tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2023 Pazar

Tatil Güncesi: Altınoluk

Hafta başında tatile çıktık, dün gece de döndük. Şu yaşıma kadar yaptığım en huzurlu tatillerden biriydi. Yaz başında araştırma yaparken uzun saatler boyunca yolculuk yapmayacağımız aynı zamanda sakin bir yerler aradım. Altınoluk'ta güzel bir eşyalı daire buldum. Ve kararımızı verip tatilimizi gerçekleştirdik. 

Kaldığımız ev veranda tarzında kocaman bir balkonu olan, bahçesinde ise çeşit çeşit çiçekleri ve ağaçları olan ferah bir evdi. Bizim için de çok kullanışlı oldu. Gittiğimiz ilk gün evin önüne halk pazarı kurulmuştu. Buna çok sevindik. Tüm gıda alışverişimizi halk pazarından yaptık, tatil boyunca da tüm yemeklerimizi kendimiz hazırladık. 

Altınoluk çok sakin bir tatil beldesi. İnsanları güler yüzlü, yardımsever. Plajları oldukça temiz, denizi güzel, sokakları da bir o kadar düzenli. Genelde gençlerden ziyade orta ve üstü yaş nüfus yoğunluğunun fazla olduğu dikkatimi çekti. Eğlence mekanı, bar, gece hayatı vs. gibi özellikleri olan bir yapıda değil. 

Tatil boyunca sabah erken saatlerde denize girip güneşlendik, öğle saatine doğru eve dönüp kahvaltımızı yaptık. Büyük oranda balkonda vakit geçirdik. Akşamları da epey hareketli olan çarşı merkezinde gezinip, yürüyüşler yaptık. 

İlk kez burada rastaladığım bir detay da epey hoşuma gitti. Altınoluk'ta dolaşırken bazı sokak başlarında kazanlarla lokma yapıldığını ve insanların da kuyruğa girerek lokma aldığını görmüştük. Bir sabah uyandığımda kaldığımız evin çaprazında bulunan başka bir evin önünde lokma yapıldığını gördüm. Tam da kahvaltı yapıyorduk ve ben de cüzdanımı alıp sıraya girdim. Meğer satın alınmıyormuş, hayır lokması olarak ev sahipleri yaptırıyor ve insanlara dağıtıyormuş. İki tane abla, kazanların başlarında hamur bitene kadar lokma yapıyorlar. Biz de nasiplenmiş olduk. Bu gelenek beni çok sevindirdi. Üzüldüğüm kısım ise İstanbul'da sürekli paramız ile bir şeyler satın aldığımız için, o esnada yaşadığım yabancılık hissiydi. Çünkü büyük şehirlerde parasız herhangi bir şey yapmak mümkün değil. Bizden ne çok şey çalıyor bu şehir...

Tatil evimizde bir televizyon vardı. Bizim kendi evimizde yıllardır bir televizyonumuz yok. Bu nedenle televizyonda yayımlanan programlar ile ilgili de bir bilgim yok. Evde otururken şu televizyonu açayım dedim, gerçekten hiçbir şey değişmemiş. Saçma sapan programlar vardı. Hele bir tane programa denk geldim ki evlere şenlik. Gelinler yemek yapıyor, kayınvalideleri de gelinlerin yemekleri arasından tadım yaparak kendi gelinlerinin yaptığı yemeği tespit etmeye çalışıyor. On, on beş dakikada bir de stüdyonun orta yerine gelerek göbek atıyorlar. Gerçekten çok enteresan. İyi ki evimizde televizyon yok dedim bir kez daha. 

Güzel bir tatili daha geride bıraktık, Çarşamba günü çalışmaya başlayacağım. Tatil sonrası biraz zor olacak ama adapte olacağım bir şekilde. Umuyorum güzel bir çalışma yılı olur. 

17 Temmuz 2023 Pazartesi

Tatil Planları

Araştırmalarım sonucunda nihayet bir yaz tatili planı yapabildim. Aslında bir önceki yazımda belirttiğim gibi niyetim Bozcaada'ya gitmekti. Fakat annemin sağlık durumunu gözetmem gerektiği için bu fikirden vazgeçmek durumunda kaldım. Otobüsle İstanbul'dan ulaşım sonra feribot seferi derken hava sıcaklığının etkisi ile birlikte yorulma ihtimalimiz fazlaydı. Bu nedenle ulaşımı nispeten daha kolay bir yer olan Altınoluk'u tercih ettim. Daha önce Edremit körfezi tarafına gitmemiştim. Her yaz tatilinde belirli bölgelere gitmek yerine her seferinde farklı yerleri görmeyi sevenlerdenim. Güzel bir apart daire buldum, biletleri de aldım. Bir aksilik çıkmaz ise Ağustos'un ikinci haftasını güzel bir tatil ile geçireceğiz. Zaten hemen sonrasında ben de çalışmaya başlayacağım. 

Daha önce Kemer'de bir otel tatili yapmıştık ve çok hoşuma gitmemişti. Aslında kaldığımız otel çok güzeldi ki ben otelde konaklamayı çok severim. Nedense bana kendimi çok özgür hissettiriyor. Fakat yaz tatili amacı ile otelde kalmak çok cezbedici değil. Yemekti, saat aralıklarıydı derken sürekli otele bağlı kalmıştık. Ben de rahatça, gezerek tatilin tadını çıkaramamıştım. Bu sefer eşyalı bir daire tutmak daha cazip geldi bana. İstediğimiz saatte istediğimiz aktiviteyi yapabiliriz. Araştırmalarıma göre Balıkesir-Altınoluk ile Çanakkale-Küçükkuyu arası birbirine çok yakınmış ve toplu taşıma ile ulaşım imkanları da varmış. Bir günü de Küçükkuyu için ayırmayı düşünüyorum. Daha evvel Assos'ta bulundum, çok da sevmiştim. Ama Küçükkuyu, Kadırga Koyu taraflarına gitmemiştim. O açıdan da Altınoluk bizim için mantıklı oldu. 

Yazları ve yaz tatillerini seven biri değilim. İlle de yaz geldiğinde denize girmeliyim, tatil yapmalıyım diyen bir insan da değilim. Çalışmadan, bilgisayara bakmadan, istediğim gibi dolaşıp bol bol kitap okuyabildiğim boşluklar demek aslında benim için tatil. Ben kış mevsimini ve kış tatillerini daha çok seviyorum. Deniz yerine, antik kentleri ya da tarihi yapıları görüp gezmeyi seviyorum. Dağları da çok seviyorum. Tabii ki bu ekonomik koşullarda sürekli tatile çıkmam mümkün değil, ama bir aksilik olmazsa önümüzdeki seneki tatillerimde tıpkı eskiden yaptığım gibi çeşitli turlara katılmayı ya da bireysel seyahatlere çıkmayı planlıyorum. Sanırım yaş ilerledikçe insan tatile daha fazla ihtiyaç duyuyor. Umarım güzel bir tatil olur bizim için. 

26 Ocak 2021 Salı

Tatil Neşesi

Epey olmuş yazmayalı, yoğun bir dönemden geçtik. Nihayet yarıyıl tatiline çıkabildik, ben de derin bir nefes alabildim. Sevdiğim arkadaşlarımla Gülhane'de bir buluşma yaptık, pek güzel oldu. Aylardır çok sevdiğim tarihi yarımadayı ziyaret edememiştim, oysa ki İstanbul'da en sevdiğim yerlerden biridir. Pandemiden önce sürekli gider, Cağaloğlu'ndaki yayıncıları tek tek dolaşır ve bir çanta dolusu kitapla geri dönerdim. Bu sefer de öyle yaptık, yine bir sürü kitap ile döndüm eve. 

Arkadaşlarımla bir klasik eserler kulübü kurduk. Hem yazıldığı dönemin tarihini tartışacak hem de metinler üzerine sohbet edeceğiz. Her ay bir eser, ay sonu ise tartışma buluşması. Pek keyifli olacağa benziyor. 

Bu aralar yoğun bir şekilde tarih okuyorum fakat hiçbir şekilde edebiyattan vazgeçemiyorum. Önümüzdeki süreçte İngilizce edebiyat metinlerine başlamayı planlıyorum. Kendime minik bir seçki yaptım. Bununla paralel olarak, yıllar önce çok severek izlediğim Downton Abbey isimli diziye tekrar başladım. Yeni şeyleri kabullenmekte yaşadığım zorluk burada da belli ediyor kendini sanırım. Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde bahsettiği eşyanın karakteri, bende de eşya üzerinde bir bağlılık oluşturuyor. 'Yeni' tutkum olmadığı için, var olan şeylere geri dönüp duruyorum. İngilizce edebiyatta ise ilk durağım, E. M. Forster'ın "Maurice" isimli eseri olacak.

Tatilin üç hafta olması beni çok memnun etti, bazı planlar yaptım fakat bu hafta sürekli yağmur yağdı. Bu sebeple pek bir yere gidemiyorum. Yağmurlar dindiği gibi mini turlarıma başlayacağım. Bir de Kuzguncuk'u ve Belçika çikolatalı kurabiyesini çok özledim. Sanırım ilk durağım orası olacak sonra yine tarihi yarımada. Tatil insana ne kadar iyi geliyor öyle değil mi? Özellikle tatil vakitlerinde okumaya yeterince zaman ayırabildiğim için kendimi iyi hissediyorum. Çalışırken haftada bir kitabı bitirmem bile çok zor oluyor. Keşke düzen bizi bu kadar büyük bir boyunduruk altında bırakmasa, keşke yaşamak için para denen şeye mecbur olmasak. Sanırım o zaman içimdeki bu var oluş sancısı da bir nebze olsun hafiflerdi. 

10 Ağustos 2020 Pazartesi

Olimpos - Adrasan

Güney tatilimizi tamamlayıp İstanbul'a geri döndük. Bizim için çok güzel bir tatil oldu, gitmek isteyenler için biraz bahsetmek isterim. Olimpos'un çok güzel bir denizi var, su oldukça durgun ve gerçekten çok temiz. Deniz kenarı kumlu bir yapıya sahip değil, taşlık. Bu yüzden giderken bir deniz ayakkabısı götürmek çok işinize yarayacaktır. Dilerseniz Olimpos'taki dükkanlardan da alabilirsiniz. Benim ayaklarım biraz yara aldı. 

Olimpos bildiğimiz gibi antik bir yerleşim yeri, bu yüzden sahile inerken ormanlık alanın içerisinde antik dönemden kalma bazı eserler var. Onların arasında yürümek çok keyifliydi. Olimpos sahile doğru suyu oldukça temiz olan bir dere var, onun da keyfini çıkarabilirsiniz. Olimpos bir ören yeri olduğu için, müze kart ile sahile giriş yapılabiliyor. Dilerseniz birkaç kullanımlık müze kart alabilir ya da orada kendinize yeni bir müze kart çıkarıp sınırsızca sahile giriş yapabilirsiniz. Akşam 22.00'dan sonra ise giriş yapamıyorsunuz. 

Olimpos'ta ağaç evler ve çeşitli pansiyonlar var. Çoğu yeşillikler içinde ve gerçekten otantik. Biz de bu pansiyonların birindeki ağaç evlerde kaldık. Eğer pansiyonunuzda yemek yemek istemezseniz seçenekler de var, biz özellikle gözlemelerini çok beğendik. Muhakkak tadın derim, bir de kavunun içinde ballı dondurması meşhur. Gitmişken dondurmanın da tadına bakmalısınız ve son olarak kaktüs meyvesi tatmayı da unutmamalısınız. 

Olimpos'tan başka bir yere geçmek isterseniz yakında Adrasan var. Olimpos'tan belirli saatlerde Adrasan'a minibüsler kalkıyor. Adrasan'ın denizini Olimpos kadar temiz bulamadım. Lakin eğer çocuklarınız varsa Adrasan sizin için daha uygun olabilir. Sahil ve suyun altı kumlu olduğu için avantajlı. Aynı zamanda sahilde ücretsiz duş imkanı da var. Dilerseniz şezlong da kiralayabilirsiniz. Gün boyu bir şezlongun ücreti on lira idi. 

Yüzdük, güneşlendik, dinlendik ve döndük. Yakın zamanda çalışmaya başlayacağım. Bu yüzden çalışma öncesi tatil bize çok iyi geldi. Olimpos'u ve Adrasan'ı çok sevdik. Tatil rotalarınıza muhakkak eklemelisiniz. 

Sağlıcakla kalın.

26 Ocak 2020 Pazar

Tatil, Dağ Evi, Sinema ve Sükunet

Epey olmuş yazmayalı, bu süre zarfında biraz tatil yaptım. Okula ara vermemiz ile birlikte Sapanca'da bir dağ evine gittim. Yeşilliklerin arasında, şömine ateşi başında ve kırmızı şarap eşliğinde güzel bir tatil geçirdim. Dinlendim, kendimi dinledim, bol bol film izledim. 

Artık anlatacak çok şey bulamıyorum sanırım, o eski çocuksu, heyecanlı halim yok pek. Bunda büyümenin de etkisi olsa gerek.

Tatilin bir haftası bitti. Benim için sinema tatili gibi oldu. Bela Tarr'ın birkaç filmini izledim ve sinema anlayışını, tarzını çok beğendim. Özellikle Karanlık Armoniler filmi beni etkiledi. Janos Valuşka karakterini kendime çok benzettim. Bu yazıyı yazarken de filmin müziklerini yapan Mihayl Vig'in Valuşka adlı bestesini dinliyorum. 

Var oluşun ve hiçliğin harmanlandığı sanat eserleri çok ilgimi çekiyor. Sürekli bu eserler etrafında dönenip duruyorum. 

Son bir aydır Kadıköy Sinemasına çok sık gidiyorum. Başka Sinema'dan filmler izliyorum. 

Şimdilik tatilim ve günlerim böyle sinema dolu, sessiz sedasız geçiyor. Sükunetim bozulmasın.

16 Kasım 2019 Cumartesi

Ara Tatil

Neredeyse 1 ay olmuş buralara uğramayalı. Gerçekten çok ciddi bir yoğunluğun içerisindeydim. Dün itibari ile ara dönem tatiline girmiş bulunuyoruz. Bol bol dinleneceğim, kitap okuyacağım ve film izleyeceğim bir tatil başladı nihayet. Hepimizin buna çok ihtiyacı vardı. 

Haftanın iki günü eve çok geç dönüyorum işten. Çeşitli kurslara katıldım, okulun yoğunluğunun dışında bir de kursların ve eğitimlerin yoğunluğu var. Okullar açıldığından beri tek bir kitap okuyabilmiş değilim, en çok buna üzülüyorum. Akşam okuldan eve geliyorum, yemek yiyorum, biraz dinleniyorum derken uyumam gerekiyor çünkü her sabah beşte kalkıyorum. 

İstanbul gerçekten insanı yiyip bitiren bir şehir. Bu koşturmalar nereye kadar sürecek bilmiyorum. Belki de ilk kez bu kadar uzun süre buraya yazamıyorum. 

Dün tatile çıktığımız gibi okuldan Kadıköy'e gittim. Birkaç kitap aldım, gezdim. Biraz iyi geldi. İnsanın bir yerlere yetişme derdinin olmaması ne güzel şey. 

Şimdilik bu kadar, biraz tatilin tadını çıkarayım. Öncelikle şöyle güzel bir kahvaltı, ardından mis gibi bir kahve ve bugün hava hazır bu kadar güzelken balkonda biraz keyif yapayım.

8 Nisan 2018 Pazar

Nisan Tatili

Çalıştığım okul ilkbahar ve sonbahar aylarında bir haftalık ara tatiller yapıyor. Hal böyle olunca biz de neşe içinde tatile çıkıyoruz. Çalışmaya başladığım ilk yıl garipsemiştim, yalnızca sömestr ve yaz tatiline alışkın olduğum için farklı gelmişti. Ama alışınca elbette seviyorsunuz, tatil sonuçta. 

İki gündür evde dinleniyorum, ara tatil için birkaç kitap almıştım onlar ile haşır neşirim. Şato'yu okumaktayım. Dün ise kek yaptım, bir ara da muzlu ve çikolatalı ekmek yapmayı deneyeceğim. 

Geçtiğimiz haftayı zor geçirdim. Sol göz kapağıma bir şeyler oldu. Şişip düşmeye başladı derken soluğu nöroloji ve göz polikliniklerinde aldım. Nörolojik bir şeyler çıkmadığına sevindim. Fakat ilaçlı mr çekilirken yaşadığım dramı bir kez daha yaşamak istemem. Çok rahatsız edici bir deneyimdi. Daha gürültüsüz ve daha kısa bir yolu olsa keşke. Gözümde ise alerjik bir durum ve şiddetli bir göz kuruluğu tespit edildi. Damlalara başlandı, şimdi daha iyiyim. Yıllar sonra hazır doktora gitmişken bir kan tahlili yaptırayım dedim. B12 ve demir durumlarımda düşüklük tespit edildi. Onlar için de takviyeye başlandı. Her gün popodan iğne için hastanedeyim, pek de sevimli değil. Lakin el mecbur. 

En güzel haber ise bu hafta Eskişehir'e gidecek olmam. Annemin bazı evrakları var toparlamam gereken. Günübirlik bir yolculuk olacak ama her saatini değerlendireceğim. Uzun süredir Eskişehir'e gidemiyordum, bu yolculuk bana iyi gelecek. İstanbul'un gürültüsünden sakinliğe uzanan kısa süreli bir dönüşüm. Bir kahve içerim adalarda, kokusunu içime çekerim temiz şehrimin. Mis, daha ne olsun.

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Rota: Kırklareli ve Edirne

Sanıyorum bu sene leyleği havada gördüm, gezmediğim yer kalmadı. Normalde çok evcimenim ve sürekli seyahat eden bir insan değilim. Fotoğrafçılığa merak saldım ve her şey değişti, yeni yerler görüp fotoğraflama isteği beni adeta bir leyleğe dönüştürdü. İyi de oldu. Yavaş yavaş tüm Türkiye'yi dolaşmayı planlıyorum. 

İlk çalıştığım okulda çok sıkı bir arkadaş grubu oluşturmuştuk. Hala bağımız çok kuvvetlidir. Bazılarımız başka okullara geçtik ama o bağımız asla kopmadı. İki yıl önce birlikte yaz tatiline de çıkmıştık. Sarımsaklı, Ayvalık ve Cunda Adası turu yapmıştık. Bu sefer Kırklareli'de oturan arkadaşımız bizi davet etti. Yine eski ekip bir araya gelip küçük bir Trakya turu yapacağız. Öğretmen olmanın en sevdiğim yanlarından biri, öğretmen yoldaşlığı kurmak. 

Sanırım bu yazın son gezisi olacak bu. Ağustos sonunda çalışmaya başlıyorum zaten. Bir ara da memlekete gideceğiz lakin tam tarihi belli değil. Bu enerjinin etkisiyle güzel bir yıl olur umarım benim için. Ve de hepimiz için tabii ki. 

Fonda dinlediğim Melis Danişmend'in "Uçurumlarda" isimli şarkısı ile veda edeyim ve gidip çantamı hazırlayayım. Yarın yolculuk başlasın yeniden.

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Apollon Tapınağı, Cennet Koy, Akbük, Saplı Ada ve Denizköy II

Didim tatilinizde tüm vaktinizi Altınkum'da geçirmeyin derim ben. Biz ikinci gün Altınkum'a yaklaşık 10 dakikalık mesafede bulunan Cennet Koy'a gittik. Sabah erken saatlerde gittiğimiz için kimse yoktu, öğlene doğru da çok az kişi geldi zaten. Cennet Koy Akvaryum olarak da biliniyor. Küçük ve tertemiz bir koy. Balıklarla birlikte yüzüyorsunuz ve gerçekten çok güzel bir deneyim. Suyun altı da olduğu gibi görülüyor, tertemiz.

Akvaryum'un hemen kenarında küçük bir işletme var. Biz sabah çayımızı orada içtikten sonra şezlonglara geçip sabah serinliğinde suya girdik.Öğle vakti de güzelce güneşlendik ve akşama kadar orada kaldık. Şezlong ücretleri de Altınkum'a göre çok uygun. Burayı muhakkak ziyaret edin ve bu ıssız koyda yüzme keyfini yaşayın.

Ertesi gün Akbük'e gittik. Altınkum'dan bu bahsettiğim her yere çok sık geçen minibüslerle ulaşmanız mümkün. Akbük, Altınkum'a göre çok daha tenha bir yer. Tatilci sayısı çok az. Minik bir merkezi var. Üstelik Akbük'te ücretsiz şezlong, şemsiye ve duştan da yararlanabilirsiniz. Suyu pek temiz değildi ve oldukça dalgalıydı. Rüzgar da biraz sert esiyordu. Kısa süre yüzdükten sonra sudan çıktık. Akbük'ün güzelliği yüzerken hemen karşınızdan size selam veren Saplı Ada. Akbük kıyısından suda yürüyerek Saplı Ada'ya ulaşmak mümkün. İlk kez böyle bir şey gördüm. Coğrafi şekil olarak bir tombolo Saplı Ada. Bence gittiğinizde muhakkak görün. 

Akbük'e giderken yol üzerinde ve deniz kıyısında çok güzel bir yerleşim yeri var, ismi Denizköy. Burada kahvelerimizi yudumladık. Ardından denize girdik. Az insanlı ve huzur veren bir yer Denizköy. Suyu Akbük'teki gibi temiz değildi, dalgalıydı. Lakin sessizliğini çok sevdim. 

Bir diğer ziyaret noktamız ise Apollon Tapınağı oldu. Apollon da Altınkum'a yaklaşık 10-15 dakikalık bir mesafede. Tek kelimeyle büyüleyiciydi. Özellikle Medusa heykelini görmek ve tapınağın içinde yürümek enfes bir deneyimdi. Apollon'un çevresinde de oteller var. Dileyenler burada da kalabilirler. Üstelik çok da güzel meyhaneler var. 

Kısa Didim tatilimize çok fazla şey sığdırdık ve dolu dolu bir tatil oldu. Görülebilecek bir Bafa Gölü Tabiat Parkı ve Miletos kaldı. Oraları görmek de başka zamana kısmet olur umarım. 

Kısaca özet geçecek olursam Didim pahalı bir tatil bölgesi değil. Her bütçeye uygun konaklama seçenekleri mevcut. Bana biraz fazla kalabalık geldi, kalabalık tatil bölgelerini pek sevmiyorum. Lakin Didim'de tenha yerlere kaçabileceğiniz çok fazla güzel yer mevcut. Herkese iyi tatiller dilerim efendim. 

Didim Altınkum Tatili İzlenimlerim I

Üç gece dört günlük Altınkum tatilimizden döndük. Bölüm bölüm tatilden kesitler aktarmaya çalışacağım. Gidecek olanlar için de yardımcı olabilirim belki. 

Altınkum'un gerçekten kumu çok güzel, denildiği kadar varmış. Mavi bayraklı bir plaj ve temiz. Biz hafta içi gitmemize rağmen plaj çok kalabalıktı. Duyduğumuza göre hafta sonu daha kalabalık oluyormuş. Altınkum plajında alınan şezlong ve şemsiye ücretleri bana pahalı geldi. Şemsiye için on lira, şezlong için on lira alınıyor. Eğer uzun bir tatil planlıyorsanız her gün bu paraları vermenize gerek yok. Tüm dükkanlarda satılan hasırlardan ve şemsiyelerden almanız yeterli. Ya da portatif sandalyelerden. İnsanlar genelde öyle yapıyor çünkü. 

Altınkum'un suyu ılık. Ayrıca tuzlu da değil. Öyle hemen de derinleşmiyor. Çocuklarınız için güvenli ve uygun. Dalgalı ve rüzgarlı da değil üstelik. Yüzme öğrenmek için de çok uygun bir deniz. 

Akşam üzeri ise kalabalık iyice artıyor. Sahil şeridi boyunca sıralanan pek çok kafe, otel, restaurant ve dükkan var. Biz ilk akşamımızı canlı müzik yapılan bir kafede geçirdik. Eğer alışveriş yapacaksanız kadınlar için seçenek çok. Takı, çanta ve hediyelik eşya seçenekleri bol. Fakat burada alışveriş yapmanızı tavsiye etmem. İlginç bir şekilde bir tane bile orijinal ürün satan bir dükkan görmedim. Dünyaca ünlü markaların sahteleri satılıyor her yerde. Geçen sene Kemer'de de böyleydi. Sanırım yabancı turistlerin bu giyim eşyalarına ilgisi çok fazla. Bir de dikkatimi çeken şeylerden biri Altınkum'da pek çok özel diş polikliniği olmasıydı. Sanırım fiyatlar yabancı turistlere çok uygun geliyor ve dişlerini burada yaptırıyorlar. Zaten Didim'den ev alıp yerleşmiş olan çok sayıda yabancı turist var. En çok İngilizler varmış diye duydum. 

Ben tatile çıktığım yerlerden giyim alışverişi ya da herhangi bir alışveriş yapmıyorum. Bütçemi gezmeye, eğlenmeye ve yeni tatlar denemeye ayırıyorum. Tatil esnasında alışveriş yapmak pek bana uygun bir aktivite değil. 

Altınkum'da şunu yeyin şunu için diyebileceğim bir şey yok esasen ya da ben rastlamadım. Sanırım oraya özgü bir yiyecek ya da içecek yok. 

Altınkum'a plansız ve rezervasyonsuz gelseniz bile kesinlikle açıkta kalmazsınız. Bütçenize uygun otel bulabilirsiniz. Sahil şeridi boyunca bir sürü küçük otel var. Eğer mükemmel bir konfor aramıyorsanız bu oteller size yeterli gelecektir. 

Şunu da eklemeliyim ki Altınkum sessiz sakin bir tatil isteyenler için uygun değil. Ama ille de Didim diyorsanız bir sonraki yazıda kaçabileceğiniz sessiz sakin yerlerden ve görmeniz gereken civar yerlerden bahsedeceğim. Devamı bir sonraki yazıda. 

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Gezmek Zamanı: Didim Altınkum'a Yolculuk

Bugün annemle apar topar bir tatil planı yaptık. Katılacağım bir eğitim vardı lakin iptal oldu. Hal böyle olunca şöyle annemi yazlık bir yerlere götüreyim de birkaç gün denize girelim istedim. 

Bugün birkaç yer baktım, pek tatlı bir yer beğendim. Hadi dedim anneme, hazırlıkları yapalım da gidelim. Otobüs bileti falan derken her şey bir çırpıda halloldu. Aynı zamanda Didim Antik Kenti'ni görecek olmak da beni şimdiden heyecanlandırıyor. Yine bol bol tarih soluyacağız mis gibi. 

Altınkum dönüşü muhakkak detaylı bir yazı kaleme alırım. Belki gitmek ve fikir edinmek isteyenler olabilir. Dönüşümde de öğretmen arkadaşlarımın yanına Trakya'ya gideceğim. Bu yaz benim için epey dolu ve hoş geçiyor. Okullar açılana kadar son bir ayımız kaldı. Değerlendirmek, gezmek vakti. 

14 Şubat 2017 Salı

Yoğun Günler

Yazmak istediğim çok şey var lakin ilk kez zaman yokluğundan dolayı yazamadığımı fark ediyorum. Bir yandan zaten epey yoğun çalışıyorum diğer yandan Haziran ayına kadar yüksek lisans tezimi sunup bitirmek ve yaz tatiline mezun olarak rahat rahat girmek istiyorum. Hiç kolay işler değil, bütün enerjimi ona verdiğim için sosyal hayattaki faalliğimi azaltmak durumunda kaldım. Tez canlı bir insan olduğumdan mütevellit hemen bir çabuk bitsin istiyorum tabii pek mümkün olmuyor, daha önce üzerinde çalışılmamış, özgün bir tez yazıyorum ve epey meşakkatli bir seyir içerisinde ilerliyor. 

Neyse ki araya bir tiyatro, bir de fotoğraf gezisi sıkıştırabildim yoksa hepten bunalacaktım. Son sürat çalışmaya devam ediyorum, aralarda yine yazmaya gayret edeceğim. Şu an bende durumlar bu şekilde, bu durumdan isyan edip bazen saçımı başımı yolma noktasına gelsem de mümkün mertebe sakinliğimi korumaya özen göstereceğim. 

Hayal ediyorum, tezim bitmiş, mis gibi yaz tatiline çıkmışım, kendimi kumlara, antik tiyatrolara atmışım. Daha da bir şey demiyorum, bu hayal eşliğinde gidiyor ve çalışmaya devam ediyorum. 

30 Ocak 2017 Pazartesi

Batı Karadeniz Turu

Bir süredir yoktum, çantamı alıp köşe bucak Batı Karadeniz turuna çıktım. Şimdiye kadar çıkmadığım içinse hayıflandım. 

İlk durak noktamız Bolu Abant Gölü oldu. Oldukça kar vardı ve gerçekten çok soğuktu, göl de donmuş durumdaydı. Çok zor şartlar altında olsa da birkaç güzel fotoğraf yakalayabildim. Hemen girişte de minik bir tabiat müzesi var, ücretsiz gezilebilmekte. Karın içinde mis gibi semaver çayımızı içtikten sonra Safranbolu'ya doğru yola çıktık. İlk durağımız Hıdırlık Tepesi oldu, şehre çok hakim bir yer. Oradan da güzel fotoğraflar yakaladım. Ardından Eski Safranbolu'yu gezdik. Yemeniciler Arastası'nı çok beğendim. Yine Hükümet Konağı ve Leyla Hanım Konağı gezilebilecek yerler arasında. Safranbolu'nun meşhur lokumlarından tattık ve sıcacık bir safran çayı içtik. Ardından ben kendimi Safranbolu sokaklarına ve eski evler arasına attım. Cinci Hamamı da dahil güzel fotoğraf kareleri yakaladım. Hava koşullarından dolayı Cam Terası ziyaret edemedik, artık başka bir geziye diyelim. 

Safranbolu'da Kardelen Konaklarında kaldım. Eski bir konak, tamamen aslına uygun olarak dizayn edilmiş. İçeri girdiğiniz andan itibaren Osmanlı Konaklarının havasını soluyorsunuz. Otel içinde ayakkabı ile gezilmiyor, kapıda çıkarıyorsunuz. Odalar da çok güzel, sedirler, eski beyaz dantela perdeler, kandillikler. Her şey çok ince ve çok güzel düşünülmüş. 

Ertesi gün Yörük Köyü'ne doğru yol aldık. Köyün eski çamaşırhanesini ziyaret ettik. Meşhur Filiz Teyzemiz bize espriler eşliğinde köyün tarihini anlattı. Aynı zamanda Leyla Gencer'in ailesinin yaşadığı konağı da ziyaret ettik. Konağın önünde kendisinin bir büstü de yer alıyor. Sipahioğlu Konağını dolaştık, eskiye ait ne varsa görebileceğiniz çok hoş bir konak. 
Yine burada da bir sürü fotoğraf çektim. Özellikle kedileri ve köpekleri insan dostu bu güzel köyün. 

Yolculuğumuza Amasra ile devam ettik. Sormagir Kalesini gördük, yemeklerimizi yedik ve bu deniz kenarı küçük beldeye gerçekten hayran kaldık. Barış Akarsu'yu da şarkıları eşliğinde yad ettik. 

Ve son durağımız Devrek oldu. Bastoncular çarşısında, baston yapımına tanık olduk. Meşhur Devrek simitlerimizi de yedikten sonra İstanbul'a döndük.

Çok güzel dostluklar edindiğim, muazzam bir turdu. Sömestr tatilini böyle güzel değerlendirebildiğim için çok şanslıyım. Bundan sonra tatillerimde asla evde oturmayacağım. Gezilip, fotoğraflanacak, biriktirilecek anılar var. Gezebileceğimiz nice tatillere. 

19 Temmuz 2016 Salı

Tatil Güncesi: Kemer II (Phaselis Antik Kenti)

Kemer'de kaldığımız bir hafta boyunca gezebildiğim en güzel yer Phaselis Antik Kenti oldu. Olimpos'u da görmek isterdim artık bir başka sefere. Kemer merkezde saat kulesinin hemen yanında Phaselis Antik Kenti'ne giden minik otobüsler kalkıyor. Kişi başı 4.5 Tl verip Tekirova otobüslerine biniyorsunuz ve yaklaşık yirmi dakikalık bir yolculuktan sonra Phaselis Antik Kentindesiniz. Yol kenarında gördüğüm tabelanın üzerinde Phaselis I yazıyordu, II var mı emin değilim lakin benim gezdiğim yer Phaselis I idi.

Phaselis, yol kenarı ve biraz ıssız bir güzergahta kaldığı için insanların pek çoğu arabaları ile geliyor. Ben otobüsten inip ormanlık arazinin içerisinde Phaselis'e gidene kadar -hemen hemen yarım saat- tek başıma yürüdüm. Phaselis bir ören yeri olarak geçiyor, içeriye giriş ücretli. Müze kartınız var ise avantajlarından faydalanabilirsiniz, müze kartınız yok ise 20 liralık bir giriş ücreti var. İçeriye girdikten sonra ilk göze çarpan deniz kenarındaki su kemeri oluyor. Su kemerini ana cadde takip ediyor, bunun yanında hamamlar, anıtlar, tapınak alanları da mevcut. Phaselis'de Akdeniz Üniversitesi'nin bir araştırma birimi de yer alıyor. 

Phaselis'in benim için bu kadar önemli olmasının sebeplerinden en önemlisi Hadrian. Rodos'tan Likya'ya, Büyük İskender'den Roma'ya kadar pek çok uygarlık ile bağları olan mühim bir liman şehri Phaselis. Roma İmparatoru Hadrian'ın şehri ziyaretinden sonra, onun adına bir kapı yaptırılıyor. Şu an bu kapı deniz kenarında ve epey küçük bir kısmı kalmış durumda. Yine de Antoninus'a karşı duyduğu büyük aşkı tarihe kazımış Hadrian adına yapılan kapıya dokunmak bile güzel bir tarihi deneyimdi.

Hadrian Kapısının olduğu kısımda güzel bir plaj da var. Ben gittiğimde çok az kişi vardı ve açıkcası yüzeceğimi tahmin ederek gitmemiştim. Yanımda havlum, yedek eşyalarım yoktu. Ama bu sessiz ve güzel Phaselis'de antik kente karşı yüzme keyfini kaçıramazdım. İçinde bulunduğum duruma aldırmayıp suyun keyfini çıkardım. 

Antik kentin içerisinde bir de antik bir tiyatro bulunuyor. Merdivenler ile çıkabiliyorsunuz. Tavsiyem antik tiyatroyu görmeden dönmeyin. Hakikaten güzel bir dokusu ve manzarası var. Aynı zamanda çok da güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Ben fotoğraf çektikten sonra yine taş peşinde koşup güzel taşlar topladım.

Bileti aldığınız yere geri döndüğünüzde sağ tarafta küçük bir durak mevcut. Oraya belirli aralıklarla Kemer otobüsleri geliyor. O otobüslere binip tekrar Kemer'e dönmeniz mümkün. 

Kemer tüm tarihi ve turistik güzellikleri ile bizim için epey keyifli bir tatil yeriydi. Kaldığımız süreyi keyifli geçirmeye çalıştık. Antalya çok büyük bir tatil merkezi. Bu yüzden kısa bir sürede tüm tarihi yerleri gezmek mümkün olmayabilir. Ben daha çok tarihi ziyaret yapacağımı düşünmüştüm ama kısıtlı sayıda yapabildim. Belki bir dahaki sefere daha uzun bir tatil ile bunu gerçekleştirebilirim. Siz de tatil rotanızı Kemer'den yana kullanabilirsiniz. Keyifli tatiller dilerim.

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Tatil Güncesi: Kemer I

Geçen yıl yaz tatilini okuldan öğretmen arkadaşlarım ile Ayvalık, Sarımsaklı ve Cunda Adası üçgeninde geçirmiştik. Bu sene ise annem ile birlikte Kemer'e gittik. Yaklaşık bir haftalık bir otel tatili yaptık. Daha önce güney illerimizden herhangi birini ziyaret etmemiştim. O yüzden Antalya'yı tercih ettim.

Kemer çok büyük bir ilçe olmamak ile birlikte aradığınız hemen her şeyi rahatlıkla bulabileceğiniz bir tatil merkezi. Biz tatil paketimizi Ets Tur aracılığı ile satın aldık. Yaklaşık yüzde kırklık bir indirimden faydalandık, bizim için epey uygun ve külfetsiz bir tercih oldu. 

Kaldığımız otelin Kemer merkezde olmasının avantajlarını yaşadık. Dört yıldızlı bir oteldi, biz sadece sabah kahvaltı seçeneği ile konakladık. Her şey dahil paket çok pahalı olduğu için sabah doyurucu bir kahvaltı yapıp, akşam yemeklerimizi de farklı yerlerde gayet uygun fiyatlara yemiş olduk. Her şey dahil paketten daha hesaplı bir tatil olduğunu da söyleyebilirim. 

Otelin kendine ait bir plajı vardı. Bu benim için tatil seçiminde önemli bir husus. Çünkü otelin plajını ve şezlonglarını rahatlıkla, ödeme yapmadan istediğiniz saatlerde kullanabiliyorsunuz. Diğer türlü her gün sahile gidip gelmek, şezlonglar için ödeme yapmak ve bütün günü plajda geçirmek durumunda kalmak zor olabiliyor.

Eğer arabanız varsa merkez dışı bir otelde, doğal ortamın içerisinde konaklamak da güzel bir seçenek olabilir. Lakin arabanız yoksa ihtiyaçlarınızı karşılamak ve alışveriş yapmak için merkeze gelmek durumunda kalmak sizi zorlayabilir. Biz bu yüzden merkezde bir otel tercih ettik. Kemer'de daha çok Ukrayna ve Rus asıllı turistler var. Çarşıda yer alan tüm dükkanların tabelaları yabancı dillerde, turistlere yönelik. İlginç olan hususlardan biri de mağazalarda fazlasıyla orijinal olmayan kıyafet satılıyor olması. Turistlerin de bu kıyafetlere ilgisi oldukça büyük. 

Bir tatil yöresine göre Kemer -taksi fiyatları hariç- oldukça ucuz. Kendinize Kemer hatırası hediyelik eşyalar alabileceğiniz bir sürü dükkan da var. Ben iki tane magnet ve el yapımı porselen bir kap aldım. İçerisine de denizin dibinden topladığım inanılmaz renkteki ve inanılmaz güzellikteki taşları koydum. Kemer'in plajlarındaki su muazzam bir şekilde temiz. Saatlerce denizden çıkmak istemeyebilirsiniz. Eğer disko, club tarzı eğlence mekanlarını seviyorsanız bu seçenekler de yeter miktarda mevcut. Kemer'i yaz sıcaklarında yürümek istemeyenler için de, kiralayabilecekleri iki kişilik mini motorlar ve bisikletler var. Yine çeşitli temalarda günü birlik tekne turlarına katılmanız da mümkün. 

Devamı bir sonraki yazıda. 

3 Temmuz 2016 Pazar

Bu Yaz

Bir eğitim öğretim sezonunu daha kapattık. Meslek hayatımda üçüncü yılımı da geride bırakmış oldum böylece. Bir klişe olsa da, zaman ne kadar çabuk geçiyor demeden edemeyeceğim. Sonsuz anı, sonsuz sevgi, sonsuz acı, sonsuz umut hepsi bir arada bir sürü iz bırakarak gelip geçiveriyor. İnsanlar giriyor hayatlarımıza, sonra hepsi birer birer çekip gidiyor. Sanırım bir çeşit yaşam kanunu. Tecrübe, olgunlaşma derken bir bakmışsınız ki, hala kocaman varlık sebebiniz ile birlikte kocaman koltuklarınızda oturuyorsunuz. 

Porselen desenleme kursuma da dün itibari ile veda ettim. Bitti. Ortaya üç tane eser çıkardım lakin sonuncusu fırının azizliğine uğradı. Kurtarabildiğimiz kadar kurtardık. Diğer ikisi oldukça güzel oldu. Biri çerçevelenmek üzere bir sanatçının tozlu raflarında bekliyor. Diğeri ise evimi süslüyor. Çok zevkli bir hobi oldu benim için. Belki seneye de devam eder, yeni tasarımlar çıkarabilirim ortaya. 

Çok kısa sürede tanıdığım lakin çok sevdiğim yakın bir dostum hayallerine kavuştu. Çok şirin bir üniversitede pek şirin bir araştırma görevlisi oldu. Onun da kutlamasını yaptık ve yaz tatiline adım attık. 

Bu yıl annem ile birlikte tatile çıkıyoruz. Rotamız Antalya/Kemer. Ardından beni çok güzel bir kamp bekliyor Ağustos ayında. Ermeni öğretmen/öğrenciler ile Türk öğretmen/öğrencilerden oluşan bir eğitim kampı. Büyükada'da olacağım. Şimdiden onun da heyecanı içerisindeyim. Mümkün olduğu kadar güzel işler yapmaya çabalıyorum. Bir varoluş kaygısı içerisindeyim, sürekli yeni ve doyurucu şeyler arıyorum. Bilgiye ve tecrübeye açlığımın hiç dinmemesini diliyorum. Hoş geldin yaz tatili. 

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Ayvalık, Sarımsaklı ve Cunda Adası II

Ayvalık'ın en meşhur balığı Papalina. Yalnızca o bölgenin denizinde çıkıyormuş anlatılana göre. Hatta herhangi bir yerde balık istediğinizde, balık adı söylemezseniz hemen Papalina yapılıyor. Hamsiden ayırt edilmesi güç, minik bir balık lakin oldukça lezzetli. Tekne turunun rotalarından bir tanesi de Cunda Adası. Cunda'da bir saatlik bir gezinti molası veriliyor. İlk yarım saat bir rehber eşliğinde kısa bir Cunda turu yapılıyor. Ardından kalan yarım saat ise serbest zaman olarak planlanmış. Cunda, tek kelime ile enfes bir ada. Sarımsak taşından yapılmış eski binalar, severek izlediğimiz pek çok dizinin çekildiği tarihi evler ve labirenti andıran yolları ile eşsiz bir güzellik. Kıyı boyunca pek çok balık restaurantı var. Hepsi de şirin, tatlı mekanlar. 

Rehber eşliğinde gezilen en önemli yer Taksiyarhis Kilisesi. Rumların yaşadığı dönemden kalan bu Ortodoks Kilisesi oldukça ihtişamlı. Koç Ailesi tarafından restore edilen kiliseye bir de müze eklenmiş. Dilerseniz müzeyi de gezme imkanınız var. 

Cunda'ya gelmişken el sanatları çarşısına uğramadan geçmeyin. Ben el yapımı birkaç tane magnet aldım. Cunda'nın kedileri meşhur olduğu için, kediler ile ilgili pek çok süs eşyası göreceksiniz. Zeytini ve zeytinyağı ile de meşhur olan Cunda'dan küçük bir şişe zeytinyağı da alabilirsiniz. Ben ise, zeytin çiçeğinden yapılma kolonyayı tavsiye ediyorum. Çok hafif ve güzel bir kokusu var. Sakızlı dondurmayı da unutmamak lazım, gayet hoş bir dondurma. 

Tekne turu ile gezdiğimiz Cunda'daki bir saat bize yetmedi. Bir akşam vakti, minibüs ile Sarımsaklı'dan Ayvalık'a geçtik. Ayvalık'tan ise tekne ile Cunda'ya geçtik. Eğer arabanız yoksa kesinlikle Cunda'ya geçmek için tekneyi kullanın. Ayvalık'a döndüğünüze ise Ayvalık tostu yemeden ayrılmayın, tostlar gerçekten çok leziz. Geri kalan vaktimizi ise Sarımsaklı Plajlarında denize girerek geçirdik. 

Ayvalık, çok küçük birikimler ile tatil yapabileceğiniz bir yer, kesinlikle tavsiye ederim. İyi tatiller, bol eğlenceler. 

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Ayvalık, Sarımsaklı ve Cunda Adası I

Bu yaz tatilimizi okuldan öğretmen arkadaşlar ile planladık. Çok iyi bir arkadaş grubumuz var, dört erkek plan yapıp düştük yollara. Hedefimiz ise Sarımsaklı idi. Sarımsaklı'ya indiğimiz gibi günlük kiralık daireler bakmaya başladık. Sarımsaklı'da ortalama günlük kiralık dairelerin fiyatları 150 lira. Güzel bir daire bulabilmek için biraz dolaşmanızı, hemen karar vermemenizi tavsiye ederim. Sahile yakın güzel bir evde karar kıldık. Evin iki tane kliması olması en büyük önceliğimizdi. Çok işe yaradı. Bunun dışında Sarımsaklı'da en önemli sorun ne yazık ki su. Yazın nüfus bir anda tatilciler ile birlikte artınca, sık sık su kesintileri yaşanıyor. Sarımsaklı'daki çeşmelerde ve halka açık tuvaletlerde bile su olmadığına şahit oldum. Eğer Sarımsaklı'da tatil yapmayı planlıyorsanız tutacağınız evin muhakkak ki hidroforunun olmasına dikkat edin derim. Yoksa tatiliniz bir kabusa dönüşebilir. 

Eve yerleştikten sonra ilk günü denizde geçirdik. Sarımsaklı'nın oldukça uzun bir plajı var, kumu da bir hayli güzel. Denizinin çok temiz olduğunu söyleyemeyeceğim, suyu da bir hayli tuzlu. Fakat suyun daha temiz olduğu plajlar mevcut. Zaten plajının uzunluğu daha en baştan insanı cezbediyor. Şezlong kiralamak isterseniz farklı fiyatlar ile karşılaşabilirsiniz. Örneğin bir plajda iki şezlong 20 lira iken bir yanındakinde 25 lira olabiliyor. Fiyatlar için konuşmakta yarar var. Yalnızca iki gün şezlong ihtiyacı duydum ben, o da rahat güneşlenebilmek için. Onun dışında havlularımızı halk plajındaki kumlara yayıp denize girdik. 

İkinci günü tekne turuna katıldık. Eğer birkaç erkekseniz tekne turlarının çoğu sizi kabul etmiyor. Daha önce yaşanılan taşkınlıkları öne sürüyorlar. Bu durumda iyi bir tur rehberine denk gelmeniz gerekebilir. Bizim şansımız yaver gitti. Hemen hemen tüm turlarda fiyat aynı 35 lira. Turun içerisinde animasyon, müzik ve yemek var. Papalina adı verilen balık çok ünlü. Sınırsız balık, ekmek ve salata ikram ediyorlar. Ardından bir de meyve servisi var. Çıplak Ada, Kleopatra Plajı ve Ortunç Koyu teknenin konakladığı yerler. Koyları oldukça temiz ve suyu da bir hayli soğuk. Bu koylarda belirli süreler için yüzme şansınız da var. Oldukça zevkli oluyor. 

İkinci bir yazı ile tatil maceramı anlatmaya devam edeceğim. Arkası yarın diyelim. Sağlıcakla kalın. 

30 Temmuz 2013 Salı

Saki



Tatildeydim nicedir,Ege kıyılarında minik bir kasabada.Sevdiklerimle.Kediler ve köpekler vardı kaldığımız yerde bir sürü.Aristo,Ciguli ve Boncuk.Sere serpe.Gökyüzü ise begonvillerle örtülü.Biraz olsun unutuyor insan derdini;kitaplara,denize ve güneşe kaptırıyor kendini.Bir yandan da güneşin ve denizin sessizliği alıp götürüyor sizi,sanki bir şeyler anlatmak istiyorlar.Konuşamamak,susmak zorunda kalmak ne kadar zor oysa.Ne büyük bir sabır.O yüzden hayranımdır güneşe ve denizlere.Ama hep dediğim gibi dağların yeri ayrıdır gönlümde,dağlara bakarak büyüyen içimde.

Sevdiklerimizle birlikte olabilmek sanırım en güzeli,mutlu olduğumuz yerde yaşayabilmek.Biraz özlem,sonrası ise iyilik güzellik.

Hüsnü Arkan'a gidiyor kulağım ister istemez bu yazıyla.Solo isimli albümünde "Saki" adında enfes bir şarkısı vardır kendisinin.Der ki o güzel ezgisinin arasında ;

Zaman bir yeşil dal gibi eğilirdi üstümüze
Saki,koparıp getir şu cennet meyvesini

Gidip uyandır arkadaşları,gelsinler yer aç masada
Sonrası iyilik güzellik Saki

19 Ocak 2012 Perşembe

Yirmi Tatil


Okulum tatile girdi,finallerim de erken bitince iki günlüğüne evime geldim.Bizim buralara da kar yağmış,trende geçirdiğim üç saat boyunca sarı ışıkların karların üzerine yansımasını izledim.
Üç haftalık bir tatil fakat benim için biraz farklı olacak.Kursa devam ettiğim için haftasonları İstanbul'a geçicem haftaiçleri de evde olucam.

Mahşer-i Cümbüş'ün gösterisine bilet aldık,bence çok heyecanlı.Bunun dışında hayat her zamanki gibi çok garip biraz da grip.Bu arada hiç grip olmadım bu kış,şeytan kulağıma kurşun.
Bir süre popomu yaymayı düşünüyorum.Elbette boş boş popo yayılmayacağının farkındayım,bir yandan dramatik filmler izlerken bir yandan da kitap okuyacağım.Biraz da kahve içerim sanırım.

Bu sezon heyecanla beklediğim tek film "Güzel Günler Göreceğiz."Her gün birkaç kez fragmanını izliyorum ve Nesrin Cavadzade'nin tamamen oyuncu olmak için doğmuş bir kadın olduğunu düşünüyorum.En sevdiğimdir kendisi,oyuncu olarak.

Yirmi yaşında olmam da çabası tabi.

Yirmi lan yirmi.