times etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
times etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2017 Cuma

Paramore: Hard Times

paramore hard times ile ilgili görsel sonucu

Uzun bir aradan sonra Paramore "Hard Times" isimli çalışmaları ile geri döndü. Dün youtube ana sayfamda görünce çocuklar gibi sevindim. Yıllar Paramore'u biraz pop rock çizgisine itti. Grup elemanlarından ayrılanlar oldu ama yollarına güzel bir çizgide devam ettiklerini düşünüyorum. Hala büyük bir heyecanla dinliyorum. Lise yıllarımdan gelen bir gönül bağımız var. 

Hayley Williams ışığı olan bir solist. Hard Times'ı ilk kez dinlediğimde biraz yadırgadığımı itiraf etmeliyim. Ardından birkaç kez daha dinledim ve kulağa oldukça hoş geliyor, eğlenceli bir şarkı. Aynı zamanda şarkıda Zac Farro'nun da izlerini görüyorum. Paramore'a geri mi döndü bilemiyorum ama kendisini görmek beni çok mutlu etti. Tabii gözler gitarda Jeremy Davis'i aramadı değil. 

Nitekim ben çalışmayı çok sevdim, Paramore'un müziği bir değişim halinde. Bence güzel bir seyir izliyorlar, Hard Times'ı dinleme devam. Geriye 12 Mayıs'ta çıkacak olan yeni albümü beklemek kalıyor. Tüm albümü dinleyip yine ufak bir değerlendirme yaparım. Şimdi şarkının tadını çıkarma zamanı. 

17 Ekim 2015 Cumartesi

Ransom Riggs: Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları

Benim ağır edebiyat diye nitelendirdiğim, kendime ait bir yazınsal türüm var. Literatürde belki klasik olarak tabir ediliyor olabilir. Klasiği ve moderni birbirine bağlayan, aynı zamanda bir şeyler anlatma derdi olan kitapları seviyorum. Arada ise fantastik okuyorum. Ne zaman mı? Hayat beni yorduğunda, tez ve makale yazmaktan sıkıldığımda ve çalışmaktan bitkin düştüğümde. Bu ruh hali içerisinde; Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları'nı aldım. 

Öncelikle belirtmek isterim ki; kitap oldukça kaliteli basılmış, cildi de harika. İlk görüşte kendini sevdiriyor. Kitabın içerisinde; Peregrine'in Yetimhanesinde yaşayan çocuklara ait fotoğraflar var. Hepsi birbirinden ilginç ve ürkütücü. Fotoğraflar kitabın içerisine güzel harmanlanmış. 
Elimizdeki fantastik kitap; Bayan Peregrine isimli bir müdirenin yönetimindeki bir yatılı okulu anlatıyor. Bu yatılı okulda zaman farklı bir döngü içerisinde. Kısaca belirtmem gerekirse kimse yaşlanmıyor ve aslında her gün aynı zaman dilimi ve aynı rutin yaşanıyor. Biraz kapana kısılmış gibi herkes. Yetimhanede yaşayan çocukların hepsinin farklı farklı olağanüstü yetenekleri var. Onları normal insanlardan ayıran özellik de bu zaten. Tıpkı Harry Potter'daki büyücüleri muggle'lardan ayıran özellikler gibi. Kitabı okurken yer yer; bu yeteneklerden birine sahip olmayı hayal etmeniz olası. 

Kitabın akıcı bir dili var; fantastik hayranı gençlerin kitabı seveceklerini düşünüyorum. Aynı zamanda yetişkinler için de okunabilirliği olan bir kitap. Ama kitabı okumadan önce zihninizde abartmayın derim. Bazı sözlüklerde ve sitelerde okuduğum kadarı ile kitap Harry Potter serisi ile kıyaslanmış. Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları kesinlikle bir Harry Potter olamaz. Bunu kabul etmemiz gerekir. Bakalım ikinci kitapta Jacob ve bizi neler bekliyor olacak. Merakta kalın. 

7 Ekim 2010 Perşembe

The Hard Times Of B.Ç.

Kredimi aldım bugün.Ve de bi tanecik bursum var onu da aldım.Üniversitede kısmı zamanlı çalışmak için iş başvurusu yaptım.Kütüphanede,kreşte ya da bilgisayar labaratuvarında iş veriyorlarmış.Az çalışma saatlerine karşılık iyi de para veriyorlar.Çok işime yarar.İkinci dönem gerçekleştirmek istediğim kurs planlarım var.Ve de yazın ehliyet almak istiyorum.Bunlar gibi bi ton şey düşünüyorum daha.Kendim ve geleceğim hakkında.Burada yani,yurtta ve üniversitede bi sürü örneği var.Anadolu'dan sırf okumak için gelmiş,hergün üzerinde aynı kıyafetlerle gezinen ve ailesinin gönderdiği parayla kıt kanaat geçinen çocuklar var.Bi çok şey paylaşıyorum onlarla.Görüyorum ki herkesten daha gururlu ve daha ahlaklılar.Tek dertleri okumak,öğretmen olmak ve bunun gibi şeyler.

Bi kaç film almayı tasarlıyorum.Bi tane de kitap alırım kendime okumak için.Ardından çamaşırlarımı temizlemeye vermeliyim.Üzerime bi şeyler almak niyetindeyim ki giyinmeyi çok seven bi insanım.Yiyecek bi şeyler alırım belki,ya da haftasonu hallederim onları.
Geçen geziye katıldım.Burada bi antik kent var.Akın akın turist gelmekte.Orayı ziyaret ettik biz de.Elin turisti nerelerden geliyor biz dibimizde parasızlıktan gidemiyoruz.Adalete inanıyorum gerçekten (!)

İkinci sınıfa geçtim,mesleğimi seviyorum.Fakat benim içimde hep sanatla ilgili bi şeyler yapmak fikri vardır.Malum sanat pek karın doyurmuyor.Ya da kişinin kendisini epeyce geliştirmesi gerekiyor ki bu da maddiyata dayanıyor.Edebiyatı çok severim örneğin.İyi dans ederim ama olanağım yok.Ya da bunun gibi şeyler.Bi gün ben de trende mirende bi yerlerde biri tarafından keşfedilmeyi bekliycem.Örneğin bi sinema filmi çekmek veya sinemada oynamak isterdim.İstanbul'da sinema tv okuyan bi arkadaşım var.Sözü var bana ilk filmini çekmeye yardıma gideceğim onun yanına.Hatta belki senaryo bile yazarım kim bilir.
İleride uzun beyaz sakallı,penceresinin önünde çiçek yetiştiren ve devamlı yazıp okuyan aynı zaten bari yaşlılığımda rahatıma bakayım.

Yeni bi diziye daha başladım."The Hard Times Of RJ Berger" diye bi şey.Komedi tarzı,ahlakın ucu kaçmış,içine erkeklerin çadır kurduğu sapıtık bi dizi işte.Ama eğlenceli.Belki ben de o kadar ahlaklı olmak istemezdim.Yani belki sapıtmak daha iyidir.Ama uygulama sıfır.Yani bilgisayar labaratuvarını geliştirmek yerine labaratuvarda para için çalışanlardan olmayı tercih ederdim.Evet sanırım ben de o ezik denen popüler olamayan tiplerdenim.Ama her zaman bi çekiciliğim vardır.. =P

Haa son olarak,bence dostluk denen bi kavram yok.Herkes arkadaş.Bi düşünün dostum dediğiniz insanı.Onla bi şeyler paylaşırken kendinizden ödün veriyorsunuz.Ya da yaptığı espriler iyi değil ama ayıp olmasın diye gülüyorsunuz.Durum böyleyse ortada kocaman bi ayıp var.Doğru acile!