4 Kasım 2018 Pazar

Hatıra

Bu akşam beni duygulandıran bir şey oldu. Eski okulumda kullandığım, İletişim Yayınlarının bastığı Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi vardı. Okullar kapanmadan önce onu öğrencilerime vermiştim. Hiç hatırlamıyorum, Ekim ayında bir güne rastgele bir not düşmüşüm. "Öğretmeniniz sizi çok seviyor" diye, bir de gülücük eklemişim sonuna. 

Bugün bana bu takvim yaprağını attılar. Bulup duvarlarına asmışlar, bir de mesaj atmışlar; "Öğretmenim sizi unutmadık ve çok seviyoruz" diye. Çok duygulandım. Gözlerim dolu dolu. 

Onlara bir sevgi bağı emanet edebildiğim için çok şanslıyım. Bunu alabilen, bunun farkına varabilen çocuklardı. Haftada bir ararlar beni, uzun uzun konuşuruz. Bu anı da gönlüme kazınmış oldu. Önemli olan onlara öğrettiğimiz kitabi bilgiler değil, bunları kendileri de öğrenebilirler. Sanırım bu meslekte önemli olan onlarla bir sevgi bağı oluşturabilmek. Yıllar geçiyor fakat bir gün karşınıza çıkabiliyorlar, üstelik öğretmenim sizi unutmadık, sizi çok seviyoruz diyerek. Sevgimiz bol olsun. 

4 yorum:

Kim Bilir dedi ki...

İlkokul öğretmenimi çok severdim. Ama bizim zamanımızda cep telefonları olmadığı için iletişimimiz koptu. Sonraki okullar ise tam bir kâbustu. İyi hocalarım olduysa da ben o yıllardan hiçbir şey hatırlamak istemiyorum. Etkileri hala psikolojik anlamda bedenimdedir. Hiç kimseyi affetmiyorum okul yıllarımdan. Sanırım hayatım boyunca da affetmeyeceğim.

Beyaz Çiklet dedi ki...

Kim Bilir,

Esasen çok zor bir meslek. Bazen devam edip etmeme konusunda tereddüt yaşıyorum. Lakin devam etmesem ne yapacağım? Bazen de doğru bir meslek mi seçtim diye düşünüp duruyorum, tekrar okuma imkanım olsa sanırım öğretmen olmazdım. Dönemin ve çevrenin şartları bir memur zihniyeti miras bıraktı bize. Çok yorucu bir iş, çocuklarla ilgilenmek gerçekten büyük bir enerji gerektiriyor (Ben enerjik bir insan değilim). Eve gelince asla ses duymak istemiyorum, üstelik evde de işler hiç bitmiyor. Bir sürü çalışma yapmak zorunda kalıyorum, bunların büyük bir kısmı da eve taşınıyor. Neden okul hayatın hakkındaki düşüncelerin böyle?

Kim Bilir dedi ki...

Ortaokula başladıktan sonra lise sona kadar benim için kâbus gibi geçti. Derste öğretmenlerin yanında eşcinsel olduğuma yönelik imalar, tenefüste top,...şakaları. Her zaman bunlara maruz kaldım. Okula mutlu bir şekilde gidip gelmeme izin verilmedi. Tek şansım hiçbir zaman fiziksel bir şiddete maruz kalmadım. Şu an belli olmuyor ama her nasılsa çocukluk yıllarımda eşcinsel olduğum anlaşılıyordu. Belki de daha doğal davrandığım içindir, bilemiyorum. Tek bildiğim bugün bile acısını hissedebildiğim o rencide edilmişliklerim. Çocuklukta yaşadığım hastalıklar, sakatlanmalar hepsini unuttum ama bunları unutamadım. Öğretmenler böyle durumlarda üst düzey hassasiyet göstermeli bence.

Beyaz Çiklet dedi ki...

Kim Bilir,

Akran zorbalığı dediğimiz bir durum yaşamışsın uzun süreli. Hayatın üzerindeki olumsuz etkilerini tahmin edebiliyorum, özellikle ilkokul ve ortaokul çocukları bunu çok fazla yapabiliyorlar. Vicdan duyguları, karşısındaki arkadaşını anlayabilme yetileri henüz tam gelişmiş olmuyor o çağlarda. İşin kötü yani öğretmenlerin pek çoğu ne yazık ki homofobik, öğretmen böyle iken öğrenciden duyarlı davranmasını beklemek hata oluyor. Feminen çok öğrencim oldu, eşcinsel olduğunu düşündüğüm öğrencilerim de oldu. Elimden geldiğince doğru bir yaklaşım sergilemeye çalışıyorum, özel olarak bunun eğitimini de aldım. Hassas davranmanın dışında ne yazık ki öğretmenlerin iş yükleri çok ağır, bazen gözden kaçabilen şeyler oluyor. Mesela ben dokuz saat derse girdiğim günlerde eve perişan geliyorum, 10 dakikalık teneffüs arasında bile oturmaya zaman bulamadığım günler oluyor. Sistem biraz daha hafif hale gelirse, öğretmenlerin daha dikkatli olabileceklerini düşünüyorum. En azından umut etmek istiyorum.