3 Şubat 2019 Pazar

Ertesi

Tatil bitti, yarın yeni bir döneme başlıyoruz. Esasen bir hafta olmasına rağmen bana en az iki hafta gibi geldi. Tatilde sevdiğim bazı arkadaşlarımla görüştüm, sık sık tarihi yarımadayı ziyaret ettim. Bol bol kitap alıp okudum, annemle gezdim. Bu kısa sürede epey beslenmeye çalıştım. Lakin yine de iyi bir motivasyona sahip değilim. Nedense bu akşam içim biraz buruk, yarın çalışmaya başlayacağım diye mi yoksa tekrar bu kaosa geri dönüyorum diye mi bilemiyorum. 

Biraz kaygı problemim var sanırım, bunu annem de fark ediyor. Bazı rutinlerim var ve bu rutinlerimi yerine getiremediğim zaman çok yoğun olmamakla birlikte bir kaygı duyuyorum. Zaman zaman bulunduğum mekanları terk ettiğim olmuştur, aniden. Zihnim bazen bazı yerlerde bulunmamam gerektiğini söylüyor ve ben bir çabuk eve geri dönüyorum. Çok abartılacak bir durumda değil bu, fakat yine de bazı şeylere dair kaygılar var içimde. 

İnsanoğlu ne kadar garip, kendimizi dahi çözümleyemiyoruz. 
Malumunuz Dostoyevski külliyatını bitirmeye karar verdim. Üç eserini bitirdim, şu an dördüncüdeyim. İlk gençlik yıllarımda çok fazla eser okudum, bir hızla, senelerce. Merak ettiğim ve okumak istediğim kitap sayısı çok fazla değil artık. Zaten günceli takip etmeme kararı aldım birkaç ay önce. Okumak istediğim bu az miktar eseri de önümüzdeki yıllara yayarak, geniş geniş okumak istiyorum. Bu sefer acele etmeden, zamanı kovalamadan. 

Bu tatilde kuzenim ile görüştüm. Bir akşam onlarda konakladım. O da öğretmen benim gibi, çok okur, çok düşünür. Onun psikolog çıkışına randevulaştık, uzun süredir Mecidiyeköy'e gitmemiştim. Orayı hala hiç sevmediğimi fark ettim bir kez daha, çok çirkin, çok kaotik. Birer kadeh şarap içtik, gece yarısının nasıl geldiğini fark etmedim. Sonra da onlara geçtik birlikte. Sabaha kadar sohbet edip; bilim, sanat ve dünyamız üzerine konuştuk.

Geçip giden zamana eş, bir başka güne uyanmak üzere herkese iyi geceler diliyorum. 
Sürsün şubat'ın sıcak kışı. 

Hiç yorum yok: