"Bizde itiraf yoktur.
Bizde itiraf eden huzur bulmaz.
Bizde itiraf demek, suçumuzun her bir ayrıntısının hücrelerimize yapışması demektir.
Biz itiraf edersek unutamayız.
Biz oysa unutmak isteriz, olmamış gibi yapmak.
Biz mecbur kalırsak tövbe ederiz hemen ardından unutmak için, suçumuzu da öyle fazla sayıp dökmeden üstelik (Allah biliyor nasıl olsa, ayrıntılarla onu meşgul etmeye ne lüzum var?)
Bizim tarihimiz unutarak gömdüğümüz günahlarımızın tarihidir. Kurcalayıp durmayın. Eski defterleri açmanın ne faydası var canım?
Biz dolaylı insanlarız, bizde yalanlar ve gerçekler arabesk motifler gibi iç içe geçe.
Bizim milli ikilimiz Suç ve Ceza değildir.
Bizim milli ikilimiz Suç ve Nisyan'dır."
kadının etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadının etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Kasım 2016 Pazartesi
1 Nisan 2013 Pazartesi
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
"...çünkü yeryüzünde hiçbir şey kuytuluklardaki bir çocuğun fark edilmeyen sevgisiyle karşılaştırılamaz;çünkü bu sevgi,yetişkin bir kadının tutkulu ve bilinçaltında hep talep eden aşkının hiçbir zaman olamayacağı kadar umarsız,kendini karşısındakine hizmet etmeye adayan,boyun eğen,hep pusuda yatan ve tutkuyla yoğrulmuş bir sevgidir."
Stefan Zweig'in bu uzun öyküsünü İş Bankası Kültür Yayınlarından okudum.Bilinmeyen,ismi olmayan bir kadının,kendisini fark etmeyen bir adama aşkını anlatan bir öykü bu.Etkilenmemek elde değil.Defalarca zihnimde çevirip durdum öyküyü,nasıl yazıldığını nasıl bir aşkı tarif ettiğini idrak etmeye çalıştım.Gerçek aşk bu mudur yoksa o da bize öğretilen şeyler arasında solup giden,anlamını yitiren bir olgu mudur içimde hala bu tartışmayı sürdürmekteyim.
Öykünün çok yoğun bir anlatımı var bu yüzden hafif ışıklı ve sessiz bir ortamda okunması gerektiğini düşünüyorum.Nedendir bilmem,kitabı okurken zihnimin zemininde Dalida'nın Bang Bang'i çaldı hep.Çok yakıştığını düşünüyorum öyküye.
Kitabın bitiminde ise Ahmet Cemal'in kaleme aldığı "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ya da Aşkın Psikolojisi" adlı bir sonsöz var.Öykü hakkında güzel bir sonsöz olduğunu düşünüyorum,okunmalı.
17 Mart 2013 Pazar
Bir Kadının Yirmidört Saati
"Gösterişli bir tavırla ismini ruh ya da düşünce koyduğumuz,duygu ve acı dediğimiz şeylerin ne kadar zayıf,ne kadar alçak ve ödlek şeyler olduğunu korkuyla hissediyorum:Onlar ki,sınıra vardıklarında da,acılı beyni,azapla kıvranan teni büsbütün yok etme konusunda güçsüzdür.Kan her şeye rağmen damarlarda devinmeye;insan da öylesi anlardan sonra -devrilen bir ağaç gibi ölüp gideceğine- yaşamayı sürdürür."
Stefan Zweig
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

