31 Mart 2016 Perşembe
Çorap
kaçığım çorap gibi
kış gününde
ufaldım, ezildim
öldüm de dirildim ah önünde
neden istiyorsun
uzaklara gitmemi
neden götürmedin
bir çay bahçesine
ne bir sinema
ne bir burgazada oldu ömrümde
içi su dolu odalarda
boğulduğu cümlelerde
ayrılmak için aradığım cümlelerde
kutularda, bavullarda ve kolilerde
ayrılmak için aradığım cümle
hangi çekmecede
kalben
24 Nisan 2011 Pazar
Sıcakta Her Daim Terle Islanan Saç Kıçıma Yapışan Kıllardan Daha Az Rahatsız Eder Beni,Bu Bir Gerçek
Belki de asla olamayacağım hayallerimdeki gibi.Elli milim giderken aslında hayatın beni 25 milim geri attığını çok sonraları fark edeceğim.Bi elimde imkansızım bira,diğer elimde koyu yeşilin en aşüfte rengi marul ile beraber bir yolculuğa çıkacağım o zaman.En güzel yolculuk hangisidir sence ? Bence insanın tek başına yaptığı yolculuktur.Belki yolda rakı balık masasındaki bi dansöze aşık olunur ya da Çöldeki Kutup Ayısı’nda olduğu gibi biralar devrilir ardı ardına,yarışmalar yapılır.Belki de tekrar saçlarımı uzatırım o zaman,neden olmasın ki.Sıcakta her daim terle ıslanan saç,kıçıma yapışan kıllardan daha az rahatsız eder beni bu bi gerçek.
Acayip bir ritüel benimkisi.Dünya üzerinde bi yolculuğa çıkmak istiyorum tek başıma.Binbir kültürün binbir duasıyla geçmişe rahmet okumak geleceğim için adak adamak istiyorum.Önce Anadolu’dan başlamak istiyorum bu yolculuğuma.Sonra tüm dünya.Bütün iklimlerden sırasıyla geçerek,sıtkı sıyrılmış bi asaletin içinde kendime şampanya patlatmak istiyorum yolculuğumun sonunda.Tıpkı Hırvat kızlarının koca memeleri gibi,yolda tanıştığım ineklerin de koca memeleri olsun istiyorum.Dudaklarımdan içeri sütbeyaz sütü akıtırken,Küba’da belki,öğle sıcağının altında yanmak istiyorum.Düşlerimle birlikte.Rio’da bir karnavala çıplak dokunmak,İtalya’da Luca Spagetti ile tanışıp Liz Gilbert’in kitabından fırlamak istiyorum.Sonra belki İspanya’ya giderim,acılı bir şeyler yedikten sonra Portekiz’e ve Caracas’a uğrarım.Nasıl desem,bu yolculuk hem bana iyi gelir,hem de şuan yurdun açık camından içeriye sızan sıkkın rüzgara da.Kelimelerimin anlaşılması gibi bi amacım yok,tek istediğim o kelimeler tarafından yazılmak.Güç bende değil zaten,kimsede olmadığı gibi.
Cesaretim de yok zaten.Motosiklet Günlükleri’ndeki gibi bir yolculuğa çıkamam biliyorum.Devrim desen,kıçımı bile değdiremem devrimin ucuna.İçimdeki mihenk taşlarını etrafa fırlatmak istiyorum.
Ah Bre Mariçamu,Apostole efendi gibi düşüp bayılmak istiyorum.İzlediğim filmlerde yaşamak istiyorum.Roz’un yanına gideyim istiyorum Batman’a Hasankeyf’e.İnsanları insan oldukları için değerlendirsinler istiyorum.Kıçı ve burnu aynı simetrik düzeyde havada olanlar için çekici çağırmak ve onları yerin dibine sokmak istiyorum.Mümkünse kıçlarının bi kısmı toprağın üstünde kalsın,toprağın altında kendi gazlarından ölsünler istemem.
Kolumdaki siyah bilekliğe bakıyorum ve bana yeter yoruldum diyor.Kollarım ağrıdı inan ki.Şimdilik yazımı bitirip şu yurt köşesinde filmimi izlemeye devam edeyim.Kurabiyeli çikolata güzelmiş bu arada kapital Nestle.Filmin adı mı ? Julian Schnabel’in “Karanlıktan Önce”.Evet,yönetmenin adını yazarken dvd’den baktım ne olmuş ? Peh.
3 Eylül 2008 Çarşamba
İlham Perim Çiçsi
Şuan Avril Lavigne’den Complicated adlı şarkıyı dinlerken ilham Perim Sevgili Çiçsi kulağıma fısıldadı ve bir şeyler yazmam gerektiğini söyledi.Ben de onun sözüne uyuyorum ve senin için yazıyorum Peri Çiçsi…Muzur bir günün ardından sınav stresinin vermiş olduğu yorgunlukla ve yığınla test çözdükten sonra biraz hava almaya çıktım.İlk defa, dışarı çıkarken okuldan uzak olmanın getirdiği rahatlıkla uzamış olan saçlarımı dikmeye karar verdim.Tokio Hotel’in solisti Bill kadar olmasa da yine de benzedi saçlarım onunkilere.İnsanların dehşet verici bakışlarının ardından eve geldim ve hemen ayaklarımı uzatıp oturduğum yerde kala kalma dakikalarından birini daha yaşadım.Hayatı monotonluktan uzaklaştırmak için kendimde şekil değişikliği yapmanın ne kadar etkileyici olduğunu yeni anladım.Zaten bütün gün salça yapan komşularımızdan bir tanesi de salça getirmedi,sinirlerim çok bozuldu:(
Yine test çöz,yine kitapların karışık sayfaları arasından bakışların gezinişi.Saçma telefon mesajları ve kuşum Limon ile Boncuk’un bağrışmaları.İşte bir gün böyle geçti.Sanki her gün geriye gider gibi.Maksat hayat olunca sanırım sınırları biraz daha zorlamak gerekiyor.Yokuş aşağı inerken frene basmak istemiyorum.Bizim bakkal amcanın dediği gibi “Oku,adam ol evladım”.İnşallah bakkal amca…
Sağ ol Perim Çiçsi,seni çok seviyorum…