23 Şubat 2017 Perşembe

Engin Geçtan: Zamane

Bir süredir yalnızca Engin Geçtan okuyorum. Genelde sevdiğim, kanıksadığım yazarların kitaplarını ardı ardına okumak gibi bir huyum var. Bu; Ahmed Hamdi Tanpınar, Yalçın Tosun ve Gündüz Vassaf için de böyle olmuştu. 

Geçtiğimiz hafta Beyoğlu'nda yer alan Metis Yayınevini ziyaret ettim. Bir süredir internetten kitap alışverişi yapmıyorum, böyle bir karar aldım. Almak istediğim kitaplarla yakından haşır neşir olmak ve kalabalıklar arasına karışıp farklı yayınevlerini tanıyor olmak çok daha anlamlı gelmeye başladı bana. 
Geçtiğimiz yaz tatilinde tanıştım Engin Geçtan ile, "İnsan Olmak" adlı kitabını otobüs garından tutun da sahile kadar hiç elimden bırakmadan, notlar alarak okudum. Ardından "Hayat" adlı kitabı geldi, geçen hafta ise "Varoluş ve Psikiyatri" adlı kitabını okuyup bitirdim. Bu yazımda kısaca "Zamane" adlı kitabından bahsetmek istiyorum. 

Öncelikle niçin psikiyatriye ilgi duyuyorum bunu açıklamak isterim. Öğretmen oluşum bunda çok etkili, öğrendiklerim ile öğrencilerimi keşfetme imkanı buluyorum. Bu hem onların sorunlarının çözümü için hem de benim mesleki gelişimim için oldukça önemli. Bir başka neden ise sorunlu bir aile geçmişimizin olması. Sürekli kendimi ve dünyayı tanımaya çalışıyorum, hatta bunu bir uğraş haline getirdim desem yanlış olmaz. Son bir yıldır kişisel olarak psikanaliz, psikanaliz ve sanat üzerine bazı okumalar yapıyorum. Bu alanda belirli bir enformasyonum olmamasına rağmen genel geçer şeyleri öğrenmek bile beni tatmin ediyor. Öğrendiklerimden yola çıkarak kendimi ve etrafımdaki insanları anlamaya çalışıyorum, tabii ki onlara kendimce teşhisler koymadan tamamen içsel yorumlarımla. 

Engin Geçtan'ı keşfedene kadar zihnim karmaşıktı. Çünkü psikoloji ve psikanaliz ağır bilgiler içeren alanlar, özellikle alan dışı iseniz anlamakta güçlük çekmeniz olası. Ben de güçlük çektim. Fakat Engin Geçtan'ın dili oldukça sade. Kitaplarını, alan dışı her okuyucunun anlayabileceğini düşünüyorum. Üstelik kendisini her okuyuşumda kendimi ilginç bir şekilde çok hafif hissediyorum. Günlük rutinimde epey telaşlı, kurallarına sıkı sıkıya bağlı ve esnek olamayan bir insanım. Engin Geçtan'ın kitaplarını elime aldığım an ve kapağını kapadığım an arasında geçen zamanı asla fark etmiyorum, üstelik kitabı bitirdikten sonra yaşadığım dinginliği tarif etmem mümkün değil. Öyle güzel, öyle hafif. 

Zamane, pek çok başlık altında toplanmış çeşitli konular içeren ve bu konular ile ilgili temel çerçeve içindeki bilgileri gayet kolay anlayıp yorumlayabileceğiniz bir kitap. Kitabın içerisinde insan olmaya dair her şeyi bulacaksınız. Bunun dışında Engin Bey'in mesleki deneyimleri, ülkemizin ve dünyanın içerisinde bulunduğu durumlar, tabu konular, çocukluk yaşantılarımız ve şimdimiz... 

Bir iki gün sürecek yoğun işlerimi bitirdikten sonra "Kimbilir?" adlı kitabına başlayacağım. Şu kaosun içinde kendimizi biraz olsun hafif hissedebilmeye fazlasıyla ihtiyacımız var öyle değil mi? Emeği ve alandaki bilgi birikimi için Engin Geçtan'a sonsuz teşekkürlerimi ileterek yazımı noktalayayım, herkese hafif günler dilerim. 

2 yorum:

Deola dedi ki...

Merhaba, kızarmış palamutun kokusu kitabına başlayıp bırakmıştım. Yazın sayesinde okumaya tekrar başlayacağım. Bunun için teşekkür ederim :)

Beyaz Çiklet dedi ki...

Deola;)

Rica ederim, ben de Engin Geçtan'ın alan kitaplarını okuduğum için henüz bir romanını okumadım. En yakın zamanda ben de Kızarmış Palamut'un Kokusu'nu alıp okuyayım :)