tosun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tosun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2016 Cumartesi

Yalçın Tosun: Kendini Tutan Su

Aç

ama kalsınlar sonra
sokağın ayazına birlikte karışalım

ilk kez sarhoş olsunlar
biri aşktan söylerken
en delişmen olanı eflatun oğlanların
sigaramı yaksın

şu karşı kaldırımda çıplak ayak koşalım

Yalçın Tosun

16 Ekim 2016 Pazar

Yalçın Tosun: Bir Nedene Sunuldum

Yalçın Tosun en sevdiğim öykücülerden biri. Külliyatını an itibarile ile, "Bir Nedene Sunuldum" adlı son öykü kitabı ile bitirmiş bulunmaktayım. Öykülerinin başlıklarından tutun da, işlemiş olduğu cesur duygulara, yarattığı renkli ve her kesimden karakterlere kadar benim için özel bir kalem kendisi. "Bir Nedene Sunuldum" adlı öykü kitabından sevdiğim bir bölümü paylaşmak istiyorum: 

"Yataktan doğruldu, usulca kalktı, Mithat'ın arkasında durarak çenesini omzuna koydu. Adamın aynadan yansıyan yüzüne baktı. Mithat da, Cihan'ın bakışlarına dikmişti gözlerini. Döndü, onun çocuksu ama hasarsız bir erkeklik vaadi taşıyan yüzünü avuçlarının içine aldı. Genç adam kaşlarını çatmış, bir şey söylemek istermişçesine ağzını aralamıştı ki, ani bir öpüş geldi, sözcükleri o büyülü kuyuya bir süre için hapsetti.

Bir şeyleri örtme telaşının gölgesinde yaralanmış o uzun öpücüğün ağulu çengelinden kurtulur kurtulmaz 'Gidecek misin hemen?' dedi Cihan. 

Der demez, sesindeki engelleyemediği kırıklığa canı sıkıldı. 

"Bir geceyi olsun burada, benimle geçiremez misin?" 

13 Ekim 2016 Perşembe

Yalçın Tosun: Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler


“Geçen gün spor salonunda olanlar var ya, ben… Mecburdum, anla işte.”

“Ufak bir kırılma anı. Sanki uzun süredir bunları söylemeyi tasarlıyordu da, bir anda söyleyip rahatlamıştı. Ne hissettiğini, bunu söylemenin onun için ne ifade ettiğini çözmeye çalıştım. Hem neyi anlayacaktım ki… Aslına bakarsanız o da öteki oğlanlar gibi bağırıp eğlenmişti karşımda, donum elden ele gezerken. “Bakın arkadaşlar, ibne donu böyle bir şey oluyormuş demek ki!” deyip gülenlerin içinde değil miydi sanki. Bunların hiçbiri umurumda değil diyorum içimden, hiç biri. “Mecburdum,” diyor bana, hem de yüzü yere eğik. “Anla işte” diyor. Bir günahın bahanesiymiş gibi gelmiyor, inanıyorum. Sonsuz bir kabullenişle adamak istiyorum kendimi. Acıma ya da üzüntü bile olsa, onda bir şeyler yarattım diye seviniyorum.”

7 Ağustos 2016 Pazar

Yalçın Tosun: Peruk Gibi Hüzünlü

Peruk Gibi Hüzünlü, Yalçın Tosun'un 2011 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından çıkan öykü kitabının ismi. Ne güzel bir öykü kitabı ismi öyle değil mi? Dün itibari ile kitabın elimde bulunan beşinci baskını bitirdim. Yalçın Tosun'un öykücülüğünde bir başka tını var. İçimizden karakterler, çocuklar, kimliğimizin kabullenemediğimiz ve üstünü örttüğümüz farklı biçimleri, mahalleli mevzuları, günlük insan söylenceleri, aklımızdan geçirdiklerimiz lakin ulu orta söyleyemediklerimiz... Tüm bunlar Yalçın Tosun'un öykücülüğünde hayat buluyor. 

Peruk Gibi Hüzünlü'nün içerisindeki öykülerin hepsini çok sevdim lakin içlerinde bir tanesi, sonuncusu dikkatimi çekti. Bir başka hissettim okurken, dokundu: "Madam Marini'nin Tamamlanmış Bir Resmi"

Madam Marini yetmiş yaşlarını aşmış bir kadın. Eski bir apartmanda bir dükkan kirası ile yaşamaya çabalayan, eşcinsel olan tek oğlunu Atina topraklarında bir trafik kazasında kaybetmiş bir anne. Üst kat komşusu Malik, seks işçisi. Madam Marini'nin her şeyi Malik. Malik'in her şeyi Madam Marini. Birbirlerine sarılıp uyuyan sıcacık insanlar. Daha fazla anlatmayacağım, Yalçın Tosun'un öyküleri ile tanışmanızı dilerim. Madam Marini ve Malik kadar samimi karakterleri, samimi öyküleri ile.