum. Yeni bir semt, yeni bir ev ve yeni bir başlangıç. Umarım talih bu sefer benim yanımda olur!

16 Eylül 2018 Pazar

Yeni Bir Dönem

Yarın okullar açılıyor, ilk günüm olacak. Gerçi bir aydır okuldayız, hazırlık yapıyoruz fakat yarın yeni bir yılın başlangıcı. Öğrencilerimin bir kısmını oryantasyon döneminde tanıdım. Diğerlerini de kısa bir sürede tanımış olurum. Hepsi küçücük. 

Okulun kıyafet kuralları hiç bana uygun değil. Sakal yok, önlük ve yaka kartı bir de üstüne resmi giyim ve kravat. Üç senedir bu açıdan rahat çalışıyordum, nasıl alışacağım bilemiyorum. 

Senenin nasıl geçeceği konusunda bir fikrim yok, yeni bir yol benim için. Her şey fazlasıyla yeni, eskiyecek nihayetinde. Derin bir tedirginliğe lüzum yok sanırım. Kuş misali İstanbul'da dolanıyoruz. 

Esasen yeni tuttuğumuz eve hiç alışamadım. Daha evvel hep ara katlarda oturmuştuk. Bu seferki düz giriş oldu, ev arayacak zaman olmayınca ilk bulduğumuz evi tutmak zorunda kaldık. Çok boğuyor bu ev beni, balkon olmadığı için de kendimi bir türlü ferah ve havadar hissedemiyorum. Apartmandaki kadınlar camımızın altında oturup duruyorlar tüm gün. Çocuklar top oynuyor, gürültü de beni rahatsız ediyor. Perdemi de açamıyorum. Seneye taşınmak istiyorum. Bir sene idare edeceğiz artık. Bir de eşyalarımızı memleketten getirebilseydik çok iyi olurdu. Hala her şey yarım yamalak. Benim için hiç unutulmayacak bir macera oldu diyeceğim ama her şey unutuluyor, kendimi kandırmayayım.

Okuldaki ilk izlenimlerin genel olarak herkesin rahat olduğu yönünde oldu. Öğretmenler rahat, idareciler nispeten rahat. Zaten artık mesleğimiz değer görmüyor, şu sistemde iş bulmak bile çok büyük bir dert. Yakında kimse iş bulamaz hale gelecek ve toplum ciddi bir çöküşle sarsılacak gibi geliyor bana. 

Her şey afaki ve nihai iken hala mücadele ediyor olmama şaşırıyorum tabii. Şaşkınlığım da avucumun içinde kalıyor, evin içinde o duvardan o duvara dönenip duruyor. Dış dünyanın kiri, isi her şeyi hep üzerimizde. Beklenmedik bir devir, beklenen sonlar arasında gidip gelen insanoğlu büyük bir açmazda. Her yer kalabalık, her yer dolu. Nefes alacak, dinlenecek tek bir yer bile kalmadı. 

Senenin güzel geçmesini dilemekten başka bir seçenek yok tabii. Robot gibi çalışmaya devam edeceğiz aklımızda bin türlü soru, düşünce ile.

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Yeni Ev

Yeni evde altı gecemiz geçti bile. İnternetimin nakil işlemi az evvel gerçekleşti, esasen günlerdir internete giremiyor oluşuma da çok sevindim. Hayatımız teknolojiye ne kadar bağlı, ne üzücü. Kullandığımız telefon hatları yeni daireden çekmediği için başka bir hatta geçiş yapmak zorunda kaldık. İstanbul'da hala altyapının bu kadar kötü olması ne kadar ilginç. İstanbul'un göbeği diyebileceğimiz bir yerden telefon şebekesi çekmiyor.

Altı gündür yer yatağında yatıyoruz. Bir naylonun üzerine yorganlarımızı serdik. Geldiğimiz gibi birkaç eşya aldık lakin ancak gelebildiler, koltuklar ise hala gelmedi. Çok ani bir taşınma oldu, üstelik hiç eşyamız yokken. Memleketteki evde eşyalarımız vardı. Oraya gidebilecek vaktimiz yoktu ne yazık ki. Annem de artık o benim yaşımdaki eşyalarla değil de yeni eşyalarla otursun istedim. Zaten Pazartesi günü çalışmaya başlayacağım. Neler olup bittiğini hala anlayabilmiş değilim, su idaresinde su açtırma işlemi yaparken hüngür hüngür ağladım. Eski ev, alışkanlıklar, eski iş derken eskilerden kopmam hiç kolay olmadı. Maziyi sevdiğimden yeni ile amansız sürgit bir kavgam var. Eşya almak falan, ne boş işler.

Biraz da yeni evden bahsedeyim. Düz giriş bir daireye yerleştik, bahçe içinde. Bahçeye domates ekmiş apartmanda oturanlar. Bir aile apartmanı, temiz insanlara benziyorlar, çok çocuklu bir yer. Ev caddeye yakın, kalabalık bir yerde. Üst tarafları ormanlık, orman havasını ve kokusunu hissediyorsunuz. Sevdim mi sevmedim mi bilemiyorum, çok uzun zaman geçirmem gerekiyor alışmak için. Hem İstanbul'dan gidemeyişime hayıflanıyorum hem de hayatın benim için nasıl ilerleyeceğinin bilinmezliği ile tereddüt yaşıyorum. Hissettiklerim nasıl tarif edilir onu da bilmiyorum. Zaten şu süreçte çok fazla bilinmez ile haşır neşir oldum. Bu altı gün zarfında zaman zaman moralim bozuldu. Eşyasız, perdesiz bir ev, yerde uyumak, yeni baştan bir ev ve hayat kurmak. Başkası olsa çok mutlu olurdu belki de, belki de ben her şeyi çok fazla dramatize ediyorum. Hayata tutunma çabama kırılıyorum, güceniyorum. 

Daha çok işimiz var bu evde, koltuklar bir an evvel gelse de şöyle sırtımızı dayayıp uzansak. Sanırım son zamanlardaki en büyük dileğim bu. Bu savaş nereye kadar böyle devam edecek bilemiyorum lakin bir şeyi çok iyi biliyorum, hayat tamamen anlamsız bir koşturmacadan, güzel değerlerin yitiminden, çok büyük bir delilikten ibaret. Nereye kadar dayanabileceğim? İşte orası oldukça meçhul. 

28 Temmuz 2018 Cumartesi

Yeni Temmuz

Kahvemi aldım geldim, biraz sohbet etmek istedim burada. Bu ay çok şey oldu, hangi birinden bahsetsem bilemiyorum. Kısaca anlatacağım, bu hızın içinden en azından yazarak bir nebze sıyrılırım belki. 

Daha önce birkaç yazımda belirttiğim gibi askerlik nedeni ile çalıştığım kurumdan istifa ettim. Kasım ayında askere gideceğim için tüm planlarımı buna göre yapmıştım. Uzun vadeli planlar yapmamak gerek, bir kez daha anladım. Kasım'a kadar dinlenirim, tatil yaparım sonra tası tarağı toplayıp İstanbul'dan memlekete döneriz diye düşünüyordum. İş hayatına bir sene ara vermek iyi gelecekti bana. Son dönemi epey stresli bir şekilde geçirmiştim. 

Bu ay bedelli askerlik mevzuları netleşince ve benim de yaşım tutunca yararlanmaya karar verdim. Fakat iş bulmak için geç kalmıştım. Ne yapsam ne etsem diye düşünürken birkaç yere başvuru yapayım dedim. Bir okulla görüştük ve kabul aldım. Her şey bir hafta içerisinde oldu. Ben İstanbul'dan gitme planları yaparken yine kaldık buralarda. Üstelik taşınmamız gerekiyor. Bir ay içerisinde okulun olduğu bölgeye temelli taşınacağız. Değişimlere kolay ayak uydurabilen bir yapım yok, epey direniyorum değişimler karşısında. Adapte olmam çok uzun sürüyor. Üç senedir oturduğumuz bu sakin muhitten, etraftan ve evimizden ayrılmak bana zor gelecek. Hatta şimdiden içim buruk. İki hafta sonra da çalışmaya başlayacağım. Hala ne olup bittiğini anlayabilmiş değilim. 

Yaz ayları benim için tam bir eziyet şeklinde geçiyor, sıcağı hiç ama hiç sevmiyorum. Okulları kapattığımızdan beri tek bir kitap bile okumadım. Günlerim boş boş, yersiz tedirginlikler ve evin içerisinde geçiyor. Yeni okul ve yeni öğrenciler fikri beni biraz heyecanlandırsa da, sanırım giderek eski heyecanımı kaybediyorum. Hayat öylesine anlamsız ki, tesadüfi olan ya da olmayan tüm şeyler üzerinde en ufak bir sevinç bile duyamaz hala geliyorum. Şöyle başkaca bir yerde inzivaya çekilmek en güzel şey olabilirdi lakin çalışmak durumundayım. Zihnim sistem dışı işlese de üzücü bir şekilde sistemin içindeyim. 

Yeni okulun çalışma programı çok yoğun, muhtemelen başımı kaşıyacak vakti zor bulacağım. Bir de bu sıcakta apar topar taşınma işlemleri epey canımı sıktı. Yine de haksızlık etmek istemiyorum talihime, her şey hızlıca gelişse de hep lehime gelişti. Biraz daha mola, ardından büyük ve manasız bir koşuşturmaca. Hazır mıyım peki? El mecbur. 

27 Haziran 2018 Çarşamba

Yeni

Dün itibari ile beş yıllık iş hayatımı sonlandırmış bulunuyorum. Okulda yaşamış olduğum tüm sorunları da geride bırakıp yeni bir sayfa açıyorum haliyle. Şu sıralar yorgunluktan dolayı üzerimde bir uyuşukluk var lakin yeniden dirileceğim. Kendimi kuş gibi hissediyorum. Artık işsiz, parasız ve -sız eklerinin sahip olduğu tüm kelimelerle tanımlanabilir biriyim. Olsun varsın, böyle de pek güzel oldu. 

Uzun bir uykuya yatacağım birkaç gün. Halledilmesi gereken işler de bittikten sonra tamamen özgürüm. Merhaba yeni hayat!

23 Haziran 2018 Cumartesi

Yeni Hayata Bir Merhaba

Okullar kapandı nihayet, istifa edince de bana tası tarağı toplayıp eve dönmek kaldı. Şimdi askere gidene kadar önümde birkaç ay var. İstanbul'dayız haliyle. Birkaç gün dinlenip kendime güzel, dolu bir tatil programı yapmayı planlıyorum. Neler yaparım, neler ederim bilemiyorum. Biraz yazmak var zihnimde, biraz eski dostların masalarında sohbet, biraz da boşluğun tadını çıkarmak. 

Bazen gitmek gerekiyor, hayat çağırıyor. Her başladığımız şey nihayete eriyor, bunu bilerek yaşıyoruz, çoğu zaman da unutarak. 

Biraz zaman geçsin tekrar fotoğraf çekmeye çıkacağım, ufaktan kara kalem çizmeye başladım öyle kendi kendime. Tarihi yarımadada bir yerlerde oturup bir şeyler de karalarım belki, neden olmasın. Sahaflar, eski sokaklar, pencereler, eski evler ve kulağa üfleyen yeni hayatın sesleri. 

Durgun, sakin, huzurlu dünyam bir değişim evresinde. Yeni izler, yeni yollar ve içinde yeni olan pek çok şey ile karşı karşıya kalacağım giderek. Bir adım, sonra bir adım daha, insan giderek kendini sevmeyi öğreniyor sanırım. Ben kendime sığamadım, bir yerlerden yine izliyor olacağım insanları, koca dünyayı. 

8 Mart 2018 Perşembe

Günaşığı


Bugün oldukça yağmurlu bir İstanbul sabahında, Kadıköy sokaklarında gezerken Ahmet Ali Arslan'ın yeni albümü "Günaşığı"na rastladım. Ne güzel bir mutluluk oldu benim için, eve gelir gelmez önce albüm kartonetine uzun uzun baktım. Sonra bir türk kahvesi elbette, cama düşen yağmur damlalarını izleyerek doya doya dinledim.
Bitti, baştan dünledim. "Rüya bitti, biz uyandık."
Gönlüne sağlık Ahmet Ali.

14 Şubat 2018 Çarşamba

İş Yaşamı ve İnsanlarla Mücadele Üzerine

Çevrem, iş hayatında pek çok sıkıntı yaşayan hatta yaygın olarak yöneticileri ve çalışma arkadaşları tarafından mobinge uğrayan insanlarla dolu. Benim de yaşadığım bazı sıkıntılar var. Yaşanan sıkıntıların meslekten mesleğe çok da fark ettiğini düşünmüyorum. Öncelikle idarecilik görevini üstlenen insanlar ile aranızdaki mesafe, insani ilişkileri zorlaştırıyor. Koltuğu kaybetme derdi de idarecilerin başındaki en büyük bela sanıyorum ki. Şu ana kadar insani özelliklerini kaybetmemiş ve çalışanlarına tepeden bakmayan bir idareci ile tanışmadım. Onları iş dışında hiç ciddiye almıyorum, (işte de gerektiği kadar) iş dışında da onlarla bir arkadaşlık ilişkisi kurmuyorum. 

Gelelim işin çalışma arkadaşları kısmına. Kurumsal şirketler ya da benzeri yerler, her seferinde kurum politikalarından bahsederler. Fakat aynı işi yapan personellere dönüp baktığınızda her birinin birbirinden çok farklı olduğunu görürsünüz. Bu durumda da işe alım sürecinde kurumsal bir politikadan bahsedemeyiz. Ciddi bir politika olsaydı benzer kişisel özelliklere sahip insanlar seçilip uyumlu bir çalışma ortamı yaratılırdı. Çalışma arkadaşlarınızın bir kısmı genelde idareciler ile çok iyi geçinirler. Aralarında muazzam bir çıkar ilişkisi vardır. Bu tarz çalışanlar iş dışında da idarecilerle münasebette bulunmak konusunda oldukça ustadırlar. Amaçları ya bulundukları konumu sağlama almak ya da daha üst bir konuma ulaşabilmektir. Çalışma saatleri dışında da idarecilerin yanlarından ayrılmazlar, idarecilerinin sevgisi onlar için hayatidir, itaat ederler onlara sorgusuzca. Abartmıyorum, birebir yaşıyorum bu durumu. Bu tarz çalışanlar ile hiçbir şekilde iletişim kurmamanızı tavsiye ederim. Sonuçları pek de iyi olmuyor. Öğle ve akşam yemeklerini dahi birlikte yememeyi tercih edin, çay ve kahve saatlerinde, aralarda etraflarında olmayın. Zaten onları pek bulamazsınız, ottan boktan sebepler ile daima idarecilerin yanındadırlar. 

Bir diğer husus da whatsapp grupları. En nefret ettiğim uygulamaların başında geliyor, girdiğiniz iş yerinde bir sürü whatsapp grubuna dahil olmak zorunda kalıyorsunuz. İşten başka her şey dönüyor o gruplarda. Sevgili olanlar, çalışma arkadaşlarının ve idarecilerinin dedikodularını yapanlar, falanlar filanlar... Bu gruplarda sizi ilgilendiren konular dışında hiçbir şekilde yazmayın. Hatta yaptığınız iş buna müsaitse, mesainiz bittikten ve eve gittikten sonra telefonunuzu kapatın. Ben bir süredir böyle yapıyorum ve inanılmaz rahatım. 

Ait hissetmediğiniz bir ortamda çalışıyor olabilirsiniz, maddi kaygılarla işinizi bırakamıyor olabilirsiniz, ben de böyleydim. Çok iyi anlıyorum. En azından bir kısım insandan kendinizi uzak tuttuğunuzda daha korunaklı ve daha huzurlu bir iş yeri ortamı yaratabilirsiniz. Sanıyorum ki hangi sektörde ve hangi pozisyonda çalışırsanız çalışın birileri sizden daha fazla el üstünde tutulacak, birileri sizden daha fazla hırslı olacak, henüz olgunlaşamamış kocaman adamlar ve kadınlar ile tanışacaksınız. Aldırmayın, kendi duruşunuzu koruduğunuz sürece onlar ne yapıyorlarsa yapsınlar. Kesinlikle itaat etmeyin, o işi bileğinizin emeği ile aldınız. Gerektiği yerde itiraz edin, onlarla aynı fikirde olmak zorunda değilsiniz. Özgürlük alanınızdan taviz vermeyin. 

Velhasıl kelam iş yaşamı çok zor, hele ki şu öğretmen milleti daha da zor. Bazen çok bunalıyorum lakin öğrencilerimi düşündükçe biraz daha hafifliyorum. Umarım uzun süre mutlu olabileceğimiz işlerimiz olur, üretir üretir ve daha fazla üretir de daima huzurlu oluruz. 

9 Şubat 2018 Cuma

Yeni Bir Yol, Alıp Başımı Giderken

Değişik bir dönemdeyim, güneşin doğduğunu hissediyorum bir yandan da güneş batıyor ruhun başka bölgelerinde. Dün, çalıştığım kuruma sene sonunda ayrılacağımı bildirdim. Üçüncü yılın sonunda veda ediyor olacağım. Askere gitme zamanı geldi çattı, burası enteresan ve ben bundan bahsetmeyeceğim. 

Bir öğretmen için öğrencilerinden ayrılmak üzücü, dün her biri yanıma geldi bir sürü güzel sözcükle yüzümü güldürdü, hüzünlendirdi. Benim hayata tutunma sebeplerim onlar, tüm çabam ve servetim onlar. Hayatlarına dokunuyor olmak, bildiklerimi paylaşıyor olmak, onlarla bir dünya paylaşıyor olmak beni çok mutlu ediyor. Sene sonunda ben gitmeden bana bir sürprizleri olacakmış, beklemekteyim heyecanla. 

Tabii çalıştığımız yerlerde yaşanmışlıklar bırakıyoruz bir yandan. Mesela bina girişindeki kırmızı çiçekler, ağaçlar, bahçede dolaşan kediler, hepsi ayrı bir hikaye benim için. 

Hayatta ideallerimize ulaşmak için ya da idealden ziyade hayallerimizi gerçekleştirmek için bazı riskler almamız gerekiyor. Garanti dediğimiz şeyler hayatlarımızı tekdüze hale getirmekten ve kişisel güvenceden başka bir işe yaramıyor. Neyin güvencesi var öyle değil mi? Bazen cesaretli olmak gerekiyor, ayrılmak, değişmek ve dönüşmek. Geri dönmemek.

Yaz boyunca güzelce dinleneceğim belki İstanbul'da kalmaya devam ederiz belki de başka bir şehirde yeni bir hayat bekliyordur bizi, o zaman gideriz. Annem ve ben, birlikte, iki can. Uzunca bir süre dinlenmek istiyorum. Haziran ayı itibari ile benim için yeni bir hayat başlıyor, yeni metinler okuyacağım, duyumsayacağım şeyler olacak, yoluma devam edeceğim. 

Geçtiğimiz gün bir öğrencim birkaç kurumuş gül hediye etti bana. Bence kurumuş güller canlılarından daha güzeller, güçlüler. Onları dallarından kopardığımız için bize kızgın olsalar da güzelliklerinden asla vazgeçmiyorlar, kuruyken de güzeller. Yaşamaktan hiç vazgeçmiyorlar sanki. O gülleri bir vazoya koyup benim çalışma masama yerleştirdik. Pek hoş oldular doğrusu. Yeni bir hayat ve yeni deneyimlerle döneceğim birkaç zaman sonra. Yaşama cesaretimiz bizi kutsasın. 

10 Ekim 2017 Salı

Byung-Chul Han: Şeffaflık Toplumu


şeffaflık toplumu ile ilgili görsel sonucu
Bu yıl okuduğum en iyi kitap Metis Yayınevinden çıkan "Cahil Hoca" isimli kitaptı. Bir diğer en iyi ise kesinlikle "Şeffaflık Toplumu" oldu benim için. Metis'e sevgiler, saygılar olsun. 

"Sergi değeri her şeyden önce güzel görünüşe bağlıdır. Sergileme zorlaması böylelikle güzellik ve dinçlik (Fitness) zorlamasını ortaya çıkarır. Operasyon Güzellik sergilenme düzeyini en yüksek düzeye getirmeyi hedefler. Günümüzün örnek kişileri içsel değerleri değil, gerekirse zora başvurularak uyulmaya çalışılan dışsal ölçüleri sunar. Sergileme zorlaması görünür olanın ve dışsalın mutlaklaştırılmasına yol açar. Görünmez olan, hiçbir sergi değeri, hiçbir ilgi yaratmadığı için, yoktur."

Yani sergilemiyorsanız yoksunuz, istediğiniz kadar tepinin, bağırın, çağırın. Şeffaflık toplumunun bir parçası değilseniz, örneğin sosyal medya hesaplarınız yoksa insanlar artık sizin gerçek varlıklarınızı sorgulamamaya başlıyorlar. Hatta sosyal medya hesaplarımı kapattığımdan beri birkaç arkadaşımdan, "ne oldu, iyi misin, her şey yolunda" mı minvalinde sorular aldım. Bu ne demek? Eğer sosyal medyada varsanız reelde de varsınız, yoksanız sizin varlığınızın diğerleri için bir ehemmiyeti kalmıyor.

Sosyal medyada insanlar çoğu zaman birilerine gönderme yapıyorlar. Üzüldükleri ya da kızdıkları durumlarda karşı tarafın bu mesajı göreceğini düşünüyorlar. İşe bakın, hem de sosyal medya üzerinden. Gerçek hayattaki iletişimin yerini sosyal medyanın büyük bir hızla aldığı gerçek. Bu yüzden "Şeffalık Toplumu" adlı eserde sosyal medyadaki kimliklerimiz üzerinden yapılan tartışmalar beni çok etkiledi. Like/dislike, kimi zaman sadece like, bu bu kadar basit. 

9 Ekim 2017 Pazartesi

Engin Geçtan: Orada Bir Arada

Engin Geçtan'ın yeni kitabı "Orada Bir Arada"yı heyecanla bekliyordum. Sevdiğim bir arkadaşıma bahsetmiştim kitabın çıkmasını beklediğimi. Hafta sonu bir mesaj geldi, "kitabı senin için alıyorum" dedi. Çok mutlu oldum.

Güzel bir akşam vaktinde okuyup bitirdim. Engin Geçtan'ı pek çok sevdiğimi birkaç yazımda söylemiştim. Şu an bu yazıyı kalem alırken diğer kitapları masamdan bana selam ediyor. Hayatı değiştiren kitaplar olduğuna inanmıyorum, inandığım yalnızca hayatımızı belirli açılardan etkileyebilecek kitaplar olduğu yönünde. Engin Geçtan'ın eserleri de benim için böyle. Uzun uzun çıkarımlar yaptığım, notlar aldığım ve kendimden bir şeyler bulduğum kitaplar bunlar. 

Grup psikoterapi süreçleri ile ilgili bir şeyler okumuştum daha evvel. Alan dışından olduğum için bu konuda bilgilerim sınırlı düzeyde. Engin Geçtan, "Orada Bir Arada" adlı eserinde grup psikoterapi süreçlerine dair güzel bir metin oluşturmuş. Dokuz insan, dokuzla çarpılmış bir sürü hikaye, yaralar, bulduklarımız ve kaybettiklerimiz... Sanırım Engin Geçtan'ın süreçteki danışanlara vermiş olduğu isimler, onların hayatlarıyla ilgili. Miralay, Mahidevran, Tabu, Asma... 

Şimdi yazıyı bitirip, aldığım notları bir kez daha inceleyeceğim. Sağlıcakla kalın.