Bugün 26 yaşıma girdim. Dün akşam okulda öğretmen arkadaşlarım bir sürpriz yaptılar. İki dilek tuttum, mumları üfledim.
Öğrencilerim de tek tek gelip sarıldılar.
Bir de dün çok sevdiğim Eda Baba, Aç Zülfünü isimli güzel mi güzel şarkıyı yayınladı. O da bana çok güzel bir doğum günü hediyesi oldu. Birkaç arkadaşımın hediyeleri de benim için sürpriz oldu.
Yaşam hızla ilerliyor. Üniversiteye başladığım ve mezun olduğum gün daha dün gibi. Oysa bu sene çalışma hayatında beşinci yılım. Yıllar çabucak geçiyor.
Her doğum günümde üzerime bir dinginlik çöküyor. Telaşlar, koşturmalar bir günlüğüne son buluyor sanki. Gelecekte daha güzel günlerle karşılaşmak dileklerimle.
yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Ekim 2017 Cuma
7 Ekim 2016 Cuma
Sevgili 25/ Kırlangıçlar Gibi
Sevgili 25. Geleceksin elbet az kaldı, biliyorum. Bir telaş içerisindeyim. Kendimce. Hüzünlüce. Bir yanım ise umut ışıldıyor. Biraz korkuyorum, yirmilerin ortası, biraz da seviniyorum, yolun ortası gibi, huzur gibi, ortada olma hissi, gideceğin yöne karar vermeden hemen önceki an, sahnenin ortası, şarkının ortası, bitmemiş bir şarkı.
Ağaçların yapraklarını dökmeye başladığı mevsimdeyiz, kırlangıçlar neredeler bilmem. Saadet Hanım haftaya sahneye çıkacak, perdeler açılacak. Benimse ömrüm perdeler açacak, oturduğum yerden onu izleyeceğim pencere kenarından.
Senden önceki yıllarda mutluydum, kırıldığım yerlerim vardı, dağıldığım yerlerim. Aşık oldum, aşk acısı çektim, bir daha sevemedim, denedim, olmadı. Yaşananlar değerliydi, haksızlık edemedim, oturdum ağladım, sonra tatile çıktım, annemi yanaklarından öptüm, pazara çıktık birlikte, limonlar, mandalinalar ve turplar aldık. Fincanlarca kahveler içtik, seğirttim giderek içime. Renkli yumaklardan atkılar ördü annem, takındım, örtündüm tek tek.
Bir sürü kitap okudum, edebiyat ile çok yakın arkadaş olduk. Tarihi yer yer sevdim yer yer ondan nefret ettim. Ama edebiyat hep yanımda oldu. Şiirle aramı düzeltmeye başladım, roman ile dost olsunlar diye. Öykülerle barıştım, yığıldılar evimin içine. Hasbıhal kuvvetlendi.
Çok içime kapandım, var oluşumla sürekli bir mücadeleye, kanlı bir savaşıma girdim. Hani içimde biraz umut kırıntısı olmasa, neyse... Yaşayıp yaşamamak hiç önemli değil. Bir rüyada gibiydim, uyandım. Uyudum, rüyalar gördüm, kırlangıçlar gibi.
Yetmiyor şimdilerde yaptıklarım, daha güzel şeyler var mı hayatta? Okumaktan ve yazmaktan başka, insanın kendi içi gibisi yok. Yalnızlık, sessizlik ve iğreti durmayan duygularla bütünleşmek. Kütük tatlısı yapmaz oldum, sebzelerle besleniyorum. Bir kedim yok hala, vitamin takviyesi almaya başladım, sabahları erken uyanıyorum, gündüz uyumuyorum.
Sevgili 25, gönlümün biraz daha rahata ihtiyacı var, gör onu, es geçme lütfen. Can Kazaz da diyor ya:
"Durmayalım, kırlangıçlar gibi..."
Durma sevgili 25, uzun olsun yolumuz. Ya da kısa ve güzel. Gönülden.
Ağaçların yapraklarını dökmeye başladığı mevsimdeyiz, kırlangıçlar neredeler bilmem. Saadet Hanım haftaya sahneye çıkacak, perdeler açılacak. Benimse ömrüm perdeler açacak, oturduğum yerden onu izleyeceğim pencere kenarından.
Senden önceki yıllarda mutluydum, kırıldığım yerlerim vardı, dağıldığım yerlerim. Aşık oldum, aşk acısı çektim, bir daha sevemedim, denedim, olmadı. Yaşananlar değerliydi, haksızlık edemedim, oturdum ağladım, sonra tatile çıktım, annemi yanaklarından öptüm, pazara çıktık birlikte, limonlar, mandalinalar ve turplar aldık. Fincanlarca kahveler içtik, seğirttim giderek içime. Renkli yumaklardan atkılar ördü annem, takındım, örtündüm tek tek.
Bir sürü kitap okudum, edebiyat ile çok yakın arkadaş olduk. Tarihi yer yer sevdim yer yer ondan nefret ettim. Ama edebiyat hep yanımda oldu. Şiirle aramı düzeltmeye başladım, roman ile dost olsunlar diye. Öykülerle barıştım, yığıldılar evimin içine. Hasbıhal kuvvetlendi.
Çok içime kapandım, var oluşumla sürekli bir mücadeleye, kanlı bir savaşıma girdim. Hani içimde biraz umut kırıntısı olmasa, neyse... Yaşayıp yaşamamak hiç önemli değil. Bir rüyada gibiydim, uyandım. Uyudum, rüyalar gördüm, kırlangıçlar gibi.
Yetmiyor şimdilerde yaptıklarım, daha güzel şeyler var mı hayatta? Okumaktan ve yazmaktan başka, insanın kendi içi gibisi yok. Yalnızlık, sessizlik ve iğreti durmayan duygularla bütünleşmek. Kütük tatlısı yapmaz oldum, sebzelerle besleniyorum. Bir kedim yok hala, vitamin takviyesi almaya başladım, sabahları erken uyanıyorum, gündüz uyumuyorum.
Sevgili 25, gönlümün biraz daha rahata ihtiyacı var, gör onu, es geçme lütfen. Can Kazaz da diyor ya:
"Durmayalım, kırlangıçlar gibi..."
Durma sevgili 25, uzun olsun yolumuz. Ya da kısa ve güzel. Gönülden.
14 Ekim 2012 Pazar
21 Yaş
Epey uzun zaman olmuş sanki bu senelerin geçeli.Kimi zaman mutlu ama yorucu,izbe yılların üzerimden geçişi.Epey uzun zaman olmuş sanki bu yılların eskiyişi.
Dün çok güzel bir doğum günü geçirdim.
Önce dershanede 6 saat dersim vardı.Gerçekten çok yorucu.
Ardından Samatya sokaklarında güzel bir gezinti.Minik,kıyıda kalmış ama şirin yerler.
Sonra hediye aldığım Aslı Tohumcu ve Hüsnü Arkan kitapları.
Ve Ali Haydar'ın yerinde müthiş bir akşam yemeği,sokak kedileri ve fasıl.
Elbette gece dostlarla kesilen güzel bir pasta,minik sohbetler ve mutlu anlar.
Hayatta çok az şeye inanırım.
İnandığım şeylerden biri de sevginin gücü.
Yoksa nasıl tutunuruz hayata ?
21 yaşım huzuru bol döksün ekmeğime,suyuma.
Açık olsun geleceğim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)