Çok uzak yollardan geldim, denizler yerine dağları sevdim. Heyecanımda, başarımda ve üzüntümde pek insan yoktu yanımda. Fakat öğrendim, irkilerek yoluma devam ettim. Şimdi mutfağıma açılan minik bahçemde pek çok çiçek yetiştiriyorum. Çiçeklerin yanında yalın ayak geziniyorum, bir tek onların yanında özgür hissediyorum. Yaşamak böyle bir şey değil midir zaten? Toprakla bütünleşmek, var olmamak. Hiç olmamak. Ne orada ne de burada.
Test çözerken karşıma çıktı ve gerçekten çok hoşuma gitti.Hemen iletiyorum;
Cemal Nadir Güler,dünya şekeri bir insandı,insana insan gibi bakan bir sanatçı…Çelimsiz,gözlüklü,gözleri pırıl pırıl,alçakgönüllü…Üzüntülü bir gününde üstada sorarlar:”Bu ne somurtkanlık üstad!..Halbuki sen gülersin!”Cemal Nadir Güler’in yanıtı hazırdır:Yanılıyorsunuz,ben nadir gülerim!”
Çok hoş öyle değil mi?Merak etmiş olabilirsiniz.Bu soru karşıma söz sanatlarında çıktı.Bu parçada aşağıdaki söz sanatlarından hangisi vardır diye…
Şuan Avril Lavigne’den Complicated adlı şarkıyı dinlerken ilham Perim Sevgili Çiçsi kulağıma fısıldadı ve bir şeyler yazmam gerektiğini söyledi.Ben de onun sözüne uyuyorum ve senin için yazıyorum Peri Çiçsi…Muzur bir günün ardından sınav stresinin vermiş olduğu yorgunlukla ve yığınla test çözdükten sonra biraz hava almaya çıktım.İlk defa, dışarı çıkarken okuldan uzak olmanın getirdiği rahatlıkla uzamış olan saçlarımı dikmeye karar verdim.Tokio Hotel’in solisti Bill kadar olmasa da yine de benzedi saçlarım onunkilere.İnsanların dehşet verici bakışlarının ardından eve geldim ve hemen ayaklarımı uzatıp oturduğum yerde kala kalma dakikalarından birini daha yaşadım.Hayatı monotonluktan uzaklaştırmak için kendimde şekil değişikliği yapmanın ne kadar etkileyici olduğunu yeni anladım.Zaten bütün gün salça yapan komşularımızdan bir tanesi de salça getirmedi,sinirlerim çok bozuldu:(
Yine test çöz,yine kitapların karışık sayfaları arasından bakışların gezinişi.Saçma telefon mesajları ve kuşum Limon ile Boncuk’un bağrışmaları.İşte bir gün böyle geçti.Sanki her gün geriye gider gibi.Maksat hayat olunca sanırım sınırları biraz daha zorlamak gerekiyor.Yokuş aşağı inerken frene basmak istemiyorum.Bizim bakkal amcanın dediği gibi “Oku,adam ol evladım”.İnşallah bakkal amca…