sırrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sırrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2018 Salı

Nahid Sırrı Örik: İstanbul Yazıları


Türk edebiyatının en çok takdir ettiğim, metinlerini okumaktan haz aldığım ve buna mukabil muvaffak olduğum kalemlerinden biri Nahid Sırrı Örik'tir. Hakkını bir türlü tam olarak teslim edemediğimiz için derin bir üzüntü duymaktayım.  

Buraya, daha önceki yazılarımda Nahid Sırrı hakkında anekdotlar düşmüştüm. Pek çoğumuz gibi benim de kendisi ile tanışmam, Zeki Demirkubuz'un "Kıskanmak" adlı filmi ile oldu. Metnin Nahid Sırrı Örik'e ait olduğunu öğrenince kendisine olan ilgim günden güne artmaya başladı. Eserlerini okumaya, ardından kitaplığımın güzide bir köşesini kendisine ayırmaya başladım. "Sultan Hamid Düşerken" isimli metni de sinemaya uyarlanmıştı. Bir dönem özel televizyon kanallarının birinde, "Eve Düşen Yıldırım" adlı öyküsünün diziye uyarlandığını gördüm. Bunun dışında televizyon ve sinemaya uyarlanan bir eseri mevcut değil sanıyorum. 

Nahid Sırrı yalnızca roman ve öykü dallarında çalışmış bir kalem değil, hatıra-gezi yazısı türlerinde metinleri de mevcut. Uzunca bir süre Tanin Gazetesinde çeşitli yazılar kaleme almış. Türk Tarih Kurumu, 2011 yılında Nahid Sırrı'nın Tanin Gazetesi başta olmak üzere çeşitli mecralarda kaleme aldığı İstanbul yazılarını bir kitap haline getirmiş. Büyük bir merak ve şevk ile okudum eseri. 

1930'lu ve 1940'lı yıllardaki İstanbul'un çehresini anlatan yazar, İstanbul'u bir seyyah gözü ile aktarıyor. Hem kendi anıları hem de İstanbul'a dair çeşitli gözlemleri ve projeleri var Nahid Sırrı'nın. Bir yazıda karşımıza Sait Faik, başka bir yazıda Cemil Topuzlu, Lütfi Kırdar çıkıveriyor. Eski İstanbul'a ait ne varsa, Nahid Sırrı hepsini renkli ve eleştirel bir pencereden izleyerek aktarıyor. 

Eserin giriş kısmında Bahriye Çeri tarafından kaleme alınan bir yazı var. Onu mutlaka okuyun derim. 

Eski İstanbul'u hep yabancı seyyahların izleklerinden okuduk, bildik. Edmondo de Amicis, Pierre Loti ve Lamartine gibi. Bu coğrafyanın yazarlarının gözlemleri, hatıraları ve değerlendirmeleri bir o kadar değerli diye düşünüyorum. Kesinlikle es geçmemeliyiz. 

15 Kasım 2016 Salı

Nahid Sırrı Örik: Kozmopolitler

"Kozmopolitler", yeni okumaya başladığım Nahid Sırrı külliyatının eserlerinden bir tanesi. Kıskanmak'tan sonra tercihim kendisinin bu romanından yana oldu. Aşağı yukarı "Kıskanmak" ile benzer nüanslara sahip olan, zaman olarak hemen Cumhuriyet sonrasını işleyen kısa bir roman. 

Romanda söz konusu olan önemli şahsiyetler bir hayli fazla. Enise Hanım, kendisini aldatan eşini Avrupa'da bırakarak, annesi Madam Blanş ve kızı Suzan ile birlikte İstanbul'a gelerek, Osmanbey'de bir apartmana yerleşmiştir. Dönemin cemiyet hayatına hızlı bir giriş yapmış, geçmişi pek aydınlık olmayan lakin epey varlıklı bir kadın olan Prenses Müzeyyen ve oğlu Prens Cevat ile bu cemiyet ortamında tanışmıştır. 

Hikayenin seyrine, sonunda nasıl bir vaziyet ile nihayet bulacağına önceden kanaat getirmek mümkün oldu benim için. Nahid Sırrı, tıpkı Kıskanmak adlı eserinde olduğu gibi güzellik ve çirkinlik kavramlarını aleni ve keskin bir biçimde ele almış. Bunun dışında yine oğlunun gönül maceralarına göz yuman hatta onu teşvik eden bir anne olarak burada karşımıza Prenses Müzeyyen çıkmaktadır. Kıskanmak adlı romanında ise bu karakter Nüzhet'in annesidir. 

Henüz iki romanını okuyarak vakıf olduğum üzere Nahid Sırrı, eserlerinde benzer kavramları işleyen, esasen dışarıdan bakıldığında sıradan gibi görünen lakin sıradan ve bilindik hikayeleri kendine has üslubu ile işleyebilen bir yazar. Onun yazım tekniğini çok şık ve duru buluyorum. Kozmopolitler de epey etkiledi beni, hatta romanı baştan sona bir kahve molası eşliğinde anneme dahi anlattım. O da epey şaşırdı. 

Nahid Sırrı'dan devam edecektim lakin çok sevdiğim bir dostumun doğum günüm için hediye ettiği Şule Gürbüz'ün "Zamanın Farkında" isimli eserine başladım. Bu eser bitince Nahid Sırrı'nın "Eski Zaman Kadınları Arasında" ya da "Abdülhamid Düşerken" adlı eserlerinden birini okumaya başlayacağım. Umarım külliyatı kısa sürede bitirir, kendisi üzerine yapılan akademik çalışmaları okumaya geçebilirim. 

6 Kasım 2016 Pazar

Nahid Sırrı Örik: Kıskanmak

"Kıskanmak... Seniha'nın yüreğinde ilk beliren, kendisini ilk duyuran ve hemen her gün daha fazla gelişip büyüyen his bu olmuştu. Halit'le aralarında sekiz yaş vardı ve onu kıskanmadığı zamanı hiç bilmiyordu. Hayatının en eski, en bulanık ve silik hatıraları arasında bile bu kıskançlık her şeye hükmeden bir yer tutuyordu..."

***

"Adeta ağır bir hastalıktan kurtulmuşların nekahet devrinde kendi nefislerine aşık oldukları gibi bir haleti ruhiye içinde yalnız kendini düşünüyor, kendini seviyordu." 


Nahid Sırrı'nın "Kıskanmak" isimli romanı, hatırlarsınız ki Zeki Demirkubuz tarafından filme çekilmişti. Filmi izlemeden önce ne yazık ki Nahid Sırrı'yı tanımıyor idim. Artık vaktinin geldiğini düşünerek yoğun tempomun içerisinde Nahid Sırrı külliyatını okumaya karar verdim. Seçtiğim ilk eseri ise külliyatının en meşhur romanı "Kıskanmak" oldu pek tabii.

Kitaba başlamadan evvel, Enis Batur'un kaleme almış olduğu "Tutkunun Negatif Çehresi Üzerine Kanlı Bir Divertimento" isimli yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Batur, romanı çok geniş bir perspektiften ele alıyor, hatta yer yer Freud'un psikanalizinden yola çıkarak roman kahramanları hakkında küçük analizler de yapıyor. Hakikaten çok kıymetli bir yazı olmuş. 

Romanın içeriğini uzun uzun anlatmayacağım. Seniha karakteri beni fazlası ile etkiledi hatta biraz mübalağa ederek ve arabesk bir söyleme dalarak ifade etmeliyim ki parçaladı, ezdi geçti. Yıllardır içinde büyüttüğü kıskançlık, yok sayılma, çirkinlik, önemsenmeme ve adeta kendisini dış dünyaya kapama durumu, Seniha'nın haleti ruhiyesi üzerinde nasıl zuhur etmiş, roman boyunca hayretler içinde kaldım. Tüm bu negatif duyguları bünyesinde aynı anda barındırabilen Seniha'nın Mükerrem ve Halit karşısında benimsemiş olduğu tutum fevkalade çarpıcı. Ki belirtmeliyim, film de bende roman kadar güçlü bir etki bırakmıştı. 

Nahid Sırrı Örik edebiyatımızın keşfedilmemiş kalemlerinden biri. Eşcinselliği, eserlerindeki güzellik ve çirkinlik kavramlarını bu kadar net, keskin ve sonsuz bir biçimde ele alışı, hem Osmanlı Devletini hem de Cumhuriyet'i görmüş, her iki sistemin içinde yaşamış bir biri olarak hayata ve ülkeye bakış açısı, bence onu edebiyatımız nazarında çok mühim kılıyor. 

Külliyatından ikinci seçimim ise "Kozmopolitler" adlı kitabı oldu. Geç de olsa kendisi ile tanıştığım için pek mutlu ve şanslı sayıyorum kendimi. 

Kendisinin eserleri Oğlak Yayınları tarafından basılıyor. Aynı zamanda filmde Seniha karakterini canlandıran Nergiz Öztürk, Antalya Altın Portakal Film Festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünün sahibi olmuştu. Filmi izlemeden önce eseri okumuş olsaydım, kesinlikle Nergiz Öztürk'ün canlandırdığı gibi bir Seniha tasavvur ederdim zihnimde. Sözün özü, dev bir eser ve başarılı bir film.