yaşlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2016 Salı

Adamlar: Rüyalarda Buruşmuşuz


Yazı üzerine yazı oldu lakin bunu da şuraya not etmeden gitmeye içim el vermedi. Adamların yeni albümü "Rüyalarda Buruşmuşuz" çıktı efendim.

Şarkıların hepsi Adamlardan bizlere bir füze edası ile fırlatılmış durumda. Albümden en sevdiğim şarkı muhabbetine hiç girmeyecektim ama "Ah Benim Hayatım" adlı şarkıları bir başka dokundu kalbime, günlerdir yamacımda, saçlarımda, kulaklarımda, dilimin üzerinde dilim dilim. 

"nasıl güzel üzülüyorum bazen gece bir vitrine bakar gibi,
 nasıl güzel üzülüyorum bazen süs çiçeği koklar gibi..."

Dinleyiniz, dinlettiriniz. Saygılarımla. 

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Yaşlı Gözler

Yaşlı Gözler, 1967 yapımı siyah beyaz Yeşilçam klasiklerimizden bir tanesi. Filmin baş rollerini Yıldız Kenter ve Cüneyt Gökçer paylaşıyor. Aynı zamanda filmin oyuncu kadrosunda Münir Özkul ve Kayhan Yıldızoğlu da yer alıyor. Yönetmen ise Ertem Eğilmez. 

Birbirine kırk yıldır büyük bir aşk ile bağlı olan bir anne ile baba. Ümran ve Ferit. Günün birinde ellerinde avuçlarında hiçbir şey kalmaz, ömürlük evleri yakında satışa çıkacaktır. Büyütüp yetiştirdikleri, evlendirip meslek sahibi yaptıkları çocuklarını bir araya toplarlar ve durumu izah ederler. Çocuklardan kiminin maddi durumu çok iyidir kimi ise orta hallidir. Lakin bir türlü anne ve babalarının kimin yanında kalacağına karar veremezler. İkisinin aynı hanede kalmasının aile bütçesine külfet olacağını düşündüklerinden, babalarının ayrı bir evde annelerinin ayrı bir evde kalmasına karar verirler. 

Baba ile anne bu duruma içerler lakin çocuklarına içinde bulundukları ruh hallerini, özlemlerini yansıtmamaya çalışırlar. Durumu kabullenirler ve birbirlerinden ayrı düşerler. 
Yıllarca bakıp büyüttükleri evlatlarının yanında bir sığıntı gibi yaşayan anne ile baba, bir gün tekrar İstanbul'da bir araya gelirler. O gün baba, tren yolculuğu ile Mersin'de oturan kızının yanına gidecek bir süre de onda kalacaktır. Anne ise eşine söylemez fakat yanında kaldığı oğlunun kendisini huzur evine yatıracağını bilmektedir.

Tren saatine kadar İstanbul'da hasret giderirler. Gençliklerine dönüp felekten bir gün çalarlar. Haydarpaşa'ya vardıklarında ikisini de derin bir hüzün kaplar. Tren hareket etmeden birbirlerine söylemiş oldukları sözler yürek burkar, gözleri doldurur: 

Ferit: "Ümran, eğer bir daha seni göremezsem şunu bilmeni isterim ki seninle çok mesut oldum."

Ümran: "Eğer ben de seni bir süre için göremezsem sen de bil ki, kırk yılımızın her dakikası birbirinden güzeldi. Dünyada senden başka hiç kimsenin karısı olmak istemezdim Ferit. Seninle her zaman iftihar ettim."

Ferit: "Ben de öyle..."

Ve tren kalkar, yerinde bir iç sızısı, yüzlerde dolu gözyaşı bırakarak...

17 Eylül 2015 Perşembe

Adamlar: Koca Yaşlı Şişko Dünya










her sabah yeni bir filme başladım
farklı sonlar istesem de hep aynı final ile bitti
sonra birden dank etti, dünyayı anladım
aldım onu karşıma anlatmaya başladım

koca, yaşlı, şişko dünya!

1 Eylül 2008 Pazartesi

İnsancıklar



İlerliyorum dar sokaklar boyunca…Kırmızı insanların buruk dokunuşları geçiyor tenimden,gözlerimin içinden.Uzaklar sırıtıyor suratıma karşı,dudaklarım ifadesiz,soğuktan donmuş.Pembe donlu bir teyze geçiyor yanımdan.Yüzündeki ahengi uçmuş çizgiler hırçınca bakıyor bana,soğuyup gidiyor o da yanımdan.Uçsuz bucaksız bir serinliğe kucak açıyorum o aralar.Geceleri balkondaki ıssızlığı düşünüyorum taş sokaklar boyunca.Gecenin koyuluğu arasında ıslanan zihnimde,insanların,dünya üzerindeki insancıkların makus talihini düşlüyorum.Hüzün akıp gidiyor yanaklarımın kenarından.Bakıyorum sokaklara,boş suratlara,onları bu hale getiren kalleş hayatlara…Uzayıp gidiyor geceler,devam ediyorum yolculuğuma,serzenişte bekliyor mülteciler.Azmin,sabrın otobüsünü bekliyorlarmış,sonradan öğreniyorum,ıssızlaşıyorum.Tek istediklerinin insanlar tarafından kabul görmek olduğunu söylüyorlar.Sızlıyor bedenim,her birinin yanaklarından öpüp yoluma devam etmeye çalışıyorum.Ellerim buz kesmişken soğuktan bir kez daha anlıyorum kabul görmemenin ne demek olduğunu.Kaçarak kayboluyor yanımdan yaşlı bir teyze,arkasından bağırıyor bir amca gerisini işitemiyorum,uzak geliyor seslerinin tonu bana.Mavimsi bir aydınlığa düşüyor tenim,üç kuruş paraya hayatlarını kazanmaya çalışan insanların fotoğraflarını çekmek istiyorum.Sonra da bencilliğime kızıp makineyi kırıyorum oracıkta.Ruhlarıyla asilleşen bu insanların ruhlarını çalmak istemiyorum.Uçmak istiyorum,hayatın dramından aldığım rolle yaşamaktan kaçıp,mutluluğun başrolünde oynamak istiyorum.Ben de karışıyorum bu insanların içine,onlardan biriyim bende.İnsancık olmaktan,insancıklarla aynı havayı koklamaktan gurur duyuyorum…Uçuyorum…


Dipnot:Deneme Denemelerim:)