güncesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güncesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2023 Pazar

Tatil Güncesi: Altınoluk

Hafta başında tatile çıktık, dün gece de döndük. Şu yaşıma kadar yaptığım en huzurlu tatillerden biriydi. Yaz başında araştırma yaparken uzun saatler boyunca yolculuk yapmayacağımız aynı zamanda sakin bir yerler aradım. Altınoluk'ta güzel bir eşyalı daire buldum. Ve kararımızı verip tatilimizi gerçekleştirdik. 

Kaldığımız ev veranda tarzında kocaman bir balkonu olan, bahçesinde ise çeşit çeşit çiçekleri ve ağaçları olan ferah bir evdi. Bizim için de çok kullanışlı oldu. Gittiğimiz ilk gün evin önüne halk pazarı kurulmuştu. Buna çok sevindik. Tüm gıda alışverişimizi halk pazarından yaptık, tatil boyunca da tüm yemeklerimizi kendimiz hazırladık. 

Altınoluk çok sakin bir tatil beldesi. İnsanları güler yüzlü, yardımsever. Plajları oldukça temiz, denizi güzel, sokakları da bir o kadar düzenli. Genelde gençlerden ziyade orta ve üstü yaş nüfus yoğunluğunun fazla olduğu dikkatimi çekti. Eğlence mekanı, bar, gece hayatı vs. gibi özellikleri olan bir yapıda değil. 

Tatil boyunca sabah erken saatlerde denize girip güneşlendik, öğle saatine doğru eve dönüp kahvaltımızı yaptık. Büyük oranda balkonda vakit geçirdik. Akşamları da epey hareketli olan çarşı merkezinde gezinip, yürüyüşler yaptık. 

İlk kez burada rastaladığım bir detay da epey hoşuma gitti. Altınoluk'ta dolaşırken bazı sokak başlarında kazanlarla lokma yapıldığını ve insanların da kuyruğa girerek lokma aldığını görmüştük. Bir sabah uyandığımda kaldığımız evin çaprazında bulunan başka bir evin önünde lokma yapıldığını gördüm. Tam da kahvaltı yapıyorduk ve ben de cüzdanımı alıp sıraya girdim. Meğer satın alınmıyormuş, hayır lokması olarak ev sahipleri yaptırıyor ve insanlara dağıtıyormuş. İki tane abla, kazanların başlarında hamur bitene kadar lokma yapıyorlar. Biz de nasiplenmiş olduk. Bu gelenek beni çok sevindirdi. Üzüldüğüm kısım ise İstanbul'da sürekli paramız ile bir şeyler satın aldığımız için, o esnada yaşadığım yabancılık hissiydi. Çünkü büyük şehirlerde parasız herhangi bir şey yapmak mümkün değil. Bizden ne çok şey çalıyor bu şehir...

Tatil evimizde bir televizyon vardı. Bizim kendi evimizde yıllardır bir televizyonumuz yok. Bu nedenle televizyonda yayımlanan programlar ile ilgili de bir bilgim yok. Evde otururken şu televizyonu açayım dedim, gerçekten hiçbir şey değişmemiş. Saçma sapan programlar vardı. Hele bir tane programa denk geldim ki evlere şenlik. Gelinler yemek yapıyor, kayınvalideleri de gelinlerin yemekleri arasından tadım yaparak kendi gelinlerinin yaptığı yemeği tespit etmeye çalışıyor. On, on beş dakikada bir de stüdyonun orta yerine gelerek göbek atıyorlar. Gerçekten çok enteresan. İyi ki evimizde televizyon yok dedim bir kez daha. 

Güzel bir tatili daha geride bıraktık, Çarşamba günü çalışmaya başlayacağım. Tatil sonrası biraz zor olacak ama adapte olacağım bir şekilde. Umuyorum güzel bir çalışma yılı olur. 

4 Haziran 2018 Pazartesi

Bir Kütüphane Güncesi

Yine bir pazartesi günü ve yine bir kütüphane nöbeti. Okulda sınav haftası, çocuklar durgun. Biz de ayrı bir sınavdan geçiyoruz ya, neyse artık sıkıntılardan bahsetmeyeceğim. İşten ayrılamama çok az kaldı. Herkese ve her şeye karşı susma eylemindeyim. Bir öğretmen arkadaş ile birlikte pizza siparişi verdik, birazdan onu yemeye gideceğim. 

Havalar ısındı ısınmasına da, akşamları serin oluyor ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Böyle donumuza kadar terlemiyoruz, sanırım bu sene yaz geç gelecek. Balkonda baktığımız yasemin çiçeğimiz de kocaman oldu, böyle otururken kokusu burnumuza geliyor, pek hoş.

Başka ne yazsam diye düşünüyorum, sanırım bugün yazacak çok şeyim yok. Bizim öğrencilerin çok kullandığı bir laf var: "boş yapma". Ben de çok boş yapmadan gideyim en iyisi. Sağlıcakla.

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Tatil Güncesi: Kemer I

Geçen yıl yaz tatilini okuldan öğretmen arkadaşlarım ile Ayvalık, Sarımsaklı ve Cunda Adası üçgeninde geçirmiştik. Bu sene ise annem ile birlikte Kemer'e gittik. Yaklaşık bir haftalık bir otel tatili yaptık. Daha önce güney illerimizden herhangi birini ziyaret etmemiştim. O yüzden Antalya'yı tercih ettim.

Kemer çok büyük bir ilçe olmamak ile birlikte aradığınız hemen her şeyi rahatlıkla bulabileceğiniz bir tatil merkezi. Biz tatil paketimizi Ets Tur aracılığı ile satın aldık. Yaklaşık yüzde kırklık bir indirimden faydalandık, bizim için epey uygun ve külfetsiz bir tercih oldu. 

Kaldığımız otelin Kemer merkezde olmasının avantajlarını yaşadık. Dört yıldızlı bir oteldi, biz sadece sabah kahvaltı seçeneği ile konakladık. Her şey dahil paket çok pahalı olduğu için sabah doyurucu bir kahvaltı yapıp, akşam yemeklerimizi de farklı yerlerde gayet uygun fiyatlara yemiş olduk. Her şey dahil paketten daha hesaplı bir tatil olduğunu da söyleyebilirim. 

Otelin kendine ait bir plajı vardı. Bu benim için tatil seçiminde önemli bir husus. Çünkü otelin plajını ve şezlonglarını rahatlıkla, ödeme yapmadan istediğiniz saatlerde kullanabiliyorsunuz. Diğer türlü her gün sahile gidip gelmek, şezlonglar için ödeme yapmak ve bütün günü plajda geçirmek durumunda kalmak zor olabiliyor.

Eğer arabanız varsa merkez dışı bir otelde, doğal ortamın içerisinde konaklamak da güzel bir seçenek olabilir. Lakin arabanız yoksa ihtiyaçlarınızı karşılamak ve alışveriş yapmak için merkeze gelmek durumunda kalmak sizi zorlayabilir. Biz bu yüzden merkezde bir otel tercih ettik. Kemer'de daha çok Ukrayna ve Rus asıllı turistler var. Çarşıda yer alan tüm dükkanların tabelaları yabancı dillerde, turistlere yönelik. İlginç olan hususlardan biri de mağazalarda fazlasıyla orijinal olmayan kıyafet satılıyor olması. Turistlerin de bu kıyafetlere ilgisi oldukça büyük. 

Bir tatil yöresine göre Kemer -taksi fiyatları hariç- oldukça ucuz. Kendinize Kemer hatırası hediyelik eşyalar alabileceğiniz bir sürü dükkan da var. Ben iki tane magnet ve el yapımı porselen bir kap aldım. İçerisine de denizin dibinden topladığım inanılmaz renkteki ve inanılmaz güzellikteki taşları koydum. Kemer'in plajlarındaki su muazzam bir şekilde temiz. Saatlerce denizden çıkmak istemeyebilirsiniz. Eğer disko, club tarzı eğlence mekanlarını seviyorsanız bu seçenekler de yeter miktarda mevcut. Kemer'i yaz sıcaklarında yürümek istemeyenler için de, kiralayabilecekleri iki kişilik mini motorlar ve bisikletler var. Yine çeşitli temalarda günü birlik tekne turlarına katılmanız da mümkün. 

Devamı bir sonraki yazıda. 

23 Kasım 2014 Pazar

Erzurum Güncesi



















İki günlük Erzurum turumu tamamladım ve İstanbul'a döndüm.Cuma sabahı Erzurum'a vardığımda ilk iş bir yere girip kahvaltı yaptım.Ardından en çok merak ettiğim yerlerden biri olan Yakutiye Medresesini ziyaret ettim.Gerçekten çok güzeldi,şehrin merkezinde yer alıyor zaten.Yakutiye'den sonra Rüstem Paşa Çarşısını ziyaret ettim.Gümüşçüler ve oltu taşı dükkanları arasında turladım.Büyük camileri ziyaret ettim tek tek.Ardından şehir merkezinden ayrıldım.Kuzenimin yaşadığı ilçeye doğru yol aldım.

Kuzenimin işten çıkışını beklerken bir kahvede soluklandım ve çayımı yudumladım.Pasinler Kalesini ziyaret ettim.Sokaktaki çocuklar ile sohbet ettim.Beni en çok güldüren ise sokak ortasına haporlör yardımı ile arabesk müzik yayını yapan bir dükkan oldu.

Kuzenimin gelmesi ile alışveriş yaptık ve güzel bir akşam yemeği hazırladık.Malum sabahlara kadar çay,kahve ve sigara eşliğinde muhteşem sohbetler ettik,tatlı bile yaptık.

Ertesi gün ilk iş Erzurum Arkeoloji Müzesini ziyaret ettik.Bir saat kadar inceledik sanırım,gerçekten çok değerli bir müze.Hoş,Ermeni soykırımı ile ilgili yanlı bölüm pek hoşuma gitmedi ama nihayetinde Türkiye'deyiz !

Ve elbette olmazsa olmaz et yemekleri...Pek kırmızı et tüketen biri değilim.Ama meşhur cağ kebabına bayıldım.Çok meşhur bir et lokantasında geçirdik akşamı.Ayrıca pekmezli baklava da pek güzeldi.Sonrasında ise Erzurum evlerini ziyaret ettik.Sanırım Erzurum'da en beğendiğim yer Erzurum evleri oldu.Tam evlerin bulunduğu sokağa girdiğimizde çok güzel de bir kar başladı.Erzurum evleri ziyaretimizden sonra kuzenimin öğretmen arkadaşları ile öğretmenler günü kutlamasına katıldık halaylar çektik ve sabah uçağı ile döndüm.

İnsanın sık sık kendine vakit ayırması gerekiyormuş.Bunu şimdiye kadar yapmıyordum fakat bir kere bu güzelliğin tadını aldım.Artık sık sık kısa seyahatlere çıkacağım.Bakalım bir sonraki ziyaretim nereye olacak.

13 Temmuz 2014 Pazar

Hastane Güncesi 3

Hastane komşumuz tombul manken Fatma teyzenin maceraları tüm hızıyla devam ediyor.Bugün öğle üzeri ziyaret saatinde Fatma teyzenin akrabaları gelmiş.Onlar da hastanenin bahçesine çıkalım da orada oturalım demişler.Kaldığımız hastanenin yanında psikiyatri servisi var.Bizim bölümün bahçesine çıkıyoruz diye psikiyatri bölümümün bahçesine gitmişler.Film burada kopuyor işte.

Psikiyatri servisinde yatan hastalardan biri ellerini açmış 'babaanne babaanne' diye koşarak Fatma teyzeye sarılmış.Fatma teyze de ne olduğunu anlamamış.O sırada içeri giren güvenlik görevlileri Fatma teyzeyi ve akrabalarını dışarı çıkarmak durumunda kalmış.Apar topar dışarı taşınan Fatma teyze işin aslını öğrenince kendine gelebilmiş ancak.

Fatma teyzenin başına gelenler dillere destan vallahi.Ömürlük kadın vesselam.Neşesi hiç mi hiç bozulmasın.

12 Temmuz 2014 Cumartesi

Hastane Güncesi 2

Bugün de keyifli geçti.Hastanenin bahçesi çok güzel,her gün öğle yemeğinden sonra oraya yürüyüşe çıkıyoruz.Antrenman yapıyoruz ve sohbet ediyoruz.Öğle kahvelerimizi bahçede içtikten sonra tombul teyze salona çay içmeye çağırdı yine.Fatma teyze çay istemiş bir demlik.Ee hal böyle olunca tüm tatlı teyzeler üzerlerinde renk renk pijama takımları gökkuşağı misali yerleştiler salona.Bir demlik çay tükendi.Teyzenin biri gelininden yakındı.Diğerinin oğlu yeni boşanmış ona dert yanıyordu.Birinin oğlu ziyarete gelmiş onu anlatıyordu.

Elbette bomba yine tombul manken Fatma teyzemden geldi.Oda arkadaşı bana telefonunu uzattı.Fatma teyzenin telefonunda Arafat diye bir ilahi varmış.Onu bana atıver dedi.Fatma teyzenin telefonunu açınca gülmekten yerlere yattim.Ekrana kendi fotoğrafını koymuş.Herkese tek tek gösterdim bir kahkaha sardı yine ortalığı.Herkes torun tombalağının resmini koyar sen kendi fotoğrafını koymuşsun ilahi Fatma teyze dediler.Fatma teyze de durur mu,"manken gibiyin be ya koyacam tabi kendi futomu uraya" deyince herkesi yeni bir kahkaha rüzgarı sardı.

Nihayetinde bir gün de böyle tatlı bir şekilde sona erdi.Her şeye rağmen gülebiliyoruz,sanırım en büyük erdem bu.

11 Temmuz 2014 Cuma

Hastane Güncesi

Sabah erken uyandıktan sonra biraz alışveriş yapıp annemi ve teyzemi ziyarete gittim.Tombul teyzeye bir çay ısmarladım öğle vakti.İkindiye doğru da o çay demlemiş,yanımıza geldi.Bir güzel sohbet,keyif yaptık.

İkindi sonrası ise Fatma teyzenin başına gelenlere gülmekten kendimizi alamadık.Tombul manken Fatma teyze takma dişlerini fizik tedavi odasında unutmuş bugün.Yanımızda otururken aklına geldi,bir bağırış bir inleme.Ne olduğunu şaşırdık.Fatma teyze yerinden kalkıp koşmaya başladı.Abe benim dişler odada kaldı be ya,ya birin takıp da giderse benim dişleri aman koşayım da alayım be ya ! Elbette hepimiz gülmekten yerlerdeyiz bu sahnenin sonunda.

İstanbuldaki yaşantımı düşündüğümde her şey çok soğuk,çok Avrupai nasıl desem çok lüks geliyor.Anadolunun bilmediğiniz bir şehrinde,tanımadığınız Anadolu insanı bir anda çay demledim sana deyip kapınızda bitiveriyor.Yüzüne yayılan esmer gülüşünün yanında,bir sürü bisküvi ile ikindi vakti çene çalmaya geliyor.Heybetli teyzelerin hamarat kızları evde haşhaşlı yapmış ziyaret saatine yetişmek için küçük çocuklarının kolundan çekiştire çekiştire hastaneye geliyor.Haşhaşlılar yetişiyor,bahçede sefa yapılıyor.Yok,hiçbir zaman Anadolu insanımızı Avrupa insanına değişmeyeceğim.

"ölümlü dünya ölümlü insan
ha alim olsan ha zalim olsan..."