kitabevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitabevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2017 Pazartesi

İstanbul'da Nereleri Gezebilirim? / Ufak Bir Gezi Rehberi

Malum okullar açıldı, iki haftalık bir dinlenmenin ardından biz de işimizin başına geçtik. Tatilde güzel bir Batı Karadeniz turu yaptığımdan ve yeni yeni adım attığım fotoğrafçılık uğraşı ile yakından haşır neşir olma imkanı bulduğumdan söz etmiştim. Teknik açıdan henüz çok iyi fotoğraflar yakalayamasam da, güzel karelerin çıktığını söyleyebilirim.

Bunun dışında İstanbul içerisinde de sürekli gezdim. Tatilin ilk hafta sonu Sarıyer'de bulunan Garipçe Köyüne gittim. Önce meşhur Garipçe kahvaltısı yaptım, gerçekten mükellef bir kahvaltıydı. Ki uzun uzun yapılan kahvaltıları da çok severim. Karnımı doyurduktan sonra Garipçe'yi keşfe dalıp fotoğrafladım. Aynı gün Rumeli Kavağı ve Fenerini ziyaret ettim. Çay içip insanlarla sohbet edebileceğiniz çok güzel yerler var gerçekten. Ardından otobüs ile Sarıyer'e indim. İki yıl Sarıyer'de bir okulda çalıştığım için orasını bir başka seviyorum. Mesleğe ilk adım attığım yerdi, bunaldığım zamanlarda sahile iner balıkçı teknelerini seyreder, çay içerdim. Sarıyer sokaklarında dolanır, öğle yemeği niyetine börek yer, bir kasaba havası almışım gibi rahatlardım. 

Görüşemediğim arkadaşlarımla görüştüm, fotoğrafçı arkadaşlarımla bir araya geldim. Onlarla birlikte Tarihi Yarımadayı yeniden keşfe çıktık. Ayasofya her seferinde beni büyülemeyi başarıyor gerçekten. Fener Balat sokaklarını gezdik, Patrikhaneyi ziyaret ettim bir de mum yaktım orada. O bölgedeki küçük ayazmaları ziyaret ettik, Eyüp'te halkın arasına karıştık ve Pierre Loti'de günü batırdık. 

Sonra ben makinemi alıp Kuzguncuk sokaklarında geçirdim bir günümü. Nail Kitabevinde soluklanıp, ara mahallelerdeki kafelerden birinde kahvaltı yaptım, Kuzguncuk fırınlarının ay çöreklerini çok seviyorum muhakkak tavsiye ederim. Başka bir gün de meşhur Vefa Bozacısına uğradım.  

Almam gereken kitaplar vardı, İletişim Yayınevini ziyaret ettim ve kitaplarımı aldım. 
Çantamda sürekli bulundurmak üzere, Murat Belge'nin "İstanbul Gezi Rehberi "adlı kitabını aldım. Geziye çıkmadan önce açıp gideceğim yerlerin tarihini okuyorum, hem öğretici hem de çok keyifli. Kesinlikle İstanbul'da rehbersiz gezenlerin ceplerinde, çantalarında kaliteli bir gezi rehberi/İstanbul tarihi bulundurmaları gerektiğini düşünüyorum. Geziniz daha doyurucu ve akılda kalıcı oluyor. 

Bir daha ne zaman bu kadar geniş geniş gezebilirim emin değilim lakin tüm tatillerimi iyi değerlendirmek ile ilgili kendime bir söz verdim. Bakalım bundan sonraki ilk rota neresi olacak, tatillerin hiç bitmemesi, bitenlerin de yerlerini çabucak yenilerini bırakmaları dileklerimle. 

4 Haziran 2016 Cumartesi

Malcolm Gaskill: Cadılık

Dost Kitabevi enfes bir iş yapıyor. Bir iki sene önce "Kültür Kitaplığı" adını verdikleri seriden Andre Le Gall tarafından kaleme alınmış olan "Anksiyete ve Kaygı" isimli kitabı okumuş bir hayli doyurucu bulmuştum. "Kültür Kitaplığında" çeşitli konularda size temel teşkil edebilecek bilgi verici kitaplar bulmanız mümkün. 

En son ziyaretimde Malcolm Gaskill'in "Cadılık" isimli kitabını aldım. Modern Tarih üzerine üniversitelerde ders veren bir tarihçi olan Gaskill, çok hoş bir çalışma çıkarmış ortaya. İnsanlık tarihinden günümüze cadıları incelemiş. Ben de tıpkı Gaskill gibi tarihin bu tarz konuları ile ilgilenmeyi çok seviyorum. Siyasi tarihten boğuluyorum lakin sosyal tarih her zaman için zevkli. 

Dost Kitabevi'nin "Kültür Kitaplığı" ile tanışmanızı tavsiye ederim. Ebat olarak küçük, kolay okuyup bitirebileceğiniz kitaplar. Muhakkak size hitap eden bir kitap bulacaksınızdır. Keyifli okumalar. 

2 Ekim 2015 Cuma

Eski Zamanlar Eski İnsanlar: Osmanlı Toplumsal Tarihi Üzerine Yazılar (1876-1926)



















Osmanlı Devleti dönemine ait ilgimi çeken alan toplumsal tarih. Siyasi tarihten çok daha cezbedici ve keyifli geliyor bana. Özellikle, Osmanlı Devleti döneminde gündelik yaşamdan kesitler, farklı kültürlere dair anektodlar çok hoşuma gidiyor. Bu alanda ise en sevdiğim kitaplardan bir tanesi François Georgeon ve Paul Dumont'un kaleme almış olduğu, İletişim Yayınları tarafından basılan "Osmanlı İmparatorluğu'nda Yaşamak" adlı kitap. Oldukça güzel ve mühim bir eser. Bu alana ilgi duyanlar için tavsiye ederim.

Bugün girdiğim kitapçıda Yavuz Selim Karakışla çıktı karşıma. İlk baskısını taze taze Eylül ayında yapan kitap, "Eski Zamanlar Eski İnsanlar: Osmanlı Toplumsal Tarihi Üzerine Yazılar" (1876-1926)" adını taşıyor. Doğan Kitap tarafından basılan eser, içerik olarak oldukça dolu. Örneğin o meşhur Eylül adlı eserin yazarı Mehmet Rauf'un müstehcen bir eseri olduğunu biliyor muydunuz? Peki ya bu eseri kaleme almış olmasından dolayı başına gelenler? İrfan Orga'nın annesi Şevkiye Hanım'ın hikayesi hakkında bir bilginiz var mı? Osmanlı'daki kadın fotoğrafçıları tanıyor musunuz? 

Yavuz Selim Karakışla çok güzel bir toplumsal tarih seçkisi hazırlamış. Kendinizi bu bilgilerden mahrum bırakmayın der tavsiye ederim, sağlıcakla kalın. 

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Paris'te Bir Türk Ressam: Fikret Mualla'nın Yaşamı



















Hıfzı Topuz kalemini çok sevdiğim bir yazar. Biyografi ile edebi anlatımı bir araya getirerek harikalar yaratıyor. Kendisini okumaktan çok zevk alıyorum. Özellikle biyografi okumaya ihtiyaç duyduğum zamanlarda tutuyorum bir kitapçının yolunu ve kendime bir Hıfzı Topuz kitabı alıyorum. İyi geliyor.

Fikret Mualla ismini hep duymuşuzdur. Benim de hafızamda bir yerlerde idi. Lakin hakkında detaylı bilgilere sahip değildim. Nasıl bir hayat sürmüştü, neler yapmıştı ve neler yaşamıştı Fikret Mualla? Paris'e yolu nasıl düşmüştü? İşte bunların hepsini öğrenmek maksadı ile kendime bir güzellik yapıp kitabı aldım ve okudum. 

Fikret Mualla kesinlikle sıradan bir insan değil. Başta eğitimli birisi. Lakin bunların dışında onu özel kılan çok farklı özelliklere sahip. Renkli bir adam, anılarını karşısındaki insana göre yeniden derleyip bir nevi kişiye özgü hale getirip anlatmayı çok seviyor. Yarınını düşündüğünü söylemek oldukça güç. Bohem bir hayatı var. Eline para geçer geçmez parasını içkiye ve sigaraya yatırıyor. Sigara içmeden çalışamadığını söylüyor. 

Hıfzı Topuz kitabı için bir sürü değerli anı biriktirmiş, toplamış. Hepsi kendi içerisinde ayrı güzel. Önemli. Mesela benim en çok şaşırdığım vakıa, Picasso'nun Hıfzı Topuz'a bir resmini hediye etmesi. İşte böyle dolu dolu ilginç anılarla yüklü Fikret Mualla'nın yaşamı. Onu yakından tanıyın derim, bunun için kitabı okumak oldukça yeterli bir eylem olacaktır kanısındayım. 

2 Aralık 2014 Salı

Paris'te Son Osmanlılar: Mediha Sultan ve Damat Ferit



















Hem mesleğim hem de ilgi alanım olduğu için tarihi seviyorum.Siyasi tarihten pek hazzettiğim söylenemez lakin sosyal tarih kısmını daha çok seviyorum.Hele ki tarihi romanlar tam bana göreler.Bu konuda en iyi yazarlardan biri Hıfzı Topuz'dur nezdimde.

Paris'te Son Osmanlılar adlı kitabında yine tarih ile aşk hikayeleri bir araya gelmiş durumda Topuz'un.Abdülmecid döneminden Abülhamid dönemine doğru tarihi bir yolculuğa çıkıyorsunuz kitapta.Dönemin siyasi hayatı,saray halkı ve Paris sefaretlerinde görev alan sefirlerden Yeni Osmanlılara kadar pek çok olguyu ele alan geniş perspektifli bir kitap.

Kitabın başkarakterlerinden biri de Mediha Sultan.Kendisi Abdülmecid'in kızı,aynı zamanda Abdülhamid'in ve Vahdettin'in de kız kardeşi.Mediha Sultan'ın yaşadığı ilişkiler,özellikle Necip Paşa ve Damat Ferit Paşa ile geçirdiği evlilikler oldukça dikkat çekici.

Kitabın en sonunda ise bir Hıfzı Topuz geleneği olarak,arşivlerden ve şahıslardan alınan siyah beyaz dönem fotoğraflarını ve kişilerin fotoğraflarını görmeniz mümkün.

Tarihi romanları sevenler için tercih edilmesi gereken bir kitap diyebilirim.Zevkle okunuyor.

5 Ağustos 2014 Salı

Dönüş

Gizli Anların Yolcusu ile ilgili yazımdan sonra son kitap hakkında bir yazı yazacağımı ummuyordum.Bora'nın Kitabı pek çabuk akıp gitti.Fakat serinin üçüncü kitabı ilk iki kitaptan daha iyiydi.Dönüş aslında bir itiraflar kitabı olarak kaleme alınmış.Derya'nın,Eda'nın,İlhami'nin itirafları yer alıyor kitabın içinde.Herkes payına düşeni söylemiş,eteğindeki taşlar dökmüş.

Aslında beni en çok Derya'nın durumu etkiledi.Annesini Uzak Doğu seyahatinde kaybeden,annesinin hasta eşine sahip çıkan,babasını affetmeye çalışan bir kız Derya.Henüz gencecik yaşında yaşadıkları ve hayata karşı üstlendikleri oldukça ağır.Belki de ben de aynı durumda olduğum için etkilendim bu kadar.

Aniden hastalanan annemin bakımı,beni doğumumdan itibaren yalnızlığın içine bırakan babama duyduğum nefret,tek başıma bir yaşam mücadelesinin içinde olmam...Derya da benim gibi genç yaşında ağır yükler sırtlanmış bir kız.Bu yüzden çok yakın buldum onu kendime.Dönüşü de bu yüzden beğendim sanırım.

Derya,kitabın sonlarında annesini kaybederken çok önemli bir şeyden bahsediyor.Bundan sonraki hayatım,diplomam,yaşayacaklarım,katılacağım sergi hepsi ne kadar da önemsiz artık diyor.İnsan annesini kaybetmekle yüzleştiğinde hayat tamamen anlamsız oluyor.Ve sanırım bu bir kırılma noktası oluyor.

Benim için de artık hayatta hırsların yeri yok.Yeter ki annem yanımda olsun.Bu yüzden sevmek çok önemli.Bir o kadar affetmek de önemli.Tüm nefreti dindirebiliyor.Lakin bu adımı atmaya gücüm yok.Büyük konuşmayayım ama sanırım babamı hayatım boyunca affedemeyeceğim.Çok isterdim onu tanımayı ama bunu yapacak gücüm yok.