pazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2019 Pazar

Pazar Kahvaltısı

Ben küçükken annemle bir tek pazar kahvaltılarını birlikte yapabiliyorduk. İlkokula gittiğim dönemde o benden önce uyanıp işe gitmiş oluyordu. Pazar sabahları benim için büyük bir neşe kaynağıydı. Oturduğumuz apartmanın bahçe katı bizimdi. Mutfağımız kocaman bir bahçeye açılıyordu. İçinde türlü türlü sebzeler, birkaç tane kocaman ağaç...

İki kişilik bir çaydanlığımız vardı, minicik bir şey. Annem onunla kendine çay demler, kahvaltı boyunca da bir sürü çay içerdi. Bense kakaolu sütümü yudumlardım. Minik radyomuz da Trt Fm ayarlıydı. Biz kahvaltı yaparken türk sanat müziğinden eserler çalardı. 

Bugün de yine bir pazar kahvaltısı günü. Pazar sabahlarını seviyorum, iş güç düşünmediğim, oturup uzun uzun kahvaltı yaptığım bir zaman dilimi. Hele bir de dışarıda güneş varsa, kuşlar cıvıldıyorsa. Artık pazar kahvaltılarımıza siyah beyaz bir film eşlik ediyor. Açıyoruz, eski İstanbul'u izleye izleye, mazide gönül gezdirerek vakit geçiriyoruz. 

Hiç büyük hayallerim olmadı; zengin olmak, mal mülk sahibi olmak, şu mevkide, bu yerde olmak gibi. Ya kitaplar mutlu etti beni ya da bir tatil vakti dışarı çıktığımda gözümü kamaştıran güneş. 

Cemal Süreya da demiş ya: 

Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı

Sabah-ı şerifleriniz hayırlı olsun efendim. 

21 Ekim 2018 Pazar

Bir Pazar Günü

En sevdiğim bitki çayını yapıp kupama oldurdum, bir şeyler yazmak geldi içimden. Pazar günlerini evde geçiriyorum. Çünkü tek tatil günüm. İçinde bulunduğumuz sistem, çalışma yaşamının dışında sizi bir şeylerle ilgilenmekten alıkoyuyor. Hangi sektörde çalışırsanız çalışın artık mesai saatleri çok uzun. Hafta sonu tatili olarak nitelendirilen, insanların dinlenip kendilerine vakit ayırması gereken günlerde artık hemen herkes çalıştırılıyor. 
Bazen cumartesi ve pazar günleri evde oluyorum, bazen de konu tekrarları, deneme çözümleri için cumartesi günleri de okulda olmam gerekiyor. Aslında iki gün dinlendiğimde haftaya daha güzel başlıyorum, verimim artıyor. Nitekim sistem bunu anlamak istemiyor. Hoş, dinlenme günlerimde de bir sonraki haftanın ders planlarını yapıp, anlatacağım konulara çalışıyorum. Her ne kadar konuları biliyor olsam da derse hazırlıksız girmek hoşuma gitmiyor, ders içinde de kendimi kötü hissediyorum. Çocuklar çok farklı sorular sorabiliyor, bu yüzden hazırlıklı olmayı önemsiyorum. 

Bugün annemle güzel ve uzun bir kahvaltı yaptık, sonra ortalığı temizledim biraz. Birkaç şey almak için yürüyüş yapıp markete gidip geldim derken akşam oldu, hava karardı bile. Kış gecelerini çok seviyorum, özellikle dışarıdan eve geldiğim akşamlarda kapıyı açar açmaz burnuma gelen yemek kokularını, vücuduma temas eden sıcaklığı çok seviyorum. Dışarıda yorulup, üşüyüp eve gelmek kadar güzel bir şey yok. Hele perdelerin sımsıkı kapalı olduğu, içeriden ölgün sarı ışıkların yansıdığı sokaklardan geçerken kendimi güzel hissediyorum. İçeride olup bitenler, insanlar, tencerelerde pişen sıcak mercimek çorbaları...

Yakında yapılacak 29 Ekim töreni için okul müdürü tarafından sunucu seçildim. 6 yıl önceki staj dönemim dışında hiç takım elbise giymemiştim, doğrusu hiç de sevmiyorum takım giymeyi. Maalesef bu sefer kaçamadım, bir takım elbise almam gerekiyor. Bu hafta bir şekilde onu halletmem gerek. 

Öyle böyle derken iki buçuk ay su gibi geçti, değişimleri hala hazmedebilmiş değilim lakin yavaş yavaş alışmaya başladığımı düşünüyorum. Bir sürü tuhaf şey, içinde benden kalma biri, bir artık. Her şey devam ediyor, her şeye bir şekilde devam ediyorum. 

14 Aralık 2017 Perşembe

Pazar

Annem cuma günleri pazara çıkar, bizim semtte kurulan pazara. Turşusundan pekmezine kadar her şey var bizim pazarımızda. Küçüklüğümden beri haftalık alışverişlerimizi pazardan yaparız. Zeytin, peynir, çökelek, tereyağı, ekmek. Aklınıza gelebilecek her şeyin en güzelleri pazardadır. Bazen yeni otlar, yeni sebzeler getirirler. Annem satıcılardan en ince ayrıntısına kadar öğrenir yemek tariflerini. Zeytinyağını da oradan alırız biz. Sabah kahvaltısında üzerine kekik döküp ekmek banarız. 

Sıcak bir havası vardır sonra pazarların. Marketlerin soğukluğu yoktur orada, "süper" gibi sıfatları da yoktur pazarların. Sizden, bizden insanlar vardır. Onlar dediklerimiz yoktur. Kimse "onlar" değildir orada. 

Mesela hiç taze fasulye turşusu aldınız mı pazardan? Sabah yumurta ile tavada kavurup yediniz mi? Annem çok güzel yapar, parmaklarımızı yeriz. 

Pazarın olduğu günler hep bir telaş vardır iki kişilik evimizde. Annem elinde pazar arabası yorgun argın gelir. Ama sevinçlidir, sebzelerin meyvelerin en güzellerini almıştır. Hurma da almıştır, bereket getirsin diye cüzdanına koyar hurma çekirdeğinin birini. Sonra ben bir türk kahvesi yaparım, annemin bütün yorgunluğu gider. İkinci fincana hiç köpük kalmaz, köpüklüsünü anneme veririm kahvenin. 

Cuma günleri böyle devrilir, akşam da oturup çay demlenir. İlle yanına un kurabiyesi gerekmez, sohbet edilir. Eskilerden bahseder annem, eskilerin geleneklerinden. Sofralarından, kış hazırlıklarından, tarhanalardan, kuru nanelerden. 

Uyku bastırır, tatlı bir yorgunluk uykusudur. Güzel meyvelerin arasında uykuya dalarız, sebzelerin yeşilleri arasında rüyalar görürüz. 

19 Mart 2017 Pazar

Tyrannosaur: Joseph'ten Hannah'a Mektup


"Böylece kendime biraz zaman ayırdım. İnsanlardan bir sürü mektup aldım. Mektuplarda: 'Helal olsun ben de aynı şeyi yapardım' gibi şeyler yazılıydı. Fakat kimse böyle bir şey yapmazdı. Hepsi düşünür, ben yaparım. İşte benim seninle ve dünyayla aramdaki fark bu! 

Dışarı çıktığımda yeni bir başlangıç yapmak istedim. Eskiden olduğu gibi artık içki içmiyorum. Bu kadarı kafiydi çünkü. Her hafta Pauline'in mezarına çiçek koyuyorum. Dün senin için dua etmiştim. Benim yapmadığım bir şey ama yine de yapmak istedim. Bu söylediklerime inanma, sen doğruyu biliyorsun. 

Seni gelip görmek istedim. Bilmeni istediğim şeyler var. Bir keresinde dükkanına neden geldiğimi sormuştun. Hiç anlatmadım. Oraya Tanrı'yı aramak için gelmemiştim. Seni istemiştim aslında. Sam'in dışında, bana gülümseyen tek insan sendin. Ve bunu istiyordum. Beni sevginle boğmanı ve aydınlatmanı istemiştim. Ve güzel olduğunu düşünmüştüm. Sana öylece bir bakmak istemiştim, hepsi bu kadar. Bunları bilmeni istemedim. Çünkü sana söyleseydim, senin de ağzından bir şeyler dökülecekti. Mükemmel olmayacaktın yani ve ben o anı batırmak istemedim. Haklı mıydım bilmiyorum."

Joseph.