david etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
david etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2017 Pazartesi

David Vann: Bir İntihar Efsanesi


david vann bir intihar efsanesi ile ilgili görsel sonucu
"Granit mezar taşı benim kendi ihtiyaçlarıma da oldukça uygun. Ona çiçek götürüp eskiden olduğu gibi onunla oturuyorum, artık spagetti yapmam da gerekmiyor. Kıyıya vuran dalgaların sesini dinliyor, bir buzçiçeğini parmaklarımın arasında gıcırdatıyor, yükseklerdeki maviliğe gözlerimi dikiyorum. Bazen de ısrarlı bir kanat çırpıştan ümitlenerek, babamın sonunda hayata döndüğünü hayal ediyorum neredeyse."

Amerikalı yazar David Vann, "Bir İntihar Efsanesi" adlı öykü kitabında okurlarını Alaska'ya götürüyor. Sis bürümüş dağların ardında buzullar, kalın kar tabakaları, balıklar, ormanların içerisinde saklı kalmış göller, küçük dağ evleri ve ıssız bir yaşam. 

Kitabın tamamı bir kurgu değil, yazar David Vann'ın hayat hikayesi oldukça ilginç. Ailesinde pek çok intihar vakası var, sanıyorum bir ölçüde yazarın hayata tutunma biçimi yazmak. Özellikle babasının intiharından sonra zor dönemler geçiriyor Vann. Öyküler konu bakımından oldukça etkileyici, bazı bölümlerde tokat yemiş gibi hissediyorsunuz. Konu itibari ile yazar oldukça güçlü bir yerde duruyor. Diğer eserlerini okumadım lakin edebi açıdan biraz daha iyi olabilir diye düşündüm öykü kitabını okurken. Genel olarak bakıldığında böylesi bir acının kelimelere dökülmüş olmasını çok kıymetli bulduğumu belirtmek isterim. Acının üzerine yazmak kolay olmasa gerek. 

Güzel bir okumaydı benim için, Alaska'dan öyküler okumak istiyorsanız sizin için doğru bir seçim olacaktır bu eser. 

18 Nisan 2017 Salı

Broadchurch Dizi Finali

broadchurch ile ilgili görsel sonucu

Her Salı sabahı gözlerim nemleniyor ekran karşısında, sebebi pek çok yazımda belki sizleri bunaltacak kadar anlattığım İngiliz draması Broadchurch. Üçüncü sezon ile birlikte bugün dizi finalini yaptı. Trish Winterman dosyası da böylece kapanmış oldu. 

Dönüp Broadchurch kasabasına baktığım zaman pek çok silüet beliriyor gözlerimin önünde. Sakin ve huzurlu bir kasabadan sırlarla dolu bir kasabaya dönüşümün iç sesleri... 

Geçtiğimiz bölümde tüm kadınların Trish Winterman için kasabada buluşup ona destek olmaları beni çok gururlandırdı. Dizinin alt metinlerinin çok kuvvetli olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında dizinin başından beri Alec Hardy ve Ellie Miller karakterlerine can veren yetenekli oyuncular David Tennant ve Olivia Colman da büyük bir alkışı hak ediyorlar. Alec ve Ellie karakterleri bu kadar kuvvetli olmasaydı bu seri asla bu kadar kaliteli olmazdı. Az önce izlediğim son bölümde Mark ve Beth'in yaptıkları konuşma beni çok etkiledi, gözlerim nemlendi. Oğullarının ölümünün ardından değişen bir hayatın iki büyük tanığıydı onlar. Geçmişe dönüp baktığımızda Mark'a kızdık, Beth'in tarafını tuttuk. Belki bir ümit Beth Mark'ı affeder ve her şey eskiye döner diye düşündüm lakin olmadı. Birbirlerini bunca zaman tanıyan ve seven insanların nasıl birbirlerini tanıyamaz ve sevemez hale geldiklerini hiç anlayamıyorum. Sanırım ömrüm boyunca da bu sorunun cevabını ne kendimde ne de hayatın herhangi bir yerinde bulamayacağım. 

Muhteşem bir üç yıl ve muhteşem üç sezondu. Son bölümün son sahnelerinde umut aşılayarak gittiğiniz için minnettarım. Her şey için teşekkürler Broadchurch!

15 Temmuz 2014 Salı

Kill Your Darlings













"Bazı şeyleri bir kere sevdiğiniz zaman sonsuza kadar sizin olurlar.Ve eğer gitmelerine izin verirseniz dönüp dolaşıp size geri dönerler.Kimliğinizin bir parçası olurlar.Ya da sizi mahvederler."

Ünlü eşcinsel şair Allen Ginsberg'ün ağırlıklı olarak işlendiği filmde,1944 yılında Beat Kuşağı öncülerinin ortaya çıkışları,hayatları ve hayatlarına dair komplike olan her şey anlatılıyor.Lucien Carr'i canlandıran Dane Dehaan ise oldukça başarılı.Daha önce In Treatment'ta hayranlıkla seyrettiğim oyuncu,gerçekten iyi bir iş çıkarmış.

Şair Allen Ginsberg rolündeki Daniel Radcliff'in ise kimi olumsuz eleştirileri hak etmediğini düşünüyorum.Özellikle aşık olduğu adam Lucien'e veda sahnesinde gösterdiği performans oldukça etkileyiciydi.

Filmde yer alan eşcinsel ilişki sahnelerinin ise abartılı olduğunu düşünmüyorum.Lucien Allen'a veda ederken,artık kendisinden bağımsız olmasını dikte edici bir konuşma yapıyor.Allen ise önüne gelen ilk fırsatı değerlendiriyor.Bunun onu bağımsızlaştıran en önemli nokta olduğunu düşünüyorum.Sevdiği insana bağımlı yaşayan insanların,ilişkilerinde büyük bir kırılma noktasına ihtiyaçları vardır.İkili ilişkilerde dahi özgürlük ancak bağımlılıktan geçer.

David'in Lucien'e olan aşkı da ilgimi çeken kısımlardan biriydi.

Heyecan verici,başarılı bir yapımdı.Sanırım artık Allen Ginsberg'in şiirlerini okuma zamanı geldi.Unutmadan,okunacaklar listesinin devamında "Ve Hipopotamlar Tanklarında Taşlandılar" da olacak elbette.