eskişehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eskişehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2018 Perşembe

Eskişehir Günlüğü

Eskişehir'e dair ne anlatsam az, dört yıl önce annemin rahatsızlığı sebebi ile iki yıl Eskişehir'de yaşadık. Annem daimi olarak kaldı, ben de her hafta sonu Eskişehir'deydim. İki yazımı da Eskişehir'de geçirdim. Merkezde bir pansiyon bulmuştum kendime. Çok sevdik, çok alıştık Eskişehir'e. Tedaviler bitince ayrılmak zorunda kaldık, geriye Eskişehir anıları kaldı. 

Dün günübirlik bir seyahat gerçekleştirdik. Hızlı tren ile gidip gelmek mümkün. Üstelik bilet fiyatları da pahalı değil. Trenden indiğimiz gibi bir huzur sardı içimizi. İstanbul'un gürültüsüne ve kaosuna alışkın kulaklarımızın pası silindi diyebiliriz. Bir müddet tren garında oturup dinlendik. Etrafı, insanları, ısıtan bahar güneşini seyrettik. Önce işlerimizi halledip sonra şehri bir baştan bir başa gezdik. 

Eskişehir her kesimden insanın rahat yaşayabileceği, sayısı fazla olan öğrencileri ile birlikte epey hareketli bir şehir. Dün yediğimiz içtiğimiz şeylerin fiyatları bizi şaşırttı, çünkü İstanbul'da neredeyse iki katı ödeme yapıyorsunuz. Üstelik her şey çok daha lezzetliydi.

Tadı damağımızda kaldı diyebilirim. Eskişehir'de geçirdiğimiz yılları yad etmek iyi geldi bize, insanların yardımsever ve güler yüzlü oluşu İstanbul'da yaşadığımız tersi durumları unutturdu bir süre. Belki tası tarağı toplayıp yerleşme kararı alırız bir gün belki yarın belki yarından da yakın.

8 Nisan 2018 Pazar

Nisan Tatili

Çalıştığım okul ilkbahar ve sonbahar aylarında bir haftalık ara tatiller yapıyor. Hal böyle olunca biz de neşe içinde tatile çıkıyoruz. Çalışmaya başladığım ilk yıl garipsemiştim, yalnızca sömestr ve yaz tatiline alışkın olduğum için farklı gelmişti. Ama alışınca elbette seviyorsunuz, tatil sonuçta. 

İki gündür evde dinleniyorum, ara tatil için birkaç kitap almıştım onlar ile haşır neşirim. Şato'yu okumaktayım. Dün ise kek yaptım, bir ara da muzlu ve çikolatalı ekmek yapmayı deneyeceğim. 

Geçtiğimiz haftayı zor geçirdim. Sol göz kapağıma bir şeyler oldu. Şişip düşmeye başladı derken soluğu nöroloji ve göz polikliniklerinde aldım. Nörolojik bir şeyler çıkmadığına sevindim. Fakat ilaçlı mr çekilirken yaşadığım dramı bir kez daha yaşamak istemem. Çok rahatsız edici bir deneyimdi. Daha gürültüsüz ve daha kısa bir yolu olsa keşke. Gözümde ise alerjik bir durum ve şiddetli bir göz kuruluğu tespit edildi. Damlalara başlandı, şimdi daha iyiyim. Yıllar sonra hazır doktora gitmişken bir kan tahlili yaptırayım dedim. B12 ve demir durumlarımda düşüklük tespit edildi. Onlar için de takviyeye başlandı. Her gün popodan iğne için hastanedeyim, pek de sevimli değil. Lakin el mecbur. 

En güzel haber ise bu hafta Eskişehir'e gidecek olmam. Annemin bazı evrakları var toparlamam gereken. Günübirlik bir yolculuk olacak ama her saatini değerlendireceğim. Uzun süredir Eskişehir'e gidemiyordum, bu yolculuk bana iyi gelecek. İstanbul'un gürültüsünden sakinliğe uzanan kısa süreli bir dönüşüm. Bir kahve içerim adalarda, kokusunu içime çekerim temiz şehrimin. Mis, daha ne olsun.

3 Nisan 2016 Pazar

Ali Lidar: Z Raporu

"Gidelim buradan. Burada insanlar kötü. Hep bir şeyler anlatmamızı bekliyorlar, hep bir şeyler anlatmamızı isteyecekler, bitmeyecek bu hiç bitmeyecek. Kimseye bir şey anlatmak zorunda kalmayacağımız bir yerlere gidelim." 

***

"Abi sen mutsuz musun?
Nereden anladın kız?
Kısa kısa konuşuyon hep. Oradan anladım."

***

"Kitap okurken senin sevebileceğin yerlerin altını çiziyorum, radyoda sevdiğin şarkılar çıktığında ben sevmesem de koşulsuz bir saygıyla sonuna kadar dinliyorum."

***

"Mutluluk dediğimiz şey kandırmacadan başka bir şey değildir ve ancak karşımızdaki insanların gerçekte ne düşündüğünü bilmediğimiz sürece mümkündür. Kendi mutluluğunu başka insanlarla tanımlayabilen biri, gerçekte hiçbir zaman mutlu olmamıştır." 

"Balık tutmayı öğretmeyin bana, balık da vermeyin. Becerebiliyorsanız balık olmayı öğretin... N'oldu? Yemedi dimi?"

16 Ocak 2015 Cuma

Eskişehir Yollarındayız

Bugün öğrencim Tuni ile güzel bir Eskişehir turu için yollara çıkıyoruz. Onun için bir sürü Uykusuz ve Penguen aldım. Kendime de birkaç yol kitabı. Envai çeşit abur cuburdan oluşan çıkınımızı da doldurduğumuza göre yolculuğumuza başlayabiliriz. 

Tanrım bir gün böyle bir oğlum olsun. Onunla doyasıya eğlenelim !!

20 Aralık 2014 Cumartesi

Eskişehir Yolları

Annemi tedavisine devam için yeniden hastaneye yatırdık. Doktorumuz bile yeter artık bütün sene size çalıştım diye eğlenceli sitemlerde bulundu. Neyse, ben de ilk iş hafta sonu tatilimde Eskişehir'e gittim. Allah Pendik'ten hızlı tren başlatanların cezasını versin. Eskişehir'e iki buçuk saatte gidilebilirken ben iki buçuk saatte karşıdan anca Pendik'e ulaşabildim, tebrik ediyorum küfürler eşliğinde. 

Gider gitmez annemin doktoru, koca memeli tombul teyzeler odamıza toplandı. Hepsi beni görmeye gelmiş. Bir an görücüye çıkıyorum gibi hissettim. Nasıl hissetmem ? Şu sorular bir bombardıman gibi peşi sıra geldi;

Evlenmeyi düşünüyor musun oğlum ?
Maşallah öğretmenmişsin,neydi senin branşın ?
Araban var mı yavrucuğum ?
Maşallah pek yakışıklısın sevdiğin var mı ?
Artık yavaş yavaş evlenmeyi düşün! Düşünüyor musun ?
Kız kaç yaşındaydı senin bu oğlan ?
Hızlı trenle kaç saatte geldin ?
Maşallah annene pek bağlısın,aferin yavrum. Evlenince nerede oturacaksın ?

Anneme bu sorular sırasında sinirli bir bakış fırlattım. Bakışım bir ok gibi deldi geçti adeta hastane duvarlarını. Neyse, teyzeler çay içip gittiler. Ben de o sıra hastanenin emektarları bizim de artık yakın dostumuz olan Zerrin abla ve Bünyamin abiyi gördüm. Gitmişken liseden arkadaşlarım ile de görüştüm pek iyi oldu. 

Allah ahiret sorularından uzak tutsun hepimizi diyerek gideyim, günün yorgunluğu üzerine bir kahve-sigara içeyim ben.