3 Temmuz 2009 Cuma

Momo Mumu Mimi



Zamanla olgunlaşan bir meyve gibi hissediyorum kendimi.Histerik duyguların ötesinde,ateş pare kıvılcımlar satıyorum sanki ve başlıyorum itiraflara.


Evet,ben manyak derecede Paramore ve punk rock hastasıyım.Hatta daha önceki yazılarımın birinde de bahsettiğim gibi,bir rock yıldızı olmayı hayal ederdim.Ve fiziğim düzgün olduğu için belki ileride bir mankenlik ajansına ya da yarışmaya başvurabilirim:)


Sonra;düşünüyorum ve şu geliyor aklıma,komşunun oğlunun yeni terliğini makasla ben kestim ve diğer yaramaz çocuktan buldular…Benim yeni terliklerimle düşüp,terliklerimi parçalamak neymiş gördü.Tamam kötü ama;o terlikleri ben çok seviyordum.


Lisede ilk kopya girişimimde yakalandım.Hem de “Girişimcilik” dersinde.


Minyatürk’de çocukları gezdiren portatif,minik trene bindik arkadaşımla birlikte.O anları hiç unutmayacağım.Yeditepe’ye geziye gittiğimiz sıradaydı.Müthiş anlardı…


Migros çıkışında çok güzel bir salsa parçası çalıyordu ve biz Nazi ile birlikte salsa yaparak çıkarken önümüzdeki teyzelerin bizi hayretli izleyişlerine maruz kaldık vesselam.


Kocaman alışveriş merkezleri,aslında hem en nefret ettiğim yerler hem de en eğlendiğim yerlerdir.Nefret ederim çünkü çok pahalıdırlar waikiki hariç;hem de hiçbir şey alamadan çıkılır genelde.En eğlenceli yönü ise kocamandırlar ve doyasıya koşarsınız.İşte biz de elimizde poşetler 5 kişilik bir orduyla tuvalet sırası için koşarken en eğlendiğim zamanlardı.Müthişti ama,çılgınlık bu ya,ben sessiz görünüp biraz uyanık olan tiplerdenim galiba.Bu tanımı da yeni keşfettim kendim için;


Bu en tırstığım itiraf,derste hocanın masasına zeytin çekirdeği koymuştum.Allah’tan sonra konu kapandı yoksa disipline kadar gidebilirdim vallahi.Artık okul bitti nasıl olsa,ama hala hangi ders olduğunu söyleyemeyeceğim,deşifre olmasını istemiyorum.


Bendekiler çocukça itiraflardı sanırım,yaşım gereği olsa gerek,o kadar çok macera yaşadım ki şuan aklıma bunlar geldi,her seferinde de daha genç olduğumu vurgulamasam olmaz sanki,densizlik benimkisi canım.Ah,şimdi televizyonda “Perihan Abla” olsaydı ne de çok eğlenirdim.Bu arada “Vivabella” çok güzeldi Balıkesir!

Şimdi geldi aklıma,kuzenimin mezuniyetinde şu üstte adı geçen parkta oturuyorduk ve biri poşetini unutmuş.İçinden bir şapka,açılmamış bir su ve dolu dürüm çıktı,hem de yumuşacık; ben yemedim ama bizimkiler götürdü dürümleri.Afiyet olsun;sahibi affeylesin,helal etsin inşallah:)


Teşekkürler “wakan tanka”.



6 yorum:

MOMOL dedi ki...

girişimcilik dersinde kopya girişiminde bulunmak :) :)
güzel yazı b.çiklet :)

wakan tanka dedi ki...

18 yaşında minyatürk'teki trene binen tek genç ben ve benim aklı bir karış havada arkadaş grubumun olduğunu zannediyorum.
Bir kere de değil hem de üst üste iki kere binmiştik :D

sevindim başkalarıda varmışş =)

Beyaz Çiklet dedi ki...

Momol;
Evet güzel bir tevriye oldu doğrusu:)
Wakan tanka;
Ben de iki kere bindim ama çaktırmadan bir dedim:)

Ela'dan Mektup dedi ki...

Yazılarını okurken eğleniyorum ben valla:=)
Ve sana bişey söyliyim mi benimde tek hayalim rock yıldızı olmaktı. Hala da vazgeçmiş değilim:)))

Beyaz Çiklet dedi ki...

Ben de vazgeçmedim doğrusu;sadece biraz erteledim.Tabii,biraz da ses eğitimi almam lazım:)En büyük hayalim ise Paramore ile sahneye çıkmak:)

Adsız dedi ki...

:):) f.e.