hayatım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayatım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2016 Salı

Adamlar: Rüyalarda Buruşmuşuz


Yazı üzerine yazı oldu lakin bunu da şuraya not etmeden gitmeye içim el vermedi. Adamların yeni albümü "Rüyalarda Buruşmuşuz" çıktı efendim.

Şarkıların hepsi Adamlardan bizlere bir füze edası ile fırlatılmış durumda. Albümden en sevdiğim şarkı muhabbetine hiç girmeyecektim ama "Ah Benim Hayatım" adlı şarkıları bir başka dokundu kalbime, günlerdir yamacımda, saçlarımda, kulaklarımda, dilimin üzerinde dilim dilim. 

"nasıl güzel üzülüyorum bazen gece bir vitrine bakar gibi,
 nasıl güzel üzülüyorum bazen süs çiçeği koklar gibi..."

Dinleyiniz, dinlettiriniz. Saygılarımla. 

9 Eylül 2016 Cuma

Orhan Pamuk: Yeni Hayat

"Hayat buydu işte, ne oradaydı, ne de başka bir yerde, ne cennette ne cehennemde: Tam işte burada, bu anın içindeydi muhteşem hayat. Hangi çılgın bizim yanıldığımızı ileri sürebilirdi ki, hangi şaşkın bize laf dokundurabilirdi, kimdi bize zavallı, sersefil, süprüntü diyecek! Ne İstanbul'daki hayatı istiyorduk biz, ne Paris'teki, ne New York'takini; salonlar, dolarlar, apartmanlar ve uçaklar orada kalsın; radyolar ve televizyonlar -bizim de var bir ekranımız- renkli gazeteler kalsın. Bizde tek bir şey var: Bak, bak yüreğime, nasıl da sızıyor hakiki hayatın ışığı onun içine."

17 Ocak 2016 Pazar

Yeni Birileri

Beş yıllık bir ilişkim olduğundan ve bir sene önce son bulduğundan söz etmiştim bazı yazılarımda. Ne değişti, bana neler kattı ve benden neler götürdü? Bunun analizini kendi içimde sürekli yapıyorum zaten, bir de yazarak içimi dökmek istedim. 

Öncelikle tam anlamı ile unutuluyor mu? Evet, unutuluyor. Büyük bir aşk yaşadım epey uzun sürdü. Bu süre zarfında üzüldüğüm gün sayısı çok azdır. Çok güzeldi her şey ikimiz için de. Güzeldi ve bitti. İlk etapta çok zor olacak sandım hoş öyle de oldu. Lakin sonra gücümü toplamam gerektiğini düşündüm. Duygusal bir insandım, uzun süreceğinin farkındaydım. Buna rağmen yapmam gereken bir sürü şey vardı, hayatımın sorumluluklarını üstlenmem gerekiyordu. Pes etmedim ve evet unuttum. Unutmaktan kastım ona karşı hiçbir şey hissetmiyorum şu an. Nötr.

Bana çok fazla şey kattı bu ilişki. Olgunlaştım. Ayrılınca bazı noktaları daha iyi analiz eder hale geldim. Doğru bir karardı ayrılık. Ayrılığın yaralarını sardıktan sonra iş hayatımda ve akademik hayatımda daha da güzel noktalara geldim. Enerjimi arkadaşlarıma ve anneme ayırdım. İhmal ettiğim tüm herkesin gönlünü aldım. Bazı noktalardan bakınca asosyal sayılabilecek bir insandım. Arkadaşlık ilişkileri kurmakta güçlük çekerdim. Çok sevdiğim biri vardı hayatımda neticede, gerisi olmasa da olurdu. Lakin toparladım. Gayet sosyal, arkadaş ilişkileri kurabilen bir insanmışım. 

Yepyeni bir hayat kurdum kendime. Kendim bile inanamadım yapabildiklerime. Gelelim yeni birilerine. İşte o olmuyor lan. Birkaç kişi girdi hayatıma bu süre zarfında. Çok çok iyiydi hepsi. Tam yakınlaşacağım derken istemediğimi fark ettim. Diyorum ki kendime, yaraları da sardın oğlum. Neden bu geri çekilme, soğukluk? Gerçekten ne istiyorsun? Hayatımda biri olsun mu olmasın mı bilemiyorum. Olsun istediğim zamanlarda adım attığım an geri çekiliyorum, aslında olmasın istiyorum. Böyle garip bir muğlaklık. 

Yalnız olmaktan mutsuz muyum? Kesinlikle değilim. Ne zaman mutsuz olmaya başlarım onu da bilmiyorum. Bu saatten sonra kime nasıl güvenirim hiç emin değilim. 

Şu an günlerimi bol bol okuyarak, izleyerek, gezerek ve geleceği planlayarak geçiriyorum. Biri gelir de ortak olursa eyvallah, yeşilleniriz. Gelmezse de canı sağ olsun, ben yola devam. ( Sanki biraz ergence, epeyce sivilceli bir yazı oldu. Bazen böyle basit şeyler yazınca kendime kızıyorum. Ama sanırım bu tarz iç dökmeler de gerekiyor. Biraz vıcık vıcık olmak istiyor insan hayatının bazı dönemlerinde. Bu da böyle bir yazı olsun bakalım. Vardır bir bildiği).  

3 Temmuz 2013 Çarşamba

.

Denek Hayatım


   Gördüm,her yanda
   Kokla,bu ceset bu yüzüm ağlar kan içinde

   Ben sana söyledim
   Hepten ölürüm ben
   İnan
   Dönüşü yok bu hız seferi

   Bak bu tren devrilir
   Bağırır bu raylar
   O sahte o kart düzene

   Sakin

30 Nisan 2011 Cumartesi

Yıllarca her şey demir bi kutunun içinde kaldı,bu kutu içinde öylesine derinlere gömülmüştü ki,neler taşıdığını hiç bir zaman tam olarak bilemedim.İçinde dengesiz,patlamaya hazır,cinsiyetle ilgili konulardan çok daha gizli,hortlaklardan ve hayaletlerden çok daha tehlikeli şeylerin bulunduğunu biliyordum.

Helen Epstein
Children Of The Holocaust,1979

"Yoruldun" diye başlayan bi Mor ve Ötesi şarkısıyla giriş yapmak istedim.Öyle çok bi şey anlatmayı planlamıyorum hayata dair.Sorarsan umudum yanımda değil.Hayatım da hep zorda.Ya da birileri bana böyle olduğunu ispatlamak için yarışıyor.Önemsenmek ya da önemsenmemek ? Her ikisi de hüzün getirebiliyor.Ağlama.İzlediğim,Yahudi katliamını anlatan "Son Tren" adlı film değil ya da Emir Kusturica beni cezbedemiyor yaptığı "Yeraltı" adlı filmi ile,beni bir tek dramlar paklıyor.Komedi ise bana göre sinema türü bile değil.Gerçek dışı,kayıt dışıdır benim hayatım için.

Sarman gerekiyor vücudumu,doymalıyım senin sıcaklığına.Öyle yaşayabiliyorum ancak.Sana karşıdan bakmakla olmuyor.Benim olman gerekiyor,senin olmam gerekiyor.Bak ne diyor bir mısra.

Seni yitirdiğimde,ikimiz de yitirdik,sen ve ben :
ben,çünkü sendin,en çok sevdiğim
ve sen,çünkü bendim,seni en çok seven.
Ama sen daha çok şey yitiriyorsun benden,
çünkü başkalarını sevebilirim seni sevdiğim kadar,
ama kimse seni beni sevdi
ğim gibi sevmeyecek.

Thomas Borge
Dizginsiz Bir Sabırla

Yolda yürürken ya da herhangi bi zaman diliminde,burnumun ucuna dilimi değdirmek yerine,minik gözlerimi sema üzerinde seyretmeye bayılıyorum.Biliyorum,anlayacak biri bakışlarımı ve "sen" diyecek sen bi başkasın genç.Ne bu diyardan ne öte alemden.Sen sema için dört dönen güzel bi ezgisin flütümün notalarından damlayan.Sen sarışın bi sevdasın,sen esmer güzeli bi leylaksın cennet bahçelerin
de açan.Şaşırıcam o an.Kimsin bile demiycem.Hoş geldin deyip gidicem .Yeter ki bu dünyadan ayrılayım.Gideyim artık bu garip yerden.Fazla burası bana çok hem de.

Susanna Tamaro severim ben.

Kitaplığımda bi kitabını görüp indirdim.Kapağını açınca aklıma küçük anılarım geldi.17.11.2008 tarihinde İstanbul / Kadıköy'den almışım kitabı.Yanımda ise Gülsinem Hocam,Hazal,Seda,Pınar ve Gizem varmış alırken.
Anılarım anılarım.