notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2018 Cumartesi

Kış Gecesi Notları

Bu hafta sonu iki gün tatil yapma şansı yakaladım, bunu da bir güzel evin tadını çıkararak değerlendiriyorum. Öğlene kadar uyudum, bolca okudum ve kahvemi yudumladım. Hepsi çok iyi geldi. İstanbul'da soğuklar kendini hissettirmeye başladı, bunu ancak evin içerisinde ayaklarım üşümeye başlayınca anlıyorum. Anneme, bir hastane arkadaşı tarafından hediye edilen patikleri giydim, sıcacık uzandım koltukta. Kış battaniyemi de çıkardım, kitap okurken dizlerime örtüyorum. Sanırım yaşlandığımda da bu tablo hiç değişmeyecek. 

Bugün annem ile çayımızı demleyip klasiklerden bir yeşilçam filmi izledik. Eski İstanbul, vapurlar, trenler, mütevazı yaşamlar, her izleyişimde hayran kalıyorum. 

İki haftadır Tolstoy okuyorum, Rus edebiyatına olan merakım beni sarıp sarmalıyor. Bir iki gündür Ahmet Hamdi Tanpınar'a bir özlem var içimde. Sanırım Dostoyevski'ye geçmeden uzun süren bir Tanpınar yolculuğuna çıkacağım yine. Hazır İstanbul yapraklarını dökmüşken ve ruhum şu sıralar oldukça sakinken... 

Saat neredeyse sabah üçe gelecek, uyku da bastırdı. Yeni bir sabaha uyanacağım yeni bir uykuya yatma vakti geldi, bir başka kış gecesinde görüşmek üzere o halde. 

16 Ocak 2018 Salı

Nahid Sırrı Örik: İstanbul Yazıları


Türk edebiyatının en çok takdir ettiğim, metinlerini okumaktan haz aldığım ve buna mukabil muvaffak olduğum kalemlerinden biri Nahid Sırrı Örik'tir. Hakkını bir türlü tam olarak teslim edemediğimiz için derin bir üzüntü duymaktayım.  

Buraya, daha önceki yazılarımda Nahid Sırrı hakkında anekdotlar düşmüştüm. Pek çoğumuz gibi benim de kendisi ile tanışmam, Zeki Demirkubuz'un "Kıskanmak" adlı filmi ile oldu. Metnin Nahid Sırrı Örik'e ait olduğunu öğrenince kendisine olan ilgim günden güne artmaya başladı. Eserlerini okumaya, ardından kitaplığımın güzide bir köşesini kendisine ayırmaya başladım. "Sultan Hamid Düşerken" isimli metni de sinemaya uyarlanmıştı. Bir dönem özel televizyon kanallarının birinde, "Eve Düşen Yıldırım" adlı öyküsünün diziye uyarlandığını gördüm. Bunun dışında televizyon ve sinemaya uyarlanan bir eseri mevcut değil sanıyorum. 

Nahid Sırrı yalnızca roman ve öykü dallarında çalışmış bir kalem değil, hatıra-gezi yazısı türlerinde metinleri de mevcut. Uzunca bir süre Tanin Gazetesinde çeşitli yazılar kaleme almış. Türk Tarih Kurumu, 2011 yılında Nahid Sırrı'nın Tanin Gazetesi başta olmak üzere çeşitli mecralarda kaleme aldığı İstanbul yazılarını bir kitap haline getirmiş. Büyük bir merak ve şevk ile okudum eseri. 

1930'lu ve 1940'lı yıllardaki İstanbul'un çehresini anlatan yazar, İstanbul'u bir seyyah gözü ile aktarıyor. Hem kendi anıları hem de İstanbul'a dair çeşitli gözlemleri ve projeleri var Nahid Sırrı'nın. Bir yazıda karşımıza Sait Faik, başka bir yazıda Cemil Topuzlu, Lütfi Kırdar çıkıveriyor. Eski İstanbul'a ait ne varsa, Nahid Sırrı hepsini renkli ve eleştirel bir pencereden izleyerek aktarıyor. 

Eserin giriş kısmında Bahriye Çeri tarafından kaleme alınan bir yazı var. Onu mutlaka okuyun derim. 

Eski İstanbul'u hep yabancı seyyahların izleklerinden okuduk, bildik. Edmondo de Amicis, Pierre Loti ve Lamartine gibi. Bu coğrafyanın yazarlarının gözlemleri, hatıraları ve değerlendirmeleri bir o kadar değerli diye düşünüyorum. Kesinlikle es geçmemeliyiz. 

17 Temmuz 2017 Pazartesi

Vüs'at O. Bener: Bay Muannit Sahtegi'nin Notları


bay muannit sahtegi'nin notları ile ilgili görsel sonucu
"Sevgili Feride,
Hangi anlamlı boşluğa kefen biçmeye kalkışılıyor söyler misin bana? Kuşkum kalmadı. Tüm doluluk uğraşları apaydın, göz kamaştırıcı hiçliğin yüce pırıltısını, aydınlığını görmezden gelmeye yönelik. 
Saçmalık saydığımız davranışlarımızı bilgelikle eşdeğer tutup durmuyor muyuz? Özgürlüğün tutsaklık, tutsaklığın özgürlükle kesiştiğini kavrayabilmek, acıların ulaşılmaz sınır taşı olmalı."

Yaz seçkimin altıncı kitabında bana yine Vüs'at O. Bener yarenlik etti. Verimli bir gündü, iki Bener kitabı duygularıma gömüldü. Bay Muannit Sahtegi'nin Notları bir roman. Orhan Koçak eser hakkında şunları söylüyor: "Kendi yaşamını otobiyografi biçimine sahip bir kurmaca olarak mı sunuyordur Bener, yoksa otobiyografiyi andıran bir kurmaca mı yazıyordur? Muannit'te belli değildir bu."

Muannit, Fatoş ve aralarındaki ince bağ. Biraz eskimişlik biraz da tepelerden esen bir yel sanki ikisinin de başında. Biri diğerinden uzakta biri diğerine oldukça yakın, soğuk memleketlerden telefonlaşmalar, sigaralar, devrilen içkiler, yazmak uğraşı, bir yerlerden tutunmak elden düşmeyen otobiyografik notlara. Hepsi Muannit Beyi anlatıyor, her bir sözcük onun çehresinde barınıyor. 

Teşekkürler Bener, edebiyatın ve varlığın için.