daniel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
daniel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2017 Çarşamba

Carnivale

carnivale tv series ile ilgili görsel sonucu











Şimdi esasen neresinden başlasam bilemiyorum. Carnivale, öyle bir solukta anlatılabilecek, hakkında şöyledir böyledir denilebilecek bir dizi değil. Eğer özden uzak, sıradan cümleler ile anlatırsam gerçekten üzülürüm. Öncesinde şunu bir çırpıda belirtip yazının gelişme bölümüne geçmek istiyorum: hayatımda izlediğim en iyi kurgu kesinlikle ve tabii en iyi dizi. Algılarımda bomba etkisi yarattı.

Bir karnaval düşünün, gezici bir karnaval. Aklınıza gelebilecek tüm sıra dışı insanlar bu karnavalın içinde, daha doğrusu garip bir müziğin içinde. Kurulan çadırlar, hayal güçlerini zorlayan gösteriler, karnaval insanlarının ilişkileri ve esrarengiz bir genç, Hawkins. 

Diziyi ilk izlemeye başlayanlar dizinin durağan havasından bunalıp izlemeyi bırakabilirler, sakın ola böyle korkunç bir girişimde bulunmayın zira dizi tarihinin en iyi dizilerinden biri karşınızda. Öyle kolay kolay çözüp işin içinden çıkabileceğiniz bir dizi değil Carnivale, aynı zamanda bir çırpıda bitireyim de hemen başka bir diziye ışınlanayım diyebileceğiniz bir dizi de değil. Her bölümün ardından çeşitli boyutlarda bir algı karşaması yaşadığınız için, beyninize yolculuk yapma ihtiyacı duyacaksınız sık sık, ki algıları belirli bir düzleme oturtabilin. Oturuyor mu peki? Eh, orası size bağlı. 

En güzelinden iki ay geçirdim dizi ile. İki sezonda bitirilmiş ve çok büyük bir hata edilmiş. Daniel Knauf gerçekten enfes bir kurgu yaratmış, hayal dünyasından öpülesi! 

Sanırım bir süre Karnaval insanları ile yaşamaya devam edeceğim, ta ki gerçek dünyaya dönmem gerekene kadar. Pek döneceğimi sanmıyorum, nihayetinde "Her elçi kendi evinde" öyle değil mi? 

15 Temmuz 2014 Salı

Kill Your Darlings













"Bazı şeyleri bir kere sevdiğiniz zaman sonsuza kadar sizin olurlar.Ve eğer gitmelerine izin verirseniz dönüp dolaşıp size geri dönerler.Kimliğinizin bir parçası olurlar.Ya da sizi mahvederler."

Ünlü eşcinsel şair Allen Ginsberg'ün ağırlıklı olarak işlendiği filmde,1944 yılında Beat Kuşağı öncülerinin ortaya çıkışları,hayatları ve hayatlarına dair komplike olan her şey anlatılıyor.Lucien Carr'i canlandıran Dane Dehaan ise oldukça başarılı.Daha önce In Treatment'ta hayranlıkla seyrettiğim oyuncu,gerçekten iyi bir iş çıkarmış.

Şair Allen Ginsberg rolündeki Daniel Radcliff'in ise kimi olumsuz eleştirileri hak etmediğini düşünüyorum.Özellikle aşık olduğu adam Lucien'e veda sahnesinde gösterdiği performans oldukça etkileyiciydi.

Filmde yer alan eşcinsel ilişki sahnelerinin ise abartılı olduğunu düşünmüyorum.Lucien Allen'a veda ederken,artık kendisinden bağımsız olmasını dikte edici bir konuşma yapıyor.Allen ise önüne gelen ilk fırsatı değerlendiriyor.Bunun onu bağımsızlaştıran en önemli nokta olduğunu düşünüyorum.Sevdiği insana bağımlı yaşayan insanların,ilişkilerinde büyük bir kırılma noktasına ihtiyaçları vardır.İkili ilişkilerde dahi özgürlük ancak bağımlılıktan geçer.

David'in Lucien'e olan aşkı da ilgimi çeken kısımlardan biriydi.

Heyecan verici,başarılı bir yapımdı.Sanırım artık Allen Ginsberg'in şiirlerini okuma zamanı geldi.Unutmadan,okunacaklar listesinin devamında "Ve Hipopotamlar Tanklarında Taşlandılar" da olacak elbette.