sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2008 Çarşamba

İlham Perim Çiçsi



Şuan Avril Lavigne’den Complicated adlı şarkıyı dinlerken ilham Perim Sevgili Çiçsi kulağıma fısıldadı ve bir şeyler yazmam gerektiğini söyledi.Ben de onun sözüne uyuyorum ve senin için yazıyorum Peri Çiçsi…Muzur bir günün ardından sınav stresinin vermiş olduğu yorgunlukla ve yığınla test çözdükten sonra biraz hava almaya çıktım.İlk defa, dışarı çıkarken okuldan uzak olmanın getirdiği rahatlıkla uzamış olan saçlarımı dikmeye karar verdim.Tokio Hotel’in solisti Bill kadar olmasa da yine de benzedi saçlarım onunkilere.İnsanların dehşet verici bakışlarının ardından eve geldim ve hemen ayaklarımı uzatıp oturduğum yerde kala kalma dakikalarından birini daha yaşadım.Hayatı monotonluktan uzaklaştırmak için kendimde şekil değişikliği yapmanın ne kadar etkileyici olduğunu yeni anladım.Zaten bütün gün salça yapan komşularımızdan bir tanesi de salça getirmedi,sinirlerim çok bozuldu:(

Yine test çöz,yine kitapların karışık sayfaları arasından bakışların gezinişi.Saçma telefon mesajları ve kuşum Limon ile Boncuk’un bağrışmaları.İşte bir gün böyle geçti.Sanki her gün geriye gider gibi.Maksat hayat olunca sanırım sınırları biraz daha zorlamak gerekiyor.Yokuş aşağı inerken frene basmak istemiyorum.Bizim bakkal amcanın dediği gibi “Oku,adam ol evladım”.İnşallah bakkal amca…

Sağ ol Perim Çiçsi,seni çok seviyorum



29 Ağustos 2008 Cuma

İnsanoğlu!



Derinlerde başladı önceleri hayat,çok iyi dip daldığını söylerdi hep.Bir namzet edasıyla çıkınca meydana ben de atladım peşi sıra eksik kalır mıyım hiç?Takip ettim onu doyasıya…Karanlık bir gecede,daha avuçlarım terden parlamazken uzun bir yolculuğa çıkacağımı anlamıştım.Ama hiç çaktırmadım…Çok sağlam karakterliymiş,hiç yorulmadan düzgün adımlarla,başı gökte yürümeye devam ediyordu.Kimi zaman ıssız tepelerde hoyratça atarken boynunu sağa,kimi zamanlarda ise denizin esintisiyle kendine gelir gibi bakıyordu sol cenaplara…Yaz kış demeden upuzun bir seyahat müjdelendi onun için.Sonradan öğrendiğime göre bu seyahat sonsuzluğa uzanırmış.Her neyse…O yola devam ettikçe ben de peşi sıra ilerledim.Bu arada kendimdeki devasa değişimin de farkındaydım.Ellerim yavaş yavaş, tenim bir buğdayın kabuğu gibi yanmaya başlamıştı.Karın dayanılmaz cazibesi altında tutmasa da kimi zaman bedenimin bekçileri ayaklarım,ağır aksak da olsa devam etmeliydim yola.Nitekim de öle oldu…Hayat,bir yol çizmişti kendisine,haritasına bakıp bazı evlerin kapılarını çalıyordu.Çok ilginç gelmiş ti bana bu durum.Bazı evleri saatlerce ziyaret ederken,bazıların da bir dakika bile kalmak istemiyordu.Bazılarına ise hiç uğramıyordu bile.Önündeki kocaman dağlara seğirtip,nazlı bir gülümseyişin ardından çatılıveriyordu kaşları,ısırgan…

Çok yaklaşmıştım sonsuzluğa,sırrını çözecektim onun.Bu arada on yedi yaşıma gelmiştim.Kocaman bir delikanlı diyorlardı beni görenler-bense bu tabiri hiç kendime yakıştıramazdım-Aradan farklı iklimlerin sarı-sıcak coğrafyaları geçti.Bir gün karanlık bir mağaranın ağzında duruverdi hayat.Arkadan onu gözlemeye devam ediyordum.İçeriye girdi ve gözden kayboluverdi.Çok şaşırmıştım,olduğum yerde kala kaldım.İçeriden bir ses duydum.

“Memnun oldun mu”? Hiçbir şey anlamamıştım,ama bir anda cevap verirken buldum kendimi:”Neyden memnun oldum mu?” Koskoca bir yol yürüdüm ve sen de beni takip ettin,memnun oldun mu”?Ben şeyyy diye kekelerken bir ses daha işittim ondan.

Koskoca 17 yılını kaybettin beni takip ederek,şimdi sana bu yılları kim geri verecek?

Ah insanoğlu bir türlü anlayamadın zorumu,hayatı beni yakalamaya çalışarak değil de yaşayarak geçirseydin ne olurdu?

“Şeyyy derken buldum kendimi,bu sefer boynum eğik geri dönüyordum”…