ilk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Tomris Uyar: İpek ve Bakır


tomris uyar ipek ve bakır ile ilgili görsel sonucu
"Temmuz" adlı öyküsünden,

"Bu çocukluğun var ya, hiç yitirme onu, bazıları yitirmezler. Sen öyle bir çocuğa benziyorsun. Korun.
-Olur, söz."

1966

Yaz seçkimin sekizinci kitabında bana yeniden Tomris Uyar eşlik etti. Bir şekilde, bir düzlükte ayrı kalamıyorum ondan. Satırları arasında başka bir his var, etkilemekten de öte, öyküleri olduğu gibi sıcacık. İpek ve Bakır Tomris Uyar'ın ilk öykü kitabı. Yazar, 1965-1970 yılları arasında kaleme almış bu öyküleri. Bir ilk kitap olmasına rağmen Tomris Uyar'ın yazı dilini ve sıcaklığını hissedebiliyorsunuz. Üstelik gelecek yılların da heyecanlı bir habercisi İpek ve Bakır. 

Seçkime farklı kitaplarla devam edeceğim lakin yine arada bir soluk, sırf bir tını olsun diye Tomris Uyar'a sığınacağım muhakkak.

30 Mart 2017 Perşembe

Eurovision 2017 Favorilerim












Her sene olduğu gibi bu sene de Eurovision heyecanı başladı benim için. Küçüklüğümden beri takip ettiğim bir yarışma. Eğlenceli buluyorum, genel olarak şarkılar pop etrafında dönse de her sene içlerinden birkaç tane kaliteli şarkı çıkabiliyor. Zaten şu ana kadar sevdiğim şarkıların hiçbiri ipi göğüsleyemedi. Popüler kültür bunalımı, diyecek bir şey yok. 

Şunu da belirtmek istiyorum ki bu sene oldukça kötü bir sene. Cidden doğru düzgün bir şarkı yok. Daha önce böyle kötü bir sene görmemiştim. Şimdi geçelim benim favorilerime. Sene oldukça kötü olduğu için favorilerimi belirlerken zorlandım: 

3. Belçika / Blanche -City Lights

Blanche henüz çok genç. Buna rağmen şarkısı oldukça değişik ve güzel. Belçika son dönemlerde Eurovision'a çok modern ve hoş şarkılar ile katılıyor. 2015 yılında da favorilerimden biri Loic Nottet idi. Ryhtm İnside isimli şarkısını ve yeni çalışmalarını hala dinliyorum. Belçika'nın bu sene de iyi bir derece alacağını düşünüyorum. Bunun yanında şarkının klibi bence bu seneki en iyi klip. Güzel bir iş çıkarmışlar tebrik ediyorum. 

2. Fransa /Alma - Requiem 

Bu sene Fransa adına Alma yarışıyor. Geçen yıl favorim yine Fransa idi. Amir'i gerçekten çok ama çok beğenmiştim. Aslında birinci ve ikinci favorimi çok ayıramıyorum. Requiem tam bir Fransız şarkısı olmuş. Çok güzel bir tınısı var, Alma da bir o kadar tatlı ve güzel bir kadın. Sade, güler yüzlü insanları çok seviyorum. Amir de öyleydi. Alma'nın şarkısını birlikte seslendirdikleri bir video da çekmişler. Muhakkak izleyin derim. Fransa son yıllarda Eurovision'a kaliteli şarkılar ile katılıyor. İlgimi çekmeye başladı bu durum. İyi bir derece alacaklarını düşünüyorum. Sadece şarkıya İngilizce eklemeleri hoşuma gitmedi. Keşke orijinal hali ile katılsalardı. 

1. Finlandiya / Norma John - Blackbird

Bütün şarkıları tek tek dinlerken Finlandiya'yı es geçmişim. Birkaç gün önce rast gelip dinledim ve dinlediğim ilk andan beri favorim. Bir balad, oldukça güçlü bir balad. Biliyorum şarkı bu senenin favorileri arasında değil hatta finale bile çıkamayabilir. Eurovision üstü bir şarkı olduğunu düşünüyorum. Norma'nın sesi çok yumuşak. Ve şarkıya çekmiş oldukları klip gerçekten bir harika. Enstrümanlar insanı alıp götürüyor. Bol şans diliyorum Finlandiya için. Umarım finale çıkarlar ve finalde bir kez daha dinleme imkanımız olur şarkıyı. Derece alamasalar bile benim uzun süre dinleyeceğim bir şarkı olacak. 

Son olarak küçük bir not düşmek istedim içim rahat etmedi. Dördüncü bir favori belirlemek istemedim ama sevdiğim şarkılarından biri de Running On Air. Avusturya adına Nathan Trent seslendiriyor. Çok sevimli ve tatlı bir adam. Şarkısı da öyle, insanı mutlu ediyor. Dördüncü favorim diyemem lakin sevdiğim şarkıların içinde. Onlara da bol şans diliyorum. 

23 Aralık 2014 Salı

İlk Bilimsel Makalem

Yüksek lisansımın ilk dönemi bitmek üzere. Her ne kadar ilk dönem bir bocalama yaşamış olsam da sanırım alışmaya başladım artık. Bir yandan çalışıp bir yandan yüksek lisans yapmak oldukça zahmetli bir işmiş bunu idrak ettim. Ama neticede bir şeyler öğreniyorum bu bile çok güzel. 

Birinci dönemi bitirirken nihayet bir makale yazma aşamasına gelebildik. Tarih eğitimi ile ilgili yüksek lisans yaptığım için makalemin konusu da bir tarih eğitimcisinin hayatı, tarih eğitimi ile ilgili görüşleri ve eserlerinden oluşmakta.

Pek de kolay bir iş değilmiş bu makale yazmak. Literatür tarayıp, okumalar yapmak hayli zahmetlice. Ama altından kalkmayı başardım sanırım. Güzel de oldu, içime sindi.

Bakalım gelecek makalelerim nasıl olacak.

24 Kasım 2014 Pazartesi

İlk Blog Yazım : İnsanoğlu

Bundan tam altı yıl önce başlamışım yazmaya.İlk yazımı yazdığımda henüz on yedi yaşındaymışım.Blogumda bir mazi yolculuğu yapayım derken tekrar paylaşmak istedim bu yazıyı.Ne çok şey değişti altı yıl içinde hayatımda...İtiraf etmem gerekirse oldukça beğendim yazımı,henüz o yaşlar için güzel bir yazı olmuş.Duygulanmadım da değil.Biraz da sorguladım,o zamanlar hayatı gerçekten yaşadığıma emin değilmişim.Şimdi yaşıyor muyum peki ? Sanırım bilmiyorum ama bildiğim bir şey var.Yaşamaya çalışıyorum,her insanoğlu gibi.

Derinlerde başladı önceleri hayat,çok iyi dip daldığını söylerdi hep.Bir namzet edasıyla çıkınca meydana ben de atladım peşi sıra eksik kalır mıyım hiç ? Takip ettim onu doyasıya.Karanlık bir gecede,daha avuçlarım terden parlamazken uzun bir yolculuğa çıkacağımı anlamıştım.Ama hiç çaktırmadım.Çok sağlam karakterliymiş,hiç yorulmadan düzgün adımlarla,başı gökte yürümeye devam ediyordu.Kimi zaman ıssız tepelerde hoyratça atarken boynunu sağa,kimi zamanlarda ise denizin esintisiyle kendine gelir gibi bakıyordu sol cenaplara.

Yaz kış demeden upuzun bir seyahat müjdelendi onun için.Sonradan öğrendiğime göre bu seyahat sonsuzluğa uzanırmış.Her neyse,o yola devam ettikçe ben de peşi sıra ilerledim.Bu arada kendimdeki devasa değişimin de farkındaydım.Ellerim yavaş yavaş büyüyordu,tenim bir buğdayın kabuğu gibi yanmaya başlamıştı.Karın dayanılmaz cazibesi altında,tutmasa da kimi zaman bedenimin bekçileri ayaklarım,ağır aksak da olsa devam etmeliydim yola.Nitekim öyle oldu.Hayat,bir yol çizmişti kendisine,haritasına bakıp bazı evlerin kapılarını çalıyordu.Çok ilginç gelmişti bana bu durum.Bazı evleri saatlerce ziyaret ederken,bazılarında bir dakika bile kalmak istemiyordu.Bazılarına ise hiç uğramıyordu.Önündeki kocaman dağlara seğirtip,nazlı bir gülümseyişin ardından çatılıveriyordu kaşları,ısırgan…

Çok yaklaşmıştım sonsuzluğa,sırrını çözecektim onun.Bu arada on yedi yaşıma gelmiştim.Kocaman bir delikanlı diyorlardı beni görenler.Ben ise bu tabiri hiç kendime yakıştıramazdım.Aradan farklı iklimlerin sarı sıcak coğrafyaları geçti.Bir gün karanlık bir mağaranın ağzında duruverdi hayat.Arkadan onu gözlemeye devam ediyordum.İçeriye girdi ve gözden kayboluverdi.Çok şaşırmıştım,olduğum yerde kala kaldım.İçeriden bir ses duydum : 

"Memnun oldun mu?" Hiçbir şey anlamamıştım ama bir anda cevap verirken buldum kendimi: ”Neyden memnun oldum mu?” Koskoca bir yol yürüdüm ve sen de beni takip ettin,memnun oldun mu”? Ben şeyyy diye kekelerken bir ses daha işittim ondan.Koskoca on yedi yılını kaybettin beni takip ederek,şimdi sana bu yılları kim geri verecek? Ah insanoğlu bir türlü anlayamadın zorumu,hayatı beni yakalamaya çalışarak değil de yaşayarak geçirseydin ne olurdu? “Şeyyy derken buldum yine kendimi,bu sefer boynum eğik geri dönüyordum."

11 Kasım 2014 Salı

Psikoloğumla İlk Buluşma

Aslında çok heyecanlanacağımı sanmıştım.Bir hayli ter döktüm girmeden.Ama güzel ve konforlu bir odada sohbet ettik.Sanırım bu beni rahatlattı.Gitmeden önce psikoloğumun danışanlarının internet sitesine yazdığı yorumları okumak da etkilemişti beni.

Güzel bir karşılaşma oldu diyebilirim.Öncelikle kim olduğum,ne iş yaptığım nasıl bir yaşantım olduğu konusunda bilgilerimi aldı ve not etti.Ardından esas probleme geçtik.Son dönemlerde yaşadığım problemleri anlattım.Benimle ilgili güzel çıkarımlarda bulundu.Sanırım birilerine kendimi anlatmak konusunda epey istekli olduğum için ara ara sözünü de kestim ama eminim ki anlayışla karşıladı bunu.

EMDR adı verilen bir teknik uygulayacağımızı söyledi üç hafta sonra.Son dönemlerde yaşadığım ve beni kötü etkileyen anılar üzerinde çalışacağız ve bunları senin için normal hale getireceğiz dedi.Öncelikle kısa vadedeki problemlerimi çözeceğiz ardından benim ilişkilerimin de temelini oluşturan babasız büyüme üzerinde duracağız.Çünkü kendisinin dediği üzere,temelde çocukluğumda yaşadığım sıkıntıları çözmezsek ileri ki yaşantımda da sıkıntı çekebilirmişim.Ki çok haklı.

Aslında çok farklı değil yaptığımız işler dedi.Öğretmenlik ve yaptığım iş gereği sürekli çocuk psikolojisi ile iç içe olduğum için çok farklı sayılmaz hakikaten yaptığımız işler.

Biraz rahatlamış bir şekilde ayrıldığımı söyleyebilirim.Çıktıktan sonra kendimi daha iyi hissediyordum ve şu anda daha iyiyim sanırım.Elbette çok etkili olmadı nihayetinde tanışma mahiyetinde geçen bir ilk seanstı.Ve hayatımda yaşadığım ilk psikolog deneyimi olunca aman aman bir mucize ile çıkmadım içeriden.Ama her şeyin daha iyi olacağına da inandırdı beni.Umarım öyle olur.

10 Kasım 2014 Pazartesi

İlk Psikolog Deneyimime Az Kala

Hayal kırıklığına uğradım.Biri,bir anda tüm hayallerimi,geleceğimi,mutluluğumu önümden koparırcasına alıp gitti.Onulmaz haldeyim.Tüm yaşam enerjim bitmiş,mutsuz hissediyorum.Daha önce pek çok zorlukla başa çıktım.Ama son zamanlarda yaşadıklarımı artık kaldırabilecek halde değilim.Çok kolay mutlu olabilen,enerjik bir yapım yok fakat artık kırıntısı bile kalmadı.Bir makine olsa ve geçmişte yaşadığım tüm kötü anıları silip süpürse.O zaman çare olur muydu bilmiyorum.İntihara meyilli bir insan değilim fakat çok kolay yılgınlığa düşüyorum.Sevdiğim insana hemen bağlanıyorum ve sonuç,ortalıkta gezen hüsranlar yığını bir insan.Keşke hiç güzel sözler verilmese ilişkiler sırasında.

Kendimi değersiz görmüyorum bilakis seviyorum.Fakat artık güçlü değilim ve her zamanki gibi güçlü olan taraf ben olmak istemiyorum.Yalnızlık ebedi bir şey,sadece mutlu olduğunuzda kenara geçiyor ve sizi izliyor.Fırsat kolluyor,hayatınızın tekrar kötüye gittiği zamanlarda geri dönebilmek için.

Yarınki ilk psikolog deneyimimden önce yazmak istedim hissettiklerimi.Olur da tekrar yaşama dönersem karşılaştırma yapmak istiyorum çünkü.Bir daha bu kadar kuvvetli bir aşk,bir sevgi yaşamayacağım.Bir daha bir sevgi macerasına sürüklemeyeceğim kendimi.Yeniden ve yeniden üzülmek istemiyorum.Keşke üzen taraf olmayı başarabilseydim,keşke bu kadar duyarlı olmasaydım ve keşke kendimi koruyabilseydim.Yapamadım.

24 Ocak 2009 Cumartesi

İlk Pastam "Bay Muz"



Yaşanılası mutluluklardan bir tanesi.Bildiğiniz üzere Cuma günü karnelerimizi aldık,sayın milli eğitim bakanlığımızca ucuz ince kağıtlara basılmış olan çok değerli karnemizi aldıktan sonra pek bir mutlu oldum,Allah’ım sana duacıyım…Daha sonra arkadaşlar kendi ilçelerine davet ettiler bizi,benimse pazara gitmem ve alışveriş yapmam gerekiyordu.Ayrıca aklımda ne zamandır gerçekleştirmek istediğim bir proje daha vardı.Onu birazdan açıklayacağım…Kısacası arkadaşlarımı ekmek suretiyle durağa gittim ve doğru eve.Daha sonra pazara çıktım ve annem bu günün anısına kafana göre takıl dedi pazarda.Ben de aldım elime listeyi gez geze bildiğin kadar.Tabi markete gidip pasta malzemeleri de almayı unutmadım.Hemen eve geldim kolları sıvadım.Televizyonda yabancı gelin çala dursun hemen işe koyuldum.Tarif almak da yok,çok güveniyorum ya kendime.Bide annemi aramışım akşam sana sürprizim var diye.Yarım saatimi falan aldı pasta yapımı.Akşam kapı çalındı ve annem evde.Bir de ne görsün bana demez mi nerden aldın bu pastayı çok teşekkür ederim diye!Bir gülme krizi sormayın valla.


Sonra annemle oturup kocaman dilimler kesip yedik.Bir bir anlattım yapılışını.Annem de fırsattan istifade “Bundan sonra evdeki yaş pastaları sen yapacaksın” demez mi?Bir daha asla yapmamaya karar verdim.İşin şakası ben de çok mutlu oldum.Hayattaki tek varlığım anneme ne kadar pasta yapsam hakkını ödeyemem ki!Ne kadar mutlu olduk ikimiz de.Keşke başka biri de bu mutlulukları kaçırdığına üzülse…Neyse ben duygusala bağlamadan kaçayım en iyisi.Herkese bol pastalı günler efendim!..