3 Ocak 2017 Salı
Blogger'da 9. Yılım
Bilgisayar kurulur kurulmaz yaptığım ilk şeyin elektronik bir günlük tutmak olduğunu hatırlıyorum yani yine bana heyecan veren en önemli hadiselerden biri yazmakmış o dönemde de.
İlk yazılarıma dönüp baktığımda yaşımın vermiş olduğu özellikler neticesinde epey ergen, farklı olma çabaları içerisinde, yaşından büyük kitaplar okuyan, iddialı cümleler kuran ve rocktan heavy metale kadar çeşitli müzikler dinleyen tam bir liseli görüyorum. Neyse ki bu dönemler gelip geçti, okuduk, öğrendik, yaşadık ve yaş oldu 25.
Şimdi geriye dönüp baktığımda tebessüm ederek anımsıyorum o günleri. Küçük bir kasaba, kendi dünyasında, kendinden başka dünyaları tanımaya çalışan, her şeyden önce kendini tanımaya çalışan genç bir erkek.
Dokuz yıldır aralıksız yazıyor olmam çok mutlu ediyor beni, hala bilgisayarımın karşısına geçtiğimde heyecan duyuyorum, yazacağım şeyleri önceden planlıyor ve bununla ilgili ufak notlar tutuyorum kenara. Bu arada ilk yazmaya başladığım masaüstü bilgisayarım hala memleketteki evimizde, üstelik aynı yerde duruyor, artık çalışmıyor olsa da.
Peki neden "beyaz çiklet?" Pek çok şeyi anımsıyorum, ne yazık ki bu konu hakkında net bir şeyler hatırlayamıyorum. Sanırım o dönemde "beyaz çiklet" adında ya da içinde "beyaz çiklet" geçen bir şiir yazmıştım. Çok sonraları öğrendim "beyaz çiklet"in bir balık türü olduğunu. Ne tesadüf, ben de pek alık, balık gibi bir insanımdır ya!
Yazma serüvenim benim dışımda gelişen bir aksilik olmazsa devam edecek. Bir ergenden genç bir yetişkine doğru dönüştüğüm, değiştiğim süre boyunca yazı kültürüm de değişiklik gösterdi. Artık daha sade, kültür sanat ağırlıklı yazar oldum, özel hayatıma dair paylaşımlarım ise oldukça sınırlı hale geldi. Bu çizgiyi seviyorum, böyle devam etmesini temenni ediyorum.
En uzun yaşayan "beyaz çiklet" olma yolunda ilerliyorum sanırım, aman zeval gelmesin. Tahtalara vuralım.
12 Temmuz 2010 Pazartesi
Çiklet Çiklet Havada Yumurtası Tavada

11 Temmuz 2010 Pazar
Çiklet "Hakkari" Yolcusu
10 Eylül 2008 Çarşamba
Beyaz Çiklet Kimdir Yahu?
Çok uzaktı düşleri,sapsarıydı dişleri
Ağzına yapışmış çikletini temizlerken buldu kendini
Asfaltın ortasında,kımıl zararlısı suratların yanında
Geçerken vurmaya başladı,insanlar,iğneli fıçılar
Daha küçüktüm,parkta sakız çiğnemekten başka yapabildiğim bir meziyetim yoktu
Bir de annemin getirdiği çizgi film suratlı dondurmaları yemekten…
Biran büyümeye başladığımı fark ettim
Kocaman ayaklar,minicik kapkara gözler
Sokaktaki insanlar bana bakmaya başladı
Kimilerine dil çıkarırdım,çok severdim
Ama yaşım büyüdükçe ters kaçmaya başladı…
Derken boyum uzadı,kimi çevrelerce sırık olmak mertebesine eriştim
Boy boy arkadaşlarım oldu hiç biri asla dostum olamadı
Deneme sınavında benden beş puan fazla alıp hava atanlar
Kazanmamam için elinden geleni yapanlar
Ve babası tarafından terk edilmiş bir evlat;)
Bu altüst psikolojinin içinde Anadolu lisesine düştü yolum
Kırıldım döküldüm ama asla vazgeçmedim
Zorlukların başıydı daha,pek çok insana malzeme oldum
Suratlarındaki lahmacun tadındaki azimsizlikleriyle
Beynimin içinde moral bozma çalışmalarında bulundular
Duyarlı olduğumun farkına vardım,yani her şeye karşı
Bekledim,durdum…
Bu arada bir sürü insanın şovlarına tanık oldum
Hayatı tanıdım
Yer edinmek için kıçını sallayanlardan,suratlarını kırıştıranlardan
Burunlarını karıştıranlardan,
Yeliz Yeşilmen kıvamı kapak pıtırcıklarından
Şimdi düşlüyorum hayatı,geleceği
Suratsız insanlara insanlık namına gülmeye çalışıyorum
Arkamdan kuyumu kazanlarla aynı sınıfta muhabbet ediyorum
Tek başıma yol almayı öğreniyorum,bir de çikletim var tabi
Ama Avril Lavigne’siz de yapamam tabi…
Bildiğim bir şey var,insanların ne yaptıkları beni hiç alakadar etmiyor
Alıyorum beyaz çikletimi,sokaklarda sırıta sırıta yürüyorum
Sokakta beyaz çikletli birini görürseniz,işte o ben olabilirim;)
Aha Aha that's the way it's...
He was a boy,she was a girl
He was the punk,she did ballet...:)