remzi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
remzi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2018 Cuma

Şarapçı Remzi

İki gündür yüzümde dalgalı, naif bir tebessümle dinlediğim güzel bir şarkıdan bahsetmek istiyorum, Şarapçı Remzi. Güney Marlen'in, Kalan Müzik etiketi ile yayımlanan "Şişelere Mektuplar" isimli albümünde bulunan şarkısı. 

Bir şarkı düşünün, Remzi amcayı anlatıyor. Sakallı, parkalı, tıp okumayı bırakmış, zengin babasından medet ummayı bırakmış, parkta yatıp kalkan, Adorno okuyup bilen, zamanımızın bir Robin Hood'u. Tutanamamış, izin vermemişler. Toplum kaideleri parkasının ceplerine bile sığmamış, çünkü kendi kalmış, kendisi olarak kalabilmek için pek çok şeye sırt çevirmiş. Hepimize bir cesaret örneği, güzel adam şarapçı Remzi amca. 

Güney Marlen'e içten bir teşekkür borçluyum. Güzel müzik yapan güzel adamlar da var memlekette, bir yerlerde. 

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Paris'te Bir Türk Ressam: Fikret Mualla'nın Yaşamı



















Hıfzı Topuz kalemini çok sevdiğim bir yazar. Biyografi ile edebi anlatımı bir araya getirerek harikalar yaratıyor. Kendisini okumaktan çok zevk alıyorum. Özellikle biyografi okumaya ihtiyaç duyduğum zamanlarda tutuyorum bir kitapçının yolunu ve kendime bir Hıfzı Topuz kitabı alıyorum. İyi geliyor.

Fikret Mualla ismini hep duymuşuzdur. Benim de hafızamda bir yerlerde idi. Lakin hakkında detaylı bilgilere sahip değildim. Nasıl bir hayat sürmüştü, neler yapmıştı ve neler yaşamıştı Fikret Mualla? Paris'e yolu nasıl düşmüştü? İşte bunların hepsini öğrenmek maksadı ile kendime bir güzellik yapıp kitabı aldım ve okudum. 

Fikret Mualla kesinlikle sıradan bir insan değil. Başta eğitimli birisi. Lakin bunların dışında onu özel kılan çok farklı özelliklere sahip. Renkli bir adam, anılarını karşısındaki insana göre yeniden derleyip bir nevi kişiye özgü hale getirip anlatmayı çok seviyor. Yarınını düşündüğünü söylemek oldukça güç. Bohem bir hayatı var. Eline para geçer geçmez parasını içkiye ve sigaraya yatırıyor. Sigara içmeden çalışamadığını söylüyor. 

Hıfzı Topuz kitabı için bir sürü değerli anı biriktirmiş, toplamış. Hepsi kendi içerisinde ayrı güzel. Önemli. Mesela benim en çok şaşırdığım vakıa, Picasso'nun Hıfzı Topuz'a bir resmini hediye etmesi. İşte böyle dolu dolu ilginç anılarla yüklü Fikret Mualla'nın yaşamı. Onu yakından tanıyın derim, bunun için kitabı okumak oldukça yeterli bir eylem olacaktır kanısındayım. 

2 Aralık 2014 Salı

Paris'te Son Osmanlılar: Mediha Sultan ve Damat Ferit



















Hem mesleğim hem de ilgi alanım olduğu için tarihi seviyorum.Siyasi tarihten pek hazzettiğim söylenemez lakin sosyal tarih kısmını daha çok seviyorum.Hele ki tarihi romanlar tam bana göreler.Bu konuda en iyi yazarlardan biri Hıfzı Topuz'dur nezdimde.

Paris'te Son Osmanlılar adlı kitabında yine tarih ile aşk hikayeleri bir araya gelmiş durumda Topuz'un.Abdülmecid döneminden Abülhamid dönemine doğru tarihi bir yolculuğa çıkıyorsunuz kitapta.Dönemin siyasi hayatı,saray halkı ve Paris sefaretlerinde görev alan sefirlerden Yeni Osmanlılara kadar pek çok olguyu ele alan geniş perspektifli bir kitap.

Kitabın başkarakterlerinden biri de Mediha Sultan.Kendisi Abdülmecid'in kızı,aynı zamanda Abdülhamid'in ve Vahdettin'in de kız kardeşi.Mediha Sultan'ın yaşadığı ilişkiler,özellikle Necip Paşa ve Damat Ferit Paşa ile geçirdiği evlilikler oldukça dikkat çekici.

Kitabın en sonunda ise bir Hıfzı Topuz geleneği olarak,arşivlerden ve şahıslardan alınan siyah beyaz dönem fotoğraflarını ve kişilerin fotoğraflarını görmeniz mümkün.

Tarihi romanları sevenler için tercih edilmesi gereken bir kitap diyebilirim.Zevkle okunuyor.

5 Ağustos 2014 Salı

Dönüş

Gizli Anların Yolcusu ile ilgili yazımdan sonra son kitap hakkında bir yazı yazacağımı ummuyordum.Bora'nın Kitabı pek çabuk akıp gitti.Fakat serinin üçüncü kitabı ilk iki kitaptan daha iyiydi.Dönüş aslında bir itiraflar kitabı olarak kaleme alınmış.Derya'nın,Eda'nın,İlhami'nin itirafları yer alıyor kitabın içinde.Herkes payına düşeni söylemiş,eteğindeki taşlar dökmüş.

Aslında beni en çok Derya'nın durumu etkiledi.Annesini Uzak Doğu seyahatinde kaybeden,annesinin hasta eşine sahip çıkan,babasını affetmeye çalışan bir kız Derya.Henüz gencecik yaşında yaşadıkları ve hayata karşı üstlendikleri oldukça ağır.Belki de ben de aynı durumda olduğum için etkilendim bu kadar.

Aniden hastalanan annemin bakımı,beni doğumumdan itibaren yalnızlığın içine bırakan babama duyduğum nefret,tek başıma bir yaşam mücadelesinin içinde olmam...Derya da benim gibi genç yaşında ağır yükler sırtlanmış bir kız.Bu yüzden çok yakın buldum onu kendime.Dönüşü de bu yüzden beğendim sanırım.

Derya,kitabın sonlarında annesini kaybederken çok önemli bir şeyden bahsediyor.Bundan sonraki hayatım,diplomam,yaşayacaklarım,katılacağım sergi hepsi ne kadar da önemsiz artık diyor.İnsan annesini kaybetmekle yüzleştiğinde hayat tamamen anlamsız oluyor.Ve sanırım bu bir kırılma noktası oluyor.

Benim için de artık hayatta hırsların yeri yok.Yeter ki annem yanımda olsun.Bu yüzden sevmek çok önemli.Bir o kadar affetmek de önemli.Tüm nefreti dindirebiliyor.Lakin bu adımı atmaya gücüm yok.Büyük konuşmayayım ama sanırım babamı hayatım boyunca affedemeyeceğim.Çok isterdim onu tanımayı ama bunu yapacak gücüm yok.