arkadaşım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadaşım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2015 Pazartesi

Minik Yol Arkadaşım

Aslında çok minik sayılmaz, on iki yaşında. Benim öğrencilerimden biri değil ama çok iyi anlaşıyoruz. Nihayetinde aynı okuldayız. Özellikle sabah kahvaltılarını birlikte yapıyoruz. 

Ben hafta sonu tatillerimde Eskişehir'e gidiyorum. Annemi ve teyzemi ziyaret edip hızlı trenle dönüyorum. Pek yorucu olmuyor. Yatılı olduğu için okulumuz, uzaktan gelen öğrenciler ancak hafta sonları, tanıdıkları ile dışarı çıkabiliyorlar. Ben de minik dostumu bu hafta sonu bir aksilik çıkmazsa Eskişehir'e götürmeyi planlıyorum. Bu fikrime öyle sevindi ki havalara uçtu. 

Şimdi aklımda bir sürü plan var. Acaba birlikte neler yapsak diye. Güzel bir Eskişehir macerasına hazır ol minik dostum ! 

13 Eylül 2012 Perşembe

En İyi Arkadaşım

Benim en iyi arkadaşım altı yaşında bir kız çocuğu.İsmi Naz.Güzeller güzeli bir kız aynı zamanda çok akıllı.Bu sene anaokuluna başladı.Daha ilk günden ağlayan arkadaşlarını teselli etmiş buraya eğlenmeye ve öğrenmeye geldik diye.Bir de resim çizmiş ilk gün.Okuldan dönünce kapımızı çaldı her zamanki gibi kahvaltı ettik birlikte.Annem ve benim için iki parlayan yıldız çıkartması ayırmış hemen yakalarımıza iliştirdi.

Naz tüm hayvanları özellikle köpekleri çok seven bir kız.Zaten iki tane köpek besliyor.Bir de babannesinden gizli bir sokak köpeğine ablalık yapıyor.Ona gizlice ekmek götürüyor.

Bütün yaz birlikte vakit geçirdik,sohbet ettik ve onun en sevdiği şey olan annemin tatlılarından yedik.Annem ona her geldiğinde bir paket puding verir.Mutlu mesut döner evine.

Geldiğinde muhakkak bilimsel bir bilgi/öğüt paylaşır benimle.
Geçen gün kahvaltıdan sonra dediği gibi : " Ellerini yıkamazsan mikroplar karnında halay çekerler." Hemen yıkadım elbette ellerimi.

Annemle onlara gittiğimiz zaman asla elimiz boş dönmeyiz.Kalkmadan önce bir bakarız ki Naz poşetin içine mevye/sebze doldurmuş.Bir gün hiçbir şey bulamadığı için bir poşet turp aldık kendisinden hediye niyetine.

Benim yaz arkadaşımdı o ve sonunda çok sağlam bir dostluğa imza attık.Bu sabah kapının önünde lafladık yine.Dört tane şeker hediye ettim yine çok mutlu oldu.Eve dönene kadar el salladı ben de salladım elbet.

En çok annemi ve onu özleyeceğim okula dönünce.

Benim minik dostum hiç büyüme olur mu ?
Kötülerin dünyasında birlikte masumca yaşayalım.
Hem daha bana anlatacağın pek çok bilimsel şey var.
Hiç büyüme yaz arkadaşım.

1 Ocak 2009 Perşembe

Küçük Cengaver



Zamanın birinde bir cengaver yaşarmış.Gözünün ilmiklerindeki pehlivan bakışı,nice atlının göklere koşmasına bedelmiş.Gel zaman git zaman yolu küçük bir kasabaya düşmüş bu cengaverin,kendini göklere adamayı bellemiş.İlim irfan sahibi,mezhep sahibi aklı onu tutamamış hiçbir yerde,ama o buraları çok sevmiş.Yaşamının devamını buraya atmayı uygun kılmış.Saplamış gözlerinin kavlini yere dikmiş asasını toprağın üzerine.


Bir kervan misali sırtlanmış yükünü gelmiş bir yerleşim yerine.Mezalim divanından kalma bu heybetli yerden bir alacağı varmış.Yaşamaya başlamış halkın arasında onlardan biriymiş gibi.Bir tek melekler bilirmiş halbuki onun kudretini.Yıllar yıllar üstüne,zaman zaman üstüne eylemiş kendini.Tıpkı bir kum saati gibi,çöl kumundan bir saat gibi.Viran eylemeden kendini zaman hedeflerine varmak için tez düşüne durmuş.Evinin önünde diz çökmüş mevlaya,yaratana.Sahip olmak istediği tek şey,yaşamının geri kalanında mutluluğa sahip olmak,karanlığın aşüfte kudretinden ırak,dil dökmekmiş gönlündekileri.O anda yağmur yağmaya başlamış,öylesine hızlı yağarmış ki,bütün insanları evlerine barklarına yollarmış.O sıra dua etmiş küçük cengaver,şöyle geçmişine bir adım atmış tahayyülünde,kırılmış bir mızrak gibi kırılan gönlünün esefle reddettiği mimarlarını seyre dalmış.Bir kez daha hınçla bakmış onlara.Onlar bilmiyorlarmış,bin kötülüğün hiddetine bir dua yeter…


O anda çocukluğu gelmiş gözünün önüne,kendini yaralayanları bir bir tespit etmiş içinde.Yüreğine doruca bir dokunmuş.Ey Mevla’m;Bu minik bedene zarar verip,yıllar boyu küskün yaşatan şu küçük cengaverin yolunu aç,zaman kötülerin üstüne çöreklensin,iyilerin ahını onlara iade etsin…O an daha da hızlı yağmaya başlamış göklerin heybeti.Bir bir delmeye başlamış,kötülük yapanların damını,kudretini.Hepsi can havliyle kaçışıp gitmiş o yerden.Bir güneş açmaya başlamış küçük cengaverin gözlerini kamaştırana kadar...Ulu bir ses gelmiş sonra zamanın ötesinden,güneşin sesiymiş bu.Onu kucaklamış,tüm kötülüğü yeryüzünden alıp sev,inci getirmiş.Biliyormuş cengaver,dilediklerinin olacağını,biliyormuş cengaver güneşin oğlu olacağını…İşte o an…


Ulak'tan sonra ben de iz bırakanlar;

Hayat dayatırken acıları
Ayrılıklar bırakmaz insanı
Seni kaderime yazmak istesemde
Yıllar sildi o sayfayı...

Yol Arkadaşım'dan;



7 Ekim 2008 Salı

Büyüyorum...



“Kendimin ötesinde bir yerlerde gelişimi bekliyorum”

Octovia Paz


Karmaşık bir dünyanın durağanlaştığını,suların durulmaya başladığını hissediyorum.Minik bedenimden eser kalmazken vücudumda,ayaklarım ve ellerimle birlikte yüreğimin de büyüdüğünü fark ediyorum.Her ne kadar kabullenmek istemesem de bu durumu,ben büyüyorum,altı gün sonra on yedi yaşıma gireceğim.Adımlarımı sağlam atmaya çalışırken,arkamdakilerin adımlarını kollamaya gayret ediyorum.Durgun sularda mavi bir seyahate çıkmış gibiyim.Hislerimden akarken güneş,penceremde koklamayı biliyor sabah serinliğini,martı seslerini.Hayale dalarken ben,gerçekten kopmamaya çalışıyorum.Çok iteledim kimi zaman düşlerimi,gereğinden fazla hırslandım,bir ton yalan attım,bir ton yalan duydum.Şimdi bakıyorum da etrafıma,yalnızca güneş ve ayı görüyorum.Onlar simgesel varlıklar benim için.Güneşle çok sık konuşurum,gece ay ile birlikte kaç tane şarkı bestelemişimdir…Her sabah otobüsle giderken mutlu ağacım var tarlanın birinde.Yok edilmiş otların arasında yaşama mücadelesi veren ve yaşama tutunmaya çalışan yalnız bir ağaç.Geçen sene onu da yapraklarından,dallarından etmeye kalkıştılar,ama asla pes etmedi o,direndi hep.Yolumun üzeri hala konuşuyorum bizim mutlu ağaç ile.Göz kırpmam bile onun uzun süre mutlu olmasına yetiyor.Ben de mutlu oluyorum onunla birlikte.

Umut neşretsin istiyorum yüreğime.Yalnız bir gemiye binerken içindeki insanları fark etmemek gibi,biri diğerinden büyük dilim sucuklu tost yaptığımda,büyüklüğünün farkına varmayıp ikisini birden yemek gibi…Rotam umut olsun bundan sonra.Sen şahit ol buna,”Sisler Evi”...

Güneş hiç batma penceremizden,sürekli bak içimizden içeri,hep gülsün dalgalı,zeytin sarısı yüzün:)



18 Eylül 2008 Perşembe

Müdür,Bir Gün,Ben,Kız Arkadaşım ve Pide



Çok tatlı diyemeyeceğim otorite bağımlısı bir okul müdürümüz var.İngilizce öğretmenliğinden sonra saçlarını ağartıncaya kadar çalışmış ve müdür olmuş.Yarım asrı devirmiş bir şahsiyet.Bugün öğlen arası sınıfları dolaşıp bütün erkekleri aşağıya yani okulun önüne çağırdı.Hepimiz paldır küldür soğukta ve yağmurun altında tam 45 dk sevgili müdürümüzün muhteşem pırlanta pahada ağır sözlerini dinledik ve düzeni bozduğu iddia edilen dört tane öğrenciyi pataklayıp disipline yollamasına şahit olduk.Feci bir şeydi,şu ana kadar kendisinden bir söz dahi işitmedim çünkü övünmek gibi olmasın okul kurallarına her zaman uyan bir öğrenciyim(inekten hallice)…

Tam biz sıradayız almanca hocamız da azar işitti müdürden,zaten üç kuruşa sözleşmeli öğretmenlik yaptırıyorlar insanlara bir de azar işitiyorlar:)Haa bir de okulda kampanya başlattık kampanyanın da başlarından bir tanesi benim.Müdürle yaptığımız iki saat yorucu konuşmanın ardından çalışmayan öğrencileri etrafımıza çekmeye karar verdik(Çok da açık sözlü olamıyorum müdürümüz facebooka bile üye bulurda girer bloguma okuldan atılırım sonra Allah korusun)

İşte öyle bir gün geçirdik.Yeni İngilizce öğretmeni geldi ve tam beş ortalı kaplı bir defter istiyor.Çıldıracağım…Ayrıca kız arkadaşımla kavga ettim ve onun şuan beni aramasını bekliyorum…Birazdan fırına gidip pide alacağım.Annem bugün mesaide ve ben yalnız başıma orucumu açacağım:(

İşte bir gün daha böyle biter…Pek bir edebiyat tadında ortaya karışık bir yazı çıkmadı ama ne yapalım bugün de böyleydim işte:)


Mimimi yerine getiriyorum gay_yor acaba benimde diğer arkadaşları mimlemem gerekiyor mu acaba çikletin kafası karıştı:)