nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nostalji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2017 Çarşamba

TRT-Gecenin Öteki Yüzü


gecenin öteki yüzü trt ile ilgili görsel sonucu Bir önceki yazımda Füruzan'ın "Gecenin Öteki Yüzü" adlı öykü kitabından söz etmiştim. Özellikle kitaba ismini veren "Gecenin Öteki Yüzü" adlı öykü beni derinden etkiledi. Belki de sarstı desem daha doğru bir anlatım olacak. Kitap bittikten sonra araştırma yaparken öykünün 1987 yılında TRT tarafından dört bölümlük bir mini diziye uyarlandığını gördüm ve izledim. Dizinin senaryosu ile yönetimini Okan Uysaler üstlenmiş. 

Başrollerde Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer var. İkisini bir arada görmek, üstelik her ikisini de hayatlarının gencecik yıllarında izlemek beni çok mutlu etti. Rollerine çok yakışmışlar. Dizinin başlangıcında Müşfik Kenter ve Zuhal Olcay arasında geçen etkileyici bir sahne var. Müşfik Kenter'in telaffuz ettiği şu tümce çok dokunaklı: 

"Madem ateşin var, ne duruyorsun karanlıkta?"

En az öykü kadar güzeldi dizi. Söz konusu Füruzan'ın eşsiz cümleleri olunca senaryonun kötü olmasına imkan yok. Diziyi izlemenizi tavsiye ederim. Geçmişe bir yolculuğa çıkacaksınız. İstanbul'un daha saf ve güzel olduğu yıllara, yeni hayatlara doğru. Lakin bununla yetinmeyip "Gecenin Öteki Yüzü" adlı öyküyü muhakkak okuyun derim. 

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Yaşlı Gözler

Yaşlı Gözler, 1967 yapımı siyah beyaz Yeşilçam klasiklerimizden bir tanesi. Filmin baş rollerini Yıldız Kenter ve Cüneyt Gökçer paylaşıyor. Aynı zamanda filmin oyuncu kadrosunda Münir Özkul ve Kayhan Yıldızoğlu da yer alıyor. Yönetmen ise Ertem Eğilmez. 

Birbirine kırk yıldır büyük bir aşk ile bağlı olan bir anne ile baba. Ümran ve Ferit. Günün birinde ellerinde avuçlarında hiçbir şey kalmaz, ömürlük evleri yakında satışa çıkacaktır. Büyütüp yetiştirdikleri, evlendirip meslek sahibi yaptıkları çocuklarını bir araya toplarlar ve durumu izah ederler. Çocuklardan kiminin maddi durumu çok iyidir kimi ise orta hallidir. Lakin bir türlü anne ve babalarının kimin yanında kalacağına karar veremezler. İkisinin aynı hanede kalmasının aile bütçesine külfet olacağını düşündüklerinden, babalarının ayrı bir evde annelerinin ayrı bir evde kalmasına karar verirler. 

Baba ile anne bu duruma içerler lakin çocuklarına içinde bulundukları ruh hallerini, özlemlerini yansıtmamaya çalışırlar. Durumu kabullenirler ve birbirlerinden ayrı düşerler. 
Yıllarca bakıp büyüttükleri evlatlarının yanında bir sığıntı gibi yaşayan anne ile baba, bir gün tekrar İstanbul'da bir araya gelirler. O gün baba, tren yolculuğu ile Mersin'de oturan kızının yanına gidecek bir süre de onda kalacaktır. Anne ise eşine söylemez fakat yanında kaldığı oğlunun kendisini huzur evine yatıracağını bilmektedir.

Tren saatine kadar İstanbul'da hasret giderirler. Gençliklerine dönüp felekten bir gün çalarlar. Haydarpaşa'ya vardıklarında ikisini de derin bir hüzün kaplar. Tren hareket etmeden birbirlerine söylemiş oldukları sözler yürek burkar, gözleri doldurur: 

Ferit: "Ümran, eğer bir daha seni göremezsem şunu bilmeni isterim ki seninle çok mesut oldum."

Ümran: "Eğer ben de seni bir süre için göremezsem sen de bil ki, kırk yılımızın her dakikası birbirinden güzeldi. Dünyada senden başka hiç kimsenin karısı olmak istemezdim Ferit. Seninle her zaman iftihar ettim."

Ferit: "Ben de öyle..."

Ve tren kalkar, yerinde bir iç sızısı, yüzlerde dolu gözyaşı bırakarak...

4 Ocak 2016 Pazartesi

Acımak: Zehra Öğretmenin Hazin Öyküsü














Acımak, lise yıllarımda okulumuz kütüphanesine yeni gelen kitaplardan bir tanesiydi. O zamanlar kütüphanecilik kolundaydım ve öğretmen olma hayalleri kuruyordum. Kitabın arka kapağına baktığımda bir öğretmenin hayatının anlatıldığını okudum. Kimseler okumadan kitabı kayda geçirdiğimi ve alıp heyecanla eve döndüğümü hatırlıyorum. 

Sosyal medyada dolanırken, Reşat Nuri Güntekin'in sarsıcı romanı Acımak'ın 1985 yılında bir mini dizi olarak Trt tarafından televizyona uyarlandığını gördüm. Yönetmen koltuğunda Orhan Aksoy var. Dizinin oyuncu kadrosu oldukça geniş ve güçlü. Ediz Hun, Hulusi Kentmen, Nubar Terziyan, Ayşegül Aldinç gibi isimlerin yanı sıra pek çok mühim oyuncu dizinin kadrosunda yer alıyor. 

Romanın başkahramanı olan genç öğretmeni dizide Ayşegül Aldinç canlandırıyor. İdealist, disiplinli ve acımak duygusundan yoksun bir imaj çiziyor Zehra Öğretmen. (Ki bu haliyle bana Albert Camus'un etkileyici eseri Yabancı'nın başkahramanı Meursault'u anımsatıyor. Ve tabii Zeki Demirkubuz'un Musa'sını). Mezun olur olmaz küçük bir Anadolu kasabasına atanıyor ve ideallerini gerçekleştirebilmek için mücadelesinden asla ödün vermiyor. Akabinde, genç öğretmenin babasının hikayesine odaklanılıyor dizide. Geçmişteki tüm sırlar ve yaşanmışlıklar açığa çıkıyor. Böylece Zehra Öğretmenin kişiliğinin, mesleki ve hayati konulardaki ketumluğunun iç yüzünü öğrenmiş oluyor ve onun psikolojisinin ne denli etkilendiğine tanıklık ediyoruz. 

Yedi bölümden oluşan mini diziyi izlemek ve geçmişi yad ederken, klasik edebi eserlerimizi de tozlu raflardan çıkarmak isterseniz, Acımak sizin için de bir alternatif olabilir. Tavsiyemdir.