mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2019 Salı

Mimler Dünyası

Aramıza yeni bir arkadaşımız katılmış, kendisine güzel bir serüven diliyorum. Sayfasına bakmak isterseniz tıklamanız yeterli, Can Uzunyol hoş gelmişsin. 

O zaman hemen birlikte soruları yanıtlayalım! 

1. Yaşınız 60-65'e geldiğinde yaşamak istediğiniz yer? 

Şu an İstanbul'da yaşıyorum ve o yaşlarda İstanbul'da yaşamayı istemezdim. Belki Cunda Adası olabilirdi, ya da Muğla'nın dağlık köylerinde bir yerde. Sessiz, sakin bir yerde. 

2. Bir hedefiniz var mı, varsa neler? 

Şu an için net bir hedefim yok. Mesleğimde daha iyi yerlere gelebilmeyi isterim ileride, şu an halimden memnunum sanırım. 

3. Blogger ile nasıl tanıştınız? 

16 yaşında olmalıyım. Yazı yazmayı seven ve okuyan bir öğrenciydim. O zamanlar daha yeni yeni popüler olmaya başlamıştı sanırım. Düşüncelerimi, hayallerimi aktarabileceğim güzel bir yer olabileceğini düşündüm. O tarihten bu yana yazıyorum, 11 yılı devirdik. Burada büyüdüm diyebilirim. 

4. Gurur duyduğunuz başarılarınız varsa nelerdir? 

Başkalarının başarıları ya da kendi başarılarımla gurur duymam genelde. Başarı çok göreceli bir şeydir; çiçek büyütmek isteyen bir insanın bir sürü çiçek büyütmesi de bir başarıdır, dünyanın en büyük şirketlerinde yönetici olmak isteyen birinin bu hedefine ulaşması da başarıdır. Başarısızlık da güzeldir aynı zamanda. Şu an olmak istediğim yerdeyim, tabii daha gidilecek yollar var elbet. Çözülmesi gereken bir sürü problem, yeni sesler. Hayat problem çözmekten ve tahammül etmekten ibaret sanırım. Arada mutlu da olabiliyorsak ne ala. Böyle devam. 

5. Boş vaktinizde neler yapıyorsunuz? 

Valla İstanbul'da boş vakit kavramı pek mümkün değil, özellikle yoğun çalışıyorsanız. İşimi evime taşımak zorunda olduğum için çok boş vaktim kalmıyor; kalan kısımlarda bol bol okuyorum, müze ve tarihi yerleri gezip, siyah beyaz fotoğraflar çekiyorum. Biraz kara kalem çizimleri yapıyorum, vakit fazla ise öykülerim üzerinde çalışıyorum. 

Geldik bir mimin daha sonuna, sağlıcakla kalın.

21 Ağustos 2019 Çarşamba

Kitaplar Üzerine Bir Mim

Sevgili Edischar'ın mimi üzerine yeniden buradayım. Konumuz çok güzel, o halde hemen soruları yanıtlamaya başlıyorum: 

1. Kitap size ne kattı? 

Hayatımın en önemli parçası kitaplar. Çok büyük bir olgunluk, ruh dinginliği kazandırdığını söyleyebilirim. Gerçek hayatta tanıyamayacağım kadar insanı kitaplar sayesinde tanıdım. Özellikle edebiyat bu anlamda benim için çok kıymetli. 

2. Kitap arkadaş mıdır sizce? 

Bu bana kalırsa çok klasik bir tabir, kitabı arkadaş olarak görmüyorum. Kitap, benliğimin bir parçası. Benimle özdeş ve bütün. 

3. Neden kitap okuyorsunuz? 

Yaşayamayacağım hayatları yaşamak ve göremeyeceğim hayatları görmek için. 

4. Kitabı ne sıklıkla okuyorsunuz? 

Her hafta en az bir kitap bitirmiş oluyorum. 

5. Hangi tür kitapları okuyorsunuz? 

Çoğunlukla edebiyat okuyorum. Üniversite hayatım bitene kadar çağdaş dünya edebiyatından beslendim. Son bir yıldır da klasik dünya edebiyatı üzerine yoğunlaşmış durumdayım. Bunun dışında sıklıkla tarih metinleri okuyorum. Sosyal psikoloji ve psikoloji gibi alanlarda da belirli bir yol kat ettim. 

6. Kitap yazmayı düşündünüz mü? 

Sanırım benim için en can alıcı soru bu. Yaklaşık otuz civarı öyküm var. Öyküler yazıyor ve bunlar üzerine çalışıyorum. Hayallerimden biri bir kitap çıkarmak. Lakin kolay bir süreç değil, acele etmeden çok okuyup, bunları sağaltıp büyük bir emekle devam etmeyi planlıyorum. Her şey tamamlandığında belki bir gün hayaller gerçekleşir. 

7. En sevdiğiniz yazar kim? 

Böyle bir soruya yanıt vermek benim için epey zor. Çünkü sevdiğim çok fazla yazar var. Lakin ilk aklıma gelen yazarları söylemek isterim. Dünya edebiyatı ile başlarsak Dostoyevski en sevdiğim yazarlardan biri. Yine Rus yazar Lermontov'u çok seviyorum. Christopher Isherwood'u da anmak isterim. A Single Man isimli kitabı beni benden alır. Celine, Thomas Bernhard, Robert Musil, Marguerite Yourcenar gibi isimler de ilk aklıma gelenler arasında. Bizim edebiyatımızda ise en sevdiğim yazar Füruzan. Külliyatını defalarca okuduğum ve metinlerini asla yanımdan ayırmadığım bir kalem. Tomris Uyar, Vüsat O. Bener, Bilge Karasu, Nezihe Meriç ve Sevgi Soysal da ilk aklıma gelen isimler arasında. 

8. Kitapları ciltler misiniz? 

Kitaplarımı ciltlemiyorum. Biriktikçe okullara bağışlıyorum ve kalanları da arkadaşlarıma hediye ediyorum. Kitapları mülk edinme fikrine pek sıcak bakmayan bir okurum. 

9. Gezi kitapları sever misiniz? 

Çok fazla gezi kitabı okuduğum söylenemez. 

10. Kitap alırken kapağına göre mi seçersiniz? 

Kesinlikle hayır. Yazar, içerik, yayınevi ve çevirmen en önemli etmenler benim için. 

Bir mimin daha sonuna geldik. Umuyorum keyifli bir yazı olmuştur. Sağlıcakla kalın. 

15 Ağustos 2019 Perşembe

Yıllar Sonra Yeni Bir Mim

Sevgili "Edischar" hoş gelmiş, çok iyi etmiş. Yazılarını okuyup keyif alabileceğimiz yepyeni bir sayfa. Daim olsun. Yıllar sonra ilk kez bir mim ile kendisine eşlik etmek istedim ben de. O zaman başlayalım! 

1. Üniversiteden mezun olduğumdan beri çalışmaktayım. Bu sene iş hayatında yedinci yılım olacak ve bir iş değişikliğine gittiğim için yeni işte de ilk yılım olacak. İşsiz geçirdiğim bir dönem olmadı. Lakin bu altı yıl içerisinde üç tane iş değiştirdim. Öğretmen olduğum için genelde hafta sonlarım boş oluyor, ekstra bir görev ya da organizasyon olmadığı sürece. Özel okullarda çalıştığım için de hafta sonu işlerim bitmiyor. Yeni etkinlikler hazırlamak, yeni okumalar yapmak, öğrencilerle iletişime devam etmek, planlar yapmak gibi. Ben sürekli kitap okuyorum. Hem edebi metinler hem de branşım gereği tarihi metinler okuyorum. Bu sene bu okumalara sosyoloji, psikoloji ve sosyal psikoloji gibi alanları da dahil edeceğim. Bunun dışında evde vejetaryen/vegan tarifler deniyorum. Bir ara çiçekler yetiştirmiştim, terapi gibi oluyor. Bazen kara kalem çalışmalar yapıyorum, bir süre porselen desenleme ve boyama eğitimi almıştım. Tarihi mekanları, müzeleri ya da güzel eserleri görmek de iyi bir seçenek. Bazen makinem ile siyah beyaz fotoğraflar çekmeye çıkıyorum. Telefon ile de çekilebilir. Ve yine sıklıkla yazdığım öyküler üzerine yoğunlaşıyorum. Çok büyük bir zaman gerekse de. Genel olarak boş vakitlerimizi böyle değerlendirebiliriz diye düşünüyorum. 

2. Günümü işe gitmeden önce planlıyorum. "Her şey defteri" ismini verdiğim ve bir sene boyunca kullandığım bir defterim var. Hatta öğrencilerime de tutturuyorum bu defterden. Genelde gün içinde ne yapmam gerekiyorsa onları yazıyorum. Gün içerisindeki hislerimi de bu deftere not ediyorum. Senenin sonu geldiğinde geçmişte neler hissettiğimi okumak beni çok etkiliyor. Teknoloji kullansam da bu tarz işlerde teknolojiyi hiç sevmiyorum. Defterler ve kalemler benim için daha cezbedici. 

3. Hedeflerimin bir çoğuna genç bir yaşta erişebildim diyebilirim. Bunun için kişisel olarak çok ama çok mücadele verdim. Hedefler gerçekleştirilirken risk alınması ve sabır gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ve basamak basamak ilerlemek bana göre çok önemli. Her seferinde bir sonraki aşamayı düşünüyorum, en son aşamayı değil. Çünkü bazen hedefler koysak da şartlar buna müsaade etmiyor. Bu durumda en önemlisi vazgeçmemek. Şu an için tek hedefim daha doğrusu hayalim, bir gün öykülerimin iyi bir yayınevinden bir kitap olarak çıkabilmesi. Belki bir gün gerçekleşir. 

Epey yazdım sanırım, o zaman şimdilik veda edeyim. 
Sevgili Edischar, çok teşekkür ediyorum. 
Sevgilerimle. 

24 Eylül 2008 Çarşamba

Dertler Bi Dünya,Hayaller Somurtkan



Evet tekrar mimlendim ve tekrar karşınızdayım…Ders çalışmama 20 dk kala mimlediğimin farkına varıyorum ve karmaşık düşünceler arasında bir şeyler karalamaya çalışıyorum…Artık ne derece kuvvetli olursa.Sabah ayakta geçen 45 dk ın ve Almanca dersinin vermiş olduğu rehavetin ardından eve attım kendimi.Ama atmadan önce kendimi eve yapılacak bir yığın iş vardı.Annemin maaşını çektim ve hala bir umutla beklediğimiz keyin yatmadığını yatmaya da pek meyilli olmadığını,bu ülkede yaşamanın zorluklarını ve saygıdeğer devletimizin ağızları açık bırakacak fikirleri ile sistemlerini,sözel öğrencilerine yapılan haksızlıkları geçirdim aklımdan…Markete gittim,

Diş beyazlatıcısı

Tuvalet kağıdı

Vişne Suyu

Alaturka

Üzümlü el sabunu alıp eve döndüm…

Dönmeden önce internet ve telefon faturalarını yatırdım ve şuan da tarihten kapatmam gereken çok önemli konular var.Bunca işin ardından bir duş almayı hak ettim sanırım.Şimdi bir duş alıp ders çalışmak niyetindeyim.


Geleyim hayallere;Bir Türkçe öğrtmeni veya gazeteci olmak istemekteyim.İleride Hindistan'a gitmek,kitap çıkarmak,şarkı sözlerimi bestelemek,bir kısım insan tarafından tanınmak,kız arkadaşımla evlenmek,Tokyo'da bir gece kalmak,baharatlarla ilgili bir belgesele katkıda bulunmak,tonlarca vişne suyu içmek ve sinema filmi çekmek...

Nacizhane hayallerimin bir kesitidir,her ne kadar uzak hayallerin peşi sıra yollara düşsem de içlerindeki en belirgin ve ümit dolu isteğim öss'yi kazanıp üniversiteli olmak:)

Mimlendim,mimleniyorum,mimliyorlar…

Tekrar böyle yoğun olmayan bir günde görüşmek üzere…Delikanlıya selamlar:)