Vay be!
10 yılı burada devirdim. İlk yazmaya başladığım zaman heyecanlı, yeni yetme bir delikanlıydım. Öyle derler bizim oralarda. Burada büyüdüm, yazmasaydım her şey yolunda gitmeyebilirdi benim için. Okula başladığım günden bu yana harflerle aram hep iyi oldu, rakamlarla olmadığı kadar. Kitaplar, dergiler, gazeteler, her bulduğunu okuyan meraklı bir çocuk. Elleri ceplerinde dolaşan, sabahtan akşama kadar ayağında terlikleri ile mahallede oradan oraya koşturan bir oğlan. Şimdi kocaman oldum.
Okumak ve yazmak hayatımda hep ilk sıralarda yer aldı. Sayfalar dolusu yazılar, sayfalar dolusu meseleler. Herkesin bir var oluş sebebi var sanırım bu hayatta, ya da var oluş boşluğunu doldurmaya çalıştığı şeyler. Benim de okumak, yanında eşantiyon olarak da yazmak.
Belki bir 10 sene sonra yine görüşürüz burada ne dersin? Çok şeyler eskiyecek de, sanırım insan çiklet çiğnemek huyundan hiç vazgeçmeyecek.
Esen kalın.
medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Ocak 2018 Pazartesi
10 Ekim 2017 Salı
Byung-Chul Han: Şeffaflık Toplumu

"Sergi değeri her şeyden önce güzel görünüşe bağlıdır. Sergileme zorlaması böylelikle güzellik ve dinçlik (Fitness) zorlamasını ortaya çıkarır. Operasyon Güzellik sergilenme düzeyini en yüksek düzeye getirmeyi hedefler. Günümüzün örnek kişileri içsel değerleri değil, gerekirse zora başvurularak uyulmaya çalışılan dışsal ölçüleri sunar. Sergileme zorlaması görünür olanın ve dışsalın mutlaklaştırılmasına yol açar. Görünmez olan, hiçbir sergi değeri, hiçbir ilgi yaratmadığı için, yoktur."
Yani sergilemiyorsanız yoksunuz, istediğiniz kadar tepinin, bağırın, çağırın. Şeffaflık toplumunun bir parçası değilseniz, örneğin sosyal medya hesaplarınız yoksa insanlar artık sizin gerçek varlıklarınızı sorgulamamaya başlıyorlar. Hatta sosyal medya hesaplarımı kapattığımdan beri birkaç arkadaşımdan, "ne oldu, iyi misin, her şey yolunda" mı minvalinde sorular aldım. Bu ne demek? Eğer sosyal medyada varsanız reelde de varsınız, yoksanız sizin varlığınızın diğerleri için bir ehemmiyeti kalmıyor.
Sosyal medyada insanlar çoğu zaman birilerine gönderme yapıyorlar. Üzüldükleri ya da kızdıkları durumlarda karşı tarafın bu mesajı göreceğini düşünüyorlar. İşe bakın, hem de sosyal medya üzerinden. Gerçek hayattaki iletişimin yerini sosyal medyanın büyük bir hızla aldığı gerçek. Bu yüzden "Şeffalık Toplumu" adlı eserde sosyal medyadaki kimliklerimiz üzerinden yapılan tartışmalar beni çok etkiledi. Like/dislike, kimi zaman sadece like, bu bu kadar basit.
21 Temmuz 2017 Cuma
Instagram Anneleri
Yazıya başlamadan önce şunu belirtmek istiyorum. Kimseyi kırmak ya da üzmek niyetinde değilim. Hazır sosyal medyadan konu açılmışken instagram anneleri ile ilgili de birkaç şey söylemek istiyorum. Bir eğitimciyim ve çocuk yetiştiriyorum. Bu konuda belirli hususlarda söz sahibi olduğumu düşünüyorum en azından fikir beyan etmeye bir şekilde hakkım var kendi sayfamda.
Hesabımı kapatmadan önce pek çok instagram annesine denk geliyordum. Siz istemeseniz de arkadaşlarınızın takip ettiği kişilere oranla ana sayfanıza düşebiliyorlar. Çocuklarının neredeyse her anını paylaşan anneler var. Mutlu bir aile tablosu paylaşıp anılar biriktirmekten ziyade çocukları yemek yerken, çocukları oyun oynarken, çocukları havuza girerken, çocukları okula gidip okuldan gelirken, çocukları yıkanırken ve daha bir sürü zaman dilimlerinde paylaşım yapıyor bu anneler.
Çok açık ve net bunu sağlıklı bulmuyorum. Küçük çocuklar henüz hür bir iradeye sahip değiller. Annelerinin kendilerini niçin bu kadar sık fotoğrafladıklarını bir şekilde sorguluyorlardır elbet. Bu annelerin vermeye çalıştıkları bazı mesajlar var:
- ben çok iyi bir anneyim.
- ben çok güzel bir bebek dünyaya getirdim ve ona çok iyi bakıyorum.
- ben çocuk yetiştirmek konusunda uzmanım ve beni takip edin ki iyi şeyler öğrenin.
- ben çok iyi eğitim almış bir anneyim ve benim sayemde siz de iyi bir çocuk yetiştirebilirsiniz.
- ben çocuğuma çok lüks bir hayat yaşatıyorum ve bunu siz de görün.
- beni sürekli takdir edin.
Bu mesajlar benzer şekilde çoğaltılabilir. Çocuklarınıza bunu yapmayın, buna hakkınız da olmamalı. Çocuklarınızın en mahrem anlarını ve en mutlu anlarını onlarla birlikte yaşayın. En mükemmel anneler sizler değilsiniz. Pek çok kadın çocuk yetiştiriyor hem de zorlu koşullar altında. Hiçbirimizin annesi bizleri sosyal medyada büyütmedi. Üstelik çok istediği halde çocuk sahibi olamayan bir sürü insan var.
Mutlu bir aile profili oluşturmak yerine instagram anneliğini bir kazanç kapısı olarak kullanmak da ne yazık ki bir realite. Bu sayfalarda bebek bezi, maması ve oyuncağı reklamlarını bolca görürsünüz. Üstelik bu firmalar sürekli geniş çaplı etkinlikler düzenler. Ve bu anneler çocukları ile birlikte bu etkinliklerde bir araya gelirler. Ne kadar iyi anneler oldukları konusunda birbirlerini takdir etmeye ve onaylanmaya ihtiyaç duyarlar çünkü.
Çocuklarınızın hepsi masum, ileride kendi istekleri dışında fenomen olmalarının yükünü kaldıramayabilirler. Bunun için size de kızabilirler ki çok da haklılar. Yapmayın lütfen, mahrem anlarınızı paylaşmak zorunda değilsiniz. Biz günümüz dünyasında çocukları internetin zararlı hallerinden ve sosyal medyanın basit düzeyinden uzak tutmaya çalışırken siz tam da karşı çıktığımız şeyleri yapıyorsunuz. Sağlıklı değil. Ne kendinizi ne çocuğunuzu yıpratın. Eminim ki sizler de çok iyi annelersiniz lakin bu gösteriş işine bir son verin. Çocuklarınızı koruyun. Saygılarımla.
Hesabımı kapatmadan önce pek çok instagram annesine denk geliyordum. Siz istemeseniz de arkadaşlarınızın takip ettiği kişilere oranla ana sayfanıza düşebiliyorlar. Çocuklarının neredeyse her anını paylaşan anneler var. Mutlu bir aile tablosu paylaşıp anılar biriktirmekten ziyade çocukları yemek yerken, çocukları oyun oynarken, çocukları havuza girerken, çocukları okula gidip okuldan gelirken, çocukları yıkanırken ve daha bir sürü zaman dilimlerinde paylaşım yapıyor bu anneler.
Çok açık ve net bunu sağlıklı bulmuyorum. Küçük çocuklar henüz hür bir iradeye sahip değiller. Annelerinin kendilerini niçin bu kadar sık fotoğrafladıklarını bir şekilde sorguluyorlardır elbet. Bu annelerin vermeye çalıştıkları bazı mesajlar var:
- ben çok iyi bir anneyim.
- ben çok güzel bir bebek dünyaya getirdim ve ona çok iyi bakıyorum.
- ben çocuk yetiştirmek konusunda uzmanım ve beni takip edin ki iyi şeyler öğrenin.
- ben çok iyi eğitim almış bir anneyim ve benim sayemde siz de iyi bir çocuk yetiştirebilirsiniz.
- ben çocuğuma çok lüks bir hayat yaşatıyorum ve bunu siz de görün.
- beni sürekli takdir edin.
Bu mesajlar benzer şekilde çoğaltılabilir. Çocuklarınıza bunu yapmayın, buna hakkınız da olmamalı. Çocuklarınızın en mahrem anlarını ve en mutlu anlarını onlarla birlikte yaşayın. En mükemmel anneler sizler değilsiniz. Pek çok kadın çocuk yetiştiriyor hem de zorlu koşullar altında. Hiçbirimizin annesi bizleri sosyal medyada büyütmedi. Üstelik çok istediği halde çocuk sahibi olamayan bir sürü insan var.
Mutlu bir aile profili oluşturmak yerine instagram anneliğini bir kazanç kapısı olarak kullanmak da ne yazık ki bir realite. Bu sayfalarda bebek bezi, maması ve oyuncağı reklamlarını bolca görürsünüz. Üstelik bu firmalar sürekli geniş çaplı etkinlikler düzenler. Ve bu anneler çocukları ile birlikte bu etkinliklerde bir araya gelirler. Ne kadar iyi anneler oldukları konusunda birbirlerini takdir etmeye ve onaylanmaya ihtiyaç duyarlar çünkü.
Çocuklarınızın hepsi masum, ileride kendi istekleri dışında fenomen olmalarının yükünü kaldıramayabilirler. Bunun için size de kızabilirler ki çok da haklılar. Yapmayın lütfen, mahrem anlarınızı paylaşmak zorunda değilsiniz. Biz günümüz dünyasında çocukları internetin zararlı hallerinden ve sosyal medyanın basit düzeyinden uzak tutmaya çalışırken siz tam da karşı çıktığımız şeyleri yapıyorsunuz. Sağlıklı değil. Ne kendinizi ne çocuğunuzu yıpratın. Eminim ki sizler de çok iyi annelersiniz lakin bu gösteriş işine bir son verin. Çocuklarınızı koruyun. Saygılarımla.
Sosyal Medya Hesaplarımı Kapattım: Samimi Bir Sohbet
Bir süre önce sosyal medya hesaplarımı kapatmıştım. Hatta bununla ilgili bir arınma yazısı da yazmıştım. Zaten bir tek instagram hesabım mevcuttu. Diğer sosyal medya kanallarında hesabım yok. Amatör olarak fotoğraf çektiğim için yalnızca çektiğim güzel fotoğrafları paylaştığım bir hesaptı. Dün itibari ile ondan da kurtuldum. Nasıl mı? Şöyle anlatayım.
Ortada çok büyük bir samimiyetsizlik var. Rahatsız edici derecede. İnsanlar sosyal medyada kendilerinden bambaşka birine bürünüyorlar. Gerçekte tanıdığım insanların sosyal medyadaki paylaşımlarına şaşırıp kalıyorum. Bir arkadaşımın instagram'da yaklaşık 600 fotoğrafı var. Hepsinde de sadece kendi suratı hem de! Kıyafetleri değişik, mekanlar değişik ama 600 tane aynı surat. Bir başka arkadaşım maddi açıdan iyi durumda olmadığı halde sürekli epey zenginmiş gibi paylaşımlar yapıyor. Pahalı mekanlar, yeni kıyafetler, lüks eğlenceler. Peki gerçek hayatta böyleler mi? Kocaman bir boşluk.
Sosyal medya insanları öyle bir hale getirdi ki, bağımlı olmamızı geçtim sahte kimliklere büründük. Gerçekte yaşadığımız hayatlarla sosyal medyada gösterdiğimiz hayatlar arasında dağlar kadar fark var. Arasından Çin Seddi bile geçer, o derece!
İnsanlar beğenilme ve onaylanma ihtiyaçlarını sosyal medya üzerinden gideriyorlar. Bir nevi tatmin oluyorlar ve ben bunu sosyal medya orgazmı olarak nitelendiriyorum. Yaz geldiğinden beri paylaşılmayan yaz tatili fotoğrafı ve videosu kalmadı. Herkes bir yerlerde, sevgilisiyle, eşiyle. Yediklerini içtiklerini göstermek derdinde. Hastaneden paylaşımda bulunan arkadaşlarım var. Üstelik bir de instagram'a hikaye kısmı eklendi tam oldu. Her saatini paylaşan insanlar da türedi, büyük bir açığı kapattılar! Bir de hiç hoşlanmadığım ünlüler grubu var. Sürekli ana sayfamdalar ve herkesin ana sayfasında bu insanlar. Hiçbir vasıfları yok, iki lafı bir araya getiremezken instagram fenomeni olmuş durumdalar. Üstelik birçok aklı başında arkadaşım da bu insanları deli gibi takip ediyor. Ergenler hepsine hasta, hepsi parlak birer idol. İsimlerini burada zikretmeyeceğim.
Tüm bunlar ne yazık ki gerçek yaşamdaki sosyal ilişkilerimizi de etkiliyor. İnsanı bir sosyal medya depresyonuna sürüklüyor. Bir paylaşımdan sonra kaç beğeni aldığınızı görmek için sürekli sayfa yenilemiyor musunuz? Üstelik saatlerce? Bunu hepimiz yapıyoruz yalan söylemeyiniz!
Bir son veriyorum artık bu duruma. Çünkü gerçekten sıkıldım ve kendimi kötü hissediyorum. İnsanlara bir şeyler göstermeden ve kanıtlamadan da yaşayabiliriz öyle değil mi? Üstelik daha fazla kendimiz kalarak daha temiz kalarak. Sağlıcakla.
Ortada çok büyük bir samimiyetsizlik var. Rahatsız edici derecede. İnsanlar sosyal medyada kendilerinden bambaşka birine bürünüyorlar. Gerçekte tanıdığım insanların sosyal medyadaki paylaşımlarına şaşırıp kalıyorum. Bir arkadaşımın instagram'da yaklaşık 600 fotoğrafı var. Hepsinde de sadece kendi suratı hem de! Kıyafetleri değişik, mekanlar değişik ama 600 tane aynı surat. Bir başka arkadaşım maddi açıdan iyi durumda olmadığı halde sürekli epey zenginmiş gibi paylaşımlar yapıyor. Pahalı mekanlar, yeni kıyafetler, lüks eğlenceler. Peki gerçek hayatta böyleler mi? Kocaman bir boşluk.
Sosyal medya insanları öyle bir hale getirdi ki, bağımlı olmamızı geçtim sahte kimliklere büründük. Gerçekte yaşadığımız hayatlarla sosyal medyada gösterdiğimiz hayatlar arasında dağlar kadar fark var. Arasından Çin Seddi bile geçer, o derece!
İnsanlar beğenilme ve onaylanma ihtiyaçlarını sosyal medya üzerinden gideriyorlar. Bir nevi tatmin oluyorlar ve ben bunu sosyal medya orgazmı olarak nitelendiriyorum. Yaz geldiğinden beri paylaşılmayan yaz tatili fotoğrafı ve videosu kalmadı. Herkes bir yerlerde, sevgilisiyle, eşiyle. Yediklerini içtiklerini göstermek derdinde. Hastaneden paylaşımda bulunan arkadaşlarım var. Üstelik bir de instagram'a hikaye kısmı eklendi tam oldu. Her saatini paylaşan insanlar da türedi, büyük bir açığı kapattılar! Bir de hiç hoşlanmadığım ünlüler grubu var. Sürekli ana sayfamdalar ve herkesin ana sayfasında bu insanlar. Hiçbir vasıfları yok, iki lafı bir araya getiremezken instagram fenomeni olmuş durumdalar. Üstelik birçok aklı başında arkadaşım da bu insanları deli gibi takip ediyor. Ergenler hepsine hasta, hepsi parlak birer idol. İsimlerini burada zikretmeyeceğim.
Tüm bunlar ne yazık ki gerçek yaşamdaki sosyal ilişkilerimizi de etkiliyor. İnsanı bir sosyal medya depresyonuna sürüklüyor. Bir paylaşımdan sonra kaç beğeni aldığınızı görmek için sürekli sayfa yenilemiyor musunuz? Üstelik saatlerce? Bunu hepimiz yapıyoruz yalan söylemeyiniz!
Bir son veriyorum artık bu duruma. Çünkü gerçekten sıkıldım ve kendimi kötü hissediyorum. İnsanlara bir şeyler göstermeden ve kanıtlamadan da yaşayabiliriz öyle değil mi? Üstelik daha fazla kendimiz kalarak daha temiz kalarak. Sağlıcakla.
8 Ağustos 2016 Pazartesi
Yeni Dünya ve Genç Kadın/Genç Erkek Algısı I
Uzun süredir gözlemlediğim bir durumdan bahsetmek istiyorum. Öncelikle ben de bir gencim, henüz 24 yaşındayım. Öğretmenim. Meslek hayatımdaki üçüncü yılımı tamamladım. Bir yandan yüksek lisans eğitimime devam ediyorum, tez yazıyorum. Buraya kadar kendim ile ilgili bu kısa bilgileri verme gereği duydum. Çünkü bahsedeceğim durum beni de içerisine alan bir durum. Lise öğrencilerinden başlayıp otuzlu yaşlara kadar uzanabilen geniş bir algı.
Sosyal medyada çok aktif değilim. İçerisinde yalnızca iki profil fotoğrafımın olduğu ve genelde sanat, düşünce ve edebiyat haberlerini takip edip paylaştığım bir facebook hesabım var. Yine içerisinde fotoğraflarımın bulunduğu, bunların çoğunda da gezdiğim gittiğim yerlerin, doğanın ve hayvanların fotoğraflarının olduğu bir instagram hesabım var. Başka da bir sosyal medya hesabım yok.
Uzun süredir fotoğraf paylaşmasam da arada instagram'da insanların paylaştıkları fotoğrafları görüyorum. Her ne hikmetse herkes her gün bir başka yerde, lüks mekanlarda, deniz ve havuz kenarlarında, ünlülerin gittikleri plajlarda. Üzerlerinde sürekli yeni kıyafetler, sürekli tüketilen çeşitli yiyecekler. Erkekler gereğinden çok daha fazla kaslı, oldukça bakımlı, vermiş oldukları pozlarda cinsel mesajlar gizli. Kadınlar ise fazlası ile zayıf, fazlası ile makyajlı, onların vermiş oldukları pozlarda da cinsel mesajlar gizli. Tüm bunların dışında, bir de spor salonlarında verilen pozlar var. Çok meşhur oldu, erkeklerin hepsi vakitlerinin hemen hemen hepsini daha fazla kas yapabilmek için spor salonlarında geçiriyor. Amaç kesinlikle daha sağlıklı ve fit olabilmek değil, gereğinden fazla kas yapmak. En tehlikelisi ise yapılan kasların gençlere bir süre sonra yeterli gelmemeye başlaması ve bunun bir takıntı haline gelmesi. İşin bir de psikolojik boyutu var. Kadınlarda da durum aynı, gereğinden fazla zayıf olmak, ruhen de sağlıklı olmanın ötesinde sadece fiziken mükemmel görünmek, sporun ruh ile ilgili olan kısmıyla ilgilenmemek.
Peki sormak istiyorum hangi zaman diliminde kitap okuyorsunuz, ailenizle, sevdiklerinizle birlikte keyifli sohbetler gerçekleştiriyorsunuz? Hangi zaman diliminde felsefe, edebiyat, müzik ve sanat gibi konularda bir şeyler okuyup, yazıp düşünüyorsunuz? Hangi zaman diliminde yüksek lisans, doktora eğitiminize ve tezinizi yazmaya devam edebiliyorsunuz? Çünkü ben yukarıda saydığım pozlardan hiçbirini verebilecek zaman bulamıyorum. Çalışıyorum, tez yazıyorum, geriye kalan vaktimde ailem ve sevdiklerimle zaman geçirmeye gayret ediyorum. Mümkün mertebe sürekli okuyorum, bir şeyler yazıyorum, izliyorum, kendimi geliştirmeye ve zihin dünyamı özgürleştirmeye çabalıyorum, yeni fikirler üretiyor ve geleceğim hakkında bir takım tasarılar yapıyorum.
Tüm bunları kendimi övmek, kültürlü ve zeki göstermek için söylemiyorum. Hakikaten merak ediyorum siz zihinsel gelişiminizi hangi ara düşünüyorsunuz? Gerçekten sosyal medya üzerinden paylaştığınız fotoğraflardaki gibi mi yaşıyorsunuz? Yarın hangi fotoğrafı paylaşacağım acaba diye bir gün önceden gideceğiniz mekanı, giyeceğiniz kıyafetleri ve vereceğiniz pozları mı düşünüyorsunuz? Bence feci gaflet ve vehamet içerisindesiniz, içerisindeyiz.
Düşüncelerimi paylaşmaya ikinci bir yazı ile devam edeceğim.
Sosyal medyada çok aktif değilim. İçerisinde yalnızca iki profil fotoğrafımın olduğu ve genelde sanat, düşünce ve edebiyat haberlerini takip edip paylaştığım bir facebook hesabım var. Yine içerisinde fotoğraflarımın bulunduğu, bunların çoğunda da gezdiğim gittiğim yerlerin, doğanın ve hayvanların fotoğraflarının olduğu bir instagram hesabım var. Başka da bir sosyal medya hesabım yok.
Uzun süredir fotoğraf paylaşmasam da arada instagram'da insanların paylaştıkları fotoğrafları görüyorum. Her ne hikmetse herkes her gün bir başka yerde, lüks mekanlarda, deniz ve havuz kenarlarında, ünlülerin gittikleri plajlarda. Üzerlerinde sürekli yeni kıyafetler, sürekli tüketilen çeşitli yiyecekler. Erkekler gereğinden çok daha fazla kaslı, oldukça bakımlı, vermiş oldukları pozlarda cinsel mesajlar gizli. Kadınlar ise fazlası ile zayıf, fazlası ile makyajlı, onların vermiş oldukları pozlarda da cinsel mesajlar gizli. Tüm bunların dışında, bir de spor salonlarında verilen pozlar var. Çok meşhur oldu, erkeklerin hepsi vakitlerinin hemen hemen hepsini daha fazla kas yapabilmek için spor salonlarında geçiriyor. Amaç kesinlikle daha sağlıklı ve fit olabilmek değil, gereğinden fazla kas yapmak. En tehlikelisi ise yapılan kasların gençlere bir süre sonra yeterli gelmemeye başlaması ve bunun bir takıntı haline gelmesi. İşin bir de psikolojik boyutu var. Kadınlarda da durum aynı, gereğinden fazla zayıf olmak, ruhen de sağlıklı olmanın ötesinde sadece fiziken mükemmel görünmek, sporun ruh ile ilgili olan kısmıyla ilgilenmemek.
Peki sormak istiyorum hangi zaman diliminde kitap okuyorsunuz, ailenizle, sevdiklerinizle birlikte keyifli sohbetler gerçekleştiriyorsunuz? Hangi zaman diliminde felsefe, edebiyat, müzik ve sanat gibi konularda bir şeyler okuyup, yazıp düşünüyorsunuz? Hangi zaman diliminde yüksek lisans, doktora eğitiminize ve tezinizi yazmaya devam edebiliyorsunuz? Çünkü ben yukarıda saydığım pozlardan hiçbirini verebilecek zaman bulamıyorum. Çalışıyorum, tez yazıyorum, geriye kalan vaktimde ailem ve sevdiklerimle zaman geçirmeye gayret ediyorum. Mümkün mertebe sürekli okuyorum, bir şeyler yazıyorum, izliyorum, kendimi geliştirmeye ve zihin dünyamı özgürleştirmeye çabalıyorum, yeni fikirler üretiyor ve geleceğim hakkında bir takım tasarılar yapıyorum.
Tüm bunları kendimi övmek, kültürlü ve zeki göstermek için söylemiyorum. Hakikaten merak ediyorum siz zihinsel gelişiminizi hangi ara düşünüyorsunuz? Gerçekten sosyal medya üzerinden paylaştığınız fotoğraflardaki gibi mi yaşıyorsunuz? Yarın hangi fotoğrafı paylaşacağım acaba diye bir gün önceden gideceğiniz mekanı, giyeceğiniz kıyafetleri ve vereceğiniz pozları mı düşünüyorsunuz? Bence feci gaflet ve vehamet içerisindesiniz, içerisindeyiz.
Düşüncelerimi paylaşmaya ikinci bir yazı ile devam edeceğim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)