mart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2019 Cumartesi

21 Mart

Bu seneki not defterimi karıştırdım biraz. Çöpe gidecek. Canımın sıkıldığı ve derin düşüncelere daldığım boş derslerimin birinde bir şeyler karalamışım. Buraya not düşmek istedim. 

"Hırs, ölümden korkmaktır. Hırsın, ölümsüz olma isteği ile yakından bir ilişkisi vardır. Hırslı insan ölümü yadsır, ölüm anı yaklaşana kadar onu bertaraf eder. Yarışır, kovalar, koşar, kendini heder eder. Tüm bunların fazlalığı ölüm korkusu ile bağlantılıdır. Kişi, ölümden korktuğu oranda yaşama tutunur. İnsanı yaşar kılan ölüm korkusu ve belirsizliktir. Ölümden ne kadar korkarsanız o kadar çok yaşama uğraşı edinirsiniz. Kurslar, sevgililer, eşler, okullar, mevkiler, evler, arabalar, şirketler, kıyafetler, lüks yaşamlar ve daha fazla şey isterler. Hayatın beyhude olduğunun farkına varan insan bilinçli insandır. Her şeyi gözlemleme ve sağaltma yeteneğine sahiptir. Tüm bunların farkında olduğu ve bir çözüm bulamadığı için sürekli sıkılır, daha farklı bir yol arar. Hayattaki dertleri ve idealleri farklıdır."

"Türlü hesaplar peşinde insanoğlu, tek dertleri kendileri, hep başkalarının önünde olmak niyetindeler. İncelik kalmadı. İnsanlar, inceldikleri yerden koparıldılar. Ziyan olmuş ölümlü hayat her birimize. Dışarıda düşlenen ağustos böceklerine aldırmaksızın, makus talihini yenmeye çalışanların gözleri diğerlerinin gözlerinde. Bazen sıyrılmak istiyorum aralarından, hiç aralarında olmamak. Bırakıp gideyim her şeyi, bir sondan diğer sona doğru. Bir yaşam daha yok önümde, sonlu hayat zamanımızdan hız çalarak ilerliyor. Niçin bu kadar hırslılar? Her dakika paradan konuşuyorlar, her dakika zengin olmaktan bahsediyorlar. Nedir parada onları böylesine çeken şey? Sırrın kendisinden haberdar olmak bu kadar mı zor? Yaşamın bana sundukları ile yetiniyorum da; sanki yaşayacak hiçbir şey kalmadı önümde. Tek isteğim biraz daha derine doğru yüzüp ardından yüzmeyi bırakmak."

Böyle işte. 

20 Mart 2019 Çarşamba

Aylardan Mart

Ruh halim sürekli gelgitli, sanırım bir sevgilim olsa bu dengesiz durumuma hiç katlanamazdı. Burçlardan falan da anlamam lakin terazi burcu olmanın dengeli olmakla bir ilişkisi olmasa gerek. Yine üzerimde bir halsizlik, okuldan gelince öylece kıyafetlerimle battaniyeye sarınıp gece yarısına kadar uzanıyorum.

Mart ayı boyunca da hiç kitap okuyamadım. 12 Mart ve 18 Mart tören hazırlıklarında çok yoruldum ve vaktim hep koşturmaca ile geçti. Dün çok sevdiğim filmlerden biri olan A Single Man'in müziklerini dinledim. Aynı zamanda edebiyat tarihi içerisinde en sevdiğim metindir Tek Başına Bir Adam. Yıllar evvel Metis Yayınları basıyordu artık Yapı Kredi Yayınları basıyor. Memleketteki evimizde Metis Yayınlarından aldığım bir baskı var. Kısmet olur da bu yaz gidebilirsek yanıma alacağım. Film müzikleri aklıma klasik eserleri getirdi yine. Daha evvel BBC'de mini dizisini izlediğim fakat kitabını okumadığım Jane Eyre adlı yapıtı sipariş ettim. Yanında da Uğultulu Tepeleri. Sanırım Rus edebiyatından sonra İngiliz edebiyatı dönemi başlıyor benim için. 

Aslında tarih ve sosyoloji ile ilgili eserler de okumak istiyorum. Lakin her insanın bir ilgi alanı vardır, örneğin sosyoloji ve psikolojiye dair ne kadar çok şey okursam okuyayım zihnimden pek çoğu uçup gidiyor. İçlerinde bir edebiyat öyle değil, tüm hikaye tüm kurgu zihnimde olanca canlılığı ile uzun süreler geçse dahi dans edebiliyor. 

Bu cansız durumum ne olacak bilemiyorum, birkaç gündür tek yaptığım şey defterime bir sürü okuma listesi çıkartmak. Kitaplar masamda çoğalınca da rahatsız oluyorum ve her birini hediye ediyorum, okula bağışlıyorum. Bazen de ruh halimden ciddi anlamda sıkılıyorum, tüm yaşantım ev. Aslında böyle olmasından mutluyum da, bir garip ruh hali. İşten eve gelince yorgun olduğum için bir şeyler yapasım gelmiyor. Yine de kendime haksızlık etmeyeyim, hiçbir eğitim almamış olmama rağmen kara kalem çalışmalarına başladım ve çizimlerim birkaç arkadaşım tarafından çok beğenildi, esasen ben de çok beğendim. Bir şeyler çizip duruyorum işte. Sulu boyaya başlamak niyetim var, ona da artık yeni bir eve geçip düzen kurunca başlarım diyorum. Odanın birinde yalnızca çalışma masam var hala, bomboş. Bu sene bir düzen kuramadığımız için böyle oldu, şu evden çıkınca istediğim şeyleri daha rahat yapabilirim diye düşünüyorum. Çünkü beni mutlu eden en önemli mekan ev. Evin içi yaşanılası bir yer olmadığı için bu senem pek de iyi geçmiyor. 

Hala okul kıyafetlerimi çıkartmadım, kravatım bile kocaman bir şekilde boynumda asılı duruyor, yatarken çıkaracağım sanırım. Biraz müzik dinleyip tekrar kanepeye döneyim ve uzun uzun tavana bakayım diyorum. Evet, bakayım. 

1 Mart 2018 Perşembe

Mart Kitapları

Geçtiğimiz iki ay boyunca Rus edebiyatının klasik metinlerini okudum. Epey keyif aldığımı söylemem gerekir. Bir yandan da Rus tarihi çalışmak istiyordum lakin bu konuda pek muvaffak olamadım. Rus tarihi biraz daha bekleyecek sanırım. 

Mart ayı gelmişken kendime Türk edebiyatı seçkisi oluşturmak istedim. Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Fakir Baykurt, Necati Cumalı, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halid Karay ve Kemal Tahir metinlerinin bir kısmını okumak niyetindeyim. 

Uzun yıllardır Batı edebiyatı yani çeviri edebiyat ile besleniyorum. Bu geleneği birkaç ay önce Sait Faik ile bozmuştum. Geçen yıl ise Füruzan, Vüsat O. Bener, Bilge Karasu, Tomris Uyar ve Yusuf Atılgan ile seyreden bir okuma serüvenim oldu. Akabinde Oğuz Atay, Şule Gürbüz, Hasan Ali Toptaş ve Sevgi Soysal geldi. 

Edebi metinlerin yanında şu sıralar yine insan ruhuna merak saldığım için yeni keşiflerde bulundum. İtalyan psikiyatrist ve öğretmen Borgna'nın Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan "Ruhun Yalnızlığı" ve "Bekleyiş ve Umut" adlı eserlerini aldım. Bölüm bölüm onları da okumaktayım. Belki başka bir yazıda bu kitapları ayrı ayrı tanıtırım. 

Bugün de yine Yapı Kredi Yayınlarından çıkan, Claude Levi Strauss'un "Hüzünlü Dönenceler" isimli metnini aldım. Ercan Kesal bir video röportajında tavsiye etmişti bu metni. İlk kez antropolojiye giriş yapmış olacağım. 

Bir hafta-on gün kadar süren nekahet döneminden sonra tekrar okumaya başlıyorum. Diğer türlüsü bana hiç mi hiç iyi gelmiyor zira. O vakit Mart okumalarım başlasın efendim.