29 Kasım 2016 Salı
Sevmek
Tamam diyorum, adım atmaya başladığım anda bir şeyler beni geriye itiyor. Hissedemiyorum, bir yerde, içimde istiyorum ama tümden koyvermek kendimi elimden gelmiyor çoğu zaman. Zaman mı gerekir, yoksa zaman bizi öğütüp mahvetmekten başka bir işe yaramaz mı emin olamıyorum. Hem bir deva gibi hem de acı verici zaman. Tıpkı hayattaki tüm zıt duygular gibi, her şey birbiri ile iç içe geçmiş durumda. Duygularımız safını belli edemiyor, bir türlü karar veremiyoruz. Veremiyorum.
Sevmek işi çok zor iş. Beceremiyorum, üzülüyorum, olmuyor, oluyor derken sonunda bir başıma dönüyorum yine dünyama. 'Belki' kalıyor geriye, belki olur diyorum bir gün. Hiçbir şey gibi o da bilinemiyor, ona da ulaşılamıyor.
2 Nisan 2016 Cumartesi
Kedi Ciğeri
15 Mart 2016 Salı
Gönlümdeki Köşk Olmasa
Film, küçük Osman'ın gözünden anlatılıyor. Anadolu'nun küçük bir bölgesinde, bir köyde yoksullukla büyüyen Osman. Dedesinin kızgınlığı, kini yüzünden ailecek sokağa atılmışlar. Köylülerin yardımı ile bir çadırda yaşıyorlar, bir yandan da kendilerine kerpiçten bir ev yapma telaşındalar.
Osman'ın hayalleri var. Her şeye rağmen çocuk mutluluğu gönlünden hiç eksik olmuyor. Aşık Emmi'nin yanından ayrılmıyor, onun öğütlerini, hayata dair kıssadan hisselerini ve türkülerini dinliyor. Tek isteği dut ağacından yapılma bir saza sahip olmak.
Film, Anadolu geleneklerini anlatırken, binbir güçlükle, yoksullukla, yaşam mücadelesi ile hayatını devam ettiren halkın hayatına da ışık tutar. İyiler ile kötülerin savaşı, aile bağları, ölüm, hastalık, terk edişler... Anadolu'daki aşık geleneği...
Küçük Osman'ın hayat hikayesi izlemeye değer.
12 Temmuz 2010 Pazartesi
Bana Aşık Olacak İnsan Aha Da Böyle Olsun
10 Ağustos 2009 Pazartesi
Aşık Mı Oldum?Ne,O Da Bana Mı Aşıkmış?
Nasıl söylenir bilmem ki?Daha geçen yazılarımın birinde aşktan bahsetmeme kararı almışken ya da bu konularda konuşmanın benim harcım olmadığından bahsederken…İçimde patlayan bir alevin ne anlama geldiğini bilmezmişim meğer…Yaptığım yırtılmış bir hayatı yapıştırmaya çalışmakmış ama ben yenisini istemişim ve kazanmışım bu hayatı…Onunla…İlk defa…Bir turda,okul gezisinde başladı aslında tanışmamız.Yeditepe gezisinden uzunca bahsetmiştim,hayallerden,dostluklardan yaşanan kocaman dolu dolu üç günden.Nereden bilebilirdim ki hayatımın aşkını,dostunu,can yoldaşını,GİZEM’ini orada bulacağımı.Hani genzi yanar ya insanın,kendinizi pamuk helva yerkenki kadar pembe ve somut hissedersiniz ya.İşte kendim gibi dışarıda doya doya elma şekeri ve pamuk helva yiyebileceğim biri çıktı karşıma…Bu öyle bir duyguymuş ki;insan bunu gerçekten hisseder gerçekten buna ihtiyaç duyarmış.Daha geçen gün konuştuk Feray ile yalnızlık bize göre dedik pek bir sözünden döner oldum ama çok mutluyum.Tıpkı Edward ile Bella gibi…Bir gece yarısı aşka kavuştum.Beni içmesine izin verdim ve onu korudum kolladım…Böyle bir şeye ihtiyacım vardı ve şimdi yeni bir hayat,yenir bir hakikat.Biraz uzak olsa da aşılır engeller kalmaz önlerde bir şey sizden başka;)
Ve şimdi geliyorum sana
Kırılgan cümleler kapandı içe
Uzandı sol yanım sana
Kabardı duygular en dibe
Ihlamur kadar saf kılıklı
Bir papağan kadar taze ve geveze
Sen kadar iki hece
Yaşadığımız sadece kendimizi dinlemece…
Facebook konusunda anlaştık tabi,öyle ilişkim var diye belirten saçmalardan olmayacağız.Her şey ikimiz arasında ve içimizde.Ben de aşktan bahsedersem anca bu kadar bahsederim.Odun!)
Kim ne derse desin aşk için….Naynananaynay….
Suyun öte yanı…

