Sevmek işi çok zor iş. Az konuşan bir insanım, tüm dünyam içimde, içimde oluyor ne oluyorsa. Dışarıdan çok belli olmuyor, zaman zaman yüzüm düşüyor onu da herkes fark etmiyor.
Tamam diyorum, adım atmaya başladığım anda bir şeyler beni geriye itiyor. Hissedemiyorum, bir yerde, içimde istiyorum ama tümden koyvermek kendimi elimden gelmiyor çoğu zaman. Zaman mı gerekir, yoksa zaman bizi öğütüp mahvetmekten başka bir işe yaramaz mı emin olamıyorum. Hem bir deva gibi hem de acı verici zaman. Tıpkı hayattaki tüm zıt duygular gibi, her şey birbiri ile iç içe geçmiş durumda. Duygularımız safını belli edemiyor, bir türlü karar veremiyoruz. Veremiyorum.
Sevmek işi çok zor iş. Beceremiyorum, üzülüyorum, olmuyor, oluyor derken sonunda bir başıma dönüyorum yine dünyama. 'Belki' kalıyor geriye, belki olur diyorum bir gün. Hiçbir şey gibi o da bilinemiyor, ona da ulaşılamıyor.
duygular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duygular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Kasım 2016 Salı
9 Ağustos 2016 Salı
Yeni Dünya ve Genç Kadın/Genç Erkek Algısı II (Samimiyet Sorunsalı Üzerine Düşünceler)
Sosyal medya aracılığı ile hayatı basitleştiriyor, duygularımızı yüzeysel hale getiriyoruz. Yakın bir zamanda benimle yaşıt olan bir arkadaşım babasının vefatını sosyal medya üzerinden duyurdu ve saatlerce altına yazılan taziye mesajlarına tek tek yanıt verdiğini gördüm. Ölümün kutsallığını, var oluşun son bulmasını bile sosyal medya üzerinden ilan edip durumu epey basitleştirir hale geldik. Ülkede, dünyada yaşanan tüm sorunlara bu denli kayıtsızlığımız, bu topraklarda bu evrende yok yere hayatını kaybeden insanlara olan üzüntümüzün saniyeleri bile bulmaması, içerisinde yaşadığımız bu yeni dünya ile alakalı. Hal böyle olunca genç kadın/erkeklerin günümüzün sorunlarına olan ilgisi oldukça düşük düzeyde.
Annem iki yıl önce rahatsızlandığında bir yıl süre ile tüm sosyal medya hesaplarımı kapattım. Çünkü bana o kadar zor geldi ki, sizin can parçanız ölüm ile boğuşuyor ve arkadaşlarınız, sevdikleriniz hatta sevgiliniz bu durumu bildikleri halde sosyal medya üzerinden mutlu hayatlarından enstantaneler paylaşmaya devam edebiliyorlar.
Günümüzün en büyük probleminin ve insan var oluşunu temelden çökertecek olan vehametin "samimiyetsizlik" olduğu kanaatindeyim. Ben samimiyeti/samimiyetsizliği duygusal, histerik bir kavram olarak görmüyorum. Samimiyeti bir erdem olarak görüyorum. Kendim de dahil olmak üzere kimsenin samimi olduğuna inanmıyorum. Bu samimiyetsizlik durumunu yaratan en büyük aracın da popüler kültür, sosyal medya ve gençleri hedef alan yeni dünya düzeni olduğunu düşünüyorum.
Biraz daha düşünsel dünyamıza önem vermeye ihtiyacımız var, popüler kültürün dışında kalan her alan ile yakından haşır neşir olmaya, aile ve eş dost sohbetlerimizi artırmaya, daha insani hareket etmeye ihtiyacımız var.
Yeni dünya düzeninden korkuyorum. Erdemlerimizi ve duygularımızı derinlikli hale getirmeye ihtiyacımız var; kalburüstü yaşamlar yerine ince, hassas ve epik yaşamları tercih etmemiz ve bence bunun sonucu olarak da tekrar doğa ile bütünleşmemiz gerekiyor.
Erdemimiz, ehliyetimiz samimiyet olsun. Yolculuk onunla güzel ve değerli çünkü.
Annem iki yıl önce rahatsızlandığında bir yıl süre ile tüm sosyal medya hesaplarımı kapattım. Çünkü bana o kadar zor geldi ki, sizin can parçanız ölüm ile boğuşuyor ve arkadaşlarınız, sevdikleriniz hatta sevgiliniz bu durumu bildikleri halde sosyal medya üzerinden mutlu hayatlarından enstantaneler paylaşmaya devam edebiliyorlar.
Günümüzün en büyük probleminin ve insan var oluşunu temelden çökertecek olan vehametin "samimiyetsizlik" olduğu kanaatindeyim. Ben samimiyeti/samimiyetsizliği duygusal, histerik bir kavram olarak görmüyorum. Samimiyeti bir erdem olarak görüyorum. Kendim de dahil olmak üzere kimsenin samimi olduğuna inanmıyorum. Bu samimiyetsizlik durumunu yaratan en büyük aracın da popüler kültür, sosyal medya ve gençleri hedef alan yeni dünya düzeni olduğunu düşünüyorum.
Biraz daha düşünsel dünyamıza önem vermeye ihtiyacımız var, popüler kültürün dışında kalan her alan ile yakından haşır neşir olmaya, aile ve eş dost sohbetlerimizi artırmaya, daha insani hareket etmeye ihtiyacımız var.
Yeni dünya düzeninden korkuyorum. Erdemlerimizi ve duygularımızı derinlikli hale getirmeye ihtiyacımız var; kalburüstü yaşamlar yerine ince, hassas ve epik yaşamları tercih etmemiz ve bence bunun sonucu olarak da tekrar doğa ile bütünleşmemiz gerekiyor.
Erdemimiz, ehliyetimiz samimiyet olsun. Yolculuk onunla güzel ve değerli çünkü.
8 Mart 2016 Salı
Kıyıdan
Kıyıdan bir ses duymuştu, dönüp bakmaya mecali yoktu ama bakacaktı az sonra. Beklenti içindeydi hayatı boyunca; bir ses, bir çığlık, bir sevgi belki bir soru bekliyordu. Eninde sonunda diye düşünüyordu. Betona çarpan su sesleri ile yüzüne çarpan rüzgar sesleri arasında bir adım daha atmıştı.
Şimdi arkasını dönme vaktiydi, ardına bakma vakti. Baktı, upuzun bir yol ve uçsuz bucaksız bir sis gördü. Devrildi gülüşü, boşluğa baktı uzunca. Kendinden başkasını bulamayacağını biliyordu. O en doğal, en içten, en yakın, en derin kendisiydi. Kendi ruhuydu. Adımlarını hızlandırdı. Bir daha dönüp bakmayacaktı asla, söz vermişti kendine.
Şimdi arkasını dönme vaktiydi, ardına bakma vakti. Baktı, upuzun bir yol ve uçsuz bucaksız bir sis gördü. Devrildi gülüşü, boşluğa baktı uzunca. Kendinden başkasını bulamayacağını biliyordu. O en doğal, en içten, en yakın, en derin kendisiydi. Kendi ruhuydu. Adımlarını hızlandırdı. Bir daha dönüp bakmayacaktı asla, söz vermişti kendine.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)