için etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
için etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2023 Pazar

Yeni Bir Yıl İçin

Bir süredir burayı epey boşladım, bazen hiç aklıma bile gelmiyor girip bakmak. Oysa hayatımın daha genç yıllarında her şeyi yazardım buraya, bıkıp usanmadan, sanırım yaş aldıkça bir şeyler değişiyor insanın içinde. İçimde herhangi bir şeye dair heyecan duymakta zorlanıyorum, büyümenin bir etkisi de bu olmalı. 

Yeni yılda hayatımda pek bir değişiklik olduğu söylenemez, yaşamaya devam ediyorum bir şekilde. Ocak ayının büyük bir kısmını hasta geçirdim, daha doğrusu kış aylarını sürekli hasta geçirdiğimi söyleyebilirim. Ne kadar dikkat etsem de bünyem çok zayıf, bir de çocukların içinde çalışınca hasta olmamak elde değil. Yeni yeni toparlıyorum, büyük ihtimal sömestr tatiline kadar iyileşmiş olurum tamamen. 

Bu yıl için kendime bir ajanda satın aldım, doldurmaya da başladım. Ne zamandır aklımdaydı, birkaç defter daha aldım. Kendi kendime küçük notlar alıyorum. Hayatımdaki en büyük değişiklik bu olabilir. Bir diğeri ise Mayıs ayında Edinburgh'a gidecek olmam. Fen Bilimleri bölümünün bir bilim gezisi olacakmış, sanırım üç gece kalacağız. Beni de sorumlu öğretmen olarak tercih ettiler, elbette buna çok sevindim. Çünkü Batı Avrupa'da herhangi bir yere seyahat etmedim daha önce. Yalnızca yurt dışı olarak Yunanistan, Makedonya ve Kosova'ya gittim. Bir okul gezisi olduğu için ne derece rahat geçer emin değilim lakin okul gezisi ile bile olsa güzel bir deneyim olacaktır. Şu şartlarda bir öğretmen olarak yurt dışına çıkmam mümkün değil çünkü. Muhakkak buraya da notlar düşerim gezi vakti gelince. Pek heyecan duymuyorum demiştim ya, sanırım uzun süredir beni bu haber kadar mutlu eden bir şey olmadı. 

Bir diğer yenilik ise saçlarımın epey uzamış olması, bir buçuk senedir kesilmiyorlar. Artık üst kısımlardan bir miktar açılmaya başladı. Büyük ihtimalle birkaç seneye kel kalacağım. Fakat kıvırcık gibi uzadıkları için açılan yerleri kendiliğinden kapatıyorlar, ben de bu nedenle kesmiyorum. Güzel de oldular sanki, farklı farklı şekiller verip topluyorum. Zor bir iş saç ile uğraşmak, beş dakikada yaptığım banyolar yarım saate çıksa da sanırım bir müddet daha bu şekilde kullanmaya devam edeceğim. Daha ne kadar uzar bilmem, bunalırsam kestiririm yine kısacık. Sonra gelsin yavaş yavaş saçsız bir baş. 

Bu hafta son haftamız, nihayet sömestr tatili geldi çattı. Yazılıları açıklayıp, not girişlerini yapıp döneme veda edeceğiz. Beşinci sınıflara zor bir sınav yaptık, çoğu döküldü. Çocukların pandemi ile geçirdiği boşluğu bir türlü dolduramıyoruz, ben bile bu kadar olacağını düşünmemiştim lakin ilkokulu uzaktan eğitim ile geçiren çocukların büyük bir kısmında ciddi bir beceri eksikliği var. Mesela beşinci sınıflar asla beşinci sınıf gibi değil, hala ilkokullar. Çok zorluyor bizi gerçekten, geçen sene yaptığımız çalışmaları bile yapamıyoruz bu grup ile. Umarım o açık bir şekilde kapanır. Bu hafta onlarla uğraşacağım sanırım. Tatil için bir planım var gibi, şehir dışına gitme ihtimalim var. Olursa burası için bir yazı yazarım. Annemin bazı kontrolleri var, bir müddet onları halledeceğiz. Sonra ona sözüm var, Topkapı Sarayı ile Yerebatan'ı ziyaret edeceğiz. Yeni halini görmedik, epey merak ediyoruz. 

Tekrar ne zaman yazarım meçhul, ama muhakkak bir gün gelip yazarım. Yazmak, konuşmaktan daha iyi geliyor bana. 

16 Ocak 2017 Pazartesi

Tarih Okumaya Başlayacaklar İçin Kaynak Seçimi/Tavsiyeler

Bir Sosyal Bilgiler Öğretmeniyim. Yeri geldiği zaman söylüyorum, belki edebiyat merakımdan dolayı edebiyat eğitimi aldığımı düşünebilirsiniz lakin öyle değil. Yüksek lisans eğitimimi de Tarih Öğretmenliği bölümünde sürdürüyorum. Umuyorum ki Haziran ayına kadar tezimi bitirip teslim edeceğim, artık üç yılı dolduruyorum. Dört yıl lisans üzerine üç yıl yüksek lisans eğitimi gerçekten ciddi bir emek demek. 

Tezime yoğunlaştığım bu dönemde, kendimi tarihi bilgi açısından eksik hissettiğimi fark ettim. Aslında tarihi bilgi açısından, bir tarihçinin bile kendini tamamlayabildiğini düşünmüyorum. Tarih çok geniş ve derin bir disiplin, çok sıkı tekrarlar yapmalısınız ki bilgileriniz taze kalsın. Bu açığı kendi çapımda kapatmak üzere Mezopotamya Uygarlıklarından başlayan bir okuma listesi çıkardım. Çok yorucu olmayan, temel bilgiler edinebileceğim ve unuttuğum zaman kitaplığımdan çıkarıp göz gezdirebileceğim eserler olmasına dikkat ettim. Bu listeyi burada paylaşmak istiyorum. Hem Sosyal Bilgiler Öğretmenleri hem de Tarih Öğretmenleri için faydalı olacaktır aynı zamanda bu bölümlerde yüksek lisans yapan öğrenciler için de faydalı olacağını düşünüyorum. Tarihe kişisel merakı olan farklı meslek gruplarından insanlar için de geçerli bir liste olabilir lakin siyasi tarih kısımlarında sıkılmanız çok mümkün. Genel olarak tarihe merakı olan ve nereden başlayacağını bilemeyen arkadaşlarıma toplumsal tarih başlığı altındaki kitapları ve yayınları tavsiye ediyorum. Bir uygarlığın kültürel tarihini her zaman için siyasi tarihinden daha ilgi çekici buluyorum. Ya da dünya tarihini derli toplu, görseller eşliğinde anlatan kitapları öneriyorum. Mesela Ntv Yayınlarından çıkan "Dünya Tarihi" adlı eser hem boyutları itibari ile kolay taşıyabileceğiniz hem de bitirdiğinizde genel kültür düzeyinizi epey artıracak bir niteliğe sahip. Şimdi geçelim benim listeme: 

Kemalettin Köroğlu / Eski Mezopotamya Tarihi / İletişim Yayınları
Samuel Noah Kramer / Tarih Sümer'de Başlar / Kabalcı Yayınları
Marc Desti / Anadolu Uygarlıkları /Dost Yayınları
Sophie Desplancques / Antik Mısır / Dost Yayınları
Oğuz Tekin / Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş / İletişim Yayınları
Linda Woodhead / Hıristiyanlık / Dost Yayınları

Ben kişisel olarak böyle bir sıra izledim. Bu sıranın ardından; Maya, Aztek, İnka ve Vikingler ile ilgili okumalar yapıp Eski Türk Tarihinden Osmanlı'ya oradan da günümüze gelmeyi düşünüyorum. Bizans'a da fazlasıyla yer vereceğim bu sıralamada. Tabii bu çok uzun bir zaman dilimini kapsayacak. Aldığım kaynakları not alarak ve önemli kısımların altını çizerek okuyorum. Geriye dönüp baktığımda kitabın hepsini okumak yerine, önemli kısımlar ile bilgilerimi tazeleyebilirim diye düşündüm. Eserleri okuduktan sonra çeşitli belgeseller ve videolar ile de destekleyebilirsiniz. Ya da tarihin çeşitli dönemlerine odaklanan güzel yabancı diziler var. Mesela Roma okurken Rome'u izleyebilirsiniz ya da Vikingler'i okurken Vikings'i izleyebilirsiniz. Böylece öğrendiğiniz bilgileri daha keyifli hale getirebilirsiniz. Meraklılarına keyifli okumalar dilerim. 

3 Ocak 2017 Salı

Blogger'da 9. Yılım

Tam dokuz yıl önce başlamış blog yazma maceram. 2008 yılında. O zaman henüz 16 yaşında, lise ikinci sınıf öğrencisiydim. Annem o dönemde fabrikada çalışıyordu, bana bilgisayar alabilmek için aylarca para biriktirdiğini anımsıyorum, çok sevinmiştim. Memleketteki evimizin üst katındaki odama kurmuştuk, hatta o gün okuldan erken ayrılmıştım, bilgisayarımı ve internetimi kurmaya gelecekler diye. Sonra annem yine para biriktirip bir genç odası takımı almıştı bana. 

Bilgisayar kurulur kurulmaz yaptığım ilk şeyin elektronik bir günlük tutmak olduğunu hatırlıyorum yani yine bana heyecan veren en önemli hadiselerden biri yazmakmış o dönemde de. 

İlk yazılarıma dönüp baktığımda yaşımın vermiş olduğu özellikler neticesinde epey ergen, farklı olma çabaları içerisinde, yaşından büyük kitaplar okuyan, iddialı cümleler kuran ve rocktan heavy metale kadar çeşitli müzikler dinleyen tam bir liseli görüyorum. Neyse ki bu dönemler gelip geçti, okuduk, öğrendik, yaşadık ve yaş oldu 25.

Şimdi geriye dönüp baktığımda tebessüm ederek anımsıyorum o günleri. Küçük bir kasaba, kendi dünyasında, kendinden başka dünyaları tanımaya çalışan, her şeyden önce kendini tanımaya çalışan genç bir erkek. 

Dokuz yıldır aralıksız yazıyor olmam çok mutlu ediyor beni, hala bilgisayarımın karşısına geçtiğimde heyecan duyuyorum, yazacağım şeyleri önceden planlıyor ve bununla ilgili ufak notlar tutuyorum kenara. Bu arada ilk yazmaya başladığım masaüstü bilgisayarım hala memleketteki evimizde, üstelik aynı yerde duruyor, artık çalışmıyor olsa da.

Peki neden "beyaz çiklet?" Pek çok şeyi anımsıyorum, ne yazık ki bu konu hakkında net bir şeyler hatırlayamıyorum. Sanırım o dönemde "beyaz çiklet" adında ya da içinde "beyaz çiklet" geçen bir şiir yazmıştım. Çok sonraları öğrendim "beyaz çiklet"in bir balık türü olduğunu. Ne tesadüf, ben de pek alık, balık gibi bir insanımdır ya!

Yazma serüvenim benim dışımda gelişen bir aksilik olmazsa devam edecek. Bir ergenden genç bir yetişkine doğru dönüştüğüm, değiştiğim süre boyunca yazı kültürüm de değişiklik gösterdi. Artık daha sade, kültür sanat ağırlıklı yazar oldum, özel hayatıma dair paylaşımlarım ise oldukça sınırlı hale geldi. Bu çizgiyi seviyorum, böyle devam etmesini temenni ediyorum. 

En uzun yaşayan "beyaz çiklet" olma yolunda ilerliyorum sanırım, aman zeval gelmesin. Tahtalara vuralım. 

13 Aralık 2016 Salı

Bütün Giysilerimden Kurtuldum!

Birkaç yazıdır bahsediyorum, annemle birlikte "hayatı sadeleştirme projesi" adı altında bir projeye imza attık. Daha doğal, daha sağlıklı, üzerimizdeki maddi ve manevi yükü azaltacak bir yol arıyorduk ve bir yerlerden başladık. Öncelikle kozmetik ürünlerimizin hepsini attık, ardından evimizdeki tüm süs eşyalarını imha ettik. Hiçbir şey kalmadı gerçekten, giysilerimiz için de benzer bir yol izlememiz gerekiyordu. Bir günümü tamamen bu işe ayırdım, gerçekten dolabımda hiç giyilmemiş ya da bir iki kere giyilip bir kenara bırakılmış ne kadar çok kıyafet varmış! 

Hepsini tek tek ayırdım, yıkadım, ütüledim ve tasnif ettim. Yardıma muhtaç olan ailelere ulaşması için kolları sıvadım, üstelik bununla da yetinmedim, çalıştığım okuldaki tüm öğrencilerime, öğretmen arkadaşlarıma duyurdum, desteklerini istedim. Giderek büyüyen bir kampanyaya dönüştü bu durum. Kolilerimizi özenle düzenlemeye başladık, yakında ihtiyaç sahipleri için yola çıkacak.

Şu an giysi dolabımda bu kış bana yetecek bir kaş parça eşyanın dışında hiçbir şey kalmadı. Elzem olmayan şeyleri de kesinlikle satın almayacağım bundan sonra. Giyim gereksiz, aldatıcı bir vitrin, elbette çok zor insanın kıyafetlerinden vazgeçmesi lakin imkansız değil. Çok büyük bir arınma ve muhteşem bir ferahlık. Bunun huzurunu tarif etmem mümkün değil, belki çok büyük işler yapamıyoruz ama bir yerlerden tutunmak bile var edebiliyor bizi, var ettiğine inanıyorum. Daha nicelerine umarım. 

1 Haziran 2016 Çarşamba

Yaza Yeni Başlangıçlar

Okulların kapanmasına ve öğrencileri tatile göndermemize çok az bir zaman kaldı. Biz de öğretmenler olarak yaz tatilini iple çekiyoruz tabii ki. Koca sene çok yoruldum, çok koşturdum. Güzel bir yaz tatilini de hak ettim. Genelde yaz tatillerini birkaç günlük aile ve arkadaş tatilleri dışında evde geçiriyorum. Yaz mevsimini pek sevmem, terlemek hiç hoşlanmadığım hadiselerden biridir. 

Bu yaz bir değişiklik yapmaya karar verdim. Yüksek lisans tezimin bir kısmını bitirdim. Üçüncü seneme giriyorum artık. Bir senelik bir zaman dilimim kaldı. Hazır tez işimi hafifletmişken yaz için çeşitli planlar yaptım. Tarihi yarımadada Caferağa Medresesi var. Yazın kitap okumak ve kahve içmek için sakin, tarih kokan eşsiz bir yer. Ara sıra ziyaret ederdim. Birbirinden farklı el sanatları kursu da veriyorlar. Yaz için minik bir paket program yapmışlar. Bir öğretmen arkadaşım ile birlikte porselen desenleme kursuna yazıldım. On gün sonra kursa başlayacağız. Oldukça heyecanlıyım. Daha önce herhangi bir el sanatı ile ilgilenmemiştim. Meşakkatli lakin oldukça naif bir sanat. Heyecanla beklemekteyim. 

Bir diğer aktivitem ise benim için devrim niteliğinde hakikaten. Uzun yıllardır spor yapmak istiyorum lakin bir türlü kısmet olmadı. Okuldu, yüksek lisanstı, çalışma hayatıydı derken hep erteledim. Henüz 24 yaşımda olmama rağmen gittikçe bedenen yorulmaya ve yıpranmaya başladığımı hissediyorum. Fazla kilom falan yok, sadece sağlıklı yaşamak için böyle bir adım atmam gerekiyordu. Bugün bir fitness salonuna yazıldım. Esasen fitness salonlarındaki ortamı pek sevmiyorum. Yani o disko müzikler, hayatlarını kas yapmak uğruna orada geçiren, zihinsel aktiviteler yerine yalnızca fiziksel aktivitelere ağırlık veren bir kitlenin içinde kendimi rahat hissedemeyeceğimi düşünüyorum. Lakin bir yerden başlamak durumundayım artık. Yoksa epey sağlıksız bir gençlik dönemi geçirecektim. Bu da benim için epey radikal bir karar oldu. Üç aylık bu yaz tatilini iyi değerlendireceğimi düşünüyorum. Hayatıma farklı heyecanlar katmış olmak beni daha da dinç kılıyor. Umarım gelişimimi bir ömür boyu sürdürebilir ve hedeflerime ulaşabilirim.  

14 Ekim 2015 Çarşamba

Çiğdem Odabaşı: Eğitimciler ve Kütüphaneciler İçin Yaratıcı Okuma Atölyesi

Bir önceki yazıda, İçimizdeki Şeytan'dan bir bölüm paylaşınca değinmeden geçmek istemedim. Çiğdem Odabaşı uzun süredir kaliteli atölyeler yürütüyor. Bu sene Caddebostan Kültür Merkezinde gerçekleştirilen atölyelerden birine ben de katıldım. Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan adlı romanını, bir buçuk saatlik bir zaman diliminde, Çiğdem Odabaşı yönetiminde farklı bir şekilde okuduk. Toplamda on kişi kadardık ve güzel bir atmosfer vardı. Ben romanı okumadan katıldım lakin romanı okuyup gelenlerin sayısı da epey fazlaydı. Yaratıcı bir bakış açısı ile nasıl kitap okunur? İşte tam da bu sorunun cevabını alıyorsunuz.

Çiğdem Odabaşı bu konuda oldukça yetenekli. Tanımadığım bir sürü insan ile iletişim kurdum ve aynı zamanda Sabahattin Ali'nin izini sürdüm. Kütüphaneciler ve eğitimciler için düzenlenen bu atölyeye katılmanızı tavsiye ederim. 

Atölyeler, Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Kütüphanesinde yapılıyor. Eğitimci ise; bahsettiğim üzere Çiğdem Odabaşı. 

24 Ekim'de ise Cemal Süreya'nın Sevda Sözleri ele alınacak. Saat 13:30-15:00 arası gerçekleşecek etkinliği kaçırmamanızı diliyorum. Ayrıntılı programa Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ın sitesinden ulaşmanız mümkün. İyi okumalar. 

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Benim İçin Öldü Deyin

Bu aralar mutlu olmaya çalışıyorum.En azından deniyorum.Gülümsemek yeterli oluyor çoğu zaman.Fakat ağlamaya alışmışsanız tebessüm etmek bile zor geliyor.Her şeyi anlamlandırmaya çalıştıkça geriliyor "hayat halleriniz."Hayalleriniz.Hepsi misafir.Misafiriz.

"Güzel müzikler dinliyorum hayat da öyle olsun istiyorum" der Melis Danişmend bir twitinde.

Ben de bu aralar güzel müzikler dinliyorum.Yeni gruplardan PERA'yı öneririm,çok güzel bir albüm olmuş.Sonra Nükleer Başlıklı Kız dinliyorum.Hep takip ederdim kendilerini ve çok beğenirim.Lakin akustik performansları beni daha çok etkiliyor söylemem gerek.Sonra Gevende var tabii benim ruhumun müziği.Daha pek çoğu,hepsini saymayacağım.

Bu arada Kurban'ın pek derin bir şarkısı var ismi "Misafir."
Melis Danişmend güzel yorumlar bu şarkıyı Kurban kadar.Şöyle de güzel sözleri var :

Eskiden büyük bir kapı vardı
Artık duvar olan yerde
Ben insana dost değilim.

25 Ocak 2012 Çarşamba

Senin İçin


Keşke hayatımda da bir geri dönüşüm kutusu olsa,ne yaptığımın ve ne yapmak istediğimin farkında olmadan yaşamak yerine sadece dünyamın etrafında dönen bir mutluluğum olsa.
Haliyle evde yalnız başına kalınca daha fazla düşünüyor insan,daha fazla kurcalıyor ve yılgınlığa düşebiliyor sebepsiz yere.

Filmekimi Festivalinde izlemek üzere bir film işaretlemiştim ama vaktimiz uygun olmamıştı.Çok merak ettiğim o filmi yeni izledim."Restless." O kadar yalın ve güzel bir filmdi ki,bazı yerlerinde fizik ötesine geçerek bir insan suretinin nasıl bu kadar temiz olabileceği hususunda çıkarımlarda bulundum.Bahsettiğim temizlik ise tam anlamıyla Mia Wasikowska'da bulunmakta.En beğendiğim yabancı oyuncu ilan edebilirim kendisini sanırım.Gus Van Sant ise güzel bir iş çıkarmış.

Öğretmen atamaları ve branş bazındaki uçurumlardan bahsetmeyeceğim,bir buçuk sene sonra zaten atanamayarak büyük bir hüsran yaşayıp gerçekle er geç tanışacağım için şimdiden moralimi bozup üzülmeme gerek yok.Öğretmenlik kutsal bir meslektir.

Türk Dünyası Coğrafyası hocamın önerdiği "Kazaklar" adlı kitabı okuyorum ama her gün iki sayfa okuyabiliyorum,sıkıldım.Rus klasiklerine karşı bir önyargım vardır zaten,o uzun şahıs adlarını telaffuz etmekte yaşadığım zorluk beni kitabı okumaktan alıkoyan baş hadisedir.

Paulo Coelho'nun "Piedra Irmağının Kıyısında" adlı romanına başladım.Gayet akıcı ama biraz yapay geldi nedense bana.

Restless dışında "Albert Nobbs" adlı güzel filmi de Mia oynuyor diye izledim.Şimdi de "Tudors" adlı diziye başladım.Savaş ve tarih merakı nereye kadar bilemiyorum.

30 Nisan 2011 Cumartesi

Yıllarca her şey demir bi kutunun içinde kaldı,bu kutu içinde öylesine derinlere gömülmüştü ki,neler taşıdığını hiç bir zaman tam olarak bilemedim.İçinde dengesiz,patlamaya hazır,cinsiyetle ilgili konulardan çok daha gizli,hortlaklardan ve hayaletlerden çok daha tehlikeli şeylerin bulunduğunu biliyordum.

Helen Epstein
Children Of The Holocaust,1979

"Yoruldun" diye başlayan bi Mor ve Ötesi şarkısıyla giriş yapmak istedim.Öyle çok bi şey anlatmayı planlamıyorum hayata dair.Sorarsan umudum yanımda değil.Hayatım da hep zorda.Ya da birileri bana böyle olduğunu ispatlamak için yarışıyor.Önemsenmek ya da önemsenmemek ? Her ikisi de hüzün getirebiliyor.Ağlama.İzlediğim,Yahudi katliamını anlatan "Son Tren" adlı film değil ya da Emir Kusturica beni cezbedemiyor yaptığı "Yeraltı" adlı filmi ile,beni bir tek dramlar paklıyor.Komedi ise bana göre sinema türü bile değil.Gerçek dışı,kayıt dışıdır benim hayatım için.

Sarman gerekiyor vücudumu,doymalıyım senin sıcaklığına.Öyle yaşayabiliyorum ancak.Sana karşıdan bakmakla olmuyor.Benim olman gerekiyor,senin olmam gerekiyor.Bak ne diyor bir mısra.

Seni yitirdiğimde,ikimiz de yitirdik,sen ve ben :
ben,çünkü sendin,en çok sevdiğim
ve sen,çünkü bendim,seni en çok seven.
Ama sen daha çok şey yitiriyorsun benden,
çünkü başkalarını sevebilirim seni sevdiğim kadar,
ama kimse seni beni sevdi
ğim gibi sevmeyecek.

Thomas Borge
Dizginsiz Bir Sabırla

Yolda yürürken ya da herhangi bi zaman diliminde,burnumun ucuna dilimi değdirmek yerine,minik gözlerimi sema üzerinde seyretmeye bayılıyorum.Biliyorum,anlayacak biri bakışlarımı ve "sen" diyecek sen bi başkasın genç.Ne bu diyardan ne öte alemden.Sen sema için dört dönen güzel bi ezgisin flütümün notalarından damlayan.Sen sarışın bi sevdasın,sen esmer güzeli bi leylaksın cennet bahçelerin
de açan.Şaşırıcam o an.Kimsin bile demiycem.Hoş geldin deyip gidicem .Yeter ki bu dünyadan ayrılayım.Gideyim artık bu garip yerden.Fazla burası bana çok hem de.

Susanna Tamaro severim ben.

Kitaplığımda bi kitabını görüp indirdim.Kapağını açınca aklıma küçük anılarım geldi.17.11.2008 tarihinde İstanbul / Kadıköy'den almışım kitabı.Yanımda ise Gülsinem Hocam,Hazal,Seda,Pınar ve Gizem varmış alırken.
Anılarım anılarım.