bin bir anı dolu defterinizi bir kenara bırakın.
mükellef yaşamlarınızın ucube gösterişlerinden arının.
gözyaşı gülümsemesini suretiniz ile bütünleştirin.
belleğinizi yitirin kısa bir süreliğine.
dünyaya uzanmanın, ıslak kumlara temas etmenin keyfini yaşayın.
fikri mücadelenizden evvel aydınlık ile karanlık arası zeminlere basın.
korkmayın.
tolstoy'ın karlı coğrafyalarına uzanın, bozkırın gizemine adım atın.
dörtyüz katlı dörtyüz duvarlı dört yüzsüz binalarınızdan, betonlarınızdan arının.
kendi yüzünüz olun.
kavuklarını keşfe çıkın sincapların, karıncaları takip edin.
kelamlarınızın şeffaflıklarını hiçe saymayın, saydamlaşın.
sırt üstü uzanın zihninizin denizlerine.
cürmünüzün kaldığı yerden yaktığı hesaplarınızı kapatın.
kafka'nın köy hekimi ile sohbete dalın.
kirpiklerinizde gemiler yüzdürün.
sığınacak bir limanınız değil, sohbet edecek bir mürettebatınız olsun.
mürettebat olun, kürek mahkumu olun, düşünün, arzulayın.
son mecmuasını karıştırın zamanın, sayfalarca kelimenin hüznüne dalın çıkın.
bir şeyler var orada, yaşamı sizin için daha zor hale getiren lakin sizi bilgeleştiren.
selama durun, selam olun.
haz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ağustos 2016 Çarşamba
5 Şubat 2016 Cuma
Hasan Ali Toptaş: Bin Hüzünlü Haz
"Ellerinde sinir hapları, su şişeleri, poşetler ve bayatlamaya yüz tutmuş günlük gazeteler. Herkes leblebi yer gibi sinir hapı atıyor ağzına, herkes gazetelerin birinci sayfasında pıhtılaşan kanlara gözucuyla bakıp bakıp susuyor ve herkes adımını ileriye değil de, kendi içine doğru atıyor."
***
"Dahası bu milyonlarca kişinin, sanki çılgın bir şövalye görüntüsü halinde gelip oradaki ölümün karşısına dikildiklerinden hiç haberleri yokmuş gibi, hala zırhın içindeki karanlıkta günlük yaşamlarını kayıtsızca sürdürdükleri, yani hala aptalca şeylere gülüyor, budalaca konuları konuşuyor, boğaz boğaz dövüşüyor, arada bir sevişiyor, işe gidiyor, işten geliyor, ya da tencere tabak gürültüleri arasında kaybolan evlerine sürekli girip çıkıyor oldukları bile düşünülebilir."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
