Geçtiğimiz yıl "hayatımda sadeleşme" başlığı ile kendim için bir kampanya başlatmıştım. Biraz bu süreçten bahsetmek istiyorum. İstanbul'daki evde yaklaşık bin civarı kitabım vardı, edebiyat ve tarih ağırlıklı olmak üzere. Bir süre önceye kadar kitaplarımı asla elimden çıkaramaz, birkaç günde bir kütüphaneden hepsini alıp saatlerce düzeltirdim. Sanırım hayatta doğru düzgün bağ kurabildiğim tek nesne kitaptı benim için.
"Hayatımda sadeleşme" projesini başlattığımdan beri pek çok şeyi elimden çıkardım. Evdeki tüm kırtasiye malzemelerini, sırt çantalarını, fazla olan çalışma masalarını ve gereçlerini ilkokula giden tatlı bir oğlana hediye ettim. Tabii ki bunun karşılığında ondan çok çalışma ve bol bol okuma sözü aldım. Ardından giyim eşyalarını ayıkladım, evdeki süs eşyaları ve kozmetik malzemeleri ile birlikte onlara da veda ettim. Bir vakfa bağışta bulundum giyim eşyalarımı. İhtiyaç sahiplerine ulaştı, güzel bir iş oldu. Bu projeyi büyüttük, çalıştığım okuldaki öğrencilerimin kıyafetlerini de aynı şekilde düzenleyip gönderdik. Çocuklar da çok mutlu oldu.
Gelelim kitaplara, sanırım benim için en zoru buydu. Bir gün oturup onlarla vedalaştım, başkaları da okusun istedim onları. Yaklaşık beş yüz kadarını bulunduğum ilçedeki bir liseye bağışladım. Geri kalan kısımdan hala ayrılabilmiş değildim. Kendime ayırdığım kitaplar benim için değerli, arada dönüp baktığım ve tekrar okuduğum kitaplardı. Hele içlerinden bazı metinler vardı ki, görmediğim günler kendimi kötü hissederdim. Bunun da bir tür bencillik olduğunu düşündüm, kötüleri ayıkla iyileri kendine sakla.
Bir sahaf ile tanıştım ve kitaplarımın hepsini vermek istediğimi söyledim. Geçtiğimiz gün gelip hepsini aldı, hatta çay demlemiştik, birlikte oturup sohbet ettik.
Şu an kitaplığımda yalnızca iki cilt halinde Füruzan ve Tomris Uyar'ın toplu eserleri kaldı. Onları da neredeyse sürekli okuduğum için yanımda bulundurmak istedim. Füruzan benim için çok değerli, bambaşka bir yazar. Ondan öğrendiğim çok fazla şey var, hayata ve insanlara dair.
Buna sanıyorum batıda "minimalizm" diyorlar. Son zamanlarda pek moda oldu. Güzel de oldu esasen, moda olmasını umursamıyorum fakat bazı insanlar üzerinde bıraktığı etki çok güzel. Az eşya, biriktirme ve depolama durumlarından vazgeçiş, ihtiyaç kadar harcama, az tüketme, çöp çıkarmama, vejetaryen ve vegan beslenmeye doğru adımlar; bunların hepsi zincir gibi, çok değerliler.
Hayatta her şeyin mülkiyetini edindiğimiz gibi kitapların da mülkiyetini ediniyoruz. Bana kalırsa -farklı bir kategoride olsa da- kitaplar da birer tüketim malzemesi. Her üretim bir tüketimdir neticede.
Hiçbir şey biriktirmeyin, hiç koleksiyonunuz olmasın, sadeleşmek güzel, huzur verici, bir şey alırken iki tane almayın, biri bitince diğerini alın. İnanın gerçekleştirmesi çok çok kolay.
az etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
az etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ağustos 2018 Perşembe
Kitaplarda Sadeleşme Üzerine
Etiketler:
az,
bağışlamak,
eşya,
kitap,
kitaplarda,
minimalizm,
mülkiyet,
sade,
sadeleşme,
sahaf,
tüketmek,
üzerine,
vermek,
yaşam
10 Kasım 2014 Pazartesi
İlk Psikolog Deneyimime Az Kala
Hayal kırıklığına uğradım.Biri,bir anda tüm hayallerimi,geleceğimi,mutluluğumu önümden koparırcasına alıp gitti.Onulmaz haldeyim.Tüm yaşam enerjim bitmiş,mutsuz hissediyorum.Daha önce pek çok zorlukla başa çıktım.Ama son zamanlarda yaşadıklarımı artık kaldırabilecek halde değilim.Çok kolay mutlu olabilen,enerjik bir yapım yok fakat artık kırıntısı bile kalmadı.Bir makine olsa ve geçmişte yaşadığım tüm kötü anıları silip süpürse.O zaman çare olur muydu bilmiyorum.İntihara meyilli bir insan değilim fakat çok kolay yılgınlığa düşüyorum.Sevdiğim insana hemen bağlanıyorum ve sonuç,ortalıkta gezen hüsranlar yığını bir insan.Keşke hiç güzel sözler verilmese ilişkiler sırasında.
Kendimi değersiz görmüyorum bilakis seviyorum.Fakat artık güçlü değilim ve her zamanki gibi güçlü olan taraf ben olmak istemiyorum.Yalnızlık ebedi bir şey,sadece mutlu olduğunuzda kenara geçiyor ve sizi izliyor.Fırsat kolluyor,hayatınızın tekrar kötüye gittiği zamanlarda geri dönebilmek için.
Yarınki ilk psikolog deneyimimden önce yazmak istedim hissettiklerimi.Olur da tekrar yaşama dönersem karşılaştırma yapmak istiyorum çünkü.Bir daha bu kadar kuvvetli bir aşk,bir sevgi yaşamayacağım.Bir daha bir sevgi macerasına sürüklemeyeceğim kendimi.Yeniden ve yeniden üzülmek istemiyorum.Keşke üzen taraf olmayı başarabilseydim,keşke bu kadar duyarlı olmasaydım ve keşke kendimi koruyabilseydim.Yapamadım.
Kendimi değersiz görmüyorum bilakis seviyorum.Fakat artık güçlü değilim ve her zamanki gibi güçlü olan taraf ben olmak istemiyorum.Yalnızlık ebedi bir şey,sadece mutlu olduğunuzda kenara geçiyor ve sizi izliyor.Fırsat kolluyor,hayatınızın tekrar kötüye gittiği zamanlarda geri dönebilmek için.
Yarınki ilk psikolog deneyimimden önce yazmak istedim hissettiklerimi.Olur da tekrar yaşama dönersem karşılaştırma yapmak istiyorum çünkü.Bir daha bu kadar kuvvetli bir aşk,bir sevgi yaşamayacağım.Bir daha bir sevgi macerasına sürüklemeyeceğim kendimi.Yeniden ve yeniden üzülmek istemiyorum.Keşke üzen taraf olmayı başarabilseydim,keşke bu kadar duyarlı olmasaydım ve keşke kendimi koruyabilseydim.Yapamadım.
26 Nisan 2013 Cuma
Az Kala
Evi özledim.Odamı özledim.Günlerce eve kapanıp tek başıma film izlemeyi özledim.Mezun olmama çok az kaldı.Mezuniyet tarihimiz de belli oldu haliyle.7 Haziran'da İstanbul ve üniversite maceram sona eriyor.Belki de yeni bir hikaye başlıyor benim için.
Lakin biraz dinlenmeye ihtiyacım var.
Bahçemizde gece vakti rum müzikleri dinlemeye,aşırı miktarda kahve içmeye ve daha fazla okumaya ihtiyacım var.
Bundan sonraki süreç ne olur bilmiyorum.Belki de bu bilinmezlik yaşayabilir kılıyor beni.Onu da bilmiyorum.Buradan gitmeme iki ay kala her anımı dolu dolu yaşamak ve 'canımla' kalmak istiyorum.
Hadi bakalım sessiz oğlan,daha neler göreceksin hayatta.
Bekliyorum ve bekliyorum.
Yazıdaki resim ömrümün sonuna kadar telefonumun duvar kağıdı olarak kalacak,'onun' için.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
