hüzünlü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hüzünlü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2016 Pazar

Yalçın Tosun: Peruk Gibi Hüzünlü

Peruk Gibi Hüzünlü, Yalçın Tosun'un 2011 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından çıkan öykü kitabının ismi. Ne güzel bir öykü kitabı ismi öyle değil mi? Dün itibari ile kitabın elimde bulunan beşinci baskını bitirdim. Yalçın Tosun'un öykücülüğünde bir başka tını var. İçimizden karakterler, çocuklar, kimliğimizin kabullenemediğimiz ve üstünü örttüğümüz farklı biçimleri, mahalleli mevzuları, günlük insan söylenceleri, aklımızdan geçirdiklerimiz lakin ulu orta söyleyemediklerimiz... Tüm bunlar Yalçın Tosun'un öykücülüğünde hayat buluyor. 

Peruk Gibi Hüzünlü'nün içerisindeki öykülerin hepsini çok sevdim lakin içlerinde bir tanesi, sonuncusu dikkatimi çekti. Bir başka hissettim okurken, dokundu: "Madam Marini'nin Tamamlanmış Bir Resmi"

Madam Marini yetmiş yaşlarını aşmış bir kadın. Eski bir apartmanda bir dükkan kirası ile yaşamaya çabalayan, eşcinsel olan tek oğlunu Atina topraklarında bir trafik kazasında kaybetmiş bir anne. Üst kat komşusu Malik, seks işçisi. Madam Marini'nin her şeyi Malik. Malik'in her şeyi Madam Marini. Birbirlerine sarılıp uyuyan sıcacık insanlar. Daha fazla anlatmayacağım, Yalçın Tosun'un öyküleri ile tanışmanızı dilerim. Madam Marini ve Malik kadar samimi karakterleri, samimi öyküleri ile. 

5 Şubat 2016 Cuma

Hasan Ali Toptaş: Bin Hüzünlü Haz

"Ellerinde sinir hapları, su şişeleri, poşetler ve bayatlamaya yüz tutmuş günlük gazeteler. Herkes leblebi yer gibi sinir hapı atıyor ağzına, herkes gazetelerin birinci sayfasında pıhtılaşan kanlara gözucuyla bakıp bakıp susuyor ve herkes adımını ileriye değil de, kendi içine doğru atıyor."

***

"Dahası bu milyonlarca kişinin, sanki çılgın bir şövalye görüntüsü halinde gelip oradaki ölümün karşısına dikildiklerinden hiç haberleri yokmuş gibi, hala zırhın içindeki karanlıkta günlük yaşamlarını kayıtsızca sürdürdükleri, yani hala aptalca şeylere gülüyor, budalaca konuları konuşuyor, boğaz boğaz dövüşüyor, arada bir sevişiyor, işe gidiyor, işten geliyor, ya da tencere tabak gürültüleri arasında kaybolan evlerine sürekli girip çıkıyor oldukları bile düşünülebilir."


13 Aralık 2012 Perşembe

Hüzünlü Sabah

Sabahın onunda kalkıp hiçbir sebep yokken hüngür hüngür ağlayabilen bir insanım.
Neden ağladığıma dair hiçbir fikrim yok.Bir anda gözümün önüne kimsesiz çocuklar geliyor,hatırlıyorum.Mücadele edemeyen insanları düşünüyorum,sorguluyorum.Hayatın bazıları için çok zor olduğunu görüyorum.Yaşıyorum.

Acımasız insanlar olduk.Böyle olmamalı.
Dayanışma yok.

Öyle.Ne yazsam da bilemedim.Çok çok ağladım sadece.