aşkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2017 Pazar

Bilge Karasu: Troya'da Ölüm Vardı


troya'da ölüm vardı ile ilgili görsel sonucu
"Suat daha güzel olamazdı, olmamalıydı zaten. Gülüyor, dudağı sarkıyor, kıvrılıyor, gevşiyordu. Sandalı her zamanki yerine çektiğimizde ikimiz de susmuştuk. Kumlu yoldan tırmandık, yolu geçerek buğday tarlasının kıyısından yürümeğe başladık. İçimin katılığı, yeşile, güzelliğine, gömük yeşillerin gömük güzelliğine sağırdı. 'Müşfik,' dedi. Yeşillerin içine baktım. 'Geleceksin gelecek ay, geleceksin değil mi?' Gözümü yumdum, başımı 'evet' dercesine salladım. Sustu. Koluma girdi. Ağırlığını ömrümün sonuna değin kolumda duyacağımı sandım. Katılık çözülür gibi oldu."

"Bu sabah tren her zamanki gibi Sarıkum'la Demirli'nin arasındaki uçsuz kırın üst başından geçti. İncir ağacı, uzakta denizi lekeliyordu. Sarıkum'a bu gece, yarın sabah, ertesi gün, ertesi gece dönmeyeceğiz. Biliyordum. Biliyordu."

1954-1955 

Kendime hazırladığım yaz seçkisinin ikinci kitabı Bilge Karasu'dan "Troya'da Ölüm Vardı" isimli eser oldu. Karasu, benim için Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri. "Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı" ve "Kılavuz" isimli eserlerini okumuştum. Yaz seçkime birkaç kitabın ardından Bilge Karasu ile devam edeceğim. 

Bu satırları eserin yoğun etkisinde yazıyorum.

Müşfik ve Suat.
Müşfik ve Sadun.
Müşfik ve Talha. 

Yukarıda alıntı yaptığım kısım Suat ve Müşfik sohbetinden. Birbirine aşık adamlar, her bir ilişkide aktör Müşfik. Duyguları ile dış dünya arasında gidip gelen derin bir adam Müşfik. Akışına bıraktığı görece şeylerin toplamı kadar belirsiz, bazen de olduğu gibi net, iki dirhem bir çekirdek, güçlü ile güçsüz arasındaki dengede sallanan bir adam. Son kısımlara doğru içimi tarif edemediğim bir duygu kapladı, dostluğu aşan bir sınır çizgisi belirdi. Sonra kayboldu. Sevginin hüküm sürdüğü topraklarda ve ruhlarda sınırdan söz etmek yersiz. Müşfik de böyle, Talha da en nihayetinde. 

Okuyun efendim, Türkçeyi bu kadar iyi kullanan, yaratıcılığın ve hislerin doruk noktasından bizlere kalemini sunan değerli Bilge Karasu'yu hiç durmadan okuyun. 

15 Mart 2016 Salı

Bilme İsteği

Bilmiyorum sizde de böyle bir his var mı? En açık şekilde nasıl ifade edebilirim emin değilim ama bende, beni çok fazla rahatsız eden bir "bilme isteği" var. Buna "bilme isteği" diyorum. 

En büyük hayalim olan üniversiteyi İstanbul'da, iyi bir okulda okudum. Öğretmen oldum. Ki bunu istiyordum. Ardından benim için yeterli gelmedi bu. Yine aynı üniversitede yüksek lisans eğitimime başladım. Bitmek üzere, tez yazıyorum. Ama aradığım şey bu da değilmiş. Tamamladıktan sonra bir bölüm daha okumak istiyorum. Sanat ile ilgili olsun diyorum. Bu beni tatmin edecek mi ondan da emin değilim. 

Bir sanat ve kültür sitesinde yazılar yazıyorum. Tiyatro, edebiyat, müzik ve sinema üzerine genelde. Bu beni çok mutlu ediyor. Blogumda aktif olarak sekiz yıldır yazılar yazıyorum. Sanat, edebiyat ve kişisel yaşam ağırlıklı. Bu da beni çok mutlu ediyor. 

Bunların dışında, iki yıl bir vakıfta eğitim sorumluluğu ve gönüllülük yaptım. Roman mahallesinde bir okul, doğu topraklarında sınır bölgelerinde gönüllü öğretmenlik yapmışlığım var. İşaret dili tercümanlığı eğitimim var. Tüm bunların dışında bir sürü sertifikam, aldığım kısa süreli eğitimler var. Kişilik analizinden tutun da çocuk bakım uzmanlığına kadar pek çok eğitim aldım. Doğa kamplarına katıldım, bilimsel kamplarda bulundum. Mesleğimle ilgili pek çok eğitim aldım. Yeterli mi? Asla değil. 

Ülkenin en iyi okullarından birinde çalışıyorum. Bir önceki okulum da çok prestijliydi. Bu idealimi de gerçekleştirdim. Ama bir şekilde bu da yeterli değil benim için. Bazen çıldıracak gibi oluyorum, rahat zamanlarımda kendime çok kızıyorum. 

Çok fazla edebiyat okuyorum. Roman, hikaye, dergi, gazete elime ne geçerse okuyorum. Bilinçli bir okuyucuyum bu konuda. Hatta bu aralar bu "bilme isteğinin" endişesini hat safhada, iliklerime kadar hissediyorum. Sosyal hayatımı son iki aydır neredeyse sıfırladım. İşten artan kalan vakitlerimde sürekli edebiyat okuyor ve sanat filmleri izliyorum. Bağımsız sinema benim için bir tutku. 

Tüm bunları yaparken hala büyük bir arayış içerisindeyim. Öğrenecek ve okuyacak onca şeyimiz var. Bu sizi rahatsız etmiyor mu? Ben sürekli bunun endişesini duyuyorum. Daha fazla ne yapabilirim diye soruyorum kendime, yaptığım şeyler yeterli gelmiyor. Farkındayım ki her şeyi öğrenmem mümkün değil, her şeyi bilmem. Ama daha fazlasını yapabilirim diyorum. 

Bazen bunun için mutluluk duyuyorum. Yaşam nedenimizden tutun da dinlere kadar her şeyi sorguluyorum. Sorgulayabildiğim için mutluluk duyuyorum. Ama bir yanım da hep endişe halinde. Daha çok genç olmama rağmen zaman çok hızlı akıyor gibi geliyor ve daha kat etmem gereken çok fazla yol var. Yoksa aklımı mı oynatıyorum emin değilim? Bu arayış hali akıllı işi mi yoksa deli işi mi inanın onu da bilmiyorum. Sonu nereye varacak merakla bekliyorum.