1 Haziran 2016 Çarşamba
Yaza Yeni Başlangıçlar
Bu yaz bir değişiklik yapmaya karar verdim. Yüksek lisans tezimin bir kısmını bitirdim. Üçüncü seneme giriyorum artık. Bir senelik bir zaman dilimim kaldı. Hazır tez işimi hafifletmişken yaz için çeşitli planlar yaptım. Tarihi yarımadada Caferağa Medresesi var. Yazın kitap okumak ve kahve içmek için sakin, tarih kokan eşsiz bir yer. Ara sıra ziyaret ederdim. Birbirinden farklı el sanatları kursu da veriyorlar. Yaz için minik bir paket program yapmışlar. Bir öğretmen arkadaşım ile birlikte porselen desenleme kursuna yazıldım. On gün sonra kursa başlayacağız. Oldukça heyecanlıyım. Daha önce herhangi bir el sanatı ile ilgilenmemiştim. Meşakkatli lakin oldukça naif bir sanat. Heyecanla beklemekteyim.
Bir diğer aktivitem ise benim için devrim niteliğinde hakikaten. Uzun yıllardır spor yapmak istiyorum lakin bir türlü kısmet olmadı. Okuldu, yüksek lisanstı, çalışma hayatıydı derken hep erteledim. Henüz 24 yaşımda olmama rağmen gittikçe bedenen yorulmaya ve yıpranmaya başladığımı hissediyorum. Fazla kilom falan yok, sadece sağlıklı yaşamak için böyle bir adım atmam gerekiyordu. Bugün bir fitness salonuna yazıldım. Esasen fitness salonlarındaki ortamı pek sevmiyorum. Yani o disko müzikler, hayatlarını kas yapmak uğruna orada geçiren, zihinsel aktiviteler yerine yalnızca fiziksel aktivitelere ağırlık veren bir kitlenin içinde kendimi rahat hissedemeyeceğimi düşünüyorum. Lakin bir yerden başlamak durumundayım artık. Yoksa epey sağlıksız bir gençlik dönemi geçirecektim. Bu da benim için epey radikal bir karar oldu. Üç aylık bu yaz tatilini iyi değerlendireceğimi düşünüyorum. Hayatıma farklı heyecanlar katmış olmak beni daha da dinç kılıyor. Umarım gelişimimi bir ömür boyu sürdürebilir ve hedeflerime ulaşabilirim.
27 Eylül 2008 Cumartesi
Saklanmış Bir Yerlere Bulmaya Çalışıyorum
Saklanmış mı bir yerlere?Bana oyun oynuyor gibi,bilir benim ne kadar inatçı olduğumu,belki de bilmez çünkü beni tanımıyor.Yüzümü ona dönmem gerekirken,sadece fotoğraflarında görüyorum kendisini.Hissiyatımın derinlerine arşınlarken düşüncelerimi,bir yol ortasında ya da otobüs durağında geliyor aklıma.Kafamdan bin bir türlü muzurluk geçerken yine terkedilmiş olmanın verdiği masumiyet ve hırçınlık.Gece ıslakken bir damla göz yaşı da benden gitsin istemem.Yol Arkadaşım izlemeye devam ettiğim tek dizi.Çünkü bir yaşanmışlığın, gerçeğin izlerini taşıyor…Belki de benim yaşam öyküme yakın anlatılanlar.Annesi ve babası ayrılmış bir çocuğun yaşamla yüzleştiği anlar.Tıpkı annemin beni büyütebilmek için 10 yıl psikoloji okuması gibi…Gerçekten zor ama insanı çok güçlü yapan bir durum.Annesi ile babası ayrı olan çocukların çoğunluğunun erken olgunlaştığına inanıyorum,bu da onları yaşama karşı daha dik tutuyor.Zorluklar karşısında dayanabilmeyi öğretiyor…Sokakta gördüğüm bir insandan daha değersiz konuma getirdi hayat onu.Sekiz yıldır görüşmüyorum ve neleri sever neler yer ve neler giyer tahmin bile edemiyorum.Hayat insanı farklı diyarlardan alıp eksantrik bunalımlara ve mekanlara sürükleyebiliyor.Zamana tutunmaya çalışıyorum şimdi.En azından halimden anlayan birkaç kişi var hayatımda başta annem ve kuşlarım boncuk ile limon olmak üzere.
Yine Atilla Hocam ile muhabbet ettim ve uyuma vaktim geldi.Yarın kuşlarımın azat günü keyiflice gezinecekler.Acaba sinemasal kuşağında hangi film var bu hafta?Hemen bakayım…
Ayrıca bana bayram hediyesi oldu.Aydilge’nin müziğini hazırladığı Her Halimle Sev Beni bayram boyunca ekranda.
Keyifli ve bol kazançlı Bayramlar:)