zamanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zamanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Senden Sonrası

Devam ediyor yaşam bir yerlerde. Çabuk da geçiyor zaman. Artık büyük zamanlar yok bedenimde ve ruhumda. Büyük yaşamıyorum artık, gayet küçük, minicik adımlarla seyrediyorum. Seyirlik yaşıyorum. Soluksuz ve en kısasından. Özümsüyorum etrafımdaki her şeyi, küçümsüyorum büyük olmayan zamanı.

Belki bir gün bu koca şehirde görürüm seni yeniden. O an sana bakıp gülümser miyim yoksa yüzümü çevirip yoluma devam eder miyim emin olamıyorum. Bunun bin bir türlü versiyonunu hayal edip, zihnimde bin bir türlü versiyonunun bin bir türlü filmini çekiyorum. İşte bu büyük bir zaman olur yeniden ikimiz için. Ya da yalnızca benim için. 

Bir daha kendi hayatım için büyük zamanlar yaratabilir miyim, pek sanmıyorum. Bir mucize olmadığı sürece büyük zamanlardan uzak durmaya karar verdim. Tüm büyük zamanlar senin olsun isterim. İçine her türlü kalbi eylemleri sığdırabildiğin, kocaman zamanlar. Büyük zamanlar yalnızca senin olsun isterim, hayatım boyunca küçük zamanlarda yaşasam da. 

7 Ekim 2015 Çarşamba

Şair Eşref'in Esprili Dörtlüğü

Yavuz Selim Karakışla'nın "Eski Zamanlar Eski İnsanlar: Osmanlı Toplumsal Tarihi Üzerine Yazılar (1876-1926)" adlı eserini gayet ciddiyet ile okurken karşıma esprili bir dörtlük çıktı. Bir tarih kitabını okurken nasıl kahkaha ile gülünürün kanıtı olarak kayda geçilmeli bence Karakışlalı'nın bu kitabı. Eserinin, "1908 Devrimi: Osmanlı İmparatorluğu'nda Özgürlükler Ortamı" başlıklı yazısında 89. sayfada, Şair Eşref'in bir dörtlüğüne yer vermiş yazar:

İstibdadda söz söylemek memnu'idi,
Ağlatırlardı söz söylesen, ananı.
Devr-i Hürriyet'teyiz, şimdi, değişti kaide,
Söyletirler evvela, sonra s*kerler ananı.

Yorumu sizlere bırakıyorum efendim ve yazımı burada noktalıyorum. Sağlıcakla. 

2 Ekim 2015 Cuma

Eski Zamanlar Eski İnsanlar: Osmanlı Toplumsal Tarihi Üzerine Yazılar (1876-1926)



















Osmanlı Devleti dönemine ait ilgimi çeken alan toplumsal tarih. Siyasi tarihten çok daha cezbedici ve keyifli geliyor bana. Özellikle, Osmanlı Devleti döneminde gündelik yaşamdan kesitler, farklı kültürlere dair anektodlar çok hoşuma gidiyor. Bu alanda ise en sevdiğim kitaplardan bir tanesi François Georgeon ve Paul Dumont'un kaleme almış olduğu, İletişim Yayınları tarafından basılan "Osmanlı İmparatorluğu'nda Yaşamak" adlı kitap. Oldukça güzel ve mühim bir eser. Bu alana ilgi duyanlar için tavsiye ederim.

Bugün girdiğim kitapçıda Yavuz Selim Karakışla çıktı karşıma. İlk baskısını taze taze Eylül ayında yapan kitap, "Eski Zamanlar Eski İnsanlar: Osmanlı Toplumsal Tarihi Üzerine Yazılar" (1876-1926)" adını taşıyor. Doğan Kitap tarafından basılan eser, içerik olarak oldukça dolu. Örneğin o meşhur Eylül adlı eserin yazarı Mehmet Rauf'un müstehcen bir eseri olduğunu biliyor muydunuz? Peki ya bu eseri kaleme almış olmasından dolayı başına gelenler? İrfan Orga'nın annesi Şevkiye Hanım'ın hikayesi hakkında bir bilginiz var mı? Osmanlı'daki kadın fotoğrafçıları tanıyor musunuz? 

Yavuz Selim Karakışla çok güzel bir toplumsal tarih seçkisi hazırlamış. Kendinizi bu bilgilerden mahrum bırakmayın der tavsiye ederim, sağlıcakla kalın. 

20 Mart 2013 Çarşamba

Nadir Zamanlar

Bir süredir felsefe okuluna devam ettiğimi yazmıştım.Dün ise Aydınlanma ve Sanat dersi vardı.Açıkçası bu haftaki eğitimden sıkıldığımı söylemem gerekir fakat güzel olan kısmı,eğitimden çıktıktan sonra kendi aramızda hoş sohbetler ediyoruz.Hayatı daha da anlamlı kılıyoruz belki de,elbette bu arada fikirlerimize saygı duymayı da öğreniyoruz.

Ders çalışmalarımı hızlandırmış durumdayım.Bütün gün dalgın dalgın,gözlerim bulanık geziyorum.Bu halim çok çalışmamdan mütevellit değil elbet,çok daha zaman ve emek isteyen bir sınav bu.Ama tek çare olarak görmüyorum,mutlu bir gelecek istiyorum o kadar.

İstanbul'da olmanın en sevdiğim tarafları akşam vakti henüz güneş batmak üzereyken,dolu olmayan belediye otobüslerinin arka koltuğundaki camdan yol boyunca gökyüzünü izlemek.Çok mutlu oluyorum,dışarıda iş çıkışı insan kalabalığı,koşturmaca ve günbatımı..Günbatımı neden sadece deniz kenarında,tatil yörelerinde güzel olsun ki ? Bir belediye otobüsünün camında da çok güzel.

Bu aralar tüm neşem Paramore'un "Still Into You" adlı şarkısı,albümün çıkmasına çok az kaldı,şarkılar da gelmeye başladı elbette.Bir yandan da Berberiler üzerine okumalar yapıyorum.Ece Temelkuran'ın Düğümlere Üfleyen Kadınlarını okuduktan sonra daha da bir merak saldım.Açlık Oyunları'nın ikinci kitabına ise mümkün olduğunca devam ediyorum.

Sorun yok gibi bu aralar.Tabi,bunlar nadir zamanlar.Kıymet bilmek lazım.

13 Şubat 2013 Çarşamba

Bir Zamanlar

Çocukluk günlerim aklıma geldi.
Minik önlüğümü giyip tek başıma okula gittiğim günler.Akşam evimizin bahçesinde annemin gelmesini beklerdim.Yaz akşamları iş dönüşü dondurma,kış akşamları ise çikolata alırdı.İstisnasız her akşam.

Her pazar şehir merkezine giderdik.
Hamburger yerdim,sonra şehri gezer fotoğraf çekerdik annemle.
Patenlerimi de alırdık,elimden tutardı annem paten kayardım ben de.
O zamanlar daha çok çocuktum misal,minik ellerim minik ayaklarım vardı.

Kocaman oldum şimdi,bir döneme daha başladık.Mezuniyetim var bu yaz.
Hayat beni nereye sürükler,neler yaparım bilmiyorum.
Fakat yine annemle huzur dolu,sakin bir dünya istiyorum.

Hala eve döndüğümde bana renkli şekerler,çikolatalar alan bir annem var yüzünde kocaman bir tebessüm ile.

Hayatta sizi çok az insan sevsin hiç önemi yok,yeter ki tam sevsin.