tez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Yüksek Lisanstan Mezun Oldum

Bir süredir yazamıyorum. Dün tez savunmam vardı. Okullar kapandığından beri yoğun bir şekilde tez savunmama hazırlandım. İnsan her şey mükemmel olsun, bir kusur olmasın istiyor. Malum iki yıllık bir maceranın emeği, bir yıl da ders aşamasını eklersek tezli yüksek lisans yapmak dışarıdan görüldüğü kadar kolay değilmiş bunu anladım. Üstelik bir de çalışıyorsanız derslere odaklanmak ve zaman ayırıp güzel bir konu çalışabilmek zor iş vesselam. 

Tez savunmam güzel geçti, jüri üyelerinin hepsi tezimi onayladı. Yüksek lisanstan sınıf arkadaşlarım da yanımdaydı, onların desteği bana güç verdi. Jürinin bitiminde adet olduğu üzere hocam cübbe giydirdi, fotoğraf çekildik ve yeni anılar biriktirdik. 

Ardından okul kafesinde tez danışmanıma yemek ısmarladım ve vedalaştık. Sonrasında çok sevdiğim sınıf arkadaşlarımı yemeğe çıkardım. Bir güzel yemek yedik, ardından kahve eşliğinde sohbet ettik.

Kısa bir sürede birtakım düzeltmeler yapmam gerekiyor. Hiç durmadan hemen düzeltmeleri yapmaya koyuldum. Onları tamamladıktan ve enstitüye son halini teslim ettikten sonra mezuniyet işlemlerim başlayacak. Lisanstan sonra bir üç yılı daha devirip yüksek lisansı da tamamladık. Bir de üstüne 25 yaşında kocaman bir adam olduk. 

Tezimin çıktısına baktıkça mutlu oluyorum. Emeğim var orada, yazdığım, araştırdığım her bir satır, her bir tablo ve analiz benim için çok kıymetli. İnsanın bir şeyler üretmesi ne kadar da güzel. 

Şu işler bir bitsin hemen yaz tatili planlarımı uygulamaya başlayacağım. Eh hak ettik kocaman güzel bir tatili.

Başarı ve mutluluğunuz daim olsun efendim, güzel günleriniz olsun. 

8 Haziran 2017 Perşembe

Yüksek Lisansta Mezuniyete Doğru!

2013 yılında üniversiteden öğretmen olarak mezun olduğumda hiç ara vermeden yüksek lisans yapmak niyetindeydim. O dönemde devlette çalışmayı düşünmediğim ve kamu personeli seçme sınavına da hazırlanmadığım için atanmak gibi bir durum benim için söz konusu değildi. İstanbul'da bir sürü özel okula başvuru yapıp epey yorucu bir maceranın içine girdim. Nihayet dünya kadar özel okulun içinden biri ile anlaştım. O dönemde istediğim yüksek lisans bölümleri açılmamıştı. Üniversiteyi okuduğum okulda devam etmek istiyordum, nihayet ertesi yıl istediğim bölüm açıldı ve girdim. 

Kendi branşıma yakın lakin farklı bir branştan yüksek lisans yaptığım için ilk bir yıl ders aşamasında zorlandım. Yoğun çalıştığım için de derslerin hepsini takip edemedim. Bir de başvuru yaptığım tarihten iki ay evvel annem çok ağır bir rahatsızlığa yakalandı. Onun tekrar hayata dönmesi, hem çalışıp hem okuduğum dönemde beni birkaç parçaya böldü. Serde biraz inatçılık var pes etmedik, hem annemi hayata döndürdük hem de öğretmenlik yapmaya devam ettim ve de yüksek lisansa. 

Ders aşamasından sonra iki yıl tez aşamam sürdü. Geçtiğimiz gün nihayet tezimi tamamladım. Jüri hocalarımı belirledik ve tezimi enstitüye teslim ettik. Şimdi büyük bir heyecan ile jüri tarihi bekliyorum efendim. Değişik bir sevinç, gurur verici bir süreç. Şöyle dönüp baktığımda hiç de fena bir tez olmadı sanıyorum ki, daha önce çalışılmamış bir konu olması beni ilk etapta sudan çıkmış balığa döndürse de nihayete erdiriyoruz süreci. Öyle ahım şahım bir tez olmadı farkındayım ama benim içime sindi. 

Bakalım bundan sonra bendenizi neler bekliyor, yaşayıp göreceğiz, biraz sevinip biraz da irkilip yolumuza devam edeceğiz. 

25 Nisan 2016 Pazartesi

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği ve Franz'ın Düşünceleri Üzerine Düşünceler















"Öte yandan Franz, yaşamının özel ve kamusal olarak ikiye bölünmesinin bütün yalanların kaynağı olduğuna emindi; kişi özel yaşamında başka bir şeydi, başkalarıyla birlikteyken bambaşka bir şey. Franz için gerçek yaşamak, özel ile kamusal arasındaki engelleri yıkmak demekti."

Bu çok önemli bir nokta. Milan Kundera "Varolmanın Dayanılmaz Hafifliğinde" 'gerçek yaşamak' denilen bir kavramdan bahsediyor. Nedir 'gerçek yaşamak' ? 

Çoğu zaman bu dünyaya ait olmadığımı düşünüyorum. Bu mutsuz olduğum, karamsar olduğum anlamına gelmiyor. Bir şeyler eksik, tarif edemiyorum. Bu his, tarif edilemeyen ve somutlaştırılamayan türden bir his. Burası bana göre değil sanki. Bu insanlar bana göre değil. Farklı bir dürtü var içimde, insanların birbirleri ile olan ilişkilerindeki samimiyetsizliği gördükçe daha fazla uzaklaşıyorum bu dünyadan. Kendi kabuğuma çekildiğim zaman güvende hissediyorum. Günlerce dışarı çıkmamak, sadece okumak, sessizliği ve kendimi dinlemek, insanlarla yalandan ilişki kurmamak... İşte ancak bu zaman dilimlerinde gerçeği yaşıyorum ben. Tıpkı Franz'ın bahsettiği gibi. Çünkü beni kimsenin görmediğini bildiğim zamanlarda rahat hissediyorum. Ancak bu zamanlarda kendim oluyorum. 

Nasıl mı? Çok basit örneklerle açıklamak isterim. Evde tek başıma olduğum zamanlar: donumla dolaşmaktan utanmıyorum, hafiften büyümeye başlayan göbeğimi aynada izlemekten utanmıyorum, saçlarımın kenarına düşen aklara bakmaktan utanmıyorum, tuvaletten çıkınca ellerimi yıkamamaktan utanmıyorum, tuvalet kapısı açıkken tuvaletimi yapmaktan utanmıyorum, mastürbasyon yapmaktan utanmıyorum. Vesaire vesaire....

Peki kamusal yaşamda ve özel yaşamda nasıl aynı olabiliriz? Bu samimiyetsizlik nasıl kalkar ortadan? 

"Andre Breton'un içini herkesin görebileceği ve sır namına bir şey barındırmayan camdan bir evde yaşamanın arzulanırlığı üzerine söylediklerini dilinden düşürmezdi Franz."

Kim bilir belki de Andre Breton haklıdır, böyle yapmak gerekir. Ya da dışsal ve içsel gerçekliğimizi çiftleştirmek gerekir ki yek vücut olsun. O çiftleşme anı hiç bitmesin ve bu sonsuza kadar sürsün. Ancak her türlü gerçeğimiz birbiri içerisine geçtiğinde gerçeği yaşayabileceğiz. 

13 Ocak 2016 Çarşamba

Tez Önerileri, Yüksek Lisanslar, Olaylar ve Olaylar

İstanbul'da bir devlet üniversitesinin eğitim bilimleri enstitüsünde tezli yüksek lisans yapıyorum. Bir yandan çalışırken bir yandan yüksek lisans yapmak oldukça zor. Lakin insana enteresan bir enerji ve bilgi birikimi kattığı da bir gerçek. Çok yoruluyorum ama halimden memnunum.

Geçtiğimiz yaz ders aşamasını tamamladım. Ardından tez konusu belirlemek ve tez önerisi yazabilmek için epey uğraştım. Sadece ben değil, tüm bölüm arkadaşlarım emek verdi. Geçtiğimiz günlerde tez önerilerimiz enstitü tarafından reddedildi. Elbette bir hayal kırıklığı yaşamadık değil. Çünkü zaten özgün bir tez konusu bulmak bile başlı başına bir sorunsal.

Bugün tez önerimi düzenledim, eksiklerimi tamamladım ve yeniden teslim için okula gittim. Her şey tamam, bütün hocaları tek tek turlayıp imzalar attırdım, danışman hocamla tüm evrakları tamamladık derken hepsinin üzerine bir güzel kahve döktüm. Tekrar evrak toparlamam, çıktıları alıp dosyalamam bir saatimi daha aldı. Üstelik bir de çalıştığım okula yetişmek zorundaydım. Bu telaşın içinde işlerimi tamamladım ve koştur koştur okula geldim. 

İstanbul'da hayat hep koşturmaca. İnsana soluk alacak vakit bile kalmıyor bazen. Nihayet tez önerim kabul aldı ve onaylandı. Ben önerimin onaylanacağını düşünerek birkaç aydır tezimin bir kısmını tamamlamıştım zaten. Şimdi resmi olarak tez yazma olaylarına cümleten başlayabilirim. Umarım sonunda ortaya kaliteli bir iş çıkar ve emeklerimin karşılığını alırım. Okumak eyleminin benim için her daim baki kalmasını temenni ediyor ve teze gömülmeye devam ediyorum. 

23 Ağustos 2015 Pazar

Yüksek Lisans Tez Konusu Bulmak ve Tez Önerisi Yazmak

Eylül ayı itibari ile tez önerimi esntitüme teslim etmem gerekiyor. Akabinde de tez yazmaya başlayacağım. Bir yandan yoğun olarak çalıştığım için, tezime zaman ayırmak benim için bir hayli zor olacak lakin yapabileceğimi düşünüyorum. 

Uzun süredir kendime bir tez konusu bulmaya çalışıyorum. Bazı arkadaşlarım hemen belirleyebildiler lakin ben bir türlü karar veremedim. Nihayet bugün karar kıldım ve yazıya geçirmeye başladım. 

Öncelikle biliyorum ki tez konusu bulmak bile başlı başına büyük bir enerji ve araştırma gerektiriyor. Öncelikle tavsiyem, yüksek lisans arkadaşlarınız ile sürekli fikir alışverişinde bulunmanız. Ben, arkadaşlarımla bu konuda sohbet ederken ortaya inanılmaz güzel fikirler çıktı. Bir başka tavsiyem ise sene içerisinde yapmış olduğunuz ödevleri şöyle bir düşünün. İçlerinde tez yazılabilecek bir konu olabilir ve siz gözden kaçırmış olabilirsiniz. 

Ulusal Tez Merkezi'nin sitesine muhakak girin, yazmak istediğiniz tez konusu ile ilgili daha önce başka bir tez yazılmış mı bir bakın. Tekrara düşmenizi engelleyecektir. Yazmak istediğiniz konu ile ilgili bir tez var diyelim, tezi şöyle bir inceledikten sonra aynı konuyu nasıl farklı işleyebilirim diye düşünün. 

Ben şahsen, internet üzerinden makalelere bakarken buldum tez konumu. Daha sonra bir araştırma yaptım, bu alanda bir tez yazılmış mı, yazılmamış diye.

Elbet ortaya içinize sinen güzel bir tez konusu çıkacaktır. Birkaç gününüzü sıkı bir araştırmaya ve iletişime ayırdığınızda illa ki karşınıza çıkıyor. Tabii bu süreçte danışman hocalarınızdan ya da ders aldığınız hocalarınızdan da yardım istemek etkili bir yöntem. Onları da heyecanladıracak konular çıkabiliyor ortaya. 

Umarım tez yazımı konusunda sıkıntı yaşamam ve güzel bir yüksek lisans tezi ile mezun olurum önümüzdeki yıl. Başarılar dilerim, sağlıcakla kalın.