25 Kasım 2019 Pazartesi
Gönül İşleri II
9 Temmuz 2017 Pazar
Bilge Karasu: Troya'da Ölüm Vardı

"Bu sabah tren her zamanki gibi Sarıkum'la Demirli'nin arasındaki uçsuz kırın üst başından geçti. İncir ağacı, uzakta denizi lekeliyordu. Sarıkum'a bu gece, yarın sabah, ertesi gün, ertesi gece dönmeyeceğiz. Biliyordum. Biliyordu."
1954-1955
Kendime hazırladığım yaz seçkisinin ikinci kitabı Bilge Karasu'dan "Troya'da Ölüm Vardı" isimli eser oldu. Karasu, benim için Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri. "Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı" ve "Kılavuz" isimli eserlerini okumuştum. Yaz seçkime birkaç kitabın ardından Bilge Karasu ile devam edeceğim.
Bu satırları eserin yoğun etkisinde yazıyorum.
Müşfik ve Suat.
Müşfik ve Sadun.
Müşfik ve Talha.
Yukarıda alıntı yaptığım kısım Suat ve Müşfik sohbetinden. Birbirine aşık adamlar, her bir ilişkide aktör Müşfik. Duyguları ile dış dünya arasında gidip gelen derin bir adam Müşfik. Akışına bıraktığı görece şeylerin toplamı kadar belirsiz, bazen de olduğu gibi net, iki dirhem bir çekirdek, güçlü ile güçsüz arasındaki dengede sallanan bir adam. Son kısımlara doğru içimi tarif edemediğim bir duygu kapladı, dostluğu aşan bir sınır çizgisi belirdi. Sonra kayboldu. Sevginin hüküm sürdüğü topraklarda ve ruhlarda sınırdan söz etmek yersiz. Müşfik de böyle, Talha da en nihayetinde.
Okuyun efendim, Türkçeyi bu kadar iyi kullanan, yaratıcılığın ve hislerin doruk noktasından bizlere kalemini sunan değerli Bilge Karasu'yu hiç durmadan okuyun.
14 Şubat 2016 Pazar
Jeanette Winterson: Vişnenin Cinsiyeti
***
"Bir kere aşık oldum -aşk dedikleri şey bizi doğruca cennetin kapılarına götüren, aynı anda o kapıların sonsuza dek kapalı olduğunu gösteren zulümmüş meğer."
***
"Zamanla gerçek aşkın temiz bir aşk olması gerektiğine karar verdim, kendime bir kalıp sabun kaynattım..."
3 Mayıs 2015 Pazar
Elif Key: Bize İki Çay Söyle
19 Şubat 2013 Salı
18 Ağustos 2010 Çarşamba
İçimizde Bi Melek Var,İki Tane De Şeytan

20 Haziran 2010 Pazar
Ağır Roman,Bizim Mahalle,Apış Arası İki Dedikodu

Valla abi açıcaksın Sakin’den “Edepsiz Komedya’yı” başlayacaksın yazını yazmaya.Bol köpüklü olsun istiyorsan mahalle hatıraların bu satırlarda.Alacaksın önüne Metin Kaçan’ı,açacaksın sararmış sayfalar arasından Ağır Roman’ı.
Hepten zorba bu dünya anladık.Ama bu insanların yaşama derdi ne onu hala çözemedik.Misal şimdi çözeceğim bu koftiden fahişe durumu.Nasıldır bizim mahalle?Annemin çocukluğu burada geçmiş.Dedem erkek evladı olmayınca en küçük numara olan annemi erkek bellemiş.Saçlarını kestirirmiş erkek tıraşı.Giydirirmiş gömlek.Kahveye götürür sevmediği adamlara küfür ettirir sonra gazoz ısmarlarmış anneme.Böyle hipnoz bi vaziyette gayet hanımefendi yetişmiş annem o ayrı konu.Hem adamdır hem insanın aklını başından alacak kadar gayet kadın.Şimdi çok yaşlı var bizim mahallede.Eski evler var burada hep.Rumlar yaşarmış zamanında.Bir gün erken davranınca Türkler,öldürmüşler buralardaki Rumları.İşte o Rum evlerinde birinden yazıyorum bu yazıyı bizim evden.Çok severim ben burayı be.Merdivenlerden paldır küldür inerim her gün.Mesela oturma odamızda duvarın içinde ayna vardır.Sonra eski lambaları koyacak raflar,eski dolaplar,küçük pencereler,çıkmalar falan filan.
Zengin evlatları bilmez.Mahalle karıları hep kavga halindedir buralarda.Vay cadaloz sen benim telefonumu çaldır çıkar nereye sakladın,bakayım kıçına diye bi girerler birbirlerine cümbür cemaat kavga.Arada polis gelirse hemen eve kaçarsın bu bi kuraldır.Maksat seni şahit yazdırmasınlar çaktın?Gülazerim benim be heytt..
Herkes kavgalıdır,karılar gece birlere kadar sürterler kapı önlerinde.Çekirdek çıtlayıp çay içerler.Atletli erkek müsvetteleri de karıların arasında oturur dedikodu dinlerler.Yani anlayacağınız herkes çoktan unutmuş dünya dedikleri şeyi.
Sadede gelince her dümbelek mahalle gibi bizim mahallenin de vardır bi Gıli Gıli Salihi,Puma Zehrası,Gaftici Fethisi,Fil Hamiti,Kahveci Orsosu var da vardır.Öyle apış arası suyuyla kafanın ıslandığı bi anda başlamaz hikaye ama hala devam eder.Her hikayenin sonu ayrı bi güzeldir.Mazisinin çorabı delinmiştir burada hayal kuran herkesin.Çocukları apartman denen kuru kutuların içinde büyütmeyin,salıverin Kolera Sokağına olmadı götürün evdeki banyo yerine bi Roman mahallesi hamamına.Okul boyamıştık Biga’da Roman Mahallesinde,ne güzel gündü be.Haa,yazıma son vermeden kendi salladığım bi şiirler son vereyim.Bu şiiri Türkçe finalinde okuyacaktım ama kalmayı göze alamadım.
Zihnimde teneşirle paklanamamış bi mahalle
Teyzemin yanları ağrıyor yine
Kapatmış kapıyı,çekirdekten bıkmış Süheyla nine
Obur kedi tavan arası
Güneş desen mahallenin en sarışını en havalısı
Zekayi abi sarhoş gene zil zurna
Bir zar sanki umutlarımız
Attıkça yaşıyoruz düşeşe beş kala.
Düşeşe beş kalmayalım efendim,kıçı açık bi dünya işimize yaramaz.


