günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2020 Pazar

Tatilin Son Günü

Yarıyıl tatili bugün itibari ile sona eriyor. Bir kahve yaptım, bu güneşli ve güzel İstanbul sabahında balkon manzaramdan şehri izliyorum. Bir yandan da içim biraz daha umut dolsun diye Pinhani'den "Haftanın Sonu" adlı şarkıyı açtım. 

Umuyorum yaz tatiline kadar sorunsuz bir iş dönemi geçirir ve yaz tatili ile kucaklaşırız. Çok da uzun bir zaman kalmadı şunun şurasında. Yeni dönem güzellikler getirsin efendim. 

18 Ağustos 2019 Pazar

İş Günü

Yarın itibari ile çalışmaya başlıyorum. 9 Eylül'e kadar bir seminer dönemi geçirip ardından okulları açacağız. Bu sene yeni bir okulda işe başlayacağım için her şeye yabancı durumdayım. Okulu, yapıyı, öğretmenleri ve öğrencilerimi yeni yeni tanıyor olacağım. Oldukça eğitici bir seminer programı tasarlanmış. Yarın itibari ile yoğun bir iş dönemi beni bekliyor. 

Bu sene çalıştığım okulda çok sıkıntı yaşamıştım, her açıdan çok vasat bir okuldu. Tek tutunma kaynağım öğrencilerimdi. Bir ay kadar ağlayarak işe gittim, devam etmek çok zor geldi ama seneyi öğrencilerim için tamamlama kararı aldım ve pes etmeden bir yılımı tamamladım. Bu seneki okulum hayallerimdeki okul. İçerisinde olacağım için mutluluk duyuyorum. 

Bu yıl kendimi yenilemem ve geliştirmem gerektiğinin farkındayım. Yüksek lisans mezuniyetimin üzerinden iki yıl geçti. Doktora için hazırlık yapmak ile yapmamak arasında gidip geliyorum. Herhangi bir üniversitede bir araştırma görevlisi olmak gibi bir hayalim hiç olmadı, şu an için de yok. Mesleğimi çok seviyorum ve uzun yıllar kendi işimi yapmak istiyorum. Sınıf içerisinde olmak beni çok mutlu ediyor. Bu yüzden doktoranın kariyerim için ne derece gerekli olduğu hususunda kendimle mutabık değilim. Bunun üzerine biraz daha düşünmeyi planlıyorum. 

Alanımla ilgili bazı kitaplar not ettim, sene içerisindeki etkinliklerimde ve çalışma yapraklarımda kullanmak üzere bu hafta itibari ile onları alıp okumaya ve notlar çıkarmaya başlayacağım. Bunun dışında edebiyattan uzak kalmak istemiyorum. Taşınma işlerimiz ve askere gidip gelmemden dolayı verimli bir yaz geçiremedim. Yeniden Rus klasiklerine bir geri dönüş yapmak istiyorum. Fakat türlü okumalar yapmak isteyince muhakkak bir tür eksik kalıyor ve bunun dengesini kuramamak beni üzüyor. Bu konuda da şöyle bir yol geliştirdim: Hayatımda ilk kez çalıştığım okula epey uzak mesafedeyim. Anadolu yakasında oturuyorum ve okulum Avrupa yakasında. Sanıyorum gidiş dönüş hepsini hesaba katarsak günde yaklaşık üç saatim serviste geçecek. Ve ne yazık ki sabah beş gibi uyanmak durumunda kalacağım. Daha önce hep işime yakın yerlerde oturduğum için bu durum bende biraz kaygı yaratıyor. En azından edebi eserleri yol boyunca okuyabilirim diye düşündüm. Böylece dünyada en çok sevdiğim şey olan edebiyattan da mahrum kalmamış olurum. 

Okul, genelde İstanbul'un epey varlıklı kesiminin, tanınmış insanların oturduğu bir muhitte. Bu açıdan o civardaki ev kiraları da uçmuş durumda. Madem okula yürüme mesafesi bir yerde oturamıyorum o zaman uzaktan gidip gelmeyi deneyebilirim diye düşündüm. Umarım İstanbul trafiği ve bu uzun yol beni yormaz ve performansımı etkilemez. 

Bu yıla dair çeşitli planlarım var lakin onu da başka bir yazıya saklayayım diyorum. Yarından itibaren hiç batmayacak bir mutluluk güneşi doğar umarım. Güzel günlerimiz olsun. 

21 Ekim 2018 Pazar

Bir Pazar Günü

En sevdiğim bitki çayını yapıp kupama oldurdum, bir şeyler yazmak geldi içimden. Pazar günlerini evde geçiriyorum. Çünkü tek tatil günüm. İçinde bulunduğumuz sistem, çalışma yaşamının dışında sizi bir şeylerle ilgilenmekten alıkoyuyor. Hangi sektörde çalışırsanız çalışın artık mesai saatleri çok uzun. Hafta sonu tatili olarak nitelendirilen, insanların dinlenip kendilerine vakit ayırması gereken günlerde artık hemen herkes çalıştırılıyor. 
Bazen cumartesi ve pazar günleri evde oluyorum, bazen de konu tekrarları, deneme çözümleri için cumartesi günleri de okulda olmam gerekiyor. Aslında iki gün dinlendiğimde haftaya daha güzel başlıyorum, verimim artıyor. Nitekim sistem bunu anlamak istemiyor. Hoş, dinlenme günlerimde de bir sonraki haftanın ders planlarını yapıp, anlatacağım konulara çalışıyorum. Her ne kadar konuları biliyor olsam da derse hazırlıksız girmek hoşuma gitmiyor, ders içinde de kendimi kötü hissediyorum. Çocuklar çok farklı sorular sorabiliyor, bu yüzden hazırlıklı olmayı önemsiyorum. 

Bugün annemle güzel ve uzun bir kahvaltı yaptık, sonra ortalığı temizledim biraz. Birkaç şey almak için yürüyüş yapıp markete gidip geldim derken akşam oldu, hava karardı bile. Kış gecelerini çok seviyorum, özellikle dışarıdan eve geldiğim akşamlarda kapıyı açar açmaz burnuma gelen yemek kokularını, vücuduma temas eden sıcaklığı çok seviyorum. Dışarıda yorulup, üşüyüp eve gelmek kadar güzel bir şey yok. Hele perdelerin sımsıkı kapalı olduğu, içeriden ölgün sarı ışıkların yansıdığı sokaklardan geçerken kendimi güzel hissediyorum. İçeride olup bitenler, insanlar, tencerelerde pişen sıcak mercimek çorbaları...

Yakında yapılacak 29 Ekim töreni için okul müdürü tarafından sunucu seçildim. 6 yıl önceki staj dönemim dışında hiç takım elbise giymemiştim, doğrusu hiç de sevmiyorum takım giymeyi. Maalesef bu sefer kaçamadım, bir takım elbise almam gerekiyor. Bu hafta bir şekilde onu halletmem gerek. 

Öyle böyle derken iki buçuk ay su gibi geçti, değişimleri hala hazmedebilmiş değilim lakin yavaş yavaş alışmaya başladığımı düşünüyorum. Bir sürü tuhaf şey, içinde benden kalma biri, bir artık. Her şey devam ediyor, her şeye bir şekilde devam ediyorum. 

13 Ekim 2017 Cuma

Merhaba 26

Bugün 26 yaşıma girdim. Dün akşam okulda öğretmen arkadaşlarım bir sürpriz yaptılar. İki dilek tuttum, mumları üfledim. 

Öğrencilerim de tek tek gelip sarıldılar. 

Bir de dün çok sevdiğim Eda Baba, Aç Zülfünü isimli güzel mi güzel şarkıyı yayınladı. O da bana çok güzel bir doğum günü hediyesi oldu. Birkaç arkadaşımın hediyeleri de benim için sürpriz oldu. 

Yaşam hızla ilerliyor. Üniversiteye başladığım ve mezun olduğum gün daha dün gibi. Oysa bu sene çalışma hayatında beşinci yılım. Yıllar çabucak geçiyor. 

Her doğum günümde üzerime bir dinginlik çöküyor. Telaşlar, koşturmalar bir günlüğüne son buluyor sanki. Gelecekte daha güzel günlerle karşılaşmak dileklerimle. 

15 Ekim 2016 Cumartesi

25 Yıl Sonra Gelen Doğum Günü Hediyesi

Birkaç yazıdır yazdığım üzere 25 yaşıma girdim. Bu sene 25 yaşım epey ilginç geçti. Genelde doğum günlerimde hep çalışırdım ve kutlamalardan falan da hoşlanmazdım. Bu yıl öyle olmadı, sanki bir şeyler değişmiş, birilerinin kalbine daha çok düşmüşüm gibi. 

Perşembe günü, mesaimin bitmesine yakın müdür yardımcım ve öğretmen arkadaşlarım ellerinde bir pasta ile sürpriz yaptılar. Çok mutlu oldum gerçekten. Ardından bir öğretmen arkadaşımdan pek güzel, minik bir hediye aldım. Mesai bitiminde eve döndüm, annem de kocaman bir pasta almış. Mumları yaktık, üfledik. Çok keyifliydi. 

Dün ise çok sevdiğim iki yakın arkadaşımdan güzel bir sürpriz geldi. Kadıköy'e tiyatroya gitmiştim. Onlar da buluşmuşlardı. Ben tiyatroya gideceğim için yanlarına gidemedim. Ama onlar beni Haldun Taner Sahnesinin önünde yakaladılar, ellerinde beyaz bir çiçek. Sarıldık, dünyanın en büyük mutluluklarından biriydi. Çok güzel bir gelişme daha oldu lakin o özel, bana kalsın. 

En şaşırtıcı olan ise bu doğum günü babamdan hediye geldi bana. Evdeydim, okula gelen kargoların maillerini gördüm. İsmime kargo gelmiş olunca öğretmen arkadaşımı aradım. Gönderenin ismini söyleyince çok şaşırdım. Bugün okula gelip kargomu açtım. İçinde hiç görmediğim bebeklik fotoğraflarım, annemin fotoğrafları... Bir albüm. Ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum. 25 yıldır görmediğim babamın, 25 yıldır göndermiş olduğu ilk doğum günü hediyesi. Sanırım bunu sindirebilmem zaman alacak. Duygularımı ifade etmek konusunda tıkanıyorum. Sadece yazıp anlatmak istedim. Hissettiklerime dair hiçbir söyleyemiyorum. Sadece fotoğraflara bakmakla yetiniyorum...

12 Ekim 2016 Çarşamba

13 Ekim: Garip Bir Çocuk Doğmuş, Evrende Kaybolmuş, Bir Varmış Bir Yokmuş

Merhaba sevgili 25. yaşım. Kocaman olduk değil mi? Bir rüyadan uyanmışım da bir daha uyuyamamışım gibi, daha dün gibi, şeker kavanozunun içindeki renkli şekerler ile mutlu olan, annesinin işten dönüşünü, avucunda getirdiği çikolatayı özlemle bekleyen bir çocuk gibi. Tek istediğim bu temiz hisleri kaybetmemek. Masumiyetime sahip çık. Bana ve bu güzel duygularıma sahip çık lütfen. Gerisi çok kötü, çok ürkütücü, çok korkutucu çünkü. Hoş geldin sevgili 25. Uzun olsun yolumuz ya da kısa ve güzel. Gönülden.

7 Ekim 2016 Cuma

Sevgili 25/ Kırlangıçlar Gibi

Sevgili 25. Geleceksin elbet az kaldı, biliyorum. Bir telaş içerisindeyim. Kendimce. Hüzünlüce. Bir yanım ise umut ışıldıyor. Biraz korkuyorum, yirmilerin ortası, biraz da seviniyorum, yolun ortası gibi, huzur gibi, ortada olma hissi, gideceğin yöne karar vermeden hemen önceki an, sahnenin ortası, şarkının ortası, bitmemiş bir şarkı. 

Ağaçların yapraklarını dökmeye başladığı mevsimdeyiz, kırlangıçlar neredeler bilmem. Saadet Hanım haftaya sahneye çıkacak, perdeler açılacak. Benimse ömrüm perdeler açacak, oturduğum yerden onu izleyeceğim pencere kenarından. 

Senden önceki yıllarda mutluydum, kırıldığım yerlerim vardı, dağıldığım yerlerim. Aşık oldum, aşk acısı çektim, bir daha sevemedim, denedim, olmadı. Yaşananlar değerliydi, haksızlık edemedim, oturdum ağladım, sonra tatile çıktım, annemi yanaklarından öptüm, pazara çıktık birlikte, limonlar, mandalinalar ve turplar aldık. Fincanlarca kahveler içtik, seğirttim giderek içime. Renkli yumaklardan atkılar ördü annem, takındım, örtündüm tek tek. 

Bir sürü kitap okudum, edebiyat ile çok yakın arkadaş olduk. Tarihi yer yer sevdim yer yer ondan nefret ettim. Ama edebiyat hep yanımda oldu. Şiirle aramı düzeltmeye başladım, roman ile dost olsunlar diye. Öykülerle barıştım, yığıldılar evimin içine. Hasbıhal kuvvetlendi. 

Çok içime kapandım, var oluşumla sürekli bir mücadeleye, kanlı bir savaşıma girdim. Hani içimde biraz umut kırıntısı olmasa, neyse... Yaşayıp yaşamamak hiç önemli değil. Bir rüyada gibiydim, uyandım. Uyudum, rüyalar gördüm, kırlangıçlar gibi. 

Yetmiyor şimdilerde yaptıklarım, daha güzel şeyler var mı hayatta? Okumaktan ve yazmaktan başka, insanın kendi içi gibisi yok. Yalnızlık, sessizlik ve iğreti durmayan duygularla bütünleşmek. Kütük tatlısı yapmaz oldum, sebzelerle besleniyorum. Bir kedim yok hala, vitamin takviyesi almaya başladım, sabahları erken uyanıyorum, gündüz uyumuyorum. 

Sevgili 25, gönlümün biraz daha rahata ihtiyacı var, gör onu, es geçme lütfen. Can Kazaz da diyor ya: 

"Durmayalım, kırlangıçlar gibi..."

Durma sevgili 25, uzun olsun yolumuz. Ya da kısa ve güzel. Gönülden. 

26 Kasım 2014 Çarşamba

Öğretmenler Günü Hediyeleri

Bu sene öğretmenler günüm oldukça bereketli geçti.Bir öğrencim origami ile yaptığı balıkları hediye etti bana.Çok başarılı,hemen masamın ve televizyonumun üzerine koydum süs olarak.Ömrüm boyunca saklayacağım.Bir başka öğrencim ise para atölyesinde yaptığı kendi parasını hediye etti.Para epeyce yüklü miktarda :)

Okul idaresinden de güzel hediyeler geldi.Üzerinde adım yazan,deri kılıf içinde bir dolma kalem.Doğrusu çok beğendim.Bunun yanında da el işlemeleri ile süslü,öğrencilerin yapmış olduğu bir kravat.Ve bir de görsel sanatlar dersi öğrencileri tarafından yapılmış olan minik bir kalp,altında ise güzel sözler.

En güzel hediye ise öğretmen arkadaşlardan geldi."Kirlenmek güzeldir" temalı bir Omo kağıdının üzerinde güzel sözler,kenarında bir sürü yıldız ve yanında bir kutu çikolatalı gofret.

İkinci öğretmenler günüm epey güzel geçti.Bir öncekine nazaran.Bakalım ilerleyen senelerde daha neler göreceğim.

13 Ekim 2008 Pazartesi

Bugün Benim Doğum Günüm



Bugün benim doğum günüm...Çiklet daha on yedi on yedi on yedi oldu...Daha önce hiç bir doğum günüm sınıfta kutlanmamıştı.Aslında hayatım boyunca da pek sevmemişimdir böyle kutlamaları.Sağolsunlar sınıf arkadaşlarım pasta yapmışlar bir de yetmezmiş gibi aralarında para toplayıp hediye almışlar.Siyah sevdiğimden siyah bir penye almışlar bana(Laf aramızda bayağı iyi bir marka)İlk ders sınıf öğretmenimiz Pınar Hocanın dersiydi hep birlikte kutladık.İnsan hatırlanınca daha bir güzel ve mühim hissediyor kendini.Bu arada bana çaktırmayacaklar ya benim muzip arkadaşım Anıl:"Ya Can haberin var mı bugün Kütahya'nın kurtuluşuymuş pasta kesiyoruz gibisinden bir şeyler deyince...İşte öyle,inşallah yeni yaşım hayır ve mutluluk getirir.Ebru'nun dileği çok hoştu benim için:"İnşallah Öss'de ilk beş tercihinden biri olur" dedi.Amin:)