belçika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
belçika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Aralık 2016 Cumartesi
Rosetta
Rosetta.
Öfkeli, annesine ve yaşadığı hayata, yaşayamadığı tüm şeylerin toplamına.
Annesi bağımlı, bir karavan hayatı, yerleşik düzeni yok.
İşe giriyor, işten çıkarılıyor, döngüsü kara yazısı gibi, dönüp duruyor.
Bir iş, sabit olmanın verdiği ferahlık, yılmıyor, balık avlıyor.
Waffle yiyor, su içiyor gibi oluyor, bira da içiyor, annesi içmemeli.
Un çuvalına sarılıp işini bırakmak istemediği sahne çok dramatik, can alıcı.
Yerde Rosetta.
Un çuvalına sarılmış, işten çıkarmayın beni diyor, yeni girmiştim diyor.
Sonra değişiyor gibi oluyor, arkadaş ediniyor, bir oğlan tanıyor.
İhanet ediyor, işi olsun diye, işi olmak zorunda.
Haşlanmış yumurta yiyor, kaynatıyor, yatağına yatıp yiyor.
Görüp, duyup, bildiğimiz ama umursamadığımız hayatlardan bir kesit Rosetta.
Belki de o, tam da, biz görüp, duyup bildiğimiz ama umursamadığımız için kesit kesitiz.
Kesik kesiğiz.
6 Ocak 2016 Çarşamba
Kuzenimle Tanışma Hikayemiz
Geçen sefer yazdığım duygusal bir yazıda kuzenimden bahsetmiştim biraz. Kendisi yıllar sonra bana ulaştı. Halamın oğlu. Halamı hiç görmedim. Annemle babam evlenmeden Belçika'ya taşınmış zaten. Ailem dağılınca da beni görme zahmetine katlanmadı.
İnternet aracılığı ile bana ulaştı geçtiğimiz günlerde. Doğru kişi olup olmadığımı öğrenebilmek için birkaç teyit aldı benden. Biraz duygusal bir andı. Çocukluğumda bir kere babam beni İstanbul'daki evine götürmüştü. Henüz beş altı yaşlarındaydım. Temmuz ayıydı. Öncesinden anneme telefon etmişti beni almak istediğine dair. Mahkemenin ona vermiş olduğu yasal izni kullanmak yani beni bir aylığına yanına almak istiyordu, yıllar sonra. Annem bana sorduğunda gitmek istemediğimi söyledim. Babam ısrar etti. Ertesi hafta kapımıza polislerle geldi. Annem beni vermediği takdirde yasal yaptırımlar söz konusuydu. Hiçbir şekilde gitmek istemiyordum. Polislerin zorla kolumdan tutup beni arabaya bindirdiklerini hatırlıyorum. Babam ön koltukta oturuyordu. Annem evimizin kapısında ağlıyordu, babama çok kızgındı. Bense polis arabasının arka camını yumrukluyor ve hıçkırarak ağlıyordum. Babam olduğunu söyleyen hiç tanımadığım bir adam beni zorla İstanbul'a, evine götürüyordu.
İşte kuzenim de o yaz Belçika'dan tatile gelmişti. Birkaç gün birlikte babamın evinde kalmıştık. O, 12 yaşındaydı. Bugün tekrar sohbet ettik onunla. 30 yaşına girmiş. Belçika'da okumuş ve başarılı bir mimar olmuş. Aynı zamanda çok güzel fotoğraflar çekiyor. Bir dünya turuna çıkmak üzere. O yaz birlikteyken neler yaptığımızı hatırlıyor musun diye sordu bana. Hiç hatırlamıyorum, yaşım çok küçüktü. Anlattığına göre babamın evinin balkonuna bir çadır kurmuşuz. İçine tüm oyuncaklarımızı doldurup oyuna dalmışız. Bir anda bir yaz yağmuru ve küçük çaplı bir fırtına başlamış. Biz çadırın içinde bağırmaya başlamışız ve bütün komşular balkonlara çıkıp bizi kurtarmaya çalışmış. Çok güldük birlikte bu anıya.
Beni Belçika'ya davet etti, ben de onu Türkiye'ye davet ettim. Bu yıl muhakkak görüşmeye karar verdik. Çok güzel bir duyguymuş. İnsanın yıllar sonra bir akrabasını tanıması, geç de olsa giden yılları telafi etmeye çalışması. Bu gece bu yüzden yüzüm tebessüm dolu uyuyacağım.
İnternet aracılığı ile bana ulaştı geçtiğimiz günlerde. Doğru kişi olup olmadığımı öğrenebilmek için birkaç teyit aldı benden. Biraz duygusal bir andı. Çocukluğumda bir kere babam beni İstanbul'daki evine götürmüştü. Henüz beş altı yaşlarındaydım. Temmuz ayıydı. Öncesinden anneme telefon etmişti beni almak istediğine dair. Mahkemenin ona vermiş olduğu yasal izni kullanmak yani beni bir aylığına yanına almak istiyordu, yıllar sonra. Annem bana sorduğunda gitmek istemediğimi söyledim. Babam ısrar etti. Ertesi hafta kapımıza polislerle geldi. Annem beni vermediği takdirde yasal yaptırımlar söz konusuydu. Hiçbir şekilde gitmek istemiyordum. Polislerin zorla kolumdan tutup beni arabaya bindirdiklerini hatırlıyorum. Babam ön koltukta oturuyordu. Annem evimizin kapısında ağlıyordu, babama çok kızgındı. Bense polis arabasının arka camını yumrukluyor ve hıçkırarak ağlıyordum. Babam olduğunu söyleyen hiç tanımadığım bir adam beni zorla İstanbul'a, evine götürüyordu.
İşte kuzenim de o yaz Belçika'dan tatile gelmişti. Birkaç gün birlikte babamın evinde kalmıştık. O, 12 yaşındaydı. Bugün tekrar sohbet ettik onunla. 30 yaşına girmiş. Belçika'da okumuş ve başarılı bir mimar olmuş. Aynı zamanda çok güzel fotoğraflar çekiyor. Bir dünya turuna çıkmak üzere. O yaz birlikteyken neler yaptığımızı hatırlıyor musun diye sordu bana. Hiç hatırlamıyorum, yaşım çok küçüktü. Anlattığına göre babamın evinin balkonuna bir çadır kurmuşuz. İçine tüm oyuncaklarımızı doldurup oyuna dalmışız. Bir anda bir yaz yağmuru ve küçük çaplı bir fırtına başlamış. Biz çadırın içinde bağırmaya başlamışız ve bütün komşular balkonlara çıkıp bizi kurtarmaya çalışmış. Çok güldük birlikte bu anıya.
Beni Belçika'ya davet etti, ben de onu Türkiye'ye davet ettim. Bu yıl muhakkak görüşmeye karar verdik. Çok güzel bir duyguymuş. İnsanın yıllar sonra bir akrabasını tanıması, geç de olsa giden yılları telafi etmeye çalışması. Bu gece bu yüzden yüzüm tebessüm dolu uyuyacağım.
27 Mayıs 2015 Çarşamba
Loic Nottet: Rhythm Inside
Eurovision 2015'te dikkat çeken ve bir hayli alkış alan, beğenilen şarkılardan birisi de Loic Nottet'in Belçika için seslendirdiği "Rhythm Inside" isimli şarkı idi. Şarkının müziği de şarkıcının kendisine ait.
İlk etapta şarkıyı dinlediğimde bana Lorde'nin Royals isimli şarkısını çağrıştırdı ve şarkıyı beğenmedim. Birkaç defa daha dinledim. Yarı finalde ise Belçika'nın sahne almasını heyecanla bekledim. Loic çok genç bir şarkıcı. Acaba nasıl bir performans sergileyecek diye bekledim. Beni oldukça şaşırttı çünkü sahne performansı bana göre gecenin en iyi performanslarından biriydi.
Loic, yönetmenliğini kendisinin yaptığı bir video daha çekmiş şarkıya. Oldukça güzel dans ediyor videoda. Kendisini Avrupa'ya tanıtmasının kariyeri açısından çok etkili olacağını düşünüyorum. Bu sene Belçika çok güzel bir seçim yapmış. Aşikar. Yarışmayı da dördüncü olarak tamamlaması gayet güzel bir başarı. İsveç'in şarkısından çok çok daha iyi bir şarkıydı.
Performansının sonunda da utangaç bir eda ile yalnızca "thank you" demesi kendisinin mütevazı kişiliğini gösteriyor bence. "Thank you Europa" gibi sözlerle bağırarak teşekkür etmeyi hep anlamsız bulmuşumdur şarkılar söylendikten sonra.
Loic'i ilerleyen zamanlarda güzel çalışmalar ile göreceğimizden eminim tıpkı Lena gibi.
Not: 19 yaşında imiş. Oğlum sen bir harikasın. Kalp kalp kalp.
İlk etapta şarkıyı dinlediğimde bana Lorde'nin Royals isimli şarkısını çağrıştırdı ve şarkıyı beğenmedim. Birkaç defa daha dinledim. Yarı finalde ise Belçika'nın sahne almasını heyecanla bekledim. Loic çok genç bir şarkıcı. Acaba nasıl bir performans sergileyecek diye bekledim. Beni oldukça şaşırttı çünkü sahne performansı bana göre gecenin en iyi performanslarından biriydi.
Loic, yönetmenliğini kendisinin yaptığı bir video daha çekmiş şarkıya. Oldukça güzel dans ediyor videoda. Kendisini Avrupa'ya tanıtmasının kariyeri açısından çok etkili olacağını düşünüyorum. Bu sene Belçika çok güzel bir seçim yapmış. Aşikar. Yarışmayı da dördüncü olarak tamamlaması gayet güzel bir başarı. İsveç'in şarkısından çok çok daha iyi bir şarkıydı.
Performansının sonunda da utangaç bir eda ile yalnızca "thank you" demesi kendisinin mütevazı kişiliğini gösteriyor bence. "Thank you Europa" gibi sözlerle bağırarak teşekkür etmeyi hep anlamsız bulmuşumdur şarkılar söylendikten sonra.
Loic'i ilerleyen zamanlarda güzel çalışmalar ile göreceğimizden eminim tıpkı Lena gibi.
Not: 19 yaşında imiş. Oğlum sen bir harikasın. Kalp kalp kalp.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

