oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2017 Çarşamba

Füruzan: Redife'ye Güzelleme

Redife'ye Güzelleme, Füruzan'ın "Kuşatma" adlı öykü kitabındaki öykülerden biri. Öyküyü, Kasım 1971 yılında kaleme almış Füruzan. 12 Eylül 1980 yılında ise bu öyküden yola çıkarak müzikli bir oyun yazmış. Oyun da Yapı Kredi Yayınları tarafından kitaplaştırılmış. Keyif alarak okudum, öykü de zihnimde olduğu için okumak çok daha keyifli hale geldi. Üstelik hemen hemen ilk kez bir oyun okudum diyebilirim. Güzel bir deneyimdi. 

"Nasılsın doğanın ak gülü; 
Gene türküler söylüyor musun sürüler dönerken?
Gene elinde danteller çardakların altında
Sevgiler, antlar, düşler işliyor musun?"

11 Aralık 2016 Pazar

Antabus












Leyla Taşçı, kadın. İstanbul'un kenar mahallelerinden birinde unutulmuş, hor görülmüş, daha doğrusu yalnızca ailesi değil, kadın olduğu için tümden ülke, tümden dünya unutmuş Leyla'yı. Sonra Leyla hayatı bir masala dönüşsün istemiş, Ömer'e aşık olmuş, Ömer alacağını alıp Leyla'yı ortada bırakmış, hiç de öyle televizyonlarda gördüğü gibi değilmiş aşk, bildiği her şeyi televizyondan öğrenmiş ortacı Leyla, sonra abi dediği bir adamın tecavüzüne uğramış, lal olmuş, lal olmak zorunda kalmış, kimseye bir şeyler diyememiş, bir tek o parktaki, o heykel adama anlatmış, onu öpmüş hatta, onunla uzun uzun öpüşmüş, sonra Leyla'yı evlendirmişler, zorla, kim alacak seni demişler, dul bir adama vermişler, adam alkolik, her allahın günü dövmüş Leyla'yı, Leyla direnmiş, bu kötü adamdan çocuğu olmasın diye her yolu denemiş, bari anası yanında olsun istemiş, o da kadındır demiş, anası babasının yanından ayrılmamış, Leyla'yı gerçek anlamda kimse sevmemiş, bir tek o parktaki heykel sevmiş, Leyla kimi zamanlar kadından bir heykele dönmüş, dönmüş kendi etrafında, bir yol aramış, bulur gibi olmuş bulamamış, üçüncü çocuğuna da hamile iken dünya yükü ağır gelmiş Leyla'ya ya da dünyanın yükünden daha ağırmış Leyla, çocukları, üzülmesin istemiş, hep onları düşünmüş, hani o televizyondaki mükemmel anneler var ya, sürekli doğuran, doğurdukları ile gurur duyan, çocuklarının psikolojisini düşünen, pozitif anneler, bir tek kendi evlatlarına duyarlı anneler, Leyla'yı duymayan, Leyla gibi kadınları duymayan anneler, kadınlar, erkekler, aileler, bekarlar, alt komşular, üst komşular, kenar mahalleliler, yüksek zümreler... Leyla kocasını öldürmüş, çocuklarını öldürmüş, kendini öldürmüş. Leyla dünya yükünden kurtulmuş ya da dünyanın yükünden daha ağırmış Leyla. 

Nihal Yalçın'a ve ekibine sevgilerle. Bizi muhteşem bir oyunun (gerçekliğin) içinde dört döndürdünüz. Var olsun sanatınız. 

4 Aralık 2015 Cuma

Radyo Tiyatroları














Eskiden, ben daha ilkokul çağlarındayken evimizde televizyon pek izlenmezdi. Annemin TRT amblemi olan bir radyosu vardı. Bir sürü kanalı çekerdi ve ben küçük bir radyonun içinden nasıl bir sürü sesin çıkabildiğine şaşar kalırdım. Haberleri oradan dinler, arkası yarın ve müzik programlarını oradan takip ederdik. En sevdiğim kısmı ise radyo tiyatroları idi. 

Annem özellikle elektriklerin kesik olduğu bazı akşamlarda mutfak masamızda bir mum yakardı. Kendine kocaman bir demlik çay koyar bana da bir bardak süt ısıtırdı. Geçerdik masanın başına, annem el örgüsünü eline alır ben de iki elimi yanaklarıma koyar radyo tiyatrosunun başlamasını beklerdim. Öyle çok heyecan duyardım ki bu durumdan, ağzım açık dinler kimi zaman sütümü bile içmeyi unuturdum. 

Bakıyorum da şimdi de evdeki hayat seyrimizde pek bir değişiklik yok. Yine televizyon açılmıyor ve yine biz günün önemli bir kısmında radyo dinliyoruz. Dünyayı, radyo ile kucaklamaya devam ediyoruz. 

Dün eskiyi yad etmek adına nostalji gecesi tertip ettik. Ben bir radyo tiyatrosu buldum geçmişten. Bir Ankara Radyosu oyunu: Saatli Maarif Takvimi. Hemen ışıkları kapadık ve evdeki mumları yaktık. Çay demlendi, içine çubuk tarçın atıldı. Annem örgü şişlerini eline aldı ve koltuğuna kuruldu. Ben de masanın başına geçip yine ellerimi yanaklarıma yasladım. 

Ruhumuz o kadar güzel dinlendi ki; bundan sonra haftanın belirli günlerinde radyo tiyatrosu geceleri yapmaya karar verdik. Tavsiyemdir, bir radyo tiyatrosu eşliğinde gecelerinize huzur ve sanat katın. 

3 Mayıs 2015 Pazar

Nice Yıllara
















Dün, sevdiğim bir arkadaşım ile birlikte İstanbul Devlet Tiyatroları Cevahir Sahnesinde idik. Tuncay Özinel'in kaleme aldığı Nice Yıllara isimli oyunu izledik. Tek kişilik bir oyun. Oyuncu ise Defne Yalnız. 

Zamanın önemli tiyatro sanatçılarından biri olan lakin artık şöhrete veda etmiş, yoksul ve yalnız bir kadını oynuyor Defne Yalnız. Yani Zerrin'i. Zerrin'in kendisi ile hesaplaşmalarını izliyoruz sahnede. Tiyatro aşkı oldukça güçlü. Yılların sahne tecrübesinin ardından tekrar sahnelere dönmek ve hatırlanmak istiyor. Evindeki telefon ile kurduğu bağ oldukça dramatik. 

Eserin içerisinde yer yer, çeşitli klasik oyunlardan da replikler duyuyoruz. Sanat camiasına göndermeler de mevcut. Oldukça naif göndermeler yapılmış. 

Çok başarılı buldum Defne Yalnız'ı bu oyunda. Emeği karşısında saygıyla eğiliyorum. Gitmek isteyenler için bilet fiyatlarını da hatırlatmamda fayda var. Devlet Tiyatrolarında öğrenci için 6 lira, tam için ise 10 lira tutarında bir fiyatlandırma var. Elzem olmayan pek çok şey için bu paraları harcıyoruz, tiyatro için de verebileceğimizi düşünüyorum. Oyunun içerisinde seyirci olarak yer almak bile çok keyifli. İyi seyirler dilerim.

18 Nisan 2015 Cumartesi

Şekerpare














Yıllardır, Yavuz Turgul'un en güzel eserlerinden biri olan Şekerpare'yi izlemekten hiç ama hiç usanmadık. Hala izler ve güleriz. Engin Alkan bu sefer Şekerpare'yi müzikal bir oyun şeklinde düzenleyip sahneye hazır hale getirdi. 

Dün Kağıthane Sadabad Şehir Tiyatroları Sahnesinde Şekerpare'yi izledim. İnanılmaz güzel bir iş çıkarmış Engin Alkan ve tabi ekip arkadaşları. Her bir sahnesi o kadar keyifliydi ki, oyunun bitiminde tüm salon ayakta alkışladık. Özellikle Engin Alkan'ın doğaçlama yaptığı bölümler herkesin çok hoşuna gitti. 

Kendinize muhakkak vakit yaratıp Şekerpare'yi izleyin derim.