bizim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bizim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2022 Cuma

Şu Bizim Kırılganlığımız

"Dünyada hakim olan sloganlar kırılganlığı, gereksiz ve köhne, ham ve hastalıklı, sağlamlıktan ve anlamdan yoksun bir şey olarak görüyor; oysa kırılganlıkta duyarlılık, incelik, haysiyet ve bitkin bir nezaket, dile getirilemeyen ve görülemeyen şeylere dair bir sezgi bulunuyor ve bunlar, başkalarının ruh halleriyle, duygulanımlarıyla, varoluşsal tarzlarıyla daha kolaylıkla ve şevkle özdeşleşmemizi sağlıyor.

...

"Çekingenliğe daima duyarlılık ve güvensizlik eşlik eder; bu hayat biçimi de eski ve gereksiz, zararlı ve neredeyse kusur olarak görülmektedir; oysa, kendi sınırlarından hiçbir zaman şüphe duymamış, bunun üzerine hiç düşünmemiş bir özgüven ne çok risk ve şiddet barındırmaktadır."

...

"Bir tebessümden daha kırılgan hiçbir şey yoktur ve içinde, zaman zaman, kalpten ara ara geçen acı, özlem, yitirilmiş ve asla unutulmamış vatan, Noel'de düşen kar ve sevdiğimiz bir kitaba yansıyan ay ışığı gizlidir ve bu karaltılı ve alacalı metaforlardan kırılganlığa dair son bir imge: Ancak gözyaşlarıyla ıslanmış gözlerin görebileceği bir imge yeniden filizlenir."

Eugenio Borgna

Çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu 

Yapı Kredi Yayınları

5 Mart 2016 Cumartesi

Ayakkabılar

Annem belirli aralıklar ile fizik tedavi görüyor. İki yıl önce talihsiz bir beyin rahatsızlığı geçirmiştik. Geçirmişti demiyorum, geçirdik birlikte atlattık bu süreci. Beyin rahatsızlığının verdiği fiziki zarar çok büyüktü. Uzun süre konuşamadı ve yemek yiyemedi. Hareket edemedi, yürüyemedi. Onu çay kaşığı ile ellerimle beslediğim günleri hatırlıyorum. Yoğun bakımda verdiği yaşam mücadelesini. Tekrar konuşmayı öğrendiğimiz günleri, her gün saatlerce çalıştığımız zamanları. Yanındayken espriler patlatıp, odadan çıkınca hüngür hüngür ağladığım günleri. 

İlk zamanlar onu tekerlekli sandalye ile dışarı çıkarıyordum. İnsanlar dönüp bakıyorlardı, bense başımı dik tutuyordum. Biliyordum düzelecekti. Sonsuz bir mücadele verdik, başardık. Başarıyoruz. Ona bir günlük tuttum aylar boyunca. Her gün. İlk kelimesini söylediği, parmağını oynattığı, adım attığı, yemek yemeye başladığı günleri. Hiç usanmadan her gün yazdım. O uyurken yanı başında sabahladım. 

Şimdi tedavi için yine benden uzakta. Son iki haftamız kaldı kavuşmaya. Doktoru artık spor ayakkabıya geçmemiz gerektiğini söylemiş. Ben de hemen internetten güzel bir çift ayakkabı beğendim ve hastaneye yolladım. Üzerine de küçük bir not yazdım: "Bu ayakkabılar ile koşmadan sakın geri dönme, güzel annem." Ağlayarak okumuş notumu, bugün konuştuk. Koşacağım oğlum diyordu. 

Yaşamı zorluklarla geçmiş insanlar daha derin oluyorlar. Daha hisli, hayata bakış açıları daha farklı. Yüzeysel yaşayamıyorlar. Gözlerinden bile anlayabiliyorsunuz hüzünlerini. Ben de onlardan biriyim sanırım. Başıma ne gelmiş olursa olsun dünyayı ve yaşamayı seviyorum. Döndüğüm her köşeden mutluluk çıkacak biliyorum. Vazgeçmek yok. 

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Esmeray ve Pınar Selek


24 Mayıs Cuma akşamı hep birlikte Tütün Deposundaydık.Esmeray,Sokak Sanatları Atölyesi günlerinden,Pınar Selek ile tanışıklığından ve Pınar Selek'in aslında hepimizin hayatına nasıl dokunduğundan bahsetmek üzere oyunu "Bizim Atölye" ile sahnedeydi.

Atölyenin pek çok insanı bir araya getirişinden,kendi emekleri ile ürettikleri sanatsal yaratım sürecinden,birlikte geçirdikleri günlere dair acı tatlı hatıralara kadar pek çok güzel detay vardı gösteride.

Elbette güldük lakin yeri geldi hüzünlendik.Pınar Selek,başta Esmeray olmak üzere onca insanın hayatına nasıl çıkarsız dokunabilmiş biraz da şaşırdık.Böyle güzel bir insanı nasıl kaybetmeyi göze alabildik biz ?

Nasıl oldu da Pınar Selek'i tanımaz,bilmez ve duymaz olduk ?

Gösterinin ardından bir de minik bir söyleşi gerçekleştirdik hep birlikte.Esmeray gayet samimi bir şekilde anlattı,dinledik,sorduk.İstedik ki daha fazla yerden talep gelsin,Esmeray'ı ve güzel gösterisini daha fazla insan izleyebilsin.

Böyle değerli bir çalışmayı bizlere sunan Esmeray'a gönülden teşekkür ederim.
Pınar Selek'i,Esmeray'ın tabiriyle Pınarcığı asla yalnız bırakmayacağız.
Bu hukuksuzluk elbet sona erecek.

5 Şubat 2012 Pazar

Öyle Bir His


Küçük bir dünya istedim kendime hep,küçük hayatlar istedim.İklim değişikliğinden korktuğum gibi hayatımın değişmesinden de korktum hep.Zor zamanlar,zahmet etmek ve hürmet etmek kelimeleri arasında kalmış bir kadın ama yine de sizinle,nefesinizle.

Tesadüf bir yana öyle bir his ki bu,yani bu küçük yerde bizim evde yaşamak,bazen bana bir nimet gibi geliyor.Tıpkı kandil gecesi dua etmek gibi.Ya da yoga yapmak gibi de olabilir,bilemiyorum hiç yoga yapmadım.

Ama yine de bir şeyler var derinimde,içimde.Bu dünyadan değil gibi,deli gibi,içime işler gibi,beni deler gibi.

Neyi beklediğim konusundan bir fikrim yok,sadece yaşamamız gerekeni yaşayabiliyor muyuz bize gerekli iken,bu konuda emin değilim.Hep bir dinginlik halinde ve sistematik olarak bir şeyleri bekleme derdindeyim.Hayatı nasıl bu kadar sakince seyrediyorum bilmiyorum,evrende hiç bir hareket benim yüzümden olmuyor.Doğa beni seviyor çünkü yaradılışı en hafif mahlukatlardan biriyim.

Halbuki Reha Erdem'in dingin filmi "a ay"da olduğu gibi,çok mu seviyorum sahiden bizim evi.

Öyle bir his işte.
Melis Danişmend'in de dediği gibi,kalbimi yaktı.


20 Haziran 2010 Pazar

Ağır Roman,Bizim Mahalle,Apış Arası İki Dedikodu

Valla abi açıcaksın Sakin’den “Edepsiz Komedya’yı” başlayacaksın yazını yazmaya.Bol köpüklü olsun istiyorsan mahalle hatıraların bu satırlarda.Alacaksın önüne Metin Kaçan’ı,açacaksın sararmış sayfalar arasından Ağır Roman’ı.

Hepten zorba bu dünya anladık.Ama bu insanların yaşama derdi ne onu hala çözemedik.Misal şimdi çözeceğim bu koftiden fahişe durumu.Nasıldır bizim mahalle?Annemin çocukluğu burada geçmiş.Dedem erkek evladı olmayınca en küçük numara olan annemi erkek bellemiş.Saçlarını kestirirmiş erkek tıraşı.Giydirirmiş gömlek.Kahveye götürür sevmediği adamlara küfür ettirir sonra gazoz ısmarlarmış anneme.Böyle hipnoz bi vaziyette gayet hanımefendi yetişmiş annem o ayrı konu.Hem adamdır hem insanın aklını başından alacak kadar gayet kadın.Şimdi çok yaşlı var bizim mahallede.Eski evler var burada hep.Rumlar yaşarmış zamanında.Bir gün erken davranınca Türkler,öldürmüşler buralardaki Rumları.İşte o Rum evlerinde birinden yazıyorum bu yazıyı bizim evden.Çok severim ben burayı be.Merdivenlerden paldır küldür inerim her gün.Mesela oturma odamızda duvarın içinde ayna vardır.Sonra eski lambaları koyacak raflar,eski dolaplar,küçük pencereler,çıkmalar falan filan.

Zengin evlatları bilmez.Mahalle karıları hep kavga halindedir buralarda.Vay cadaloz sen benim telefonumu çaldır çıkar nereye sakladın,bakayım kıçına diye bi girerler birbirlerine cümbür cemaat kavga.Arada polis gelirse hemen eve kaçarsın bu bi kuraldır.Maksat seni şahit yazdırmasınlar çaktın?Gülazerim benim be heytt..

Herkes kavgalıdır,karılar gece birlere kadar sürterler kapı önlerinde.Çekirdek çıtlayıp çay içerler.Atletli erkek müsvetteleri de karıların arasında oturur dedikodu dinlerler.Yani anlayacağınız herkes çoktan unutmuş dünya dedikleri şeyi.

Sadede gelince her dümbelek mahalle gibi bizim mahallenin de vardır bi Gıli Gıli Salihi,Puma Zehrası,Gaftici Fethisi,Fil Hamiti,Kahveci Orsosu var da vardır.Öyle apış arası suyuyla kafanın ıslandığı bi anda başlamaz hikaye ama hala devam eder.Her hikayenin sonu ayrı bi güzeldir.Mazisinin çorabı delinmiştir burada hayal kuran herkesin.Çocukları apartman denen kuru kutuların içinde büyütmeyin,salıverin Kolera Sokağına olmadı götürün evdeki banyo yerine bi Roman mahallesi hamamına.Okul boyamıştık Biga’da Roman Mahallesinde,ne güzel gündü be.Haa,yazıma son vermeden kendi salladığım bi şiirler son vereyim.Bu şiiri Türkçe finalinde okuyacaktım ama kalmayı göze alamadım.

Zihnimde teneşirle paklanamamış bi mahalle

Teyzemin yanları ağrıyor yine

Kapatmış kapıyı,çekirdekten bıkmış Süheyla nine

Obur kedi tavan arası

Güneş desen mahallenin en sarışını en havalısı

Zekayi abi sarhoş gene zil zurna

Bir zar sanki umutlarımız

Attıkça yaşıyoruz düşeşe beş kala.

Düşeşe beş kalmayalım efendim,kıçı açık bi dünya işimize yaramaz.