60'lı yıllar. Paris. Jerome ve Sylvie. Şeylerin küçük dünyasında büyümeye çalışan iki hayat arkadaşı. Zamanın bir dolu serüvenine kucak açmaya çabalayan, gittikçe yiten, yalpalayan, nesnelerin sahte dünyası içinde yol alan iki genç insan.
"Düşman görünmezdi. Ya da asıl onların içlerindeydi, onları çürütmüş, kangrenleştirmiş, mahvetmişti. Alemin maskarası olmuşlardı. Küçük uysal yaratıklar, onları önemsemeyen bir dünyanın sadık yansımalarıydılar. Kırıntılarından başkasını asla elde edemeyecekleri bir pastanın içine boğazlarına kadar batmışlardı."
georges etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
georges etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Temmuz 2016 Çarşamba
Georges Perec: Şeyler
18 Haziran 2016 Cumartesi
Georges Perec: Uyuyan Adam
Muhteşem bir yazar ile tanıştım: Georges Perec. Bir süredir hangi kitapçıya girsem mistik bir şekilde karşıma "Uyuyan Adam" adlı romanı çıkıyor. Niçin almamak için direndim bilmiyorum, fotoğrafını çekip telefonuma kaydettim, bekledim, bekledim. Cioran'ın "Çürümenin Kitabı" adlı eserini bitirip almayı planlıyordum lakin dün kitapçıda tekrar karşıma çıkınca almaya karar verdim.
Bazı kitaplar vardır, bazı yazarlar. Okumak için bir liste oluşturursunuz, düzenli bir şekilde ilerlerken bir kitapçıda, birçok kitapçıda karşınıza çıkarlar hem listenizi hem de sizi darmadağın ederler. "Bir kitap okudum hayatım değişti" mottosuna inananlardan değilim lakin bazı kitapların hissiyatı çok farklı hakikaten. Çok derinler, tahmin edebileceğimizden çok daha derinler.
Perec'in romanı "Uyuyan Adam"dan kısa bir bölüm paylaşmak istiyorum. Üzerinde tartışılacak, paylaşılacak o kadar çok bölüm var ki, şimdilik bir tanesi ile yetineceğim:
"Bu senin yaşamın. Bu sana ait. Önemsiz servetinin tam bir dökümünü yapabilir, ilk çeyrek yüzyılının kesin bilançosunu çıkarabilirsin. Yirmi beş yaşındasın ve yirmi dokuz dişin, üç gömleğin, sekiz çorabın, artık okumadığın birkaç kitabın, artık dinlemediğin birkaç plağın var. Başka şeyleri hatırlamayı canın hiç çekmiyor: ne aileni, ne öğrenimini, ne aşklarını, ne dostlarını, ne tatillerini, ne de tasarılarını. Yolculuklara çıktın ve dönüşte yanında hiçbir şey getirmedin. Oturuyor ve beklemek istiyorsun sadece, bekleyecek bir şey kalmayana kadar beklemek: Gece olsun, saatler vursun, günler geçip gitsin, anılar silikleşsin."
Bazı kitaplar vardır, bazı yazarlar. Okumak için bir liste oluşturursunuz, düzenli bir şekilde ilerlerken bir kitapçıda, birçok kitapçıda karşınıza çıkarlar hem listenizi hem de sizi darmadağın ederler. "Bir kitap okudum hayatım değişti" mottosuna inananlardan değilim lakin bazı kitapların hissiyatı çok farklı hakikaten. Çok derinler, tahmin edebileceğimizden çok daha derinler.
Perec'in romanı "Uyuyan Adam"dan kısa bir bölüm paylaşmak istiyorum. Üzerinde tartışılacak, paylaşılacak o kadar çok bölüm var ki, şimdilik bir tanesi ile yetineceğim:
"Bu senin yaşamın. Bu sana ait. Önemsiz servetinin tam bir dökümünü yapabilir, ilk çeyrek yüzyılının kesin bilançosunu çıkarabilirsin. Yirmi beş yaşındasın ve yirmi dokuz dişin, üç gömleğin, sekiz çorabın, artık okumadığın birkaç kitabın, artık dinlemediğin birkaç plağın var. Başka şeyleri hatırlamayı canın hiç çekmiyor: ne aileni, ne öğrenimini, ne aşklarını, ne dostlarını, ne tatillerini, ne de tasarılarını. Yolculuklara çıktın ve dönüşte yanında hiçbir şey getirmedin. Oturuyor ve beklemek istiyorsun sadece, bekleyecek bir şey kalmayana kadar beklemek: Gece olsun, saatler vursun, günler geçip gitsin, anılar silikleşsin."
23 Ağustos 2015 Pazar
Georges Duby: Batı'da Aşk ve Cinsellik
Georges Duby, Annales geleneğinin önemli temsilcilerinden biri. Annales okulu olarak literatüre geçen bu gelenek, tarih yazıcılığı geleneklerinden bir tanesidir ve Fransız temellidir. Annales geleneği nedir? Kısaca belirtmek gerekirse; psikoloji, sosyal psikoloji ve sosyoloji gibi bilim dallarının tarih ile olan işbirliğini ifade eden bir gelenektir. Benim en sevdiğim ekollerden bir tanesidir. Annales geleneği ile yazılmış kitapları okumaktan büyük bir keyif duyuyorum.
Georges Duby, Batı'da Aşk ve Cinsellik adlı kitabında çeşitli makaleleri derlemiş. Özellikle Antik Roma ile ilgilendiğim için, kitabın birinci bölümünde yer alan "Roma'da Eşcinsellik" ve "Antik Yunan'da Eşcinsellik" adlı bölümleri çok sevdim. Aynı zamanda, lgbti bireylerin de okuması gerektiğini düşündüğüm bir kaynak kitap niteliğinde.
Kitap toplamda üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümün adı: "Özgür Aşk: Oyunun Kuralı." İkinci bölüm adı: "Çift: Bir Erkek Bir Kadın." Üçüncü bölümün adı ise: "Zevk ve Acı: Tutkunun Hastalıkları."
Eğer toplumsal tarihe ilgi duyuyorsanız kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap. İletişim Yayınları özenle basıma hazırlamış kitabı. Keyifli okumalar.
Georges Duby, Batı'da Aşk ve Cinsellik adlı kitabında çeşitli makaleleri derlemiş. Özellikle Antik Roma ile ilgilendiğim için, kitabın birinci bölümünde yer alan "Roma'da Eşcinsellik" ve "Antik Yunan'da Eşcinsellik" adlı bölümleri çok sevdim. Aynı zamanda, lgbti bireylerin de okuması gerektiğini düşündüğüm bir kaynak kitap niteliğinde.
Kitap toplamda üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümün adı: "Özgür Aşk: Oyunun Kuralı." İkinci bölüm adı: "Çift: Bir Erkek Bir Kadın." Üçüncü bölümün adı ise: "Zevk ve Acı: Tutkunun Hastalıkları."
Eğer toplumsal tarihe ilgi duyuyorsanız kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap. İletişim Yayınları özenle basıma hazırlamış kitabı. Keyifli okumalar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

