yapıtları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yapıtları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2017 Pazar

Yusuf Atılgan: Aylak Adam


aylak adam ile ilgili görsel sonucu
"Bir bakıma haklı. Hepimiz korkağız. Korktuğumuz için severiz; korktuğumuz için yaşarız; korku yüzünden ölürüz. En kötüsü kısa sıkıntılardan korkarız. Ama yalnız bu mu?.."

Yaz seçkimin on birinci kitabı Aylak Adam oldu. Bana bir otobüs yolculuğunda eşlik etti. Ve Yusuf Atılgan külliyatını bu eser ile tamamlamış oldum. 

Aylak Adam, bünyesinde ölüm gerçekliğini taşıyan adam. İsyankar dersiniz, kadın meraklısı dersiniz, ne idiği belirsiz dersiniz, hakkında söylenebilecek sözcüklerin fazlalığı kiminizi şaşırtabilir. Bense onu sadece "gerçek" sözcüğü ile tanımlayabiliyorum. Olduğu gibi gerçek, toplumun dayatmaları ile yaşamayan, içinden geldiği gibi yaşayan. Olabildiğince özgür, sanki hayatın dilini çözmüş. Bu yüzden bize yabancı, kendine yakın. 

Aslında pek çoğumuzun olmak istediği adam aylak adam, gailesi hepimizden fazla yalnızca belli etmiyor. Bir şeyleri erken yaşta çözmüş, bitirmiş ve kenara kaldırmış gibi. Bizde ise fazlası yok. 

Son dönemde epey popüler oldu Aylak Adam. Kürk Mantolu Madonna ile bilikte bir atılım yaptılar. İlginçtir, bazı önemli eserler yıllar sonra bir anda yükselişe geçebiliyor. Elimdeki kitap 50. baskısını yapmış. Sevindirici. Bir yandan da üzücü gibi. Aylak Adam gerçekten anlaşılıyor mu acaba? Herkes okuduğu için mi okunuyor? Eller sonra Anayurt Oteli'ne ya da Canistan'a da gidiyor mu? Muamma. 

Ufuklarda başka kitaplarla görüşmek üzere. 

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Tomris Uyar: İpek ve Bakır


tomris uyar ipek ve bakır ile ilgili görsel sonucu
"Temmuz" adlı öyküsünden,

"Bu çocukluğun var ya, hiç yitirme onu, bazıları yitirmezler. Sen öyle bir çocuğa benziyorsun. Korun.
-Olur, söz."

1966

Yaz seçkimin sekizinci kitabında bana yeniden Tomris Uyar eşlik etti. Bir şekilde, bir düzlükte ayrı kalamıyorum ondan. Satırları arasında başka bir his var, etkilemekten de öte, öyküleri olduğu gibi sıcacık. İpek ve Bakır Tomris Uyar'ın ilk öykü kitabı. Yazar, 1965-1970 yılları arasında kaleme almış bu öyküleri. Bir ilk kitap olmasına rağmen Tomris Uyar'ın yazı dilini ve sıcaklığını hissedebiliyorsunuz. Üstelik gelecek yılların da heyecanlı bir habercisi İpek ve Bakır. 

Seçkime farklı kitaplarla devam edeceğim lakin yine arada bir soluk, sırf bir tını olsun diye Tomris Uyar'a sığınacağım muhakkak.

20 Temmuz 2017 Perşembe

Vüs'at O. Bener: Dost Yaşamasız


bener dost yaşamasız ile ilgili görsel sonucu
"Doğru. Büyük dert. Ben? Gerçek gerçekse. Dönüp dolaşıp kendimle karşılaşmaktan korkuyorum galiba. Boğuş. Tepin. Kendini tam dorukta, tam amansız duyduğun zaman. Lanet. Yok olmaz. Buna inanamam. Kıskıvrak. Ötesiz. Dipte. Olduğun yerde. Kurşunlanmış. Mıhlanmış. Ne artık ne bir eksik. Öyle mi? Olmaz böyle şey. Fırla ayağa. Miskin. Haydi oradan."

Yaz seçkimin yedinci kitabı olan "Dost Yaşamasız" ile Vüsa'at O. Bener'e veda ediyorum. 1950 kuşağı öykücülüğüne yeni bir soluk getiren Bener'in, Dost Yaşamasız adlı eserinde pek çok öyküsü yer alıyor. Eser tam olarak yazarın 1986 yılına kadar yazdığı öyküleri kapsıyor. Bener yazınına başlayacaklar için de tavsiye edebileceğim bir kitap. 

Diğer yazılarımda sık sık belirttiğim gibi, Vüs'at O. Bener'in farklı bir üslubu var. Kimi öykülerinde kapalı lakin duygu yüklü bir anlatım benimsiyor, kimi öyküleri ise daha açık, karakterler ve olaylar net. Bener kendisini bu konuda eleştirenlere öykülerinde de yer veriyor zaman zaman. 

Benim için derin ve sarhoş edici, güzel bir yolculuktu. Yaz seçkim bittikten sonra yazarın oyunlarını da alıp okuyacağım muhakkak. 

17 Temmuz 2017 Pazartesi

Vüs'at O. Bener: Siyah-Beyaz


vüsat o bener siyah beyaz ile ilgili görsel sonucu
"Koş vatandaş koş! Aldık Tapu Tahsis Belgesi nasıl olsa. Çıkarız iki oda üstümüze. Düşünmesin pek. Sen al gel benim dükkana. Tutarsa gözüm, çağırırız eve. Yapar ona anan orospu mantısı. İçkisinden belli olur erkeğin hası. Uçuralım bir papaz beraber, anlarız. İşportacılık yapıyor diyemedin tabii. Felçli anası, beş kardeşi eline bakıyor. Temizlerim altını. Lüks tuvalet sabunuyla yıkarım. Bebe pudrası ekerim kabalarına. Kırarım kulunçlarını bir güzel. İnanmıyorsun değil mi? Aşkolsun. Tüyün lan! Geliyorlar." 

Güneydoğu yolculuğumda Vüs'at O. Bener'in "Siyah Beyaz" isimli öykü kitabını yanıma almıştım lakin uyumaya bile zor vakit bulduğum için eseri okumayı tamamlayamadım. Döner dönmez ilk işim okuyup bitirmek oldu kitabı. 

Yaz seçkimin beşinci eseri oldu Siyah-Beyaz. Türk edebiyatında en sevdiğim isimlerden biridir Bener. Daha evvel Mızıkalı Yürüyüş-Kara Tren ve Kapan adlı eserlerini okumuştum. 

Bener'in üslubu etkileyici, kelimeleri cümlelerin içine yerleştirme biçiminde bile bir ahenk var. Üstelik dönem gündemi konusunda oldukça sıkı bir gözlemci kendisi. 

Bilhassa, "Cezaevi Günleri" ve "Reji Yangını" adlı öyküleri beni derinden etkiledi. Yaz seçkim Vüs'at O. Bener ile devam edecek. Sessiz sakin çekildiğim odamın bir köşesinde, henüz yeni bir yolculuktan dönmüş olmanın verdiği yorgunluk ve hüzün birikimin içinde, tekrar ve tekrar Bener öyküleri okunacak. 

11 Temmuz 2017 Salı

Tomris Uyar: Otuzların Kadını


tomris uyar otuzların kadını ile ilgili görsel sonucu
"Acaba bizler, yara-almadığımıza, güçlü olduğumuza bu kadar inanan çocuklarımızın bir gün biz yok olduğumuzda duyacakları boşluğu nasıl hafifletebiliriz? Şimdiden başlamalı, ama nerden?"

Yaz seçkimin dördüncü kitabında bana yine Tomris Uyar eşlik etti. Bu sefer "Otuzların Kadını" adlı öykü kitabı ile. Başından itibaren okuru içine çeken bir yapısı bu eserin. Bilhassa otuzların kadını derken söylemek istedikleri, kadın olmak meselesinin içine bunca eğilmişlik, bu denli gözlem gücü takdire şayan. Bir yerlerden bir şeyler eksilmiş, geriye kalan tüm kadınlar onu tamamlamak derdinde gibi. Hafif bir esinti, yüze çarpan birkaç saç teli ve ardına bakmadan yürüyen kadınlar, kimi vakitler tökezleyip. 

Belki de hem erkekler hem kadınlar topluca, bir arada oturup oturup bu eseri okumalılar. Kadınlar, otuzların kadınına atıfta bulunurken; erkekler otuzların adamı hakkında ütopya ve gerçeklik arası bir mukavemet bulmalılar. 

Tomris Uyar'a şimdilik veda ediyorum. Sırada Vüs'at O. Bener var. Kısa süreli bir ayrılıktan sonra yeniden buluşacağız Tomris Uyar ile. Esen kalınız sevgili okurlar. 

9 Temmuz 2017 Pazar

Tomris Uyar: Yaz Düşleri Düş Kışları


tomris uyar yaz düşleri düş kışları ile ilgili görsel sonucu
"Demin düşünüyordum da, bizim ülkemizde geçmişler ne kadar kısa, ne kadar da kısa süreli. Bizler, tarihimizi hep on ya da on beş yıllarla düşünürüz.
Yanlış anlamayın, dış dünyadan yenilikler çarçabuk erişir bize, ne var ki parıltıları çabuk biter, çabuk aşınırlar. Dün yepyeni olan bir kavram, bir akım, umut veren bir ad, bir yüz, bakarsınız bugün daha süresi dolmadan yıpranmış. Eşelenmemiş, karanlık tarih dilimlerinin arasında bir yerde kayıvermiş. 
O yüzden diyorum ki, bizim ülkede tarih arayacaksanız Lin bey oğlum, kitaplara bakmayacaksınız. Ama bir insan yüzünde, eski bir yapıda, bir sokakta ya da şu önünüzdeki fotoğraf gibi bir kartpostalda, yüzyılı bir anda kavramanıza yetecek onar yıllık ayrıltılar bulabilirsiniz."

Nisan 1980

Yaz seçkimin üçüncü kitabı Tomris Uyar'ın öykülerinden oluşan "Yaz Düşleri Düş Kışları" isimli eser oldu. Edebiyatın hem iç sızlatan hem de coşku aşılayan bir yanı var. Tıpkı hayat gibi. Tıpkı Tomris Uyar gibi.

Uyar, sevdiğim öykücülerden biri. Daha evvel "Sekizinci Günah" ve "Aramızdaki Şey" adlı eserlerini okumuştum. Yaz seçkimde bir öykü kitabı daha var, sırada. 

Yukarıda alıntı yaptığım ve bana en çok dokunan öyküsü "Metal Yorgunluğu" oldu. Kağıda dökmüş olduğu sözcükler dönem gerçekliğini yansıtmakla birlikte günümüze de ayna tutuyor. Değişimin kıyısında değişemeyen bir ülkeyiz. 

Bir de kitabı bitiren "Kuşluk Rakısı" adlı öyküden kısa bir bölüm paylaşmak istiyorum. Böyle tam da Tomris Uyar netliğinde ve duygusunda bir bölüm: 

"Yaa, dedi Osman olağan bir sesle.
Yine sustuk.
Şuramda bir şey sancıyor dedi.
Yalnızlık, dedim."

25 Aralık 2016 Pazar

Vüs'at O. Bener: Kapan

"Tek engel, insanın yine kendi öz benliği, egosu. Yoksa geride kalanların çekeceği geçici acıya bel bağlamak tam bir kaçış senaryosu.
Peki anlatmayı deneyeyim. Çıkmazdan çıkmaza sürüklenmekten başka çıkış yolu görünmüyor. Kişi oyalanmak için oyalandığının ayrımında ise, oyunu mutlaka yarıda bırakır. Ben her zaman ayrımında olduğuma göre bedeni sürüklemekten başka hiçbir işe yaramıyor düşüncelerim."

***

"Çay, sıcak, ağız yakan! Hepsi bu. Bir bardak. Kimsesizler mezarlığına gömdüm imgelerimi. İpileyen sarımsı ışık pırpırlandı, sönmek üzere, sönünce kurtulacağım kendimden -acınası avuntu!-, ödeşeceğiz, kristal yüreklerine sırt çevirdiklerimle."

"Kapan", Vüs'at O. Bener'in toplamda 21 kısa öyküsünü içinde barındıran, ilk baskısı İletişim Yayınları tarafından 2001 yılında yapılmış olan kitabı. Bu kısa öykülerde Bener'in öz yaşamına dair izlerden, düşüncelerinden ve dönenip duran ruh halinden kesitler görmek mümkün, öyle sözler var ki içinde, içimizden, altını çizip düşünsel evrenlerimizin baş köşesine oturtmamak mümkün değil. "Yanılgı mı?" adlı öyküsünü bilhassa çok beğendim, tekrar tekrar okudum. 

"İnsan tragedyasının özü bilinmezlik oysa. Hangi ölçüte vurursan vur doğru ya da yanlış seçeneklerini kestiremezsin.
Çıkmaz sokaklarda dolan dur."

19 Mart 2016 Cumartesi

Tezer Özlü: Çocukluğun Soğuk Geceleri

"Karanlık bir gecenin geç vaktinde kalkıyorum. Herkes her geceki uykusunu uyuyor. Ev soğuk. Çok sessiz davranmaya özen gösteriyorum. Günlerdir biriktirdiğim ilaçları avuç avuç yutuyorum. Kusmamak için üzerine reçelli ekmek yiyiyorum. Genç bir kızım. Ölü gövdemin güzel görünmesi için gün boyu hazırlık yapıyorum. Sanki güzel bir ölü gövdeyle öç almak istediğim insanlar var. Karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Karşı çıkmak istediğim kurallar var. Bir haykırış! Küçük dünyanız sizin olsun. Bir haykırış! Sessizce yatağa dönüyorum. Ölümü ve yokluğu uzun süre düşünmeye zaman kalmıyor. Şimdi gözümün önündeki görüntüler renkli kırları andırıyor. Korkacak bir şey yok. Kırlarda koşuyorum. Sanki bir deniz kentinde yaşamıyorum. Hep kırlar. Esintiyle birlikte eğilen otlar arasında bir başımayım. Birazdan ölüm beni alacak."