sonra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sonra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2020 Pazartesi

Bir Ay Sonra

Nihayet online eğitim sürecinin sonuna geldik ve bu hafta okulları kapatıyoruz, tabii ki evden kapatıyoruz. Bu süreçte özel okul öğretmenleri çok yoruldu, gece yarılarına kadar toplantılar yaptık hatta bazen gece yarısından sonraya bile sarktı. Öyle bir süreçti ki, göz kuruluğum ve göz kapağı şişmelerim tekrar nüksetti. Dünyayı kurtarabildik mi? Tabii  ki hayır. 

Mart ayından beri evde olma sürecini kendi adıma verimli geçirdim diyebilirim. Uzun süredir iş yoğunluğundan dolayı okuyamadığım kitapları okudum, notlar aldım, toplumsal tarih okumalarına ağırlık verdim. Biraz izledim, biraz dinledim, bolca spor yaptım, evde vakit geçirmek gibisi yok, en azından benim için. 

Bu süreçte evde olmak bana çok iyi geldi, hayatımda düzene sokmak istediğim şeylerin çoğu bir düzene girdi, böyle olunca kendimi daha iyi ve huzurlu hissediyorum. Seminer dönemimiz de bitince yaz boyu bir daha bilgisayarımı açmayı düşünmüyorum. 

Oturduğumuz yer ormanlık bir alan, İstanbul'da nispeten ormanlık bir yere yakın oturduğumuz için şanlı sayılırız. Sık sık ormana gidip gelmeye başladık annemle. Bazen ben kendimi gidiyorum, özellikle gece yürüyüşleri yapmayı seviyorum. Bazen de annemle birlikte gidiyoruz, bir tur atıyoruz. 

Bu süreçte biraz uyku problemleri yaşadım, normalde işe gidip gelirken çok rahat uyuyan bir insandım. Sanırım gün içindeki yorgunluk benim tatlı bir uykuya dalmama vesile oluyordu. Şimdi sürekli evin içinde olunca uykuya dalmakta güçlük çekiyorum. Bazen de o varlık ile yokluk arasında uyumaya çalışan bilincim, bana kısa süreli bir akış sağlıyor. O akış esnasında ise farklı bir boyut ile hemhal oluyorum. Bu dönem "hayatı sorgulama ritüellerini" bir kenara bıraktım. Her şey o kadar basit ve görece anlamsız ki, sanırım artık kendime yeni konular bulmanın zamanı geldi. Aşina olduklarımızdan daha aşinayız kendimize. Yelkenliniz hangi boyutta olursa olsun eninde sonunda bir karaya çıkıyorsunuz. Benimki de o hesap, kendime ait mevcudiyetim ancak diğerlerinin algıladığı kadar. 

Bugün bir e-kitap okuyucu aldım. Bu şekilde bir roman okuyup çabucak bitirdim, çok kullanışlı geldi bana. Sanırım kendisini seveceğim, her yerde okumaya devam etme fikri cezbedici. Tabii tüketmemek şartıyla. 

Bir ayda bunlar birikti sanırım, saat sabahın üç buçuğu. Kendimi yatmaya zorlasam iyi olacak. Yarın alışverişe çıkıp bir kilo fıstık almam gerek, çünkü fıstık ezmem bitti. Sağlıcakla.

15 Ağustos 2019 Perşembe

Yıllar Sonra Yeni Bir Mim

Sevgili "Edischar" hoş gelmiş, çok iyi etmiş. Yazılarını okuyup keyif alabileceğimiz yepyeni bir sayfa. Daim olsun. Yıllar sonra ilk kez bir mim ile kendisine eşlik etmek istedim ben de. O zaman başlayalım! 

1. Üniversiteden mezun olduğumdan beri çalışmaktayım. Bu sene iş hayatında yedinci yılım olacak ve bir iş değişikliğine gittiğim için yeni işte de ilk yılım olacak. İşsiz geçirdiğim bir dönem olmadı. Lakin bu altı yıl içerisinde üç tane iş değiştirdim. Öğretmen olduğum için genelde hafta sonlarım boş oluyor, ekstra bir görev ya da organizasyon olmadığı sürece. Özel okullarda çalıştığım için de hafta sonu işlerim bitmiyor. Yeni etkinlikler hazırlamak, yeni okumalar yapmak, öğrencilerle iletişime devam etmek, planlar yapmak gibi. Ben sürekli kitap okuyorum. Hem edebi metinler hem de branşım gereği tarihi metinler okuyorum. Bu sene bu okumalara sosyoloji, psikoloji ve sosyal psikoloji gibi alanları da dahil edeceğim. Bunun dışında evde vejetaryen/vegan tarifler deniyorum. Bir ara çiçekler yetiştirmiştim, terapi gibi oluyor. Bazen kara kalem çalışmalar yapıyorum, bir süre porselen desenleme ve boyama eğitimi almıştım. Tarihi mekanları, müzeleri ya da güzel eserleri görmek de iyi bir seçenek. Bazen makinem ile siyah beyaz fotoğraflar çekmeye çıkıyorum. Telefon ile de çekilebilir. Ve yine sıklıkla yazdığım öyküler üzerine yoğunlaşıyorum. Çok büyük bir zaman gerekse de. Genel olarak boş vakitlerimizi böyle değerlendirebiliriz diye düşünüyorum. 

2. Günümü işe gitmeden önce planlıyorum. "Her şey defteri" ismini verdiğim ve bir sene boyunca kullandığım bir defterim var. Hatta öğrencilerime de tutturuyorum bu defterden. Genelde gün içinde ne yapmam gerekiyorsa onları yazıyorum. Gün içerisindeki hislerimi de bu deftere not ediyorum. Senenin sonu geldiğinde geçmişte neler hissettiğimi okumak beni çok etkiliyor. Teknoloji kullansam da bu tarz işlerde teknolojiyi hiç sevmiyorum. Defterler ve kalemler benim için daha cezbedici. 

3. Hedeflerimin bir çoğuna genç bir yaşta erişebildim diyebilirim. Bunun için kişisel olarak çok ama çok mücadele verdim. Hedefler gerçekleştirilirken risk alınması ve sabır gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ve basamak basamak ilerlemek bana göre çok önemli. Her seferinde bir sonraki aşamayı düşünüyorum, en son aşamayı değil. Çünkü bazen hedefler koysak da şartlar buna müsaade etmiyor. Bu durumda en önemlisi vazgeçmemek. Şu an için tek hedefim daha doğrusu hayalim, bir gün öykülerimin iyi bir yayınevinden bir kitap olarak çıkabilmesi. Belki bir gün gerçekleşir. 

Epey yazdım sanırım, o zaman şimdilik veda edeyim. 
Sevgili Edischar, çok teşekkür ediyorum. 
Sevgilerimle. 

15 Ekim 2016 Cumartesi

25 Yıl Sonra Gelen Doğum Günü Hediyesi

Birkaç yazıdır yazdığım üzere 25 yaşıma girdim. Bu sene 25 yaşım epey ilginç geçti. Genelde doğum günlerimde hep çalışırdım ve kutlamalardan falan da hoşlanmazdım. Bu yıl öyle olmadı, sanki bir şeyler değişmiş, birilerinin kalbine daha çok düşmüşüm gibi. 

Perşembe günü, mesaimin bitmesine yakın müdür yardımcım ve öğretmen arkadaşlarım ellerinde bir pasta ile sürpriz yaptılar. Çok mutlu oldum gerçekten. Ardından bir öğretmen arkadaşımdan pek güzel, minik bir hediye aldım. Mesai bitiminde eve döndüm, annem de kocaman bir pasta almış. Mumları yaktık, üfledik. Çok keyifliydi. 

Dün ise çok sevdiğim iki yakın arkadaşımdan güzel bir sürpriz geldi. Kadıköy'e tiyatroya gitmiştim. Onlar da buluşmuşlardı. Ben tiyatroya gideceğim için yanlarına gidemedim. Ama onlar beni Haldun Taner Sahnesinin önünde yakaladılar, ellerinde beyaz bir çiçek. Sarıldık, dünyanın en büyük mutluluklarından biriydi. Çok güzel bir gelişme daha oldu lakin o özel, bana kalsın. 

En şaşırtıcı olan ise bu doğum günü babamdan hediye geldi bana. Evdeydim, okula gelen kargoların maillerini gördüm. İsmime kargo gelmiş olunca öğretmen arkadaşımı aradım. Gönderenin ismini söyleyince çok şaşırdım. Bugün okula gelip kargomu açtım. İçinde hiç görmediğim bebeklik fotoğraflarım, annemin fotoğrafları... Bir albüm. Ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum. 25 yıldır görmediğim babamın, 25 yıldır göndermiş olduğu ilk doğum günü hediyesi. Sanırım bunu sindirebilmem zaman alacak. Duygularımı ifade etmek konusunda tıkanıyorum. Sadece yazıp anlatmak istedim. Hissettiklerime dair hiçbir söyleyemiyorum. Sadece fotoğraflara bakmakla yetiniyorum...

6 Mayıs 2016 Cuma

Barış Bıçakçı: Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra











"Oynamak istemiyordum, ama oynamak zorunda hissettim kendimi. İyi biri olmak, benden daha kötü birine yardım etmek... Mezarlığa gide gele kazanılan meleksi ve mermersi bir iyilik... Fillerden önce çıkarılan atlar. Piyon fedaları. Kabul edilmeyen vezir gambiti. Hayat devam eder. Bazı çiçekler susuzluğa ve unutulmaya dayanır. Hayat her zaman devam eder, bunu herkes bilir."

Barış Bıçakçı 

8 Kasım 2015 Pazar

Bir Kadının Portresi: Annemin 24 Yıl Sonra Kadıköy'e Dönüşü

Annemin ölümcül rahatsızlığını atlatalı bir yıl sekiz ay olmak üzere. Ne çok vakit geçmiş üzerinden. Canımızın yanışı, hayata tutunma çabalarımız, yoğun bakım günleri, yeni doğmuş bir bebek olan annemin yeniden yetişkinliğe geçişi ve terk edilişlerimiz...

Hastalığı epey atlattık. Annem çok daha iyi durumda, eski hayatına hemen hemen geri döndü. Elbette benim desteğim ile hayata tutunabiliyor. Ama bir süre sonra tamamen bağımsız olacak. 

Her gün işten eve gelişlerimde onu yanımda bulabilmek bana huzur veriyor. Akşamları az şekerli türk kahvesi fasıllarımız, kitap okuma saatlerimiz, balkona dizdiğimiz çiçekler ve arasında ettiğimiz sohbetler, geceleri radyodan dinlediğimiz ajans haberleri, türk sanat müziği dinletileri ve potporiler... Hepsi hayatımıza huzur ve mutluluk katıyor. 

Geçtiğimiz günlerde Kadıköy Haldun Taner sahnesindeki bir tiyatroya götürdüm annemi. Türkiye Kayası: Bir Göç Hikayesi adlı oyuna. Oyun özeldi. Annem için ise çok daha özeldi. Çünkü hayatında ikinci kez tiyatroya gidiyordu. Kadıköy'ü görmek çok mutlu etti onu. En son 21 yaşında İstanbul'a evlenip, 22 yaşında kucağında yirmi üç günlük olan ben ile babamdan ayrılıp, şehri terk ettiğinde görmüş Kadıköy'ü. Yani tam 24 yıldır görmemişti. Ona rıhtımda bir kahve ısmarladım. Sohbetler ettik yine. Gözlerindeki parıltıyı anlatmam mümkün değil. 

Kimsenin ailesine, sevdiklerine zeval gelmesin. Sağlıcakla. 

3 Haziran 2015 Çarşamba

40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra Amerika-Rusya

 "Dünyada sadece ABD ve Kanada'da kutlanan Şükran Günü, ulus-devlet ya da dini öğelerin anılmadığı dünyadaki yegane bayram olmalı. Boston yakınlarına 1620'de yerleşen beyazlar, yılın ilk mahsulünün toplanmasını, kendilerine yeni dünyada yaşayabilmeleri için yol yordam gösteren Kızılderililer ile birlikte kutlamış. Yerlilerin Avrupalılara sundukları baş yemek, o zamana kadar hiç görmedikleri, anavatanı Kuzey Amerika olan hindi. Ne var ki, aradan fazla zaman geçmeden ilk sofralarını kurmalarına yardımcı olan dost ve cömert insanları, Kızılderilileri, bu topraklardan sürüp, öldürmüşler. Daha yeni gazetede okuduğum bir haber 1675'ten beri geçerli olan Kızılderililerin Boston'a girmelerini yasaklayan bir kanunun yakında değiştirilebileceğini yazıyordu."

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Gerçek Hayattan Alınmıştır



















"Gerçek Hayattan Alınmıştır" Yiğit Sertdemir'in yazdığı ve Tomris İncer ile birlikte oynadıkları, Arif Akkaya'nın yönettiği etkileyici bir tiyatro oyunu. Öncelikle şunu söylemek isterim ki ilk defa klasik tiyatro sahnesi dışında bir yerde tiyatro izledim. Mekan:Kumbaracı50. Çok hoş bir bina. Kumbaracı yokuşundan aşağı doğru kaptırdığınızda yokuşu çok inmeden solda kalıyor. Toplamda 80 kişi izledik sanırım oyunu. En ilginç olan ise oyunun en az 70 seyircisinin kadın olmasıydı.

Oyundan epey etkilendim. Bir anne ile oğlunun hayata dair hesaplaşmalarının ince ince işlendiği, yer yer güldüren ama çoğunlukla düşündüren, biraz da hüzünlendiren bir oyun. 

Oyunun bu sezonki gösterimleri sanırım bugün itibari ile tükendi. Karşınıza çıkarsa kaçırmayın derim. 

18 Eylül 2009 Cuma

Son 7 Günüm

Gidiyorum sanırım,evet öyle galiba.Bir haftam kaldı ve ben hala kendimdeyim.Farklı ve uzak bir yaşama gidiyorum.Ne kadar canlı ve hararetli o kadarını ememiyorum şuan içime.Ama bir sünger gibi ya da sudan çıkmış taze bir balık gibi dönmek istemiyorum buraya.Yok,ben öyle üniversiteye gidip sapıtan tiplerden olmam herhalde.Klasik ve beyefendi geldim öyle de gideceğim eminim.Aslında nasıl insanlarla karşılaşacağım çok umurumda fakat ben bunu önemsiz hala getiriyorum.Etrafımdaki insanları hep seçtim.Sadece kafama göre bir şahısla münasebet kurayım gerisi toz pembe yaşasın hayatı,önemli değil.Karga tulumba,özgür takılan şehirli çocuklar gibi değilimdir ben.Kasaba çocuğuyum gayet sakinim,sessizim,ortam olmadığı zaman içime kapanığım,konuşmam.Tanımadığım insanların yanından aşüfte kahkahalar atmaksa asla bana göre değil zaten.Herkes kendi tozunu yutsun.Bir daha denemek lazım sanırsam hayatı,beni umursamayan geçmişime inat bir adım atmak gerekli.Kendimce sebeplerim var,kimse bilmesin zaten bu sebepleri.Her durakta alışveriş yapmak hiç huyum değildir.Suyum olduğu da söylenemez.

Gezmeyeceğim yırtık kotlarla dışarıda,yırtık bir hayatta istemiyorum zaten.Kontrolcüyüm ve geleceğimi planlamak gibi saçma şeylerle uğraşıyorum.Neyse at bakalım zarlarını hayat,tavlaya hazırım;)

4 Haziran 2009 Perşembe

Ya Şimdi Ya Da Sonra!


Bir başlangıç mı yoksa hayallerin ertelenmesi mi benim için tam olarak bilemiyorum.Uzun zamandır bel bağladım bu sınava.Daha önce de yazdım biliyorum ama hayatımın tam ortasında böyle bir durum olunca ister istemez dramatize etmek durumunda kalıyorum.Bu hafta mezuniyetimiz var.Okuldan ayrılmadan önce bir telefon zinciri oluşturmuştuk.Mezuniyet bilgilerini ve prova bilgilerini kolayca yaymak üzere.Zincirin son halkası kim bilin bakalım?Elbetteki benim.Ben en son Pınar Hocamızı arayıp zincirin görevini başarıyla tamamladığını bildireceğim.Mezuniyetimizde yer problemi var ama olsun bizimkiler cümbür cemaat geliyorlar valla,ayarlayıversinler yer canım:)Ben kendimi hala küçük hissederken,doktora bile annemle giderken,evdeki böcekleri gördüğümde annemi çağırırken,komşunun köpeği beni kovaladığında ertesi sabah karşı yola annemle birlikte geçerken ne çabuk büyümüşüm.Sonunda liseden mezun oluyorum.İnşallah okulda ilk ona girerim.Sanırım ilk ona girenlerin ismi okunuyormuş ve diplomaları önceden veriliyormuş.Ben de çok isterdim böyle bir gururu aileme yaşatmak.Gerçi 120 civarı öğrenciden ilk ona girme ihtimalim ne kadar fazla onu tam idrak edemedim ama bir umut bekliyorum işte.


Ah ÖSS;beni de seni kazananlar kervanına alabilecek misin acaba.Gerçi çok iyi anlaşacağımıza inanıyorum seninle ama mühim olan senin inanman tabii.Ben kesin kararımı verdim.Öğretmen olmak istiyorum.Çevremdeki insanlara cevap da vermek istiyorum.Sonucumu,kazandığımı bağırmak istiyorum camdan annemin iş dönüşünde.Haber yollamak istiyorum birilerine.O birilerine dava açıp öğrenci parası ya da nafaka her neyse onu alıp parasını çatır çatır yemek istiyorum.En önemlisi kendi geleceğimi kurtarmak istiyorum.Artık son haftanın içerisindeyiz.Çalıştım ve emek verdim.Çok mücadele ettim.Bileğimin hakkıyla Bir Sosyal Bilgiler ya da Türkçe öğretmeni olmak istiyorum.Bunu bana çok görmezsin umarım hayat.

Ah geleceğim,geleceğim inşallah,adım adım ilerliyorum ve Gülay’ın şarkısıyla veda ediyorum sınavdan sonraya kadar.Güzel geçerse buradan canlı yayın yaparım zaten:)


Son gün geldi kapınıza

Alır mısın beni içeri?

Buyur edeyim bir soluk izin ver

Birazdan dönerim geri

Yolum uzak diyardadır

Evim sonsuz mekandadır

Yarim sevdama iyi bak

Gönlüm senin yanındadır

Sen de bir gün özler isen

Olur ya göreyim dersen

Gelir alırım seni de yanıma

Gideriz sevgi diyarına

Orada yaşayıp yüzyıllarca

Döneriz belki şu dünyaya…(Ölüm Türküsü)